(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by Fİ+IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪
>>> Hiphop Playlist <<<
Alper Ağa radyo kanallarını değiştirirken beş Türk’ün ateş saldırısında öldürüldüğünü duyar. Üçü çocuktur. Ardından “Cartel bir numara, en büyük” gelir. Cartel’in birinciliği ölüm haberinden önce kazanılmış bir başarıyı kutlamaz. Radyo tarafından sayıya çevrilen insanların kendi adlarını, seslerini ve sıralarını geri almalarını bildirir.
Bu sesin tarihsel zemini 30 Ekim 1961’de Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan işçi alımı anlaşmasıyla kuruldu. Alman ekonomisi işçiyi çağırdı; “Gastarbeiter” adı, işçiyi geçici misafir konumunda tuttu. Fabrika kalıcılaştı, aileler yerleşti, çocuklar Almanya’da büyüdü. “Ausländer” damgası yeni kuşakların üzerinde yaşamayı sürdürdü. “Kanake/Kanacke” insanı aşağı bir tipe çevirdi. “Kümmeltürke” onu yemeğine ve kokusuna indirdi. “Ölauge” gözünü, “Schwarzkopf” saçını ve başını hakarete dönüştürdü. “Scheißtürke”, “Türkenpack” ve “Knoblauchfresser” aynı kişiyi pislik, sürü ve koku olarak sınıflandırdı. İşçi göçünün geçicilik üzerine kurulmuş düzeni burada izlenebilir (🔗).
Bu kelimelerin taşıdığı şiddet 1990’ların başında ev yangınına dönüştü. Mölln’de Arslan ailesinin, Solingen’de Genç ailesinin evi yakıldı. Solingen saldırısında Saime Genç, Hülya Genç, Gülüstan Öztürk, Hatice Genç ve Gürsün İnce öldürüldü. Saime dört, Hülya dokuz, Gülüstan on iki yaşındaydı. Şarkının “beş Türk” ve “üç çocuk” sayıları bu katliamı taşır (🔗).
Aynı insan Türkiye’ye Alman plakalı otomobiliyle geldiğinde “Almancı” diye adlandırıldı. Otomobil, Almanya’da geçen çalışma yılını birkaç haftalık izinde görünür kılıyordu. Kaportanın arkasında fabrika, işçi yurdu, kira, vardiya ve aile birikimi bulunuyordu. Türkiye’deki hınç bu emeğin yerine arabanın fiyatını gördü; anahtarı boyaya bastırdı. Almanya’daki dazlak Türk’ü yaşadığı ülkeden kovdu. Sıladaki dazlak Almancının memleketindeki görünürlüğünü cezalandırdı. İki hareket aynı üyelik hükmünü uyguladı: Kişinin buradaki yeri dışarıdan verilecekti. Bu çift hıncın otomobil üzerindeki birleşmesi burada genişletilir (🔗).
“Cartel” bu sıkışmanın içinden bir dizi etkili fetiş çıkarır. Otomobil gerçekten itibar sağlar. Para gerçekten hareket alanı açar. “Türk” adı gerçekten dazlağın karşısında insanları toplar. Crew gerçekten sokakta koruma sağlar. Parti gerçekten yalnızlığı giderir. Cigaralık gerçekten birkaç saatlik rahatlama verir. Televizyon gerçekten uzak dünyaları eve taşır. Şiddet gerçekten saldırganı durdurabilir. Albümün sonraki parçaları bu etkileri silmek yerine her birinin örttüğü hesabı açacaktır.
İlk şarkı bütün bu hesapların düğümlerini önceden yerleştirir. “Yirmi beş”, önce otomobilin statüsünü, sonra uyuşturucu ölümlerine tanıklığı, ardından cinsel performans gösterisini ölçecektir. “Gel” emri Cartel’in, cigaralığın ve partinin rakip davetlerine dönüşecektir. “Çek” fiili saldıran eli durduracak, dumanı bedene sokacak, göçmeni memleketine kovacak ve otomobili sahneden çıkaracaktır. “Bir numara” sözü tekliği bırakıp birliğe, ardından “birimiz hepimiz” yeminine ilerleyecektir. “Kara kan”, kardeşlik sözüne dönüşecek; aynı kardeşliğin içinde Türk’ün Türk’ü vurduğu an yaşanacaktır. Gerçek ateş rap bombasına çevrilecek; rap bombası tokada, pençeye ve tetiğe yükselecek; “gereği yok” sözü bu kuvveti kardeş kazanma hedefine çevirecektir. Albümün çapraz örgüsü burada ayrıntılı olarak kurulmuştur (🔗).
Radyo insanları sayıya çevirir
Alper Ağa sürekli radyo kanalı değiştiriyor
— Berlin
Dün akşam ateş saldırısına uğrayan beş Türk, onun içinde üçü çocuk olarak hayatlarını kaybettiler
İlk satır, Türk-Almanyalı gencin kendisini bütünüyle taşıyan bir kamusal frekans aradığını gösterir. Alman kanalı onu yabancı sorunu olarak haberleştirir; Türk kanalı onu Almancı olarak uzaktan seyreder. Kanal değiştiren el ölüm haberinde durur. “Televizyon” daha sonra aynı kanal bolluğunu edilgin tüketim makinesine çevirecektir: İlk şarkıda kanal değişimi gerçeğe rastlar, ileride görüntüden görüntüye kaçış düşünceyi kapatır.
“Berlin” sözü saldırı adresinden çok radyo akışının yer işaretidir. Ardından gelen beş ölüm ve üç çocuk sayısı Solingen’i belirler. Berlin aynı zamanda Cartel’in örgütlendiği şehirlerden biridir. Haber merkezinin şehri daha sonra karşı-haber üreten crew haritasına katılır.
Üçüncü satır kişisel adları “beş Türk” içinde siler. Saime, Hülya, Gülüstan, Hatice ve Gürsün bir sayı ve milliyet adı hâline gelir. Kamuoyu onları önce “Türk”, ardından “Ausländer”, “Kanake” ve “Schwarzkopf” olarak görür. “Sen Türksün” bu toplu adı dazlağın karşısında koruyucu bir kimliğe çevirecek; arka ses aynı kişiye “Almanyalı” diyerek adın içindeki yarığı açık tutacaktır.
“Üçü çocuk” sözü albümün pedagojik sorusunu başlatır. Yaşayan çocuk hangi sese gidecektir? Cartel onu öğreteceğini söyler. Cigaralık “hadi gel çek” diyecektir. Son Almanca parçada dayağın, bıçağın ve sokağın yetiştirdiği başka bir çocuk görülecektir.
Ölüm sayısına karşı öz-yetkilendirme
Cartel bir numara, en büyük
Cehennemden çıkan çılgın Türk
Yirmi beş yaşında yüz binlik araba
Nerden geldi bu para? En iyisi sorma
İlk satır, radyonun verdiği sayıya karşı Cartel’in kendi sayısını verir. “Beş Türk” ölüleri anonimleştirir; “bir numara” konuşan öznenin kendi yerini belirlemesini sağlar. Bu “bir” başlangıçta üstünlük sayısıdır. Birkaç kıta sonra “tekliği bırak” emriyle değişecek, Almanca bölümde “Einer für alle und alle für ein” biçiminde karşılıklı sorumluluk ilkesine ulaşacaktır.
İkinci satırdaki cehennem, işçi göçünün maddi mekânlarından oluşur. Fabrika ve işçi yurdu bu cehennemin gündüzünü, dazlak ve yangın gecesini oluşturur. “Çılgın Türk”, bu koşullardan çıkıp kamusal hacmini büyüten kişidir. “Evdeki Ses” aynı çılgınlığı zıplama, bağırma, terleme ve cinsel gösteri olarak aşırılaştıracak; son Almanca şarkı aynı enerjinin bakım ve örgüt kaybında ölümcül bir şiddet yoluna girmesini anlatacaktır.
Üçüncü satırda yaş ve fiyat yan yana konur. Yirmi beş yaşındaki erkeğin görünür belgesi hayat hikâyesi yerine yüz binlik otomobildir. “Çek Bir Fırt” aynı sayıyı “25 yaşında Alper Ağa mikrofonda” diye geri getirecek; otomobil gösterisinin yaşı, kaybedilmiş arkadaşlar hakkında konuşan tanığın yaşına dönüşecektir. “Evdeki Ses” bu sayıyı “yirmi beş pozisyon” biçiminde cinsel gösteriye geçirecektir. Aynı sayı böylece malı, tanıklığı ve erkeklik performansını ölçer.
Dördüncü satır otomobilin sahibini sorguya çeker. “Nerden geldi bu para?” sorusu emeği öğrenme arzusundan çok otomobil üzerindeki hak iddiasını yaralamaya çalışır. “Sorma” bu kötü niyetli sorguyu keser. Hemen sonraki kıta “hakkınızı arayıp sormaya” diye başlayacak ve sorma fiilini geri alacaktır. Paranın kaynağını suçlama amacıyla soran ağız reddedilir; emeğin ve üyeliğin hesabını soran ağız yetkilendirilir.
Anlamazsın, kafan almaz, sorma
Yaşadığın yeri tanımıyo’n, sorma
Her gün savaş, caddeler kan
Kan bile kırmızı değil, Karakan
İlk satır “kafa” üzerindeki adlandırma savaşını açar. Irkçı dil Türkü “Schwarzkopf”, yani karakafa diye işaretler. Rapçi aynı kelimeyi kavrayış ölçüsüne çevirir: Arabanın fiyatını gören kişi çalışma yılını kavrayamaz; sertliği gören kişi dazlak tehdidini kavrayamaz. Kafa, dış görünüşün damgasından düşünmenin organına geçirilir.
İkinci satır Türk-Almanyalı hayatın iki ülkede de tanınmayan yerini söyler. Almanya onu “yabancı”, Türkiye onu “Almancı” sayar. “Yetmedi mi?” bu yarığı açık cümleye dönüştürecektir: “Vatanımızda ‘Almancı’, burada ‘Yabancı’.” İlk şarkıdaki yer sorusu, sonraki şarkıda kuşaklar boyunca süren çift dışlanmanın hesabına dönüşür.
Üçüncü satır “savaş”ı gündelik caddeye yerleştirir. Aynı cadde “Çek Bir Fırt”ta uyuşturucu, tantana, kavga ve parayla dolacaktır. “Sen Türksün”te gençler ölüm haberi üzerine sokağa çıkacak, polis gerçek saldırganların yerine onlara gelecektir. “Posse Attack”te caddenin savunma dili kendi içinde taşacak, kardeş kardeşi vuracaktır.
Dördüncü satır “Karakafa”yı “Karakan”a dönüştürür. Alman kamuoyu saçın ve başın karalığını görür; dökülen kırmızı kanı aynı insanlık maddesi olarak kayda geçirmez. Radyo kişisel adları “beş Türk” sayısına indirirken “Schwarzkopf” görüntüsü kanın kırmızılığını siler. “Kara” son hecesini değiştirir: kara-kafa, kara-kan olur. Dışarıdan verilen yafta içeride akan hayata, ardından konuşan crew adına çevrilir.
Bu ad savaşı sonraki kuşaklarda sürer. “Kanake” ırkçı yabancılaştırma sözü olarak kullanılırken göçmen yazarlar ve rapçiler sözü “Kanak” biçiminde kendi ağızlarına geçirdi (🔗). Haftbefehl daha sonra “Azzlack”ı “Dazlak’ın karşıtı” olarak tarif edecektir (🔗). Karakan’ın kara kanı crew adına çevirmesi bu karşı-adlandırma hattının erken ve güçlü bir halkasıdır.
Sorunun yönü değişir, kurum kurulur
Karakan geri geldi buraya
Hakkınızı arayıp sormaya
Geride kalanları uyarmaya
Beraber olup Cartel’i kurmaya
İlk satır göç yolunun yönünü tersine çevirir. Türkiye’den Almanya’ya işçi gitmiştir; Almanya’da yetişen çocuk Türkçe rap’le Türkiye’ye geri gelir. Dönen ses Türkçe aile dilini, Almanca sokağı ve hip-hop tekniğini aynı bedende taşır.
İkinci satır, önceki kıtanın üç “sorma” emrini dönüştürür. Kötü niyetli para sorgusuna kapanan ağız, hak hesabında açılır. “Yetmedi mi?” bu hesabı ayrıntılandıracak: Buraya gelmek, eşek gibi çalışmak, ezilmek, lekelenmek ve aile ömrünü Almanya’da tüketmek açıkça sayılacaktır.
Üçüncü satır Türkiye’de kalanları ve Almanya’da savunmasız büyüyen gençleri aynı uyarının içine alır. Sonraki şarkılar bu uyarının hedeflerini tek tek gösterecektir. Cigaralık çocuğa geçici çare sunacak, parti gecelik cemaat kuracak, para bütün sorunların dili olmak isteyecek, televizyon hazır yaşam görüntüleri üretecektir.
Dördüncü satır Cartel’i hazır bir soyun adı olmaktan çıkarır. Cartel “beraber olup” kurulur. Karakan, Erci E. ve Cinai Şebeke kendi adlarını korur; ortak yapı içinde hareket eder. Dazlağın farklı kökenleri “Kanake” diye aynı hedefe koyması, bilinçli bir savunma ittifakına çevrilir.
Elini vicdanına koyup da söyle
Bu hayat ne kadar sürecek böyle?
“Cartel” deyip de geçme
Bize güven de yanlışı seçme
İlk satır şarkının el zincirini başlatır. Başlangıç sahnesindeki el otomobili çizer; dazlağın eli molotofu atar. Burada el göğse konur. Birkaç kıta sonra “çek elini” emriyle saldırıdan uzaklaştırılacak, Almanca bölümde kardeşin sırtını koruyacak ve sonunda kimlik sormadan karşıdakine uzanacaktır.
İkinci satır geçici işçilik düzeninin uzayan süresini sorar. “Yetmedi mi?” bu soruyu bütün şarkının nakaratına dönüştürecektir. İlk parçadaki “ne kadar sürecek?” sorusu, aile ömrü ve kuşaklar üzerinden açık hesaba kavuşur.
Üçüncü satır Cartel adına yapışacak hazır hükümleri keser. Sert erkek sesi, bayrak, bomba, crew ve “Türk” kelimesi bağlamından koparıldığında kolayca saldırgan milliyetçilik görüntüsüne çevrilir. “Deyip geçme” emri adın önündeki yangını, aşağılamayı ve örgütlenme ihtiyacını hesaba katmayı ister.
Dördüncü satır seçim temasını açar. Albümdeki her fetiş bir seçim gibi sunulacaktır: Cartel, cigaralık, parti, para, otomobil, televizyon ve silah. “Yanlış” seçim basitçe kötü nesneye yönelmek anlamına gelmez. Kişinin ilişkilerini daraltan, onu tekrarın veya yalnız şiddetin içine kapatan yol yanlıştır. Son Almanca parça, yürünmüş yolun bütün hayatı nasıl biçimlendirdiğini gösterecektir.
Çocuğa yapılan ilk davet
Kaç kere söyledik biz, çocuk, sana
Bir türlü kulak asmadın lafımıza
Hadi bırak onları, gel yanımıza
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
İlk satır, yangında öldürülen çocukların ardından yaşayan çocuğa döner. Cartel’in ilk fetişi burada kurulur: Crew kendisini koruyucu aile ve öğretmen olarak sunar.
İkinci satır kulağı radyodan rap’e çevirir. Ölüm haberi birkaç saniyede geçer; Cartel bu haberin arkasındaki hayatı uzun süre dinletmek ister. “Televizyon” daha sonra gözün görüntü bolluğuyla uyuşturulmasına karşı “kendi yaşamını seç” diyecektir.
Üçüncü satır bir çevreden kopuşu insanlara yaklaşmayla tamamlar. “Onlar” dazlak, uyuşturucu çevresi, aşağılayan arkadaşlık ve kardeşleri birbirine düşüren grup olarak genişleyebilir.
Dördüncü satır “gel” fiilini ritmik çekime dönüştürür. “Çek Bir Fırt” aynı çocuğa “Hadi gel çek” diye seslenecek; “Party” “c’mon” tekrarıyla geceye çağıracaktır. Üç davet de gerçek bir haz sunar. Cartel kalıcı ilişki, cigaralık kimyasal rahatlama, parti geçici beraberlik vaat eder.
Bilmiyorsan sana öğretirler
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
Cartel’dekiler kan kardeşler
(Kan, kan, kan)
İlk satır Cartel’i okul makamına yerleştirir. Öğretilecek ders konuşmak, hakkı sormak, tekliği bırakmak ve saldırganla kardeşi ayırmaktır. Son Almanca şarkı aynı çocukluk alanına dayağı, bıçağı ve hapishaneyi öğretmen olarak sokacaktır.
İkinci satır eğitimi üyelikle birleştirir. Bilgi, uzaktan alınan öğüt yerine crew’ya katılarak öğrenilir.
Üçüncü satır kan kardeşliğini henüz açıklanmamış güçlü bir ad olarak öne sürer. “Kankardeşler” bu adı harflerine ayıracak, ardından canını, malını ve kanını vermek gibi somut yükümlülüklerle dolduracaktır.
Dördüncü satır ölüm haberindeki kanı ritme çevirir. Karakan’ın kara kanı üç vuruş hâlinde topluluğun bedenine geçer.
(Kan, kan, kan kardeşler)
Tek satır, kanın dönüşümünü tamamlar. Irkçı saldırının döktüğü kan, yalnız yara maddesi olarak kalmaz; başkasının yarasını kendi meselesi sayan ilişkiye dönüşür.
Almanya caddeleri kendi haberini verir
’95, Cartel direkt gelir sana
Ve şu anda Erci E. konuşmakta
Cartel yan yana, can cana beraber
Almanya’nın caddelerinden al sana haber
İlk satır tarih ve iletim yolunu birlikte verir. 1995’te Almanya’daki göçmen crew kaset, klip ve konser aracılığıyla Türkiye’ye doğrudan ulaşır. Aradaki yorumcu yerine öznenin sesi gelir.
İkinci satır radyo anonimleştirmesini ilk kez açıkça tersine çevirir. Spiker “beş Türk” demişti; Erci E. kendi adını ve konuşma anını ilan eder.
Üçüncü satır birliği üç aşamada kurar. “Yan yana” mekânsal savunmadır. “Can cana” korunacak hayatı bildirir. “Beraber” bu yakınlığı ortak eyleme çevirir.
Dördüncü satır ana akım haberi caddenin karşı-haberiyle genişletir. Radyo ölüm sonucunu verir; rap dazlağı, polisi, parayı, otomobili, uyuşturucuyu ve posse’yi aynı hayatın içinde gösterir. “Sen Türksün” bu yöntemi tekrar kullanacak: Bir Türk gencinin ölüm haberi, toplanma ve polis dayağıyla devam edecektir.
Durum beter, bak, Cartel’e saygı göster
Bomba rap şeklinde geliyo’
İpucunu yaktık, ateş devam ediyo’
Bana, sana, ona, buna kuvvet veriyor
İlk satır sertliğin sebebini başta verir. Göçmen genç kamusal saygıyı ses, kıyafet, otomobil ve crew üzerinden kurar; çünkü mevcut düzen onu aşağı sıraya yerleştirmiştir.
İkinci satır gerçek saldırı aracını biçim değiştirerek kullanır. Solingen’de ateş eve gider; Cartel’de bomba rap biçiminde gelir. Şiddet enerjisi ritme ve söze geçirilir.
Üçüncü satır yangının sürdüğünü söyler. Ateş artık evin içinde değil, haberden doğan karşı-sözün içindedir. “Posse Attack” bu ateşi tekrar kurşun, kılıç ve tehdit diline yaklaştıracak; dönüşümün güvenli sınırını sınayacaktır.
Dördüncü satır kuvvetin dolaşımını kurar. Rap bana, sana, ona ve buna gider; paylaşıldıkça büyür. “Hani Bana Para” aynı zamir dizisini “Var da ona, buna, sana, yok mu bana?” biçiminde tersine çevirecektir. Kuvvetin dolaşımı ortak beden yaratır; paranın dolaşımı eksiklik ve kıskançlık üretir.
Konuş da, söyle de, susma da sen de
Problemin çözümü bizde ve bende
Yabancısın diye seni ezemesinler
Cartel Almanya’nın üç köşesinden
İlk satır göçmen diline uygulanan değersizleştirmeyi keser. Aksanlı Türkçe ve karışık Almanca konuşma kusuru sayılmıştır. Cartel tam bu dillerle konuşmayı, içeriği söylemeyi ve süreklilikle susmamayı ister.
İkinci satır çözümü toplulukla kişi arasında böler. “Bizde” crew’nun, “bende” tekil öznenin sorumluluğunu taşır. “Çek Bir Fırt” çözümün cigaralıkta bulunabileceği fantazisini, “Hani Bana Para” paranın her soruna çare olduğu fantazisini kuracaktır. İlk şarkı çözümü insan ilişkisiyle kişisel kararın kesişimine yerleştirir.
Üçüncü satır “Ausländer” damgasının toplumsal sonucunu açıklar. Yabancılık adı ezme yetkisine çevrilmiştir. “Yetmedi mi?” bu ezilmeyi işçi emeği ve aile ömrü üzerinden, “Sen Türksün” polis müdahalesi üzerinden gösterecektir.
Dördüncü satır Cartel’in federatif yapısını coğrafyaya yerleştirir. Ayrı şehirlerin crew’ları tek merkezde erimez; üç köşe birbirinin ağırlığını taşır.
Bak, bam, bam, Cartel vurup geçer
Ama kime vur’cağını iyi düşünüp seçer
Bütün genç insanlar Cartel’e hazırlar
Gibi geliyor bana, yoksa şüphen mi var?
İlk satır yumruk, silah ve bas davulunu “bam bam” sesinde birleştirir. “Evdeki Ses” aynı sesi ev içindeki müzik, zıplama ve terleme enerjisine dönüştürecektir.
İkinci satır şiddet fetişinin ilk güvencesini verir: Cartel hedefini düşünecek ve doğru seçecektir. “Posse Attack”te “Türk, Türk’ü vurdu” denildiğinde bu güvence çökecek; kuvvetin kardeşe dönebildiği görülecektir.
Üçüncü satır çağrıyı Türk gençleriyle sınırlamaz. “Bütün genç insanlar” ortak saldırı alanına düşmüş farklı kökenlerin ittifakını mümkün kılar. “Kankardeşler” bunu Türk, Kürt, Laz ve Çerkez adlarıyla açıklayacaktır.
Dördüncü satır kesin seferberlik ilanını “gibi geliyor” sözüyle gevşetir. Dinleyicinin şüphesi ve seçimi açık kalır. Cartel hazır bir kitleyi yönetmek yerine katılma kararını bekler.
İkinci nakarat: Çocuk artık neye çağrıldığını bilir
Kaç kere söyledik biz, çocuk, sana
Bir türlü kulak asmadın lafımıza
Hadi bırak onları, gel yanımıza
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
İlk satır bu kez caddelerin haberini duymuş çocuğa gelir. Çağrı artık soyut bir koruma sözü taşımakla kalmaz; dazlak, yabancılık ve yanlış hedef bilgisiyle yüklenir.
İkinci satırda kulak asmamak, yaşananları masal sayma riskine dönüşür. “Çek Bir Fırt” aynı çocuğa “Galiba masal gibi geliyor bunlar sana” diyecektir.
Üçüncü satır, yabancı diye ezen ve kardeşi kardeşe vurduran çevreden kopuş ister.
Dördüncü satır, ölüm haberinin ürettiği korkuyu örgütlenme tekrarına geçirir.
Bilmiyorsan sana öğretirler
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
Cartel’dekiler kan kardeşler
(Kan, kan, kan)
İlk satırda öğretilecek temel ders artık hedef seçimidir. Şiddetin miktarından önce yönü öğrenilir.
İkinci satır çocuğu Almanya’nın üç köşesindeki somut ittifaka çağırır.
Üçüncü satır kan kardeşliğini ortak haber ve savunma ağına dönüştürür. Bir şehirdeki saldırı başka şehirdeki gencin meselesi olur.
Dördüncü satır Karakan’ın kara kanını Erci E.’nin caddelerden getirdiği kuvvetle birleştirir.
(Kan, kan, kan kardeşler)
Kan, ölüm haberinden örgütlenmiş sorumluluğa doğru ikinci aşamasını tamamlar.
Üst-dil: Ayrı diller aynı ritimde tutulur
(Şlik şlak) Erci, Karakan, DCP
100% Cartel mamamia so pri’es
No ligo espaniol motherfucking esta’pre
Seniora seceniora mureko mo loveen
İlk satırdaki “şlik şlak” scratch, makas, silah mekanizması, çizgi roman efekti ve otomobil boyasını yaran metal arasında dolaşır. Ardından Erci, Karakan ve DCP adları açık kalır. Anlam parçalanırken örgüt isimleri sabitlenir.
İkinci satırdaki “100% Cartel” etnik saflıktan çok tam bağlılık ilanıdır. Bir numara sayısı burada yüzdeye dönüşür. “Yetmedi mi?” daha sonra sembolik yüzde yüz aidiyetin piyasa, iş ve üretim alanında kendi başına yetmediğini gösterecektir.
Üçüncü satır İspanyolca bilmediğini İspanyolcaya benzeyen akışla söyleyen bir oyun gibi çalışır. İngilizce hip-hop küfrü aynı cümleye girer. Standart dil makamının yanlış sayacağı ses, beat üzerinde kendi doğruluğunu kurar.
Dördüncü satır kadın hitabını ve “love” sesini albümün arzu alanına sokar. “Party”de kızlar gece cemaatine katılacak, “Hani Bana Para”da manita otomobil ve para vitrininin parçası olacak, “Evdeki Ses”te cinsel performans sayılarla ölçülecektir.
Mero blanco hontre’ huetio prozentio e’fes
Baraka se pas’es setia prases en tio ne get ria prases
Atalia ve cha baby bom bom is e dres
So baba hulenu hale’lulia en pre de
İlk satır “blanco” ve “prozentio” sesleriyle renk ve yüzde alanını sürdürür. Karakafa, kara kan ve beyaz norm aynı çokdilli ses sahasında birbirine yaklaşır.
İkinci satırdaki “Baraka”, Türkçe kulakta işçi barakasını çağırır. İlk kuşağın çok kişilik odaları, göçmen üst-dilinin içine tek maddi hece olarak girer. Bu çağrışım satırın bütününü sözlük cümlesine dönüştürmez; barınma tarihini ritme dokundurur.
Üçüncü satırdaki “baby”, “bom bom” ve kıyafet çağrışımı arzu, darbe ve sokak görünüşünü aynı akışa sokar. “Party” bu unsurları ceket, saç, giriş parası, içki ve dans olarak görünür kılacaktır.
Dördüncü satırdaki “baba” aile otoritesini ses düzeyinde açar. “Araba Yok”ta otomobil babadan istenecek; son Almanca şarkıda dayak atan baba şiddet yolunun ilk öğretmenlerinden biri olacaktır.
Bu bölümün ana işi kelimeleri tek tek çevirmekten çok farklı dilleri aynı ritimde tutmaktır. Cartel’in federatif yapısı dilde gerçekleşir: Ayrı sesler birbirinin içinde erimeden beraber hareket eder. “Kankardeşler”in çokkökenli ittifakı burada henüz dilsel biçim hâlindedir.
Kartal düşürülür, ittifak mesaj getirir
(Şlik şlak) Bunu koymamız yerine gerek
İttifakı kurduk hedefimize direkt
Kartalları rezile çevirdik, “Yeter be” dedik
Şimdi size mesajımızı getirdik
İlk satır sampling hareketini cümle kuruluşuna taşır. Bir ses kesilir, başka yere konur. Cartel de hip-hop biçimini, Türkçe sözü ve göçmen deneyimini yeni bir yere yerleştirir.
İkinci satır Cartel’in kuruluşunu tamamlar. “Beraber olup Cartel’i kurmaya” niyeti, “ittifakı kurduk” sonucuna ulaşır. Hedefe doğrudan gitmek hem dinleyiciye aracısız ulaşmayı hem kuvvetin yönünü ortaklaşa belirlemeyi anlatır.
Üçüncü satır Cartel–kartal ses zincirini açar: kar-tel, kar-tal. Kartal hazır yücelik simgesi olarak önce aşağı indirilir. Devletin, milletin, rakip erkeğin ve yüksekten bakan kudretin kartalları rezil edilir. “Yeter be” sözü, “Yetmedi mi?”de emek ve üyelik hesabına dönüşecek öfkenin ilk patlamasıdır.
Dördüncü satır Almancının Türkiye’ye getirdiği şeyi değiştirir. Otomobil ve tüketim malının yanına mesaj gelir. Çizilen kaportanın örttüğü Almanya caddeleri kaset içinde konuşur.
Çekilen el ve Çelik Blek
(Şlik şlak) Çek elini, dinle, bana bak
Karakan, Erci, Şebeke’mi kafana tak
Birliğin önemini öğren, tekliği bırak
Yoksa yersin Şebeke’min çelik bileğinden bir tokat
İlk satır “çek” fiilinin albümdeki ilk yönünü verir: Saldıran el geri çekilecektir. “Çek Bir Fırt” aynı fiille dumanı bedene sokacaktır. “Yetmedi mi?”de kör şeytan “Çek kafanı, geri git memleketine” diyerek göçmeni ülkeden sökmeye çalışacaktır. “Araba Yok”ta “çek buradan arabanı” emri otomobil fetişini sahneden indirecektir.
İkinci satır “kafa” üzerindeki yetkiyi geri alır. Irkçı dil kafaya “Schwarzkopf” adını koyar; Cartel aynı kafaya Karakan, Erci ve Şebeke adlarını yerleştirir. Hakaretin yüzeyi düşünce ve aidiyet alanına dönüşür.
Üçüncü satır baştaki “bir numara”nın anlamını değiştirir. Teklik bırakılır, birlik öğrenilir. Almanca bölümde bu hareket “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz” yeminine ulaşacaktır.
Dördüncü satırdaki “çelik bilek”, işçi bedenini ve Çelik Blek’i aynı anda çağırır. İlk kuşağın eli çelik, makine ve bantla çalışmıştır. Çelik Blek ise Türkiye’de Teksas adıyla da okunan, İngiliz Kırmızı Urbalılara karşı Amerikan bağımsızlığı için savaşan çizgi roman kahramanıdır. Aydın Çubukçu’nun anlattığı çocukluk sahnesinde Deniz Gezmiş, Çelik Blek’in İngiliz sömürgecilerine karşı mücadelesini sınıf arkadaşlarına anlatır. Deniz Gezmiş’in çocukluk anti-emperyalizm modeli bu popüler kahraman üzerinden biçimlenir (🔗).
Cartel’in çelik bileği dazlak karşısındaki göçmen özsavunmasını çizgi roman adaleti gibi sahneler. Tokat aynı zamanda şiddetle öğretme tehlikesini açar. Son Almanca şarkı “Vuran adam sana yolu gösterir mi?” sorusuyla başlayacak ve dayağın çocuğu bıçağa, hapishaneye ve mezara götüren yolunu gösterecektir.
(Şlik şlak) Hadi lan, bir adım geri at
Al, sana Şebeke’den bir nasihat
Hakikati tat bir, birbirimizi desteklememiz şart
Fakat unutma, bizi yaşatan tabiat
İlk satır tokadın hemen ardından geri adım emri verir. Şarkı kendi şiddetini ilk kez açıkça durdurur. Son Almanca parçadaki çocuk bu geri adımı öğrenemeyecek; her darbeyi bir sonraki darbeye bağlayacaktır.
İkinci satır crew’nun yumruğuna söz ekler. Cartel öğretmen fetişini yalnız kuvvetle kurmaz; nasihati de devreye sokar.
Üçüncü satır hakikati maddi deneyime bağlar. Otomobilin fiyatından vardiyanın yorgunluğuna, karakafanın görüntüsünden kara kanın hayatına geçmek gerekir. “Kankardeşler” desteğin anlamını kötü günde yanında kalmakla somutlaştıracaktır.
Dördüncü satır Cartel’in kendi kuvvetine sınır koyar. Kartal, bomba, otomobil ve mikrofon hayatı taşıyan araçlardır. “Televizyon” sonraki aşamada insanın kendi canlılığını hazır görüntülere kapatmasını eleştirecektir. Buradaki tabiat sözü canlılığın nesnelerden daha eski temelini hatırlatır.
Üçüncü nakarat: Cartel’in öğrettiği düzen belirginleşir
Kaç kere söyledik biz, çocuk, sana
Bir türlü kulak asmadın lafımıza
Hadi bırak onları, gel yanımıza
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
İlk satır artık çokdilli ittifakı, Çelik Blek tokadını ve geri adım nasihatini duymuş çocuğa gelir.
İkinci satırda kulak asmamak, göçmen dilini gürültü ve aksanı kusur saymak anlamını da taşır.
Üçüncü satır çocuğu tek dil ve saf köken bekçilerinden uzaklaştırır.
Dördüncü satır, farklı dillerini koruyan insanların ortak ritmine katılma çağrısı hâline gelir.
Bilmiyorsan sana öğretirler
Gel, gel, gel, Cartel’e gel
Cartel’dekiler kan kardeşler
(Kan, kan, kan)
İlk satırda ders tamamlanır: Konuşmak, hakkı sormak, birliği öğrenmek, hedefi seçmek ve geri adım atmak.
İkinci satır hazır kimliğe kabulden çok öğrenme sürecine giriş bildirir.
Üçüncü satır kan kardeşliğini dilsel ve kökensel aynılıktan ayırır. Ayrı sesler aynı beat içinde birbirini taşır.
Dördüncü satır Karakan’ın kara kanını bütün crew’nun dolaşımına verir.
(Kan, kan, kan kardeşler)
Kan, bireysel yaradan çokkökenli dayanışma sözüne ulaşır. “Posse Attack” ve “Kankardeşler” bu sözün dayanıklılığını ayrı yönlerden sınayacaktır.
Cartel kartal gibi yükselir
Cartel kartal gibi havaya kalkar
Kanadını açıp ve göklerde uçar
Kanlı pençesiyle göçmen gibi yaşar
Yaşaması için savaşır ve parçalar
İlk satır önce rezil edilen kartalın geri alınışıdır. Hazır kudret simgesi düşürülmüş, ardından göçmen crew’nun hareketine geçirilmiştir. “Hava” aynı zamanda otomobil gösterisinin dilidir. “Araba Yok” gösterişçiye “Havan batsın” diyecek, kişisel otomobil havasını Cartel’in kolektif yükselişinden ayıracaktır.
İkinci satır hareket aracını değiştirir. İlk kuşak trenle, ikinci kuşak otomobille hareket eder; Cartel sesle sınır aşar. “Araba Yok” kuş imgesini tersine çevirecek ve otomobili “leş karga”ya indirecektir.
Üçüncü satır devlet kartalını göçmenleştirir. Kartal toprağın mutlak hâkimi gibi durmak yerine yaralanan ve yer arayan canlı olur. Pençedeki kan hem aldığı yarayı hem verdiği karşılığı taşır.
Dördüncü satır şiddetin gerekçesini yaşamak olarak belirler. Bu güvence daha sonra sınanacaktır. “Posse Attack” savunma enerjisinin saldırı hazzına taşmasını, son Almanca şarkı şiddetin yaşamı koruma amacından koparak bütün hayatı yutmasını gösterecektir.
Arkadan, yandan, önden paralar yaralar
Ama gereği yok (Yok)
Çünkü Cartel’e kardeş lazım, hem de daha çok
Ben çıkıyorum, M. Ali, şebekemden kork
İlk satır crew’yu her yönden hareket eden taktik beden hâline getirir. “Paralar” fiilinin içindeki “para” sesi, sonraki ekonomik yarılmayı hazırlar. “Yetmedi mi?” fiyatların ve silahların Türkleri birbirine düşürdüğünü söyleyecektir.
İkinci satır kanlı pençeyi zirvede keser. Ana sesin “gereği yok” sözünü arka sesin “yok” cevabı onaylar. Crew’nun iç disiplini birlikte saldırmanın yanı sıra birbirini durdurma yetisine dayanır.
Üçüncü satır başlıktaki “en büyük” sözünün ölçüsünü değiştirir. Büyüklük yaralanan düşman sayısında değil, kazanılan kardeş sayısında bulunur. “Kankardeşler” bu niceliği kötü gündeki destek süresiyle nitelik kazanmış ilişkiye çevirecektir.
Dördüncü satır tekil adı ortak yapının içinde korur. M. Ali çıkar; şebeke kalır. Açık kardeşlik çağrısının arkasında caydırıcı savunma gücü sürer.
Almanca hakaret dilinin içine girilir
Einer für alle und alle für ein
Das Cartel und jetzt pass auf denn wir dringen in dich ein
Zieh dich warm an und dann lan komm ran
Denn die Dcp zeigt nicht allein was sie kann
İlk satır “bir” sayısının dönüşümünü tamamlar: Bir numara, tekliği bırak, birlik ve sonunda “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.” Rekabetçi üstünlük federatif sorumluluğa çevrilir.
İkinci satır dışarıya yerleştirilen göçmenin merkeze girişini söyler. “Ausländer” kişiyi dışarıda tutan addır; Cartel Almanca söyleyerek dinleyicinin içine girer.
Üçüncü satır Almanca deyimin ortasına Türkçe “lan”ı yerleştirir. Standart dilin sınırı göçmen konuşmasının gerçek code-switching’iyle açılır. “Komm ran”, Türkçe nakarattaki “gel” çağrısını Almanca sürdürür.
Dördüncü satır DCP’nin kuvvetini tek başına göstermediğini söyler. “Tekliği bırak” öğretisi Almanca cümlenin içinde uygulanır.
Wir haben Karakan im Nacken und der Reim wird dich packen
Erci E. deckt den Rücken um den Abzug zu drücken
Jetzt kommt das Cartel also macht euch bereit
Denn es reicht euch die Hand wer auch immer ihr seid
İlk satırda “Nacken” ve “packen” kafiyesi yakalama hareketini ses içinde gerçekleştirir. Karakan enseyi korur; kafiye dinleyiciyi yakalar. Karakafa diye işaretlenen başın arkasına Karakan yerleşir.
İkinci satırda Erci E. sırtı korur ve tetik çekilir. “Rücken” ile “drücken” birbirini sesle destekler. Tetik crew ve kafiye tarafından çevrelenmiştir. Son Almanca şarkıda bıçak, pompalı ve polis silahı bu denetim alanından çıkarak gerçek ölüm araçlarına dönüşecektir.
Üçüncü satır radyo girişini tersine çevirir. Başlangıçta Türkler ölü nesne olarak habere gelir. Burada Cartel hareket eden özne olarak gelir: “Cartel geliyor; hazır olun.”
Dördüncü satır bütün Alman yafta repertuvarının karşı-cümlesidir. Dazlak saç, göz, ad, yemek ve koku üzerinden hedef seçer. Cartel “kim olursanız olun” diyerek el uzatır. Şarkının eli otomobili çizmekten ve molotof atmaktan vicdana, kardeşin sırtına ve açık üyeliğe ulaşır.
Yangın gecesinden gece nöbetine
Karakan, Erci E. ve Cinai Şebeke-ke
Buluşup dolaşırız biz her gece
Çünkü Cartel uyumaz, hiç kimseden korkmaz
Kan kardeşler hiçbi’ zaman ayrılmaz
İlk satır ortak adı yeniden bileşenlerine ayırır. Radyo kişileri “beş Türk” içinde eritmişti; çıkış Karakan, Erci E. ve Cinai Şebeke adlarını tek tek geri verir.
İkinci satır kardeşliği maddi gece pratiğine çevirir. Birlikte yürümek, tek başına eve dönmemek ve mahalleyi gözetmek gerekir. “Party” aynı geceyi ücretli giriş, içki ve dansla geçici cemaate çevirecektir. “Sen Türksün” geceyi ölüm haberi üzerine toplanma ve polis dayağıyla açacaktır.
Üçüncü satır şarkının başlangıcındaki geceyi dönüştürür. İlk gece uyuyan çocukların evi yakılmıştır. Son gece Cartel uyanık dolaşır. “Cartel uyumaz”, kaybın ardından kurulan imkânsız fakat gerekli nöbet yeminidir.
Dördüncü satır kan kardeşliğini süreklilik sözüne bağlar. “Posse Attack” Türk’ün Türk’ü vurduğu anı gösterecek ve bu yemini parçalayacaktır. “Kankardeşler” sözü harflerine ayırıp gerçek ölçüsünü verecektir: Arkadaş gelir ve gider; kan kardeşi en kötü günde yanında gezer. Soyun otomatik güvencesi yerine sürdürülen destek pratiği kalır.
“Cartel” böylece on bir sonraki şarkının ana fetişini ilk biçimiyle öne sürer. “Cartel’e gel” çağrısı cigaralığın ve partinin rakip davetleriyle sınanır. Yüz binlik araba para, manita, baba, fabrika ve benzin hesabında çözülür. “Bir numara” sembolik zaferi “Yetmedi mi?”nin emek hesabına çarpar. Bomba rap ve çelik bilek “Posse Attack”te hedefini kaybetme tehlikesine ulaşır. “Türk” adı “Almanyalı” yankısıyla ikiye açılır. Radyo kanalı “Televizyon”da görüntü ve reklam makinesine dönüşür. “Sana öğretirler” vaadi son Almanca parçada dayağın öğretmenliğine karşı sınanır.
İlk şarkının fetişleri gerçekten çalışır. Cartel insanları toplar, otomobil itibar sağlar, para imkân açar, kimlik cesaret verir, şiddet saldırıyı durdurur. Albüm her birinin gizlediği bedeli kendi sonraki şarkısında görünür kılar. Böylece yapısöküm nesneyi çöpe atmaz; nesnenin gerçek etkisini korur ve o etkinin sınırını açar.
Radyo ölüleri sayıya çevirmiştir. Piyasa göçmeni otomobilin fiyatıyla ölçmüştür. Irkçı göz insanı karakafaya indirgemiştir. Cartel sayıyı birliğe, fiyatı emek hesabına, karakafayı kara kana çevirir. Ateş rap olur, darbe beat olur, kan kardeşlik sözü olur, saldıran el sonunda uzatılır.
Karakafayı saldırgan adlandırır.
Kara kanı Cartel konuşturur.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tefsirli Meal 6: Evdeki Ses | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Haymatlos 🍂🏚️🪪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER