Mürekkep Kelimeden ‘Ayrı Yazılan Birleşik Kelime’ye: Türk İmlâsında Bileşik Kelime Kavramının Sulandırılması

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Cumhuriyet dönemi Türk imlâsında bileşik kelime tartışmasının merkezinde kelime sınırı vardır. 1928’in mürekkep kelime anlayışı kelimeleşme, fonetik birlik, anlam açıklığı ve bitişik yazımı aynı yapının belirtileri olarak bir araya getirdi. 1941 bu yapıyı bileşik kelime, 1977 bileşik sözcük, 1996 ise birleşik kelime terimiyle adlandırdı. Bu terminolojik seyir sırasında kavramın içeriği de değişti: kelimeleşmeyle grafik bitişiklik arasındaki bağ gevşedi ve sonunda “birleşik kelime” hem bitişik hem ayrı yazılabilen geniş bir kuruluş kategorisine dönüştü.

Bu dönüşüm, birkaç sözcüğün yazımındaki oynaklığın çok ötesine geçti. aşevi bir dönemde aş evi, okuryazar okur yazar, havaalanı hava alanı, soyadı soy adı, gökkuşağı gök kuşağı, bilinçaltı bilinç altı biçimine girdi; bunların bir bölümü sonraki kılavuzlarda yeniden birleşti. Aynı sistem olağanüstüyü bitişik tutarken olağan dışıyı ayrı, denizkedisini bitişik tutarken deniz ördeğini ayrı, kahverengiyi bitişik tutarken bal rengini ayrı değerlendirdi. Sorunun odağı böylece tek tek kelimelerden, bir kuralın yakın yapılı kelimelerin yazımını ne ölçüde öngörebildiği sorusuna taşındı.

Tartışma boyunca aynı altı mesele birlikte ilerledi. Bileşikliği hangi ölçünün belirlediği; anlam kaymasının kelimeleşmedeki değeri; gramer yapısının grafik biçimle ilişkisi; kolaylık, açıklık ve öğretilebilirliğin nasıl tanımlandığı; yerleşmiş yazımın genel kural karşısındaki ağırlığı; kılavuz hazırlayan kurumların normu hangi yöntemle ürettiği sürekli birbirine bağlandı. Dil Encümeninin 1928’deki grafik birlik programı, 1965–1977 dönemindeki anlam ve kalıplaşma teorisi, 1985’in ayrıştırıcı ölçüleri, 1980’lerin rakip kılavuzları, 1996’nın “gelenekleşmiş yazılış” uzlaşması ve 2005’in ikili sınıflandırması aynı sorunun birbirini izleyen cevapları hâline geldi.

Bu tarih aynı zamanda bir öğretilebilirlik tarihidir. 1977 kılavuzu açık kural, dizinle uyum ve “öğrenme ve öğretme kolaylığı” aradı; 1980’lerin ortasında aynı kelimenin farklı kılavuzlarda başka başka yazılması basına, yayınevlerine, okullara ve sınavlara taşındı. 1996 genel ilke ile gelenek arasında uzlaşma aradı; 2005 Türkçe Sözlük ile eş güdümlü, bilgisayarlı yazım denetimine ve resmî yazışmaya kadar uzanan daha geniş bir norm sistemi kurdu. Böylece teorik olarak “birleşik kelime nedir?” sorusu doğrudan “hangi yazım doğru sayılacak?” sorusunu belirlemeye başladı.

Bileşik kelime kavramının sulandırılması, kategorinin kapsamının genişlemesiyle birlikte grafik biçimi bildirme gücünün azalmasıdır. 1928’de mürekkep kelime büyük ölçüde tek kelime gibi yazılan bir yapıydı. 1965’te bileşik kelimenin kalıplaşması bitişik yazımın temel gerekçesiydi. 1996’dan başlayarak “birleşik kelime”, bitişik ve ayrı yazılan iki büyük alt sınıfı kapsayan üst kategoriye dönüştü; 2005 bu düzeni ayrıntılı bir kural hiyerarşisine yerleştirdi. 2006’da eleştirinin doğrudan “ayrı yazılan birleşik kelime” adlandırmasına yönelmesi, dönüşümün kavramsal sonucunu görünür hâle getirdi.

Mürekkep kelime: grafik birlik, vuzuh ve fonetik birlik

1928 İmlâ Lûgati çevresinde geliştirilen mürekkep kelime anlayışı yeni Latin harflerinin sağladığı imkânla başlıyordu. Açıklama doğrudan şunu söylüyordu: “Lâtin harflerinin türkçeye getirdiği faidelerin biri de, iki kelimenin yanyana dizilerek bir kelime hâlinde yazılmasını temindir.” Muhtasar Türkçe Gramer bu tercihi bir yazım ilkesi hâline getiriyordu: “Mürekkep kelimelerin imlâsında çizgisiz usule rağbet olunmuştur.” Hüküm daha da açıktı: “Bütün mürekkep kelimeler çizgisiz olarak tek bir kelime gibi yazılır.”

Bu bitiştirmenin iki gerekçesi vardı. Birincisi okuma ve anlam açıklığıydı: “Mürekkep kelimeleri teşkil eden unsurların bitişik olarak gösterilmesi, kolay anlaşılmağı temin edecektir.” İkincisi söyleyiş yapısıydı: “…bu misallerdeki mürekkep kelimelerin telâffuzunda da fonetik birliği vardır…” Bu fonetik gözlem doğrudan grafik sonuca bağlanıyordu: “…bu keyfiyet, esasen, bugibi kelimelerin bir arada yazılmalarını icap ettirir.” başvekil, demiryolu, tavukgöğsü, önayak, yeraltı, yüzüstü, imambayıldı gibi örnekler bu düşüncenin uygulama alanını gösteriyordu.

1928’in genel imlâ programı da aynı yönde kurulmuştu. Kılavuz kendi amacını “İmlâ Lügati nin gayesi, açık türkçe yazan bugünkü nesil muharrirlerinin kullandıkları kelimelerin telâffuzunu doğru olarak göstermektir” diye açıklıyor; yazılışta da “…kelimelerin yazılışının mümkün olduğu kadar fonetik olmasıdır” ilkesini öne çıkarıyordu. Mürekkep kelimenin bitişikliği bu nedenle ayrı bir teknik ayrıntı olarak durmuyordu; ses ile yazı arasında kurulmak istenen doğrudan ilişkinin kelime sınırındaki karşılığını oluşturuyordu.

1941 İmlâ Kılavuzu terminolojiyi bileşik kelime olarak değiştirdi ve serbest kelime grubu ile bileşik kelime arasındaki sınırı anlam üzerinden keskinleştirdi. Kılavuz, “Sıfat takımı şeklindeki bileşik isimleri doğrudan doğruya sıfat takımları ile karıştırmamalıdır” diyordu. Ardından aynı iki unsurun boşlukla ve bitişik yazıldığında ayrı dil birimleri oluşturabileceğini ak sakal / aksakal çiftiyle gösteriyordu: “‘ak sakal’ sıfat takımı, beyaz renkli sakal demek olduğu hâlde ‘aksakal’ bileşik kelimesi ‘aksakallı’ anlamına gelen bir bileşik sıfat…” Grafik sınır burada doğrudan anlam sınırı hâline gelmişti.

1941’in başka bir kaygısı norm birliğiydi. Yeni baskının gerekçesi, “Son yıllar içinde, birtakım gazete, dergi ve kitaplarda imlâ birliğini bozan ve Türk imlâsını, herkesin kendi kanışına göre, hamur gibi her şekil alabilir bir hâle sokan yazılar görülmüş…” sözleriyle anlatılıyordu. Bunun karşısına istikrarlı değişim ölçüsü konuyordu: “Yazı ve basım hayatımızda esaslı ve büyük bir sarsıntı yapacak fazla değişmeler ve yenilikler yapılmamıştır.” Kılavuzun söyleyiş dayanağı “genel kültür Türkçesi” idi; bu da “…bölgesel ağızların üstünde yerleşmiş olan konuşma dilidir” biçiminde tanımlanıyordu.

Bileşik kelime sınıflandırması da artık incelmişti. hanımeli, aslanağzı, sıçandişi, vapurdumanı gibi örnekler yarı bileşik, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı, subaşı, aşçıbaşı gibi örnekler tam bileşik olarak değerlendirilmişti. Böylece 1928’in geniş grafik birlik programı, 1941’de kelime grubu ile kelimeleşmiş yapı arasındaki anlamsal ve dilbilgisel ayrımı belirlemeye yönelen bir sınıflandırmaya kavuştu.

Kalıplaşma ve anlam kayması: 1965–1977

1965 Yeni İmlâ Kılavuzu bileşik kelime ile bitişik yazım arasındaki bağı en açık formüllerinden biriyle kurdu: “…iki ya da daha çok kelimenin birleşip kalıplaşmasından doğduğu için, ilk yapılacak iş, bu kelimeleri bitişik yazmaktır…” Buradaki mantık açıktı: bileşik kelime iki ayrı sözün yan yana gelişinden daha ileri bir kalıplaşma düzeyine ulaşmıştı; yazı bu yeni birimi bitiştirerek gösteriyordu. Yapısal test de aynı sonucu destekliyordu: “Bileşik kelimeler o kadar kalıplaşmışlardır ki, aralarına ne çekim ekleri ne de herhangi bir kelime girmez.”

Bu kılavuz kolaylığı da gramer incelemesine bağladı. “En iyi imlâ şüphesiz en kolay imlâdır” cümlesinin hemen arkasından “…dildeki bütün örnekleri, özellikle gramer ve yazı olaylarını dikkatle, teker teker gözden geçirip… ortalama bir yol bulup imla kolaylığını sağlamak gerekir” açıklaması geliyordu. Kolaylık böylece kısa kural sayısından çok, dilin yapısının araştırılmasıyla kurulacak düzen anlamına geliyordu. 1966’da İsmet Kür’ün aynı kılavuz üzerine tartışması da bu noktaya yöneldi; gramerle ilişkiyi, dilin ahengini, kök ve gövde bilgisini, özellikle “okuma, anlama kolaylığı”nı öne çıkararak kolaylığın içeriğini tartışmaya açtı.

1965’in asıl ağırlığı anlam kayması teorisindeydi. Kılavuz, “Bileşik kelimeyi meydana getiren birinci kelime gerçek anlamından kaymış olabilir” diyordu; ardından “…araya bir çekim ya da yapım eki sokulmadığına göre bileşik kelime kendiliğinden doğmuş demektir” sonucuna varıyordu. Teorinin deneyi bahçe otu / adamotu karşılaştırmasıydı: “Bahçe otu tamlamasında birinci kelime de ikinci kelime de gerçek anlamında kullanılmıştır.” Bunun karşısında “Oysaki adamotu tamlamasında birinci kelime gerçek anlamında değildir.” Bileşik kelimenin oluşması böylece yeni kavramla birlikte öğelerden birinin eski anlam alanından uzaklaşmasına bağlanıyordu.

Aynı ölçünün ikinci ayağı daha güçlü ifade edilmişti: “İkinci kelimenin gerçek anlamından kaymış olması bileşik kelimenin ortaya çıkmasında en önemli, en kandırıcı etkendir.” karatavuk, yerelması, sarıkanat, karafatma, alabacak, atlıkarınca gibi örnekler bu ilkenin alanını genişletiyordu. Bitişik yazım, kelimeleşmenin grafik sonucu olarak görülüyor; anlam kayması da kelimeleşmenin başlıca kanıtını sağlıyordu.

Ev kelimesi teoriyi günlük söz varlığında sınayan özellikle açık bir örnekti. Kılavuz, “Ev kelimesini de gerçek anlamından kaydırarak pek çok bileşik kelime yapmaktayız: Doğumevi, bakımevi, çayevi, yayınevi, aşevi…” diyordu. Ardından gerçek anlamın korunduğu kullanımı ayırıyordu: “Ama baba evi, kardeş evi gibi gerçek anlamındaki ‘ev’ kelimesiyle kurulmuş tamlamalar ayrı yazılır.” Doğumevi ile baba evi arasındaki boşluk farkı doğrudan anlam ve kelimeleşme farkını temsil ediyordu.

Alt ve üst ile kurulan yapılarda terim niteliği üçüncü bir ölçü olarak kullanıldı. denizaltı, gözaltı, yeraltı, altçene gibi terimleşmiş yapılar ile suçüstü, yüzüstü, insanüstü, olağanüstü gibi kalıplaşmış yapılar bitişik yazılıyordu. Böylece 1965 sistemi kalıplaşma, anlam kayması ve terimleşmeyi aynı yönde çalışan ölçüler hâline getirdi.

1977 Yeni Yazım Kılavuzu bu sistemi daha geniş bir karar mekanizmasının içine yerleştirdi. Hazırlık süreci “Geniş bir değerlendirme soruşturması olmuştur” sözleriyle anlatılıyor ve kararların “…uzman da olsa, birkaç kişinin bilgi ve görüşlerine göre değil, konuyla yakından ilgili, geniş bir topluluğun düşünce ve yargılarına dayanarak…” alınması amaçlanıyordu. Soruşturma, bilgisayarla değerlendirme ve 45 kişilik yarkurul, norm üretimine geniş katılım görüntüsü verdi.

Kılavuzun dört ilkesi sonraki tartışmalar için açık bir ölçüt oluşturdu. Birinci ilke, “Amaç elde olanı yıkmak değil, en kesin, en tutarlı, en kolay anlaşılıp uygulanabilir duruma getirmektir” diyordu. İkincisi, “Yazım kılavuzunun, yurtta yazım birliğinin kesinlikle sağlanmasına yarayacak, sık sık değişikliklere gidilmesini gerektirmeyecek yeni bir baskısı gerçekleştirilmelidir” hükmünü getiriyordu. Üçüncü ilke, “Kurallar, her türlü duraksamayı önleyecek bir açıklıkla verilmeli, kurallarla Dizin arasında, çelişkiden uzak bir düzenlemeye gidilmeli, öğrenme ve öğretme kolaylığı sağlanmalıdır” diyordu. Dördüncü ilke ise “Yeni Yazım Kılavuzu, dildeki gelişme ve eğilimleri yansıtmalı, dilde benimsenen, yerleşen yeni öğeleri içermeli…” ölçüsünü koyuyordu.

Bu dönemde açıkyüreklilik, balıkyumurtası, ayçiçeğiyağı gibi bugünkü göze yoğun görünen bitişik biçimler, kelimeleşme ile grafik birliği güçlü biçimde eşleştiren sistemin ürünleriydi. Aynı dönem imlâ yerine yazım, kelime yerine sözcük, bileşik kelime yerine bileşik sözcük terminolojisini kullanarak kural dili üzerinde de kapsamlı bir yenileme yürüttü.

“İtibarî” yazımdan “dil duygusu”na: 1985 kırılması

1970’lerde Banguoğlu bileşik kelime kavramı ile grafik biçim arasına teorik bir mesafe koydu. Onun merkez cümlesi, “Birleşik kelimede birleşenlerin birlikte, yada ayrı yazılmaları itibaridir, bunun anlamla ilgisi yoktur” biçimindeydi. Bu görüş, kelimeleşmenin varlığını kabul ederken bitişik yazımı zorunlu sonuç olmaktan çıkarıyordu. Banguoğlu ayrıca “…ölçülerin tutarsızlığı ve anlaşılmazlığı sebebiyle… birleşik anlayışımız kararsız kalmıştır” teşhisini yapıyor; Türkçenin kendi eğilimi için “Terkipçi bir dil olan Türkçemizde birleşik kelimeleri birlikte yazmak eğilimi kuvvetlidir” diyor ve “Yazılışta bitiştirmenin zamanla ilerileyeceğini tahmin ediyoruz” sonucuna ulaşıyordu.

1985 İmlâ Kılavuzu grafik ayrılığı çok daha geniş bir uygulamaya dönüştürdü. Kılavuz genel değişiklik anlayışını “Gelişen, özleşen ve güzelleşen dilimizin değişmelerine ayak uydurmak üzere imlâ kurallarında ara sıra birtakım değişiklikler yapılmasına ihtiyaç duyulacağı açıktır” cümlesiyle açıklıyordu. Hazırlık yapısı da önceki dönemin yarkurul sisteminden farklıydı; Hasan Eren hazırlayan olarak öne çıkıyor, kılavuz birkaç kurul ve komisyonun değerlendirmesinden geçiyordu.

Birleşik kelimeler konusundaki başlangıç teşhisi doğrudan kavramın sınırına yöneliyordu: “Dilimizde gerçek birleşik kelime değeri kazanmamış birçok kelime birleştirmesi vardır.” Sorunun sürekli büyüdüğü de ekleniyordu: “Birleştirme yoluyla sürekli olarak yeni kelimelerin kullanılması, yazılış güçlüklerini bir kat daha artırmakla kalmamakta, kapsamlı bir kural getirilmesini de engellemektedir.” Kılavuz buradan açık kuralın yerine sezgisel ölçüye geçiyordu: “Bu yolda açık bir kural getirilememesi karşısında çoklukla ‘dil duygusu’na dayanmak durumunda kalıyoruz.” Aynı metin, bu yöntemin ürettiği sonucu da kaydediyordu: “Ancak dil duygusu ortak bir ölçü sağlayamamış, birleşik kelimelerde kişiye göre değişen yazılışlara yol açmıştır.”

Yeni ölçünün semantik formülü şöyleydi: “Birleştirmelerde kullanılan kelimeler yeni bir kavramı karşılar.” Bu başlangıcı “Ancak, birleştirmede yer alan her kelime kendi eski anlamını saklamış olabilir” cümlesi izliyordu. Hüküm açıktı: “Bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır.” 1965’in yeni kavram, anlam kayması ve kalıplaşmadan bitişikliğe giden çizgisi böylece ters yönde sınırlandırıldı; yeni kavram oluşturmak bitişiklik için daha dar bir ölçüye dönüştü.

Ev ailesi değişimi tek örnekte görünür kıldı. 1965 doğumevi, bakımevi, çayevi, yayınevi, aşevi biçimlerini evin gerçek anlamından kaymasıyla açıklamıştı. 1985 ise “ev ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: bakım evi, doğum evi, aş evi, düğün evi…” hükmünü getirdi. Aynı yıllarda okuryazar okur yazar, önsöz ön söz, soyadı soy adı, havaalanı hava alanı gibi biçimlere yöneldi. Kelimeleşmenin grafik işareti artık kelime ailesine göre değişen daha geniş bir ayrıştırma sistemine bağlanmıştı.

1986–1993: Kavramın kendisi tartışmaya açılıyor

1985 kılavuzunun yarattığı tartışma kısa sürede terminoloji, gelenek, kelime yapımı, yapısal paralellik ve kullanıcı kolaylığı eksenlerini aynı yerde topladı. Mehmed Kemal, ad değişikliğinin gündelik dildeki etkisini “imlâ yerine ‘yazım’ epeyce de tutmuştu” cümlesiyle kaydetti. Sevgi Özel, yeni dizinin yerleşmiş kullanımla ilişkisini hedef aldı: “Yaygınlıkları, kullanım yerleri göz önüne alınmadan, … birleşik sözcükler ve terimler budanmıştır.” tereyağı, zeytinyağı, büyükelçi, ayçiçeği, gökkuşağı, havaalanı, karayolu, ilkokul, ortaokul, soyadı gibi örnekler tartışmanın günlük yüzünü oluşturuyordu.

Ali Püsküllüoğlu’nun ev/hane karşılaştırması sistemin başka bir yönünü görünür kıldı: “‘Dikimhane’ yazılacak, ‘dikimevi’ yazarsanız yanlış olacak…” Aynı eleştiriyi daha geniş biçimde “Nerdeyse bütün bileşik sözcüklerin ayrı yazılacağını söylüyor” ve “İleriden beri bitişik yazılmış ve alışılmış bütün sözcükler… ayrı yazılacak” sözleriyle ifade etti. Türkçe ev unsurunun ayrılması ile Farsça kökenli hane unsurunun bitişik kalması, kuralın kelime yapma öğeleri arasındaki asimetrisini tartışmaya taşıdı.

Kemal Demiray gelenek ve norm sürekliliğine ağırlık verdi. “Kılavuz, şimdiye dek bilinen ve sorun çıkarmayan birkaç kuralı olduğu gibi benimsemiş” derken sistemin koruduğu alanı belirledi; “Fakat öteden beri bitişik yazılmaya alışılmış sözcüklerle birçok terimin yazılışını altüst etmiş…” sözleriyle değişikliğin yönünü tarif etti. Teşhisi doğrudan ölçüye uzanıyordu: “Kılavuzda, gelenekleşmiş yazımlara sırt çevirilerek değişiklik yapmak bilimsel bir davranış sayılmıştır.” Bu “gelenekleşmiş yazım” kavramı on yıl sonra 1996 kılavuzunun resmî çözüm araçlarından birine dönüşecekti.

Ömer Asım Aksoy tartışmayı tek tek örneklerden kategori adına taşıdı. Ana Yazım Kılavuzu çizgisindeki formülü, “Bunlar, adından da anlaşılacağı üzere, bitişik yazılan birden çok sözcükten oluşur” biçimindeydi. Ardından doğrudan kavramsal hüküm geliyordu: “Birbiriyle birleştirilemeyen sözcükler topluluğuna ‘bileşik sözcük’ adı verilmemesi gerekir.” Bu görüşe göre bakım evi, doğum evi, ses uyumu, yer çekimi gibi iki grafik kelime hâlindeki yapıları aynı anda “bileşik sözcük” saymak kategori adının bilgi değerini değiştiriyordu.

Aksoy, 1985’in semantik kuralını kendi diziniyle de sınadı. cumhurbaşkanı, imalathane, ilkbahar, kızılderili, yüzyıl gibi öğeleri anlamlarını büyük ölçüde koruyan bitişik biçimlerin yanında açık göz, ağır başlı, ayak yolu, Demir Kazık, göz dağı, tere yağı gibi ayrı biçimleri karşılaştırdı. Sonucu, “‘kendi anlamını koruma’ kuralı, kendi uygulamalarına uymadığı gibi dil gerekçelerine de uymuyor” cümlesiydi. Böylece itiraz kuralın kendi örneklerini öngörme gücüne yöneldi.

Vecihe Hatiboğlu aynı çatışmayı Türkçenin kelime yapma kapasitesi üzerinden kurdu. Yazısında “…Türk dilinin önemli bir gelişme aracı olan birleşik sözcük yaratma yöntemine yıkıcı bir darbe vurulmuş…” diyerek ayrıştırmanın söz varlığı üretimine etkisini öne çıkardı ve dönemin sonucunu “…yazımımız yazboz tahtasına dönüşmüştür” sözleriyle ifade etti. Yazısında “BİRLEŞİK SÖZCÜKLER SORUNU” başlığını açtı ve doğrudan “1985 İmlâ Kılavuzu, birleşik sözcükler konusunda önyargılıdır” hükmünü kullandı.

Hatiboğlu, kılavuzun temel cümlesini de hedef aldı: “1985 İmlâ Kılavuzu’nun, ‘Birleşik kelime değeri kazanmamış birçok kelime birleştirmesi vardır’ sözü, çok tehlikeli, sonuçları hesap edilememiş bir sözdür.” akciğer, karaciğer, incebağırsak, kalınbağırsak, körbağırsak üzerinden kalıplaşmayı; karnıyarık üzerinden benzetmeyle yeni anlamı; altyapı üzerinden terimleşmeyi; doğumevi üzerinden ev unsurunun anlam değişmesini örnekledi. İmambayıldının bitişik kalmasıyla karnıyarıkın ayrılması da aynı semantik alan içindeki kural uygulamasını karşılaştırma imkânı verdi.

Bu eleştirilerin karşısında Hasan Eren ayrılığın kendisini kolaylık ve yapı ölçüsüyle savundu. “Türkçede en büyük problem, kelimelerin bitişik mi ayrı mı yazılacağı…” diyerek sorunun ağırlığını kabul ediyor; havaalanı / hava limanı karşılaştırmasında “Oysa Türkçenin yapısı her ikisinin de ayrı yazılmasını gerektiriyor” sonucuna varıyordu. Onun genel hükmü “Kelimelerin ayrılması bir kolaylıktır” biçimindeydi. Hatiboğlu ve Aksoy kelimeleşme ile grafik bütünlüğü birbirine yaklaştırırken Eren benzer kuruluşların benzer yazılması ve ayrılığın okuma kolaylığı üzerinde duruyordu.

Mertol Tulum bu çatışmayı daha genel bir teorik düzeye taşıdı: “Birleşik kelimelerin bitişik ya da ayrı yazılması, sınırlayıcı ve kesin olmayan itibarî değerlendirmelere dayanmaktadır.” Ardından sorunun ölçü tarafını vurguladı: “Böyle de olsa, bu değerlendirmeler belli ve anlaşılır ölçülere bağlanamamış olduğundan kararsızlık sürüp gitmiştir.” Banguoğlu’nun “itibarî” yazım görüşü ile 1985 sonrası yaklaşım burada birleşiyor; birleşik kuruluşun dilbilgisel statüsü ile grafik bitişikliğin statüsü iki ayrı karar alanı hâline geliyordu.

1987’ye gelindiğinde tartışma üç ayrı kılavuzun aynı sözlere başka başka biçimler vermesiyle somutlaştı. Bir kılavuzun ağırbaşlı, alışveriş, aşevi, gözdağı, kördüğüm biçimlerini bitişik tuttuğu yerde bir başkası bunları ayırabiliyor; aşçıbaşı, ayakkabı, yanardağ, yüzyıl gibi başka örneklerde ittifakın yönü değişebiliyordu. 1992’de ders kitabı, kılavuz ve sınav uygulamaları arasındaki farkların öğrenciye kadar ulaşması, 1977’de benimsenen “öğrenme ve öğretme kolaylığı” ölçüsünü doğrudan uygulama sorusuna çevirdi.

1993 kılavuzu 1985’te kurulan semantik çizgiyi sürdürdü ve birçok alanda ayrılığı genişletti. akyuvar → ak yuvar, alyuvar → al yuvar, bazı makam adları ve başka birleşik ailelerdeki uygulamalar, ayrıştırmanın bir kelime listesinden çok genel bir norm anlayışına dönüştüğünü gösterdi. Bu sırada aynı yapıya yakın pek çok kelimenin bitişik biçimi de yaşamaya devam etti; kuralın öngörü değeri giderek sözlük ve kılavuz dizinine bağımlı hâle geldi.

1996: kural, gelenek ve “ayrı yazılan birleşik kelime”

1996 İmlâ Kılavuzu önce geçmiş dönemin bitiştirme eğilimini açık bir tarih yorumuyla ele aldı: “Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu.” Kılavuz hedef aldığı düşünceyi de tanımlıyordu: “İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır.” Bu yaklaşım kılavuzda doğrudan “Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce…” sözleriyle nitelendiriliyordu.

Yeni ölçü kapı kolu / kargaburnu çiftiyle anlatıldı. “Söz gelişi kapı kolu, kapı’dan da kol’dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır…” deniyor, ardından “…birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır” hükmü getiriliyordu. Sonuç, “…o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır” biçimindeydi. Kargaburnu için ise “…kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır…” açıklaması yapılıyor ve “…o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır” deniyordu. Yeni kavram oluşturmak tek başına bitişikliği belirleyen ölçü olmaktan çıkmış; birleşme sırasında gerçekleşen anlam değişmesi merkeze yerleşmişti.

1996’nın ikinci çözümü gelenekleşmiş yazılış oldu. Sunuş, “İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır” diyordu. Ardından “Yeni yeni istikrarsızlıklara yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli…” cümlesi geliyor; kural ile gelenek karşı karşıya geldiğinde ölçü açıkça belirtiliyordu: “…tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir.” 1986’da eleştirmenlerin “alışılmış”, “yaygın”, “gelenekleşmiş” biçimler üzerinden geliştirdiği argüman böylece kılavuzun kendi norm sistemine girdi.

Bu çözüm kendi sınırını da açıkça kaydetti: “Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur.” Kuralın yanında tarihsel kullanım ikinci karar kaynağı hâline gelmişti; fakat tarihsel kullanımın hangi noktada “gelenek” sayılacağı ayrıca karar gerektiriyordu. Normun öngörü gücü bu aşamada hem semantik ölçüye hem geçmiş yazımın kabul derecesine bağlıydı.

Aynı kılavuz terminolojiyi de yeniden kurdu: “Dilimizde yeni kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir.” Bunun ardından “Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir” tanımı geliyor ve “Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar” deniyordu. Terminolojik tercih kesin bir hükümle belirtilmişti: “Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.”

Bu tanım tarihsel dönüşümün merkezidir. 1928’de mürekkep kelime için “tek bir kelime gibi yazılır” hükmü kurulmuştu; 1965’te bileşik kelime için “ilk yapılacak iş, bu kelimeleri bitişik yazmaktır” denmişti. 1996 ise kelime birleştirmesiyle kurulan bütün sözleri “birleşik kelime” üst kategorisine aldı ve hemen ardından “Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir” açıklamasını yaptı. “Birleşik kelime” teriminin grafik birlik bildiren eski işlevi böylece yapısal köken bildiren daha geniş bir işleve dönüştü.

Alt/üst ailesindeki yeni ölçü de aynı anlayışı ilerletti: “Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır.” 2000 baskısında üst ve üzeri de benzer biçimde düzenlendi. Altyapı, üst geçit, olağanüstü, bilinçaltı gibi örnekler artık tek bir “terim niteliği” ölçüsünden çok, somutluk, anlam değişmesi ve gelenek gibi birden fazla ölçünün kesiştiği alanda değerlendiriliyordu.

Bu dönemde kural sayısının ve istisna yükünün büyümesi yeni sadeleştirme arayışlarını doğurdu. Astrid Menz, “Tamlamanın ikinci ögesi nitelenir ve böylece ikinci ögeyle belirtilen kavramın bir alt türü adlandırılırsa sözcükler ayrı yazılır…” formülünü öneriyor; öteki durumu “…tamlamanın tüm ögeleri beraberce yeni bir kavramı oluşturursa bitişik yazılır” biçiminde tanımlıyordu. Duman rengi / kahverengi gibi çiftler, çok sayıda alt kuralı tek semantik ölçü altında toplama arayışına örnek oluşturuyordu.

Emine Yılmaz ile Nurettin Demir ise karmaşıklığı doğrudan sayıya döktü: “…toplam 51 kural, 24 alt madde ve 4 uyarı yer almaktadır…” Ardından sistemi “…kendi içinde çelişen bu kurallar yığını…” diye nitelendirdiler ve kullanıcı açısından sonucu “…kullanıcının ne kavraması ne de bunlara uyması mümkündür” sözleriyle ifade ettiler. Kılavuzlar arasındaki ayrılık için de “Ayrıca piyasada yaygın olarak kullanılan sözlüklerdeki uygulamalarla ve diğer imla kılavuzlarıyla çelişiyor olması kullanıcının işini daha da zorlaştırmaktadır” değerlendirmesini yaptılar. 1977’de “her türlü duraksamayı önleyecek” ve “öğrenme ve öğretme kolaylığı” sağlayacak kural hedefi, yüzyılın sonuna doğru kural mimarisinin karmaşıklığı üzerinden yeniden tartışılıyordu.

2005–2006: çift kategorinin kurumsallaşması

2005 Yazım Kılavuzu 1996’da açıkça kurulan bitişik yazılan / ayrı yazılan birleşik kelime ayrımını kapsamlı bir hiyerarşiye dönüştürdü. Kılavuzun genel hedefi yüksek bir birlik iddiası taşıyordu: “Bu kılavuzla, yazımda birliğin sağlanacağı, tartışmaların sona ereceği ve ortak noktada buluşulacağı düşüncesindeyiz.” Türkçe Sözlük ile eş güdümlü hazırlık, çevrim içi kullanım, bilgisayarlı yazım denetimi ve kamu yazışmalarıyla bağlantı, birleşik kelime kuralını geniş bir uygulama altyapısının parçası hâline getirdi.

Sistem anlam kayması ilkesini koruyordu: “kelimelerden her ikisi ya da ikincisi, birleşme sırasında anlam değişmesine uğradığında bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır.” Alt/üst alanında ise somutluk ölçüsü açıkça yazıldı: “Somut olarak yer belirten alt ve üst sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı…” Böylece aynı üst kategori içinde semantik, yapısal ve geleneksel ölçüler farklı kelime ailelerine uygulanıyordu.

Bu sistemde “birleşik kelime”, yazım biçiminden daha geniş bir kavram hâline gelmişti. “Birleşik Kelimelerin Yazılışı” başlığının altında hem “Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler” hem “Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler” bulunuyordu. Bir yapıya “birleşik kelime” denmesi artık onun boşluksuz yazıldığı bilgisini taşımıyordu; terim yapının kuruluşunu, alt başlık ise grafik biçimini bildiriyordu. 1928’in “tek bir kelime gibi yazılır” formülüyle başlayan kavram tarihinin en büyük anlam genişlemesi burada kurumsal biçimine ulaştı.

2006’da Sevgi Özel eleştiriyi doğrudan bu adlandırmaya yöneltti: “‘Ayrı Yazılan Bileşik Kelimeler’ ne demektir?” Ardından temel mantık sorusunu sordu: “Sözcükler ayrı yazılıyorsa, niçin ‘birleşik kelime’ sayılmaktadır?” Bu itiraz tek bir kelimenin doğru biçimini aramıyordu; “birleşik kelime” kategorisinin artık hangi bilgiyi verdiğini sorguluyordu.

Özel bunu örneklerle genişletti: “‘Büyük anne, ana yurt, ana dil, arap sabunu, tuz ruhu, ağustos böceği, köpek balığı’ gibi sözcükler niçin ‘ayrı yazılan birleşik kelime’dir; bunların ‘ayşekadın, aslanağzı, camgüzeli’ gibi bileşiklerden farkı nedir?” Tarihsel oynaklığı da aynı sorguya bağladı: “Bu sözcükler, resmi TDK’nin kılavuzlarının her baskısında değişime uğramıştır, niçin?” Son soru doğrudan kurala yöneliyordu: “Bu birbiriyle çelişen değişikliklerin bilimsel dayanağı nedir?”

Ülgen Zeki Ok aynı sorunu yakın yapılı deniz adları üzerinden sınadı. Kategori adına ilişkin hükmü, “‘ayrı yazılan birleşik kelime’ tamlamasına mantıksal bir çözüm bulmakta zorlanıyorum” biçimindeydi. Ardından “‘denizhıyarı, denizşakayığı; denizkestanesi, deniztavşanı’ … ‘deniz rezenesi, deniz marulu; deniz kızı, deniz yılanı’…” karşılaştırmasını yaptı. Aynı deniz + ad kuruluşunun iki grafik sınıfa dağılması, kuralın öğrenilmesi için sözcük ailesinin kendisinden daha fazla sözlük bilgisi gerektirdiğini gösteriyordu.

Grafik birlikten geniş kuruluş kategorisine

Cumhuriyet imlâsındaki tarihsel yön açıktır. 1928’de mürekkep kelime, grafik birlikle güçlü biçimde özdeşleşmişti; yeni alfabenin sağladığı imkân, kolay anlaşılma ve fonetik birlik aynı bitişiklik kararını destekliyordu. 1941 serbest tamlama ile bileşik kelimeyi anlam üzerinden ayırdı. 1965 kalıplaşma, anlam kayması ve terim niteliğini sistemleştirerek bileşik kelime ile bitişik yazım arasındaki bağı daha ayrıntılı bir teoriye dönüştürdü; 1977 bu sistemi tutarlılık, yazım birliği ve öğretilebilirlik hedefleriyle genişletti.

Sonraki çizgi kavramın grafik içeriğini aşamalı biçimde seyreltti. Banguoğlu bitişik veya ayrı yazımı “itibarî” saydı. 1985 “gerçek birleşik kelime değeri”, öğelerin anlamlarını koruması ve dil duygusu üzerinden ayrılığı genişletti. 1986’dan itibaren Aksoy ve Hatiboğlu kelimeleşme ile grafik bütünlüğü savunurken Eren yapısal paralelliği ve ayrı yazım kolaylığını, Tulum ise kesin ölçünün güçlüğünü öne çıkardı. Rakip görüşler aynı kelimeleri farklı biçimlere taşıdı ve norm tartışması doğrudan okul, basın, sözlük ve günlük yazıya yayıldı.

1996 çözümü kural ile gelenekleşmiş yazılışı aynı sistemde birleştirdi. Aynı anda “birleşik kelime”yi kelime birleştirmesiyle oluşan geniş üst kategori olarak tanımladı ve “ayrı yazılan birleşik kelimeler”i açık biçimde sınıflandırdı. 2005 bu mimariyi kapsamlı resmî tasnif hâline getirdi. Sonuçta birleşik kelime terimi kuruluş hakkında geniş bilgi, grafik kelime sınırı hakkında sınırlı bilgi veren bir kategoriye dönüştü.

Kavramın sulandırılması tam olarak burada gerçekleşti: bileşik/birleşik kelime olma bilgisi ile bitişik yazılma bilgisi birbirinden ayrıldı. Bir zamanlar “tek bir kelime gibi yazılır” hükmüyle tanımlanan alan, bitişik ve ayrı yazılan yapıların ortak adı hâline geldi. Aşevi → aş evi → aşevi, okuryazar → okur yazar → okuryazar, havaalanı → hava alanı → havaalanı, morsalkım ve yeşilzeytin gibi daha karmaşık seyirler bu kavramsal dönüşümün kelime düzeyindeki kayıtlarıdır. Bir kelimenin kaç kelime olarak yazılacağı sorusu, sonunda “birleşik kelime” teriminin kendisinden çıkarılamayan bir bilgiye dönüşmüştür.


Appendix: Türk İmlâ Kılavuzlarında Birleşik Kelimelerin Tarihsel Yazım Seyirleri, 1928–2012

Kaynak ve gösterim

Bu appendix’in ana veri kaynağı Mine Kılıç’ın Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde 2021’de tamamladığı Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Çerçevesinde 1928’den Günümüze İmla Olgusu başlıklı doktora tezidir. Kılıç, 1928’den 2012’ye uzanan dönemde dönüm noktası niteliğindeki on bir kılavuzu karşılaştırmış ve toplam 448.693 kelimeyi tarayarak büyük bir karşılaştırma tablosuna aktarmıştır.

Buradaki tarihsel diziler şu kaynak sırasına dayanır: İL 1928 → İK 1941 → YİK 1965 → YYK 1977 → İK 1985 → İK 1988 → İK 1993 → İK 1996 → İK 2000 → YK 2005 → YK 2012. Tezin karşılaştırma tablolarında kullanılan + işaretleri burada gerçek yazılışa açılmıştır. Tezdeki - işareti ayrı yazım anlamına gelmediğinden, bir kelimenin ilgili dizinde bulunmadığı durum tarihsel yazım biçimi sayılmamıştır. Oklarla gösterilen seyirlerde aynı yazımın art arda devam ettiği yıllar tekrar edilmemiş; gerçek biçim değişiklikleri korunmuştur. Kılavuzun dizininde bulunmayan fakat kural metninde açıkça örneklenen biçimler ayrıca belirtilmiştir.

Appendix’in düzeni alfabetik değildir. Yakın kuruluşlu kelimeler aynı kümede tutulmuş; böylece aynı dönemde parçalanan, parçalanmayan, yeniden birleşen ve anlamına göre iki ayrı grafik biçim kazanan örnekler doğrudan karşılaştırılabilir hâle getirilmiştir.

I. Birleşme sırasında ses düşmesi ve ses kaynaşması

abdesthane — abdesthane → aptesane → apteshane → abdesthane.

dershane — dershane → dersane → dershane.

eczane — eczane → eczahane → eczane.

hapishane — hapishane / hapsane → hapishane.

pastane — pastahane → pastane → pastahane → pastane.

postane — postahane → postane → postahane → postane.

şişhane — şişhane → şişane → şişhane.

Kural açıklamalarında ayrıca hapisane ve imaretane söyleyişleri anılmıştır. Bunlar dizine yerleşmiş sürekli madde başları hâline gelmemiştir.

kayınbirader — kayınbirader → kayın birader → kayınbirader.

kayınvalide — kayınvalide → kayın valide → kayınvalide.

kaynana — incelenen kılavuzlarda bitişik yazımını koruyan kontrol örneğidir.

kaynata — incelenen kılavuzlarda bitişik yazımını koruyan kontrol örneğidir.

Bu ailede aynı ses düşmesi çevresinde kaynana ve kaynata sürekli bitişik kalırken kayınbirader ile kayınvalide bir dönem grafik olarak parçalanmıştır.

II. ast, üst, rast ve ses düşürme denemeleri

bir düziye — bidüziye → bir düziye.

üstsubay — üssubay → üstsubay.

üst deri — üstderi → üsderi → üstderi → üst deri.

asbaşkan — asbaşakan → astbaşkan → asbaşkan.

astsubay — assubay → astsubay.

rastgele — rastgele → rasgele → rastgele.

rast getirmek — rasgetirmek → rast getirmek.

1965’te ast, üst ve rast birleşme sırasında sonlarındaki tyi düşüren unsurlar olarak ele alınmış; sonraki kılavuzlar bu ses düşürme sistemini terk etmiştir. Aynı dönem bidüziye, üssubay, üsderi, assubay, rasgele, rasgetirmek gibi biçimleri aynı kuramsal mantık içinde üretmiştir.

III. Yardımcı fiille kurulan birleşik fiiller

akordetmek / akort etmek — akordetmek → akort etmek.

ayırdetmek / ayırt etmek — ayırdetmek → ayırt etmek.

bahşetmek — bahşetmek → bahş etmek → bahşetmek.

dercetmek — dercetmek → derç etmek → dercetmek.

haletme / hal’etme — haletme → hal’etme → haletme.

haletmek / hal’etmek — haletmek → hal’etmek → haletmek.

hamdetmek — hamdetmek → hamt etmek → hamdetmek.

hercümercetmek — hercümercetmek → hercümerç etmek.

hıfzetmek — hıfzetmek → hıfz etmek → hıfzetmek.

matetmek / mat etmek — matetmek → mat etmek.

menolunma — sonraki kılavuzlarda bitişik biçimde dizine giren kontrol örneğidir.

menolunmak — sonraki kılavuzlarda bitişik biçimde dizine giren kontrol örneğidir.

şadetmek / şad etmek — şadetmek → şad etmek.

şükretmek — kılavuzların büyük bölümünde bitişik biçimini korur.

vadetmek / vaat etmek — vadetmek → vaat etmek → vadetmek.

virdetmek / virt etmek — virdetmek → virt etmek.

yadetmek / yâd etmek — yadetmek → yâd etmek.

Kural metinlerinde aynı alan için ayrıca defetmek, katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek, mest olmak, dert olmak, vaz geçmek, rast gelmek örnekleri kullanılmıştır.

IV. Tasvirî fiiller

bileyazmak — 2012 dizininde yer alır.

çıkagelmek — 1965’ten sonraki kılavuzlarda bitişik biçimiyle yerleşmiştir.

düşeyazmak — 1965’ten sonraki kılavuzlarda bitişik biçimiyle yerleşmiştir.

geçivermek — 2012 dizininde yer alır.

gidebilmek — 2012 dizininde yer alır.

gidedurma — kaynakta bu madde başıyla 2012 dizininde yer alır.

olagelmek — sonraki kılavuzlarda bitişik yazımını korur.

uyuyakalmak — 1985–1996 çevresinde dizine girer; 2012’de yeniden madde başıdır.

Bu grup, başka birleşik kelime ailelerinde görülen yoğun ayrılaştırmaya karşılık bitişik yazımın oldukça istikrarlı kaldığı bir kontrol alanıdır.

V. Anlam kaymasıyla oluşan birleşikler

ağzı bozuk — sonraki kılavuzlarda ayrı yazımla yer alır.

altmışaltı — altmışaltı → altmış altı → altmışaltı.

anaerkil — anaerkil → ana erkil → anaerkil.

arkasıpek / arkası pek — arkasıpek → arkası pek.

başıbozuk — uzun dönem boyunca bitişikliğini güçlü biçimde korur.

belsoğukluğu — belsoğukluğu → bel soğukluğu → belsoğukluğu.

buzdolabı — buzdolabı → buz dolabı → buzdolabı.

delibozuk / deli bozuk — delibozuk → deli bozuk → delibozuk → deli bozuk.

Demirkazık / Demir Kazık — Demirkazık → Demir Kazık → Demirkazık.

gökkuşağı — gökkuşağı → gök kuşağı → gökkuşağı.

gökyüzü — gökyüzü → gök yüzü → gökyüzü.

karaborsa — karaborsa → kara borsa → karaborsa.

kuyruksokumu / kuyruk sokumu — kuyruksokumu → kuyruk sokumu.

morsalkım — morsalkım → mor salkım → morsalkım → mor salkım → morsalkım.

tavukgöğsü — tavukgöğsü → tavuk göğsü → tavukgöğsü.

vapurdumanı — vapurdumanı → vapur dumanı → vapurdumanı.

1965’in anlam kayması açıklamalarında ayrıca adamotu, bahçe otu, üzgünbalığı, uskumru balığı, testerebalığı, ateşböceği, kır böceği, babatatlısı, balkabağı, güzelavratotu, incehastalık, karatavuk, yerelması, sarıkanat, karafatma, alabacak, atlıkarınca karşılaştırmaları kullanılmıştır.

1996’nın açıklamalarında kapı kolu / kargaburnu, kara borsa, yaş çay, açıkgöz, anaerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz örnekleri kullanılmıştır.

VI. Aynı anlam ölçüsü içinde farklı yazılan kulak ve kurusu yapıları

kamışkulak — bitişik.

kepçe kulak — ayrı.

kulağı delik — ayrı.

kulak çivisi — ayrı.

kulakdavulu — bitişik.

orta kulak — ayrı.

ekşikulak — bitişik.

kabakulak — bitişik.

kayısı kurusu — ayrı.

dut kurusu — ayrı.

üzüm kurusu — ayrı.

kız kurusu — ayrı.

insan kurusu — ayrı.

piç kurusu — ayrı.

yaprakkurusu — bitişik.

gülkurusu — bitişik.

tahtakurusu — bitişik.

Bu iki grup, anlam kayması ölçüsünün tek başına grafik sonucu tahmin etmeye yetmediği en sıkı kontrol kümelerindendir.

VII. Tür değiştirerek kalıplaşan yapılar

albastı — bitişik.

biçerdöver — biçerdöğer → biçerdöver → biçer döver → biçerdöver.

çokbilmiş — bitişik; bazı ara kılavuzlarda dizinden çekilir.

çöpçatan — incelenen dönem boyunca bitişikliğini korur.

dalgakıran — incelenen dönem boyunca bitişikliğini korur.

dedikodu — incelenen dönem boyunca bitişikliğini korur.

gecekondu — yerleşik bitişik biçimini korur.

geri kalmış — ayrı.

ileri gelen / ilerigelen — ilerigelen → ileri gelen.

kaçgöç — bitişik.

kaptıkaçtı — bitişik.

kendigelen — bitişik.

okuryazar — okuryazar → okur yazar → okuryazar.

uyurgezer — uyurgezer → uyur gezer → uyurgezer.

yanardöner — yanardöner → yanar döner → yanardöner.

çöpçatan, dalgakıran, dedikodu, gecekondu, kaptıkaçtı gibi yapıların bütünlüğü korunurken biçerdöver, okuryazar, uyurgezer, yanardöner ailesinin 1985–1993 çevresinde ayrılması aynı kuruluş alanındaki en belirgin tarihsel ayrışmalardan biridir.

VIII. alt, üst, üzeri ile kurulan yapılar

akşamüzeri — akşamüzeri → akşam üzeri → akşamüzeri.

altçene / alt çene — altçene → alt çene.

altyazı / alt yazı — altyazı → alt yazı.

altyapı / alt yapı — altyapı → alt yapı → altyapı.

ayakaltı — bitişikliği güçlü biçimde korur.

ayaküstü / ayak üstü — ayaküstü → ayak üstü → ayaküstü.

başüstüne / baş üstüne — iki biçim arasında değişir.

deneyüstü — bitişik.

doğaüstü / doğa üstü — doğaüstü → doğa üstü → doğaüstü.

ikindiüstü / ikindi üstü — ikindiüstü → ikindi üstü → ikindiüstü.

merdiven altı — ayrı.

olağanüstü — uzun dönem boyunca bitişikliği koruyan güçlü kontrol örneğidir.

önsöz / ön söz — önsöz → ön söz.

rüzgâraltı / rüzgâr altı — iki biçimde görülür.

silâhaltı / silahaltı — bitişik; düzeltme işareti bakımından da değişim geçirir.

sualtı / su altı — sualtı → su altı.

şuuraltı / şuur altı — şuuraltı → şuur altı.

toprakaltı / toprak altı — toprakaltı → toprak altı.

üstgeçit / üst geçit — üstgeçit → üst geçit.

üstyapı / üst yapı — üstyapı → üst yapı → üstyapı.

yastıkaltı — bitişik.

1965’in kural metninde ayrıca denizaltı, hasıraltı, gözaltı, yeraltı, altcins, altderi, masa üstü, duvar üstü, suçüstü, yüzüstü, insanüstü örnekleri bulunur.

IX. bilinç, olağan, göz çevresindeki soyut–somut karşıtlıklar

bilinçaltı — bilinçaltı → bilinç altı → bilinçaltı.

bilinçdışı / bilinç dışı — bilinçdışı → bilinç dışı.

olağandışı / olağan dışı — olağandışı → olağan dışı.

olağanüstü — bitişik.

Bu dört örnek aynı kavramsal alanda yakın kuruluşlu sözlerin farklı grafik sonuçlara ulaştığını gösterir. bilinçaltı / bilinç dışı biçimleri büyük karşılaştırma Ek’inde açıkça izlenir.

gözaltı — “gözetim” anlamında bitişik.

göz altı — fiziksel yer bildiren kullanımda ayrı.

gözaşısı / göz aşısı — gözaşısı → göz aşısı.

gözbağı / göz bağı — gözbağı → göz bağı.

gözaçıklığı / göz açıklığı — gözaçıklığı → göz açıklığı.

Bu anlam ayrımı ve parçalanma örnekleri büyük karşılaştırma Ek’inde aynı madde çevresinde görülür.

X. Birden çok kelimeden oluşan yer adları

Afyonkarahisar / Afyon Karahisar — iki biçim arasında değişim görülür; son biçim Afyonkarahisardır.

Dursunbey — bitişikliğini koruyan kontrol örneğidir.

Gaziantep / Gazi Antep — Gazi Antep → Gaziantep → Gazi Antep → Gaziantep.

Gaziosmanpaşa / Gazi Osmanpaşa — Gaziosmanpaşa → Gazi Osmanpaşa → Gaziosmanpaşa.

Kahramanmaraş / Kahraman Maraş — Kahramanmaraş → Kahraman Maraş → Kahramanmaraş.

Küçükçekmece / Küçük Çekmece — Küçükçekmece → Küçük Çekmece → Küçükçekmece.

Mustafakemalpaşa / Mustafa Kemalpaşa / Mustafa Kemal Paşa — üç ayrı grafik biçim kullanılmış; sonunda Mustafakemalpaşa biçimine dönülmüştür.

Sarıkamış — bitişikliğini büyük ölçüde korur.

Şanlıurfa / Şanlı Urfa — Şanlıurfa → Şanlı Urfa → Şanlıurfa.

Şarkikaraağaç / Şarkî Karaağaç / Şarkîkaraağaç — bitişiklik, boşluk ve düzeltme işareti birlikte değişmiştir.

Şebinkarahisar / Şebin Karahisar — Şebinkarahisar → Şebin Karahisar → Şebinkarahisar.

XI. Birleşik Türk boyu adları

Alkaevli / Alka Evli — Alka Evli → Alkaevli.

Karaevli / Kara Evli — Kara Evli → Karaevli.

Alayuntlu / Ala Yuntlu — Ala Yuntlu → Alayuntlu.

Bu örnekler yalnız 2000–2012 dizinlerinde düzenli biçimde yer aldığı için daha eski sütunlar yazım kararı olarak okunamaz.

XII. baş, başı ve ev ile kurulan yapılar

aşçıbaşı — bitişik.

borazancıbaşı — bitişik.

başmüfettiş — bitişik.

başvekil — bitişik.

binbaşı — bitişik.

mehterbaşı — bitişik.

aşevi / aş evi — aşevi → aş evi → aşevi.

babaevi / baba evi — baba evi → babaevi.

basımevi / basım evi — basımevi → basım evi → basımevi.

başsağlığı / baş sağlığı — başsağlığı → baş sağlığı → başsağlığı.

çayevi / çay evi — çayevi → çay evi → çayevi.

kitabevi / kitap evi — kitabevi → kitap evi → kitabevi.

orduevi / ordu evi — orduevi → ordu evi → orduevi.

öğretmenevi / öğretmen evi — öğretmen evi → öğretmenevi.

yargıevi / yargı evi — yargıevi → yargı evi → yargıevi.

Kural metinlerinde ayrıca doğumevi → doğum evi → doğumevi, bakımevi → bakım evi → bakımevi, yayınevi → yayın evi → yayınevi, düğün evi, baba evi, kardeş evi örnekleri bulunur.

XIII. başı ile kurulan öteki yapılar

adımbaşı / adım başı — adım başı → adımbaşı.

atbaşı / at başı — at başı → atbaşı.

dersbaşı / ders başı — ders başı → dersbaşı.

haftabaşı / hafta başı — haftabaşı → hafta başı.

işbaşı / iş başı — işbaşı → iş başı → işbaşı.

köşebaşı / köşe başı — köşe başı → köşebaşı.

kuşbaşı / kuş başı — kuşbaşı → kuş başı → kuşbaşı.

masabaşı / masa başı — masa başı → masabaşı.

ocakbaşı / ocak başı — ocak başı → ocakbaşı.

pınar başı — ayrı.

saat başı — ayrı.

yılbaşı / yıl başı — yılbaşı → yıl başı → yılbaşı.

başıbozuk — bitişik.

başıboş — bitişik.

başı dik — ayrı.

başı bütün — ayrı.

eli açık, gözü açık, alnı açık, ağzı açık, ağzı sıkı, sırtı pek, arkası kuvvetli, eli çabuk, kulağı delik — ayrı.

başıbozuk, gelişigüzel, karnıyarık — bitişik.

eli bayraklı, eli dar, eli kulağında, ayağı bağlı, gözü aç, gözü dışarda, işi yolunda — ayrı.

XIV. Alıntı öğelerle kurulan istikrarlı bitişik yapılar

defterdar, mihmandar, dindar, haberdar, hükümdar

ahitname, ihbarname, tasdikname, beyanname

afetzede, kazazede

amcazade, asilzade

ateşperest, menfaatperest

misafirperver, vatanperver

baruthane, darphane, fakirhane

Kural açıklamalarında ayrıca bazubent, acemkürdî, amcazede, manometre, termometre, kilometre, çayhane örneklenir.

Aynı gelenekleşmiş bitişiklik alanında biraz, birçok, birçoğu, birkaç, birkaçı, birtakım, herhangi, hiçbir, hiçbiri de bitişik kalmıştır.

XV. Kurum ve kuruluş çevresindeki yapılar

açık öğretim — ayrı.

dışişleri / dış işleri — dış işleri → dışişleri → dış işleri.

genelkurmay — bitişik biçimi güçlüdür.

yükseköğretim / yüksek öğretim — yükseköğretim → yüksek öğretim → yükseköğretim.

XVI. Deyim anlamı kazanmış fiil grupları

göğüsgermek — 1928’de bitişik madde başı.

geridurmak — erken kılavuzlarda bitişik biçim.

alıkoymak / alakoymak / alıkomak — biçim değişikliklerine rağmen grafik bütünlük büyük ölçüde korunur.

artakalmak — bitişik.

başkaldırmak / baş kaldırmak — başkaldırmak → baş kaldırmak → başkaldırmak.

başvurmak / baş vurmak — baş vurmak → başvurmak.

öngörmek — bitişik.

Kural açıklamalarında ayrı yazılan deyimlere çam devirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek örnekleri verilir.

XVII. Hayvan adları

atlıkarınca — eğlence aracı anlamında bitişik.

atlı karınca — iri karınca anlamında ayrı.

balarısı / bal arısı — balarısı → bal arısı.

beçtavuğu / Beç tavuğu — beçtavuğu → Beç tavuğu.

denizördeği / deniz ördeği — denizördeği → deniz ördeği.

denizineği — bitişik.

denizkedisi — bitişik.

devekuşu / deve kuşu — devekuşu → deve kuşu.

hamamböceği / hamam böceği — hamamböceği → hamam böceği.

Hint tavuğu / hinttavuğu — iki yazım geleneği görülür.

katıryılanı / katır yılanı — katıryılanı → katır yılanı.

Macar ineği — ayrı.

mısırtavuğu / Mısır tavuğu — mısırtavuğu → Mısır tavuğu.

sivrisinek / sivri sinek — sivrisinek → sivri sinek → sivrisinek.

uçuçböceği / uç uç böceği / uçuç böceği — üç ayrı grafik biçim.

uyuzsineği / uyuz sineği — uyuzsineği → uyuz sineği.

yabankeçisi / yaban keçisi — yabankeçisi → yaban keçisi.

yılanbalığı / yılan balığı — yılanbalığı → yılan balığı.

XVIII. Renk adıyla kurulan hayvan adları

alageyik — bitişik.

beyazsinek / beyaz sinek — beyazsinek → beyaz sinek → beyazsinek.

bozördek / boz ördek — boz ördek → bozördek.

karayılan / kara yılan — karayılan → kara yılan → karayılan.

sarıbalık / sarı balık — sarıbalık → sarı balık → sarıbalık.

XIX. Bitki adları

ağaççileği / ağaç çileği — ağaççileği → ağaç çileği.

atkestanesi / at kestanesi — atkestanesi → at kestanesi.

ayçiçeği / ay çiçeği — ayçiçeği → ay çiçeği → ayçiçeği.

çalıfasulyesi / çalı fasulyesi — çalıfasulyesi → çalı fasulyesi.

çörek otu — ayrı.

çöreotu — bitişik biçim de tarihsel olarak kullanılmıştır.

dolma biber — ayrı.

hintinciri / Hint inciri — hintinciri → Hint inciri.

kedinanesi / kedi nanesi — kedinanesi → kedi nanesi.

meryemanaasması / Meryem Ana asması / meryemana asması — büyük harf ve boşluk birlikte değişmiştir.

meyankökü / meyan kökü — meyankökü → meyan kökü.

mineçiçeği / mine çiçeği — mineçiçeği → mine çiçeği.

sivribiber / sivri biber — sivribiber → sivri biber.

yerelması / yer elması — yerelması → yer elması.

XX. ağaç ile kurulan bitki ve kavram adları

dantel ağacı

sıtma ağacı

şeker ağacı

tespih ağacı

mercanağacı

sütağacı

soyağacı

gazozağacı

hayatağacı

XXI. Renk adıyla kurulan bitki adları

karabiber / kara biber — karabiber → kara biber → karabiber.

karalahana / karalâhana / kara lâhana — karalahana → kara lâhana → karalâhana → karalahana.

kırmızıbiber / kırmızı biber — kırmızıbiber → kırmızı biber → kırmızıbiber.

sarıerik / sarı erik — sarı erik → sarıerik.

siyah zeytin — ayrı.

yeşilbiber — bitişik.

yeşilfasulye — bitişik.

yeşilzeytin / yeşil zeytin — yeşil zeytin → yeşilzeytin → yeşil zeytin → yeşilzeytin.

XXII. Nesne, eşya ve alet adları

seylantaşı / Seylan taşı / Seylân taşı — seylantaşı → Seylan taşı / Seylân taşı.

buzultaş / buzul taş — buzultaş → buzul taş.

arapsabunu / Arap sabunu / arap sabunu

yılangömleği / yılan gömleği — yılangömleği → yılan gömleği.

kriz masası — ayrı.

bacakkalemi / bacak kalemi

buzdolabı / buz dolabı — buzdolabı → buz dolabı → buzdolabı.

kamışkalem / kamış kalem — kamışkalem → kamış kalem.

şeytanmasası — metinde karşılaştırma örneği.

XXIII. Yol, ulaşım ve ulaşım altyapısı

arnavutkaldırımı / Arnavut kaldırımı — arnavutkaldırımı → Arnavut kaldırımı.

çevre yolu

demiryolu / demir yolu — demiryolu → demir yolu.

havayolu / hava yolu — havayolu → hava yolu.

havaalanı / hava alanı — havaalanı → hava alanı → havaalanı.

karayolu / kara yolu

XXIV. Durum, olgu ve olay bildiren yapılar

açık oturum

baş ağrısı

çıkış yolu

elbirliği / el birliği — elbirliği → el birliği.

işbirliği / iş birliği — işbirliği → iş birliği.

kamuoyu / kamu oyu — kamuoyu → kamu oyu → kamuoyu.

madde başı

soykırımı / soy kırımı / soykırım — soykırımı → soy kırımı → soykırım.

yerçekimi / yer çekimi — yerçekimi → yer çekimi.

Kural açıklamalarında ayrıca açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş dönmesi, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, iş bölümü, ses uyumu, sofra başı örnekleri bulunur.

XXV. bilim ve bilgi ile kurulan terimler

biçimbilim / biçim bilimi

dilbilim / dil bilimi

dilbilgisi / dil bilgisi

gökbilimci / gök bilimci

gökbilim / gök bilimi

gökbilimsel / gök bilimsel

halkbilgisi / halk bilgisi

Tanrıbilim / tanrıbilim / tanrı bilimi

toplumbilimci / toplum bilimci

XXVI. yuvar ve küre ile kurulan terimler

ağırküre / ağır küre

akyuvar / ak yuvar — akyuvar → ak yuvar → akyuvar.

alyuvar / al yuvar — alyuvar → al yuvar → alyuvar.

göz yuvarı

havaküre / hava küre

ışıkküre / ışık küre

iyon yuvarı

ortayuvar / orta yuvar

yarımküre / yarım küre

XXVII. Yiyecek, içecek, yağ ve tatlı adları

babatatlısı / baba tatlısı

baldıranşerbeti / baldıran şerbeti

dümen suyu

ecel şerbeti

gülsuyu / gül suyu

gülyağ / gülyağı / gül yağı

hintyağı / Hint yağı

içyağı / iç yağı — içyağı → iç yağı → içyağı.

sadeyağ / sade yağ — sadeyağ → sade yağ → sadeyağ.

sigaraböreği / sigara böreği

tereyağ / tereyağı / tere yağı — tereyağ / tereyağı → tere yağı → tereyağı.

zeytinyağ / zeytinyağı / zeytin yağı — zeytinyağ / zeytinyağı → zeytin yağı → zeytinyağı.

XXVIII. Organ ve organ yerine geçen sözlerle kurulan yapılar

başparmak

belkemiği / bel kemiği

devedişi / deve dişi

dizkapağı / diz kapağı

gözütok / gözü tok

kalçakemiği / kalça kemiği

karaciğer

köpekdişi / köpek dişi

onikiparmakbağırsağı / onikiparmak bağırsağı

kulaktozu

tokgözlü / tok gözlü — tokgözlü → tok gözlü → tokgözlü.

yüzükparmağı / yüzük parmağı

1986 tartışmalarında aynı alan için ayrıca akciğer / ak ciğer, karaciğer / kara ciğer, incebağırsak / ince bağırsak, kalınbağırsak / kalın bağırsak, körbağırsak / kör bağırsak karşılaştırmaları öne çıkmıştır.

XXIX. Zamanla ilgili yapılar

aybaşı / ay başı

günaşırı

günübirlik / günü birlik — günübirlik → günü birlik → günübirlik.

haftabaşı / hafta başı

hafta içi

hafta sonu

harmansonu / harman sonu

kırlangıçdönümü / kırlangıç dönümü

saat başı

yılaşırı / yıl aşırı — yılaşırı → yıl aşırı → yılaşırı.

yılbaşı / yıl başı — yılbaşı → yıl başı → yılbaşı.

yıl sonu

yarıyıl / yarı yıl — yarıyıl → yarı yıl → yarıyıl.

yüzyıl

XXX. Sıfat-fiil ekleriyle kurulmuş yapılar

akarsu / akar su — akarsu → akar su → akarsu.

akaryakıt / akar yakıt — akaryakıt → akar yakıt → akaryakıt.

atardamar / atar damar — atardamar → atar damar → atardamar.

bilirkişi / bilir kişi — bilirkişi → bilir kişi → bilirkişi.

toplardamar / toplar damar — toplardamar → toplar damar → toplardamar.

döner kule

geçer akçe

uçan daire

uçankale / uçan kale

yanardağ

XXXI. Renk adını kuran isim tamlamaları

balrengi / bal rengi

fesrengi / fes rengi

kahverengi / kahve rengi — kahverengi → kahve rengi → kahverengi.

külrengi / kül rengi

tozpembe / toz pembe — tozpembe → toz pembe → tozpembe.

XXXII. ana, ön, arka, iç, dış, orta, büyük gibi ön öğelerle kurulan yapılar

anadefter / ana defter

ana deniz

ana deniz bilimi

anadil / ana dil

anadili / ana dili

ana direk

ana doğrusu

anaerki / ana erki

anaerkil / ana erkil

ana duvar

ana düşünce

anafikir / ana fikir

anamal

anapara

önsöz / ön söz

önayak / ön ayak

arkabahçe

iç bükey

dışbükey

dışişleri / dış işleri

bilinç dışı

ortaokul / orta okul

büyükana / büyük ana

büyükanne / büyük anne — büyükanne → büyük anne → büyükanne.

büyükbaba / büyük baba — büyükbaba → büyük baba → büyükbaba.

büyük atardamar / büyük atar damar / büyükatardamar

büyükelçi / büyük elçi — büyükelçi → büyük elçi → büyükelçi.

büyükelçilik / büyük elçilik

Büyükçekmece / Büyük Çekmece

büyük hanım / büyükhanım

büyük harf

XXXIII. 1985–1993 ayrıştırmasının öteki belirgin kelimeleri

açgöz / aç göz

açgözlü / aç gözlü — açgözlü → aç gözlü → açgözlü.

açgözlülük / aç gözlülük

ağırbaşlı / ağır başlı — ağırbaşlı → ağır başlı → ağırbaşlı.

alışveriş / alış veriş — alışveriş → alış veriş → alışveriş.

balmumu / bal mumu

gözdağı / göz dağı — gözdağı → göz dağı → gözdağı.

halkoyu / halk oyu — halkoyu → halk oyu → halkoyu.

kördüğüm / kör düğüm — kördüğüm → kör düğüm → kördüğüm.

muhayyerbuselik / muhayyer buselik — muhayyerbuselik → muhayyer buselik → muhayyerbuselik.

olupbitti / olup bitti — olupbitti → olup bitti → olupbitti.

öteberi / öte beri — öteberi → öte beri → öteberi.

pisboğaz / pis boğaz — pisboğaz → pis boğaz → pisboğaz.

rüzgârgülü / rüzgâr gülü — rüzgârgülü → rüzgâr gülü → rüzgârgülü.

soyadı / soy adı — soyadı → soy adı → soyadı.

soyağacı / soy ağacı — soyağacı → soy ağacı → soyağacı.

soyaçekim / soya çekim

havaalanı / hava alanı — havaalanı → hava alanı → havaalanı.

ilkokul — sonraki kılavuzlarda yeniden bitişik biçime yerleşmiştir.

XXXIV. Farsça -be- kuruluşları

aybeay / ay be ay — aybeay → ay be ay → aybeay.

katbekat / kat be kat

özbeöz / öz be öz — özbeöz → öz be öz → özbeöz.

sütbesüt / süt be süt

yüzbeyüz

XXXV. çala- kuruluşları

çalakalem / çala kalem — çalakalem → çala kalem → çalakalem.

çalakamçı / çala kamçı

çalakaşık / çala kaşık — çalakaşık → çala kaşık → çalakaşık.

çalakılıç / çala kılıç

çalakürek / çala kürek

çalapaça / çala paça — çalapaça → çala paça → çalapaça.

XXXVI. Anlamına göre iki ayrı grafik biçim kazanan yapılar

önayak / ön ayak

yeraltı / yer altı

baştankara / baştan kara

yüzüstü / yüz üstü

birebir / bire bir

aybaşı / ay başı

atlıkarınca / atlı karınca

gözaltı / göz altı

XXXVII. İkileme ile kelimeleşme arasındaki sınır

aval aval / afal afal

bar bar / barbar

bata çıka

düşe kalka

kös kös / köskös

sere serpe / sereserpe

süklüm püklüm / süklümpüklüm

şıp şıp / şıpşıp

üzüm üzüm

ardı ardına

başa baş / başabaş

bire bir / birebir

darmadağın / darmadağan

el ele

gide gide

gitgide

günden güne

peşi peşine

XXXVIII. Pekiştirmeli sıfatlar

çepçevre / çepeçevre

çırçıplak

çırılçıplak

dümdüz

düpedüz

kıpkızıl

paramparça

sapasağlam

sapsağlam

sapsarı

sırılsıklam

XXXIX. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulmuş tür adları

amerikaüzümü / Amerika üzümü

almangümüşü / Alman gümüşü

amerikatavşanı / Amerika tavşanı

amerikaelması / Amerika elması / Amerikan elması

arapsabunu / Arap sabunu / arap sabunu

arapzamkı / Arap zamkı

arapsaçı / Arap saçı

arnavutkaldırımı / Arnavut kaldırımı

arnavutbacası / Arnavut bacası

arnavutciğeri / Arnavut ciğeri / arnavut ciğeri

bürüksellahanası / Brüksel lâhanası / Brüksel lahanası

eskişehirtaşı / Eskişehir taşı

hindistancevizi / Hindistan cevizi

maltızkeçisi / Maltız keçisi

rengeyiği / Ren geyiği

şamfıstığı / Şam fıstığı

şilebezi / Şile bezi

trabzonhurması / Trabzon hurması

Vaşington portakalı

Kural açıklamalarında ayrıca Antep fıstığı, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi örneklenmiştir.

XL. Müzik ve makam adları

acemaşiran / Acem aşiran

acemkürdî / acemkürdi / Acem Kürdî

hicazkâr

kürdilihicazkâr / kürdîlihicazkâr / Kürdîli hicazkâr

nihavent

Kural metinlerinde ayrıca acembuselik, bayatî, türkü, varsağı, bayatı örneklenmiştir.

XLI. Dinî ve Doğu kaynaklı birleşikler: bitişik, ayrı ve izafetli yazım

ateşperest

Cenabıhak / Cenabı Hak

darülfünun / dârülfünun

Kur’anıkerim / Kur’an-ı Kerim

Kelâmıkadim / Kelamıkadim / Kelam-ı Kadim

Kitab-ı Mukaddes

Ahdiatik / Ahd-i Atik

Ahdicedit / Ahd-i Cedit

Mushaf-ı Şerif

müddeiumumi / müddeiumumî

XLII. Tanrı ile kurulan yapılar

Tanrıbilim / tanrıbilim / tanrı bilimi

Tanrı kayrası

Tanrıcılık / tanrıcılık

Tanrıça / tanrıça

tanrıkut

Tanrısal / tanrısal

XLIII. Birleşik gök cismi adları

Altıkardeş / Altı Kardeş

Çobanyıldızı / Çoban Yıldızı

XLIV. Anlam ilişkili yapılarda kısa çizgi, boşluk ve bitişiklik

ay-gün takvimi / ay gün takvimi

ay-gün yılı / ay gün yılı

Fin-Ugor

Ural-Altay

görsel-işitsel

görsel-işitsel çağrışım

görsel-işitsel eğitim

güney-batı / güneybatı

güney-doğu / güneydoğu

gün-tün eşitliği / gün tün eşitliği

kuzey-batı / kuzeybatı

kuzey-doğu / kuzeydoğu

Hint-Avrupa

indirme-bindirme

spor-toto / sportoto / spor toto

XLV. Dilbilgisi terimlerinde kelime sınırı ve kısa çizgi

bağfiil / bağ fiil / bağ-fiil

bağlama zarffiili

diş eti-damak ünsüzü

diş eti-dudak ünsüzü

diş-damak ünsüzü

diş-dudak ünsüzü

geçmiş zaman sıfat-fiili

gelecek zaman sıfat-fiili

geniş zaman sıfat-fiili

sıfatfiil / sıfat-fiil

sıfat-fiil grubu

ünlü-ünsüz uyumu

zarf-fiil

zarf-fiil grubu

Eklerin madde başı gösteriminde ayrıca -lamak, -maksızın, -rek biçimleri kısa çizgi tarihinin parçasıdır.

XLVI. soy ailesi

soyadı / soy adı — soyadı → soy adı → soyadı.

soyağacı / soy ağacı — soyağacı → soy ağacı → soyağacı.

soyaçekim / soya çekim

soya fasulyesi

soya filizi

soya sütü

soya unu

XLVII. ilk, okul ve öğretim çevresindeki yapılar

ilkokul

ilköğrenim

ilköğretim

ilkönce / ilk önce

ilk kânun / ilkkânun

ortaokul / orta okul

açık öğretim

yükseköğretim / yüksek öğretim

XLVIII. büyük ve yakın niteleyicilerle kurulan yerleşik kelimeler

büyükanne / büyük anne

büyükbaba / büyük baba

büyükelçi / büyük elçi

büyükelçilik / büyük elçilik

büyükana / büyük ana

büyük atardamar / büyük atar damar / büyükatardamar

büyükbaş

Büyükayı / Büyük Ayı

büyük hanım / büyükhanım

büyük harf

XLIX. Karşılaştırma için özellikle yan yana tutulması gereken çiftler

okuryazar ↔ çöpçatan

biçerdöver ↔ dalgakıran

bilinçaltı ↔ bilinç dışı

olağanüstü ↔ olağan dışı

altyapı ↔ alt yazı

üstyapı ↔ üst geçit

yılbaşı ↔ hafta başı

adımbaşı ↔ saat başı

denizkedisi ↔ deniz ördeği

karayılan ↔ katır yılanı

karabiber ↔ sivri biber

yeşilzeytin ↔ siyah zeytin

mercanağacı ↔ dantel ağacı

buzdolabı ↔ kriz masası

belkemiği ↔ diz kapağı

tokgözlü ↔ gözü tok

kahverengi ↔ bal rengi

tozpembe ↔ kül rengi

aşevi ↔ baba evi

aşevi ↔ baruthane

çala kalem ↔ ateşperest

ana dil ↔ anamal

iç bükey ↔ dışbükey

büyük anne ↔ büyükbaş

soyadı ↔ soya çekim

havaalanı ↔ hava yolu

demiryolu ↔ demir yolu

bağ-fiil ↔ sıfat-fiil

güneybatı ↔ spor toto

L. Tarihsel hareketin en belirgin seyirleri

aşevi → aş evi → aşevi

basımevi → basım evi → basımevi

çayevi → çay evi → çayevi

kitabevi → kitap evi → kitabevi

orduevi → ordu evi → orduevi

doğumevi → doğum evi → doğumevi

bakımevi → bakım evi → bakımevi

yayınevi → yayın evi → yayınevi

okuryazar → okur yazar → okuryazar

biçerdöver → biçer döver → biçerdöver

uyurgezer → uyur gezer → uyurgezer

yanardöner → yanar döner → yanardöner

akarsu → akar su → akarsu

akaryakıt → akar yakıt → akaryakıt

atardamar → atar damar → atardamar

bilirkişi → bilir kişi → bilirkişi

toplardamar → toplar damar → toplardamar

altyapı → alt yapı → altyapı

üstyapı → üst yapı → üstyapı

ayaküstü → ayak üstü → ayaküstü

akşamüzeri → akşam üzeri → akşamüzeri

doğaüstü → doğa üstü → doğaüstü

bilinçaltı → bilinç altı → bilinçaltı

buzdolabı → buz dolabı → buzdolabı

gökkuşağı → gök kuşağı → gökkuşağı

gökyüzü → gök yüzü → gökyüzü

karaborsa → kara borsa → karaborsa

tavukgöğsü → tavuk göğsü → tavukgöğsü

morsalkım → mor salkım → morsalkım → mor salkım → morsalkım

karabiber → kara biber → karabiber

karalahana → kara lâhana → karalahana

kırmızıbiber → kırmızı biber → kırmızıbiber

yeşilzeytin → yeşil zeytin → yeşilzeytin → yeşil zeytin → yeşilzeytin

sivrisinek → sivri sinek → sivrisinek

karayılan → kara yılan → karayılan

beyazsinek → beyaz sinek → beyazsinek

sarıbalık → sarı balık → sarıbalık

içyağı → iç yağı → içyağı

sadeyağ → sade yağ → sadeyağ

tereyağı → tere yağı → tereyağı

zeytinyağı → zeytin yağı → zeytinyağı

akyuvar → ak yuvar → akyuvar

alyuvar → al yuvar → alyuvar

kahverengi → kahve rengi → kahverengi

tozpembe → toz pembe → tozpembe

aybeay → ay be ay → aybeay

özbeöz → öz be öz → özbeöz

çalakalem → çala kalem → çalakalem

çalakaşık → çala kaşık → çalakaşık

çalapaça → çala paça → çalapaça

Gaziantep → Gazi Antep → Gaziantep

Gaziosmanpaşa → Gazi Osmanpaşa → Gaziosmanpaşa

Kahramanmaraş → Kahraman Maraş → Kahramanmaraş

Küçükçekmece → Küçük Çekmece → Küçükçekmece

Şanlıurfa → Şanlı Urfa → Şanlıurfa

Şebinkarahisar → Şebin Karahisar → Şebinkarahisar

acemaşiran → Acem aşiran → acemaşiran

acemkürdi → Acem Kürdî → acemkürdi

kürdilihicazkâr → Kürdîli hicazkâr → kürdilihicazkâr

açgözlü → aç gözlü → açgözlü

ağırbaşlı → ağır başlı → ağırbaşlı

alışveriş → alış veriş → alışveriş

büyükanne → büyük anne → büyükanne

büyükbaba → büyük baba → büyükbaba

büyükelçi → büyük elçi → büyükelçi

gözdağı → göz dağı → gözdağı

halkoyu → halk oyu → halkoyu

havaalanı → hava alanı → havaalanı

kördüğüm → kör düğüm → kördüğüm

olupbitti → olup bitti → olupbitti

öteberi → öte beri → öteberi

pisboğaz → pis boğaz → pisboğaz

rüzgârgülü → rüzgâr gülü → rüzgârgülü

soyadı → soy adı → soyadı

soyağacı → soy ağacı → soyağacı

yılbaşı → yıl başı → yılbaşı

yarıyıl → yarı yıl → yarıyıl

günübirlik → günü birlik → günübirlik

bağfiil → bağ fiil → bağ-fiil

sıfatfiil → sıfat-fiil

güney-batı → güneybatı

güney-doğu → güneydoğu

kuzey-batı → kuzeybatı

kuzey-doğu → kuzeydoğu

spor-toto → sportoto → spor toto

Kur’anıkerim → Kur’an-ı Kerim

Ahdiatik → Ahd-i Atik

Ahdicedit → Ahd-i Cedit

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Mürekkep Kelimeden ‘Ayrı Yazılan Birleşik Kelime’ye: Türk İmlâsında Bileşik Kelime Kavramının Sulandırılması”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Türkçe Yapay Zekâ Dilidir | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER