(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🌀⚔️💫 IPA/FLŽM 🌀⚔️💫
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Bir örgütün maddesi ilk bakışta insanlardan oluşur: lider, üye, uzman, kadro, temsilci, oyuncu, seyirci, militan. Daha yakından bakıldığında örgütsel sürekliliği asıl taşıyan şeylerin bağlar, işaretler, görevler, teknik aygıtlar, kayıtlar, senaryolar, montajlar ve zaman düzenleri olduğu görülür. Bir insan belirli bir role seçildiğinde cast ortaya çıkar; rol kalıcılaştığında sicil oluşur; sicil bilgi ve fırsat dağılımını biçimlendirdiğinde kast kendisini yeniden üretir. IPA/FLŽM bu zinciri başka bir maddi düzene taşır: açık kolektif yer, kurumsal ad, senaryo, edim, değişken bedenlenme, Bağlaşma, edim sicili, karşı-edim ve dénouement aynı çevrimin parçaları haline gelir. Bu kavramların ilk kurulumu daha önce yapılmıştı; burada onların tarihsel maddesi ve birbirleriyle kurdukları daha geniş örgütsel bağ açılıyor. (🔗)
Bu dönüşüm aynı anda birkaç düzlemde gerçekleşir. Freud örgütü libidinal bağlarla tutulan bir kitle olarak okur; Marx yönetimin eğitimli bir kasta yoğunlaşmasını ve görevlerin geri çağrılabilirliğini yan yana getirir; Lenin bir gazeteyi haber taşıyan nesneden örgütleyici altyapıya çevirir; Stalin teknik kapasiteyi kadroda yoğunlaştırır; Sovyet personel sicili bu kadroyu biyografik dosyada sabitler; Mao eleştiriyi yeni bir birlik zemini üreten işlem olarak düzenler. Daha sonra Althusser çağrılma ve tanınmayı, Lacan yetkilenme, çalışma aktarımı, ürün, permütasyon ve dissolution’ı, Lefort açık iktidar yerini, Laclau temsil yükünü, Marcuse ihtiyaçların ve zamanın yönetimini, Žižek fantazinin arzu koordinatlarını, Deleuze sürekli modülasyonu aynı büyük sorunun başka yüzlerine dönüştürür: örgüt insanı hangi işaretlerle okur, hangi adla konumlandırır, hangi aygıtla işletir, hangi kayda bağlar ve hangi zamanda bırakır?
Medya tarihi de aynı örgütsel tarihin içinden geçer. Gazete, radyo, sinema, tiyatro, telefon santrali, kişisel dosya, manifesto, kongre, sentetik ses, hyperlink ve generatif model sözün dolaştığı farklı bedenlerdir. Lenin’in gazete-iskele modeli, Brecht’in dinleyiciyi üretimin sağlayıcısına çevirmesi, Vertov’un görünür hayatı örgütleyen mekanik gözü, Eisenstein’ın seyirciyi teatral aygıtın temel malzemesi sayması ve Benjamin’in üretim aygıtına müdahale talebi aynı noktada kesişir: mesajın etkisi içeriğin ötesinde dağıtım, montaj, erişim, rol, ritim ve teknik merkez üzerinden kurulur. IPA/FLŽM’nin post-sinematik edimi bu tarihi kurumsal düzeye taşır; kurumsal senaryo insan performansına, sentetik bedenlenmeye, arşive ve bağlantıya ayrı ayrı dağıtılır.
Sonlanma da başlangıçtan itibaren bu yapının içindedir. Freud’da bağların çözülmesi panik üretir; Lacan grup yapışmasını permütasyonla gevşetir ve École’ün çözülmesini çalışma sürecinin parçası haline getirir; Sitüasyonist örgüt zafer anında ayrı örgütsel varlığını çözmeyi programına yazar; Deleuze kontrol toplumunu sınırsız erteleme ve sürekli modülasyonla düşünür; Marcuse uyarım rejimi çekildiğinde beliren “travmatik boşluk” üzerinden yeniden öğrenilecek bir zamanı tarif eder. IPA/FLŽM manifestosunun “cuts, endings, pacing, provenance” dizisi ve “Count time, not likes” ilkesi bu tarihsel gerilimleri tek bir ölçüye bağlar: örgütsel canlılık, ürettiği zamanın niteliğiyle de ölçülür. (🔗)
Cast’in kuruluşu: insan nasıl okunabilir hale gelir?
Cast, insanı belirli bir örgütsel yüzey üzerinde okunabilir hale getirir. Diploma, aksan, kıyafet, davranış, çevre, rahatlık, önceki başarı, teknik yeterlilik ve görünürlük gibi işaretler bir araya geldiğinde kişi “uygun”, “yüksek kalibre”, “güvenilir”, “riskli” veya “merkezî” gibi hükümlerin taşıyıcısına dönüşür. Camera Obscura, İnsan Sarrafı, Şapkalı Hoca ve Kast Mafyası bu işlemin farklı halkalarını daha önce adlandırmıştı; burada tarihsel referanslar aynı mekanizmanın daha eski maddelerini görünür kılıyor. (🔗)
Marx, Paris Komünü üzerine taslaklarında yönetim bilgisinin “mysteries” halinde ayrı bir uzman tabakaya yoğunlaşmasını “trained caste” sözüyle yakalar. Yönetim görevinin uzmanlıkla birlikte toplumsal bir ayrıcalığa dönüşmesi, bilgiyi kullanan kişiyi bilginin doğal sahibi gibi göstermeye başlar. Marx aynı pasajda kamusal görevlileri “always removable servants” diye tarif ederek görev ile taşıyıcı arasına hareket getirir. (🔗)
“a trained caste”
[eğitilmiş bir kast]
“always removable servants”
[her zaman geri çağrılabilir hizmetkârlar]
Bu iki ifade arasında bütün bir örgüt problemi sıkışır. Karmaşık iş bilgi birikimi ister; bilgi birikimi belirli kişilerde yoğunlaşır; yoğunlaşan bilgi görev üzerinde süreklilik yaratır; süreklilik zamanla bir kişisel sermaye biçimi kazanır. Cast tam bu anda işlev ile kişiyi birbirine yapıştırır. Bir göreve kimin geldiği, görevde hangi bilginin gerektiği sorusunun önüne geçmeye başladığında “doğru insan” fikri kurumsal gerçekliği şekillendirir.
Stalin’in 1935 konuşması bu sorunu ters yönden yoğunlaştırır. Teknik kapasite ülke çapında büyürken asıl kıtlık, tekniği kullanabilecek eğitimli kadroda görülür. Konuşmanın merkez cümlesi şöyledir: (🔗)
“Техника без людей, овладевших техникой, мертва.”
[Tekniğe hâkim insanlar bulununca teknik yaşar.]
“кадры решают все”
[Kadrolar her şeyi belirler.]
Buradaki “kadro”, soyut insan sevgisiyle yüceltilen bireyden çok teknik kapasitenin taşıyıcısıdır. Fabrika, tarım, ulaştırma ve ordu aynı personel problemine bağlanır. Bu nedenle Stalinci kadro mantığı ile Marx’ın trained caste eleştirisi birbirinin basit karşıtı halinde durmaz; ikisi aynı düğümü farklı yönden kavrar. Uzmanlık kurumsal kapasite üretir, aynı uzmanlık ayrı bir iktidar rezervi biriktirir.
Sovyet кадровый учёт [kadro/personel kaydı] ve личное дело [kişisel dosya] sistemi bu yoğunlaşmayı dosya biçimine getirir. Personel formlarında meslek ve eğitimle birlikte sınıfsal köken, önceki parti üyelikleri, siyasal faaliyet, yakın çevre, yaptırım, görevlendirme ve karakteristik gibi bilgiler aynı kişisel dosyada birleşir. Böylece kurum “bu kişi şu işi yaptı” cümlesinden daha kalın bir hakikat üretir: “bu kişi kimdir, nereden gelir, hangi çevreye bağlıdır, hangi göreve uygundur?” Kişi sicili biyografiyi örgütsel kararların altyapısına dönüştürür.
Benjamin’in kamera çözümlemesi bu kalın biyografiyi performans parçalarına ayırır. Film oyuncusunun performansı tek seferlik bütünlük halinde seyirciye ulaşmaz; kamera çekimleri ayırır, aygıt seçer, montaj yeniden kurar. Benjamin seyircinin aygıtın konumunu üstlendiğini kısa bir ifadeyle belirtir: (🔗)
“es testet”
[test eder]
Burada insanın örgütsel okunması başka bir biçime geçer. Stalinci kadro, kapasiteyi bütün kişide yoğunlaştırır; Benjamin’in film aygıtı, kapasiteyi performans kesitlerinde sınar. Deleuze bir adım daha ilerleyerek bireyi “dividuel”e, veri parçalarına ayrılmış değişken bir profile taşır. Kontrol toplumunda imza ve sabit sicil numarası yerini erişimi açan veya kapatan koda bırakır; performans sürekli eğitim, sürekli değerlendirme ve değişken erişim içinde yeniden hesaplanır. (🔗)
“Les individus sont devenus des ‘dividuels’.”
[Bireyler dividüellere dönüşmüştür.]
“le chiffre est un mot de passe”
[Rakam bir paroladır.]
Stalinci dosya kişiyi kalınlaştırır; Deleuzecü kontrol kişiyi parçalara ayırır. İki biçim de örgütün insan hakkında karar vereceği bir yüzey üretir. IPA/FLŽM’nin edim sicili burada üçüncü bir kayıt mantığı arar: biyografik kişilik hakikati ile sonsuz performans rating’i arasından olay, kaynak, yetki, gerekçe, sonuç ve karşı-edim tarihine doğru geçiş. Bu geçiş, insanın bütün kişiliğini bir kurumsal skor olarak taşıma yükünü hafifletir.
Temsil bedeni de aynı cast mantığının siyasal biçimlerinden biridir. Sivas Kongresi’nde Heyet-i Temsiliye’nin kapsamını genişleten ifade, belirli sayıdaki kişiyi daha geniş bir siyasal bütünlüğün taşıyıcısına çevirir: (🔗)
“Heyet-i Temsiliye vatanın heyeti umumiyesini temsil eder.”
[Temsil Heyeti vatanın bütününü temsil eder.]
Aynı dönemde cemiyet adının bölgesel kapsamdan Anadolu ve Rumeli kapsamına genişlemesi, adın coğrafyası ile temsil bedeninin coğrafyasını birlikte büyütür. Birkaç yıl sonra Şapka İktisası Hakkında Kanun kamusal bedenin görünüşünü doğrudan hukukî düzenlemeye bağlar. “Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka” ifadesi, görünüşün toplumsal kod haline gelişini açıkça gösterir. (🔗)
Cast böylece yetenek seçimiyle sınırlı bir prosedür olmaktan çıkar. Kimin nasıl göründüğü, hangi adı taşıdığı, hangi özelliğin onda “okunabilir” sayıldığı, hangi role doğal aday gibi yerleştirildiği ve hangi sicilde tutulduğu aynı örgütsel yüzeye bağlanır. IPA/FLŽM’nin kişisel castten edime geçişi ilk olarak bu yüzeyi parçalar: rol ile kişi, ad ile beden, görev ile biyografi arasındaki bağ hareket kazanır.
Bağ, merkez ve ad: insan kurumsal konuma nasıl yerleşir?
Freud’un kitle psikolojisi, castin duygusal tarafını açar. Kilise ve ordu gibi yapay kitlelerde üyelerin yatay bağı merkezdeki figüre yapılan ortak libidinal yatırımdan güç alır. Freud bunu çok yoğun bir geometriyle tarif eder: (🔗)
“Viele Gleiche … und ein einziger, ihnen allen Überlegener”
[Birbirine eşit birçok kişi ve hepsinden üstün tek kişi.]
Aynı pasajda herkesin merkez tarafından eşit sevildiği varsayımı, üyelerin birbirleriyle özdeşleşmesinin koşuluna dönüşür. Yatay eşitlik böylece dikey ortaklık üzerinden kurulur. Freud’un modeli, örgütün insanları ortak özelliklerinden önce ortak bir konumsal düzenlemeyle bir arada tutabileceğini gösterir: aynı figür aynı yere yerleştirilir, kişilerin birbirine dönük bağı bu yerleştirmeden güç alır.
Althusser bu yapıyı sevgi dilinden tanınma diline geçirir. İdeoloji merkezlenmiş bir yapıdır; büyük Özne merkezin eşsiz yerini tutar ve bireyler çevresinde özne olarak konumlanır. (🔗)
“toute idéologie est centrée”
[Her ideoloji merkezlenmiştir.]
Freud’un merkezinde “beni seviyor” duygusu belirirken Althusser’in merkezinde “beni tanıyor” işlemi öne çıkar. İki durumda da merkez emir veren makamın ötesinde kimlik üreten bir geri dönüş verir. İnsan, örgütsel konumunu kendisine dışarıdan verilen çıplak bir talimat olarak yaşamaz; tanınma ve aidiyet üzerinden o konumu kendi kimliğinin parçası haline getirir.
Lefort’un boş iktidar yeri bu dolu merkezin siyasal biçimini dönüştürür. İktidar bir yer olarak kalır; o yerin belirli bir bedenle kalıcı özdeşliği çözülür. Socialisme ou Barbarie çevresindeki örgüt tartışmalarında Lefort ayrıca militanların ayrı bir Yönetim katmanına yoğunlaşmasına karşı çoklu çekirdekler, temaslar, bilgiler ve bağlantılar üzerinden örgütlenme düşünür. Castoriadis aynı tartışmanın diğer tarafında ortak hafıza, bilgi merkezleri, teorik çalışma ve örgütsel süreklilik ihtiyacını vurgular. Böylece açık yer ile teknik merkez arasındaki gerilim daha 1958–59 tartışmasında belirgin hale gelir: çoklu çekirdeklerin özerkliği ile ortak bilgi altyapısı aynı örgütsel alanın iki gereksinimidir. (🔗) (🔗)
Laclau temsil yükünü adın içine taşır. “Constitutive lack” dediği kurucu eksiklik, bütünlüğün belirli bir pozitif nesne halinde kapanmasını geciktirir; belirli bir imleyen daha geniş bir eşdeğerlik zincirinin temsil yükünü üstlenir. Böyle bir ad, önceden tamamlanmış kolektifin etiketi gibi işlemez; farklı unsurların birbirleriyle hangi ilişki içinde görünür hale geleceğini de düzenler. IPA/FLŽM kısaltması bu açıdan kendi parçalarını geriye doğru yeniden düzenler. Freud, Lacan, Žižek ve Marcuse adları aynı zincire girdiklerinde her biri yeni komşuluklar kazanır; M’nin eklenmesi önceki üç operatörün değerini de yeniden dağıtır. (🔗)
Saussure’ün değer teorisi bu dönüşümü dilsel düzlemde berraklaştırır. Bir işaretin çevresindeki diğer işaretlerle ilişkisi, onun değerini sürekli biçimlendirir. Cours de linguistique générale’in editoryal tarihi ise bu teoriyi bizzat kitabın bedeninde tekrarlar: Bally ve Sechehaye dersler, öğrenci notları ve parçalı malzemeden bir bütün kurar, bu yeniden kuruluşun sorumluluğunu açıkça üstlenir. (🔗)
“tenter une reconstitution, une synthèse”
[Bir yeniden kurma, bir sentez girişiminde bulunmak.]
“Cette responsabilité, nous l’acceptons tout entière.”
[Bu sorumluluğu bütünüyle üstleniyoruz.]
Burada ad, fiziksel konuşmacı, ders, not, editörlük ve yayımlanan teorik ses birbirinden ayrışır. Kurumsal ve sentetik yazarlık açısından önemli olan tam da bu ayrışmadır: bir ses farklı üretim aşamalarından geçerek tek bir ad altında bedenlenebilir; sorumluluk da bu üretim zincirinin içinde açıkça konumlandırılabilir.
Lacan’ın École metinleri örgütü bu ayrımlar üzerinden kurar. 1964 Acte de fondation, École’ü “l’organisme où doit s’accomplir un travail” [bir çalışmanın gerçekleşeceği organizma] olarak tarif eder ve öğretimin “transfert de travail”, çalışma aktarımı üzerinden taşınacağını söyler. Başarı ölçüsünü de çıkan çalışmalara bağlar. (🔗)
“un transfert de travail”
[bir çalışma aktarımı]
“Le succès de l’École se mesurera à la sortie de travaux”
[École’ün başarısı ortaya çıkan çalışmalarla ölçülecektir.]
Freud’un libidinal aktarımı ile Lacan’ın çalışma aktarımı arasındaki fark burada örgütsel maddeyi değiştirir. Kurumun sürekliliği üyelerin ortak sevgisinin yoğunluğundan çıkan işlerin dolaşımına doğru taşınır. IPA/FLŽM’nin açık kolektif yer ve edim fikri bu çalışma aktarımını daha da dağıtır: kurumsal ad, belirli insan bedenlerinin sabit toplamından çok birbirine bağlanan edimlerin alanı haline gelir.
Senaryo ve montaj: gelecek hangi biçimde şimdide yazılır?
Marx’ın 18 Brumaire’deki “Namen, Schlachtparole, Kostüm” dizisi senaryonun tarihsel tarafını açar. Yeni siyasal içerik eski adları, sloganları ve kostümleri kullanarak sahneye çıkabilir. Burada kostüm yüzeysel dekor işlevi görmez; geçmişin dili, yeni edimin hangi biçimde görüleceğini ve anlaşılacağını önceden şekillendirir. (🔗)
“Namen, Schlachtparole, Kostüm”
[adlar, savaş sloganları ve kostüm]
IPA/FLŽM’nin Association, Congress, Manifesto, Verdict ve Militant gibi sözcükleri de hazır örgütsel biçimlerin tarihsel ağırlığını taşır. Détournement tam burada devreye girer. Debord ve Wolman, her yerden alınmış öğelerin yeni yakınlaştırmalara sokulabileceğini söyler; parçanın değeri yeni bağlam içinde değişir. (🔗)
“Tous les éléments … peuvent faire l’objet de rapprochements nouveaux.”
[Bütün öğeler yeni yakınlaştırmalara sokulabilir.]
Bu yaklaşım hazır biçimi ters çevirmekten daha geniş bir işlemdir. “Congress” sözcüğünün anlamı, delegasyon, salon, kariyer ağı ve oylama düzeninden ayrılıp başka bir kurumsal edim içinde çalıştığında yeniden değer kazanır. “Verdict” yargısal makamın tekeline bağlı olmadan kavramsal hüküm biçiminde çalışabilir. “Militant” biyografik aktivist kimliğinin dışında bir yazı personasına dönüşebilir. Détournement böylece kelime oyunundan işlev dönüşümüne geçer.
Vertov, sinemayı aynı biçimde hazır tiyatro kostümünden çıkarır. Kinokları “организаторы видимой жизни” [görünür hayatın örgütleyicileri] diye tarif eder ve montajı görüntülerin basit birleşiminden daha geniş bir “interval” düzenine taşır. Görüntüler, sesler ve olay parçaları komşulukları sayesinde yeni bir bütünlük kazanır. (🔗)
“организаторы видимой жизни”
[görünür hayatın örgütleyicileri]
Eisenstein başka bir seyirci teorisi kurar:
“Основным материалом театра выдвигается зритель.”
[Tiyatronun temel malzemesi olarak seyirci öne çıkar.] (🔗)
Aynı pasajda konuşma tarzı, kostüm rengi, timpani vuruşu, monolog ve fiziksel şok aynı teatral aygıtın heterojen bileşenleri olarak sıralanır. Etki oyuncunun psikolojik bütünlüğünden çıkarak aygıtın düzenlediği atraksiyonlar arasına dağılır. Burada seyirci üretimin son durağı olmaktan çok etki hesabının temel malzemesi haline gelir.
Brecht aynı seyirciyi başka bir yönde üretime sokar. Radyo teorisinde dinleyicinin sağlayıcı haline gelmesini ister:
“den Hörer als Lieferanten organisieren”
[Dinleyiciyi sağlayıcı olarak örgütlemek.] (🔗)
Eisenstein’da seyirci işlenecek malzemedir; Brecht’te dinleyici üretime malzeme sağlayan tarafa dönüşür. Lehrstück bu hareketi daha da ileri götürür: öğrenme oyunu, oynama eylemi içinde tavırların sınanmasına dayanır. Gestus kişinin içsel psikolojisini temsil etmekten çok insanlar arasındaki toplumsal tavrı görünür hale getirir. Rol böylece kişinin özü olmaktan çıkar; denenebilir, değiştirilebilir ve üzerinde düşünülebilir bir konuma dönüşür.
Benjamin, Brechtçi kesintiyi bu dönüşümün örgütsel tekniği olarak okur:
“Die Unterbrechung … hat … eine organisierende Funktion.”
[Kesintinin örgütleyici bir işlevi vardır.] (🔗)
Kesinti eylemi durdurur, seyirciyi sürece karşı konumlandırır, oyuncuyu kendi rolünü inceleyen kişiye çevirir. IPA/FLŽM’de senaryo bu noktada post-sinematik hale gelir: rolü oynayacak doğru kişiyi bulmakla başlayan cast mantığı, senaryonun işlevini farklı bedenlenmelere dağıtan montaj mantığına açılır. İnsan oyuncu, sentetik persona, kurumsal ad, metin, ses ve bağlantı aynı senaryonun farklı taşıyıcıları olabilir.
Aygıt ve teknik merkez: edim nerede gerçekten kuvvet kazanır?
Lenin’in gazete teorisi, medyanın örgüt biçimine dönüşmesinin klasik örneğini verir. Gazete “Газета — не только коллективный пропагандист и коллективный агитатор, но также и коллективный организатор” [Gazete yalnız kolektif propagandacı ve kolektif ajitatör değil, aynı zamanda kolektif örgütleyicidir] formülüyle bir inşaatın çevresindeki iskeleye benzetilir. İskele binanın dışındaki geçici eklenti gibi görünür; işçilerin birbirleriyle bağlantısını, işbölümünü ve ortak sonucun görünürlüğünü sağladığı anda inşaat sürecinin örgütsel koşuluna dönüşür. Gazetenin düzenli üretimi ve dağıtımı bile sürekli temas halinde çalışan bir ajanlar ağı yaratır. (🔗)
“Газета — не только коллективный пропагандист и коллективный агитатор, но также и коллективный организатор.”
[Gazete yalnız kolektif propagandacı ve kolektif ajitatör değil, aynı zamanda kolektif örgütleyicidir.]
Bu düşünce Brecht’in Umfunktionierung kavramıyla daha ileri gider. Mevcut medya aygıtının mesajı değiştiğinde aygıtın toplumsal işlevi aynı kalabilir; esas dönüşüm, tüketici ile üretici arasındaki ilişkiyi yeniden kurduğunda gerçekleşir. Benjamin bunu yazarın görevi üzerinden formüle eder: ürün üretirken üretim araçları üzerinde de çalışmak, eserlerin “organisierende Funktion” taşımasını sağlamak ve okur ya da seyirciyi üretime katmak. (🔗)
“aus Lesern oder aus Zuschauern Mitwirkende zu machen”
[Okurları veya seyircileri katılımcılara dönüştürmek.]
IPA/FLŽM’nin Robo-Spun üretimi bu ölçüyle değerlendirildiğinde mesele generatif hızdan daha geniş hale gelir. Kaynak seçimi, bağlam, model, prompt, insan hükmü, düzeltme, montaj, çeviri, sentetik bedenlenme, yayın, çapraz bağlantı ve arşiv aynı teknik merkezin parçalarıdır. Sentetik kurum da bu zincirde acronym, manifesto, procedure, archive ve field of address üzerinden beden kazanır. (🔗)
Troçki’nin Ekim anlatısı teknik merkez fikrini siyasal operasyon düzeyinde maddileştirir. Telefon santrali, banka, telgraf, karargâh ve ulaşım düğümleri görünür siyasal sahnenin altında koordinasyon üretir. Troçki telefon bağlantısının operasyonlara “Проволочная связь, самая быстрая из всех, придавала развертывающимся операциям уверенность и планомерность” [Kablolu iletişim, hepsinin en hızlısı olarak, gelişmekte olan operasyonlara güven ve planlılık kazandırıyordu] dediği bir düzenlilik sağladığını; daha sonra hükümet kurumlarının maddi tabanı çekildiğinde bakanlıkların ve karargâhların “Министерства и штабы возвышались над пустотой” [Bakanlıklar ve karargâhlar boşluğun üzerinde yükseliyordu] halinde kaldığını anlatır. (🔗) (🔗)
“Проволочная связь, самая быстрая из всех, придавала развертывающимся операциям уверенность и планомерность.”
[Kablolu iletişim, hepsinin en hızlısı olarak, gelişmekte olan operasyonlara güven ve planlılık kazandırıyordu.]
“Пружина и весь механизм часов были в руках Военно-революционного комитета.”
[Saatin yayı ve bütün mekanizması Askerî Devrim Komitesi’nin elindeydi.]
Saat metaforu görünür kadranla iç mekanizmayı ayırır. Bir örgütün görünen başkanı, sözcüsü veya yıldızı onun teknik merkeziyle aynı yerde bulunabilir; teknik merkez ayrıca yazışma, bilgi, kayıt, para, iletişim ve zamanlama düğümlerinde yoğunlaşabilir. Malaparte bunu “l’insurrezione è una macchina” [ayaklanma bir makinedir] formülüne kadar götürür. Bu genelleme, teknik merkez fikrini tarihsel bağlamdan taşınabilir bir operasyon teorisine yoğunlaştırır. IPA/FLŽM’de aynı ayrım medya-örgüt düzeyine taşınır: görünen sentetik persona ile üretim zincirinin gerçek yoğunlaşma noktaları birbirinden ayrılır.
Bu ayrım Brecht ve Benjamin’deki aygıt sorusuyla doğrudan birleşir. Görünür oyuncu veya yazar, aygıtın tek merkezi olarak işlediğinde cast güçlenir. Aygıtın üretim koşulları görünür hale geldiğinde yetki, bedenlenme ve teknik işlev farklı düğümlere dağıtılabilir. “Oyuncu gerektirmeyen senaryo” tam olarak bu dağılımı mümkün kılan post-sinematik biçimdir.
Bedenlenme, fantazi ve iştah: rol nasıl arzulanır hale gelir?
Örgütsel rol, kişiye yalnız davranış repertuarı vermez; rolün nasıl arzulanacağına dair bir sahne de kurar. Freud’un lider tarafından eşit sevilme varsayımı, üyelerin birbirleriyle bağını ortak bir duygusal geometriye yerleştirir. Althusser’in tanınma yapısı bu geometriyi sembolik konuma taşır. Žižek’in fantazi çözümlemesi ise rolün arzusunu sahneye sokar:
“fantasy … teaches us how to desire.”
[Fantazi bize nasıl arzulayacağımızı öğretir.] (🔗)
Fantazi burada gizli bir resim gibi değil, öznenin arzu içindeki yerini düzenleyen kullanım kılavuzu gibi işler. Kurumsal rol “ne yapacağını” düzenlerken “hangi görünürlüğü isteyeceğini”, “hangi tepkiyi başarı sayacağını”, “hangi tempodan haz alacağını” ve “hangi figürle özdeşleşeceğini” de biçimlendirebilir.
Marcuse bu sahneyi ihtiyaç üretimi üzerinden maddileştirir. Modern toplumsal düzen belirli ihtiyaçları üretip yönetebilir; kişi bu ihtiyaçları içselleştirdiğinde tatmin gerçek bir haz verir. Marcuse bunu “euphoria in unhappiness” diye yoğunlaştırır ve daha sonra “Scientific management of instinctual needs” ifadesiyle ihtiyaçların yönetimini toplumsal sistemin yeniden üretimine bağlar. (🔗)
“Scientific management of instinctual needs”
[İçgüdüsel ihtiyaçların bilimsel yönetimi.]
İştah Sergileme Mecburiyeti bu noktada geniş bir örgütsel anlama kavuşur. Rolün geçerliliği, insanın o rolü ne kadar büyük istekle taşıdığını sürekli sergilemesine bağlandığında, haz da performans girdisine dönüşür. Kamerafili ve Teşhirciler Tarikatı gibi önceki kavramlar burada doğrudan atıfla çağrılabilir; ikinci kez tanımlanmaları gerekmeksizin fantazi, ihtiyaç ve görünür performans arasındaki bağlantıyı taşırlar. (🔗)
Brechtçi gestus bu role başka bir mesafe getirir. Oyuncu rolün içinde hareket ederken aynı anda rolün toplumsal tavrını görünür kılar. Benjamin’in kesintisi de oyuncuyu kendi rolüne karşı konumlandırır. Böylece rol ile beden arasında araştırma mesafesi açılır. IPA/FLŽM’nin sentetik persona ve sentetik kurum ayrımı aynı mantığı başka bir teknik düzeye taşır: persona ad ve ses kazanır; kurum acronym, manifesto, procedure ve archive kazanır; yetki ve bedenlenme farklı taşıyıcılara dağıtılır. (🔗)
Bu dağılım cast sorununu ortadan kaldıran tek seferlik çözüm üretmez; castin maddesini değiştirir. İnsan caste’i, editör caste’i, prompt caste’i, arşiv caste’i veya model erişimi caste’i biçiminde yeniden yoğunlaşabilir. IPA/FLŽM’nin kendi öz-analizi bu tehlikeyi markalı otorite, büyüyen arşiv ve sentetik bolluk üzerinden zaten görünür kılıyor. (🔗) Cast meselesi böylece insan figürünün ötesine geçerek üretim zincirindeki ayrıcalıklı düğümlerin dağılımına kadar genişler.
Bağlaşma, sicil ve provenance: kurum hangi geçmişi taşır?
Kurumun sürekliliği büyük ölçüde neyi kaydettiğine bağlıdır. Lenin’in 1903 üyelik tartışmasında bu kayıt doğrudan sorumluluğa bağlanır. Parti adı belirli kişilerin edimlerini taşıdığı için üyelik, sembolik aidiyetin yanında karşılıklı sorumluluk ilişkisi üretir. Gazetenin ajanlar ağı ile üyelik sorumluluğu aynı Leninist örgüt probleminin iki yüzüdür: bağlantı ve hesap verebilirlik birlikte işler.
Lacan’ın kurumsal metinleri bu sorumluluğu başka bir kayıt biçimine geçirir. 1967 Proposition deneyimin “cumulation”, “recueil” ve “élaboration” yoluyla biriktirilmesini, toplanmasını ve işlenmesini düşünür. Burada tek tek deneyimler bir kurumsal hafıza içinde serileşir ve eleştiriye açılır. (🔗)
“une cumulation de l’expérience, son recueil et son élaboration”
[Deneyimin biriktirilmesi, toplanması ve işlenmesi.]
1980 D’écolage bu kayıt mantığını çalışma grubunun ürün ve krizlerine kadar genişletir. Dört kişi bir çalışma için bir araya gelir; ürün her birine özgü kalır; Plus-Un iç etkileri izler ve işler; kompozisyon belirli sürede permüte edilir; sonuçlar ve krizler periyodik olarak açığa çıkarılır; kura referans noktalarını yeniler. (🔗)
“produit propre à chacun”
[her birine özgü ürün]
“permutation doit se faire”
[permütasyon gerçekleşmelidir]
“des résultats comme des crises du travail”
[çalışmanın sonuçları kadar krizleri]
Bu beşli düzen cast ile sicil arasındaki bağlantıyı çözer. Çalışma kolektif bir alanda yürür; ürün tekil kalır; yönetim konumu süreye bağlanır; kriz kurumun saklı lekesi olarak tutulmak yerine açık bilgiye dönüşür. Lacan’ın 1964 metnindeki “transfert de travail” ve “Le succès de l’École se mesurera à la sortie de travaux” formülleri de aynı yöne çalışır: örgütün canlılığı aidiyet yoğunluğunda değil üretilen ve dolaşıma giren çalışmalarda ölçülür.
Sovyet personel dosyası ile Lacan’ın deney serisi iki farklı kayıt ontolojisi sunar. İlki kişinin biyografisini, kökenini, ilişkilerini ve görev geçmişini kalınlaştırır; ikincisi belirli bir pratiğin ürünlerini, krizlerini ve deneyim sonuçlarını serileştirir. Deleuze üçüncü biçimde kişiyi sürekli güncellenen erişim ve performans verisine böler. IPA/FLŽM’nin edim sicili bu üç tarihsel formun arasında başka bir nesne seçer: kişinin genel değeri yerine işlemin tarihi.
Bu nedenle provenance merkezi bir ilkedir. Sentetik üretimde kaynak, model, prompt, bağlam, insan seçimi, düzeltme, çeviri, yayın ve arşiv farklı aktörlere dağılabilir. “Kim yaptı?” sorusu bu zincir boyunca açılır. IPA/FLŽM manifestosunun “provenance made visible” talebi, sentetik yazarlığın sorumluluğunu görünür kılmanın bir yoludur. Saussure editörlerinin “Cette responsabilité, nous l’acceptons tout entière” sözüyle bu ilke arasında şaşırtıcı bir tarihsel yankı oluşur: yeniden kurulmuş bir ses, editoryal üretim zinciri ve açık sorumluluk aynı metinsel beden içinde birleşebilir. (🔗)
Bağlaşma da sicilin statik arşiv haline gelmesini engelleyen hareketi taşır. Vertov’un interval kavramında iki görüntü arasındaki geçiş, parçaların ayrı ayrı içeriğinden daha geniş bir etki üretir. Saussurecü değer mantığında komşuluk bir terimin işlevini değiştirir. Détournement’da uzak iki parçanın yeni yakınlaştırılması yeni anlam alanı kurar. Hyperlink bu üç işlemin dijital karşılığına dönüşebilir: arşiv yalnız nesneleri saklayan depo gibi çalışmaz; hangi edimin hangi önceki edimle karşılaşacağını da düzenler. Bağlaşma böylece kurumsal hafızanın montaj ilkesidir.
Karşı-edim: eleştiri nasıl yeni bir zemin üretir?
Mao’nun 1957 formülü “团结——批评——团结” [birlik—eleştiri—birlik] biçiminde bilinir. Asıl kuvvet üçüncü terimin hemen çevresindedir: “在新的基础上达到新的团结” [yeni bir temel üzerinde yeni birliğe ulaşmak]. Eleştiri ilk birliğin aynısını geri getiren bir ara evre olarak değil, ilişkiyi başka bir zeminde yeniden kuran işlem olarak tasarlanır. (🔗)
“团结——批评——团结”
[Birlik — eleştiri — birlik.]
“在新的基础上达到新的团结”
[Yeni bir temel üzerinde yeni birliğe ulaşmak.]
Bu formül IPA/FLŽM’nin Eleştiri=Özeleştiri çevrimi için özellikle önemlidir. Eleştiri kişisel itiraf biçiminde çalıştığında geçmiş kişinin ahlaki siciline eklenir. Eleştiri sonucunu yeni prosedüre çevirdiğinde edim siciline girer. Olay → sonuç → kayıt → karşı-edim → yeni algı çevrimi böyle kurulur. Bir önceki hüküm, sonraki hükmün ham maddesi haline gelir.
Badiou’nun “un se divise en deux” [bir ikiye bölünür] formülü bu çevrime başka bir gerilim ekler. Birlik içindeki ayrım kendi başına üretici bir kuvvet kazanır; erken bütünleşme arzusu yerine bölünmenin açtığı alan korunur. Brechtçi Unterbrechung da aynı biçimde akışı kesip rolü görünür hale getirir. Lacan ise çalışma krizlerini periyodik olarak açığa çıkarır. Böylece Mao, Badiou, Brecht ve Lacan farklı ölçeklerde aynı örgütsel işlemin dört varyantını üretir: ilişkiyi kes, farkı görünür kıl, sonucu kayda geçir, yeni zemini oradan kur.
Debord–Wolman’ın détournement’ı eleştirinin bağlam düzeyindeki biçimidir. Karşı tarafın sözünü tersine çevirmek aynı eksen üzerinde kalabilir; parçayı başka bir bütün içine taşıdığında eksen değişir. Robo-Spun üretiminin güçlü biçimi tam burada ortaya çıkar. Yakın kavramları düzgünce sentezleyen metin, var olan kavramsal topografyayı güçlendirir; uzak parçaları üretken biçimde çarpıştıran montaj yeni topografya kurar. Şapka Kanunu ile cast, Lacan’ın kurası ile rating, Troçki’nin telefonu ile sentetik kongre, Saussure’ün editörleri ile generatif yazarlık arasındaki bağlantılar bu tür montajın örnekleridir.
IPA/FLŽM’nin kendi öz-analizi karşı-edimi kendisine de uygular. Manifesto, tribunal, synthetic theatre, counter-archive, design program ve historical model gibi biçimler üreten bir kurumsal ses, kendi markalı otoritesini, kendi arşiv bolluğunu ve kendi tekrar ritmini de nesneleştirebilir. “The event creates a cut” [Olay bir kesik yaratır] formülü burada ikinci bir soru doğurur: kesik zamanla yeni bir seri üretim ritmine dönüşürse yeni karşı-edim gerekir. (🔗)
Bu öz-eleştiri Sitüasyonist örgüt anlayışıyla doğrudan birleşir. Définition minimum des organisations révolutionnaires, devrimci örgütün kendi iç ilişkilerini de eleştiri alanına sokar ve zafer anında ayrı örgüt olarak çözülmeyi programatik hedefe bağlar. (🔗)
“Elle doit viser explicitement, dans sa victoire, sa propre fin en tant qu’organisation séparée.”
[Zaferi içinde, ayrı bir örgüt olarak kendi sonunu açıkça hedeflemelidir.]
Bu formül détournement ile dénouement arasındaki geçişi belirginleştirir. Kaçırılmış biçim işini görür, ayrımı keskinleştirir, yeni ilişki kurar ve zamanla kendi ritüeline dönüşmeye başlar. Dénouement bu noktada devreye girer: kurumsal biçim yaptığı işin sonucunu bırakarak kendi ayrı sürekliliğini keser.
Dénouement: örgütsel hayat bitişi nasıl taşır?
Freud’da çözülme ani ve istemsizdir. Kitleyi tutan bağlar gevşediğinde panik ortaya çıkar; dış tehlikenin aynı kaldığı durumda bile birey kendisini tek başına hisseder. (🔗)
“Eine Panik entsteht, wenn eine solche Masse sich zersetzt.”
[Böyle bir kitle çözülmeye başladığında panik ortaya çıkar.]
Lacan aynı problemi ters yönden çalışır. Grup yapışması arttığında permütasyon, kura, süre ve kriz açıklığı devreye girer. École’ün dissolution’ından sonra D’écolage şu cümleyle başlar:
“Le deuil est un travail.”
[Yas bir çalışmadır.] (🔗)
Bu ifade dénouement’a önemli bir ara evre ekler. Bitiş, bir anda silinen geçmiş üretmez; geçmiş bağın işlenmesini, kaybın adlandırılmasını ve yeni alanın kurulmasını gerektirir. Aynı metinde “La Cause freudienne … Champ” formülü kurumsal beden ile çalışma alanını ayırır: École biçimi çözülürken alan başka bir örgütlenme içinde devam eder. Burada kurumun biçimi ile onun taşıdığı iş aynı şey olmaktan çıkar.
Deleuze kontrol toplumunda tam karşı kutbu gösterir: “atermoiement illimité”, sınırsız erteleme. Okul, iş, eğitim, değerlendirme ve hizmet aynı modülasyonun metastabil durumları haline gelir. Bir süreç tamamlanıp yerini başka sürece bırakmak yerine sürekli güncellenir. (🔗)
“l’atermoiement illimité”
[sınırsız erteleme]
Marcuse bu bitiş problemini zaman ve ihtiyaç açısından tamamlar. Reklam, yönlendirici medya ve hazır ihtiyaç sistemi çekildiğinde kişi “a traumatic void” [travmatik bir boşluk] ile karşılaşır ve kendi alfabesini yeniden öğrenme ihtiyacı doğar. Bu boşluk, uyarımın çekilmesiyle beliren üretken zaman olarak düşünülebilir. Aynı Marcuse, “Scientific management of instinctual needs” formülüyle ihtiyaç yönetimini sistemin yeniden üretiminin maddi parçasına bağlar. (🔗)
IPA/FLŽM’de M bütün bu tarihsel malzemeyi zaman ölçüsünde toplar. “Count time, not likes”, “Keep the human right to finish”, cuts, endings, pacing ve provenance, özgürlüğü görünür aktivite hacminden insanın geri kazandığı zamana taşır. (🔗) Burada dénouement, bir örgütün fiziksel olarak dağılmasıyla sınırlı bir kavram değildir; belirli bir edim düğümünün sonucu ürettiği anda zamanında çözülme kapasitesidir.
Marx’ın geri çağrılabilir görevlisi, Lacan’ın permütasyonu, Sitüasyonist öz-çözülme, Deleuze’ün sınırsız ertelemesi ve Marcuse’nin geri kazanılmış zamanı aynı ölçü üzerinde buluşur: süreçlerin de görev süresi vardır. İnsan değişirken proje sonsuza kadar sürebilir; yönetici dönerken değerlendirme rejimi kalabilir; persona değişirken engagement çevrimi yaşayabilir. Dénouement, geri çağrılabilirliği kişiden sürece genişletir.
Bu açıdan örgütsel hayatın en önemli göstergesi süre değil dönüşebilirliktir. Bir görev başka kişiye geçebilir; bir rol permüte olabilir; bir karar karşı-edimle yeniden işlenebilir; bir arşiv kendi bağlantılarını değiştirebilir; bir teknik merkez yeni bedene taşınabilir; bir kurumsal ad başka sesi bedenlendirebilir; bir çalışma tamamlandığında düğüm çözülebilir. Boş örgütün “boş”u burada kesin anlamını bulur: kolektif yerin yeniden doldurulabilme ve yeniden boşaltılabilme kapasitesi.
Cast’ten edime
Bütün bu tarihsel çizgiler aynı örgütsel çevrimi farklı yerlerden aydınlatır. Freud bağın duygusal maddesini, Marx görev ile kast arasındaki gerilimi, Lenin dolaşımın örgütleyici gücünü, Stalin teknik kapasitenin personelde yoğunlaşmasını, Sovyet sicili biyografinin kurumsal kayda dönüşmesini, Mao eleştirinin yeni zemin üretmesini gösterir. Althusser tanınmayı merkeze bağlar; Lacan çalışma aktarımını, ürünün tekilliğini, permütasyonu ve dissolution’ı kurumsal prosedüre dönüştürür; Lefort çoklu çekirdeklerle açık yerin siyasal mantığını, Castoriadis ortak bilgi ve hafıza altyapısını, Laclau adın temsil yükünü, Saussure ilişkisel değeri ve editoryal yeniden kuruluşu açar.
Vertov görmeyi örgütler; Eisenstein etkiyi monte eder; Brecht seyirciyi sağlayıcıya ve oyuncuyu rolünün araştırmacısına çevirir; Benjamin kesintiyi ve üretim aygıtını örgütleyici kuvvet olarak kurar. Troçki görünür iktidar yüzünün altındaki teknik koordinasyonu, Malaparte teknik düğümlerin taşınabilir mantığını, Debord détournement yoluyla hazır biçimin işlevsel dönüşümünü gösterir. Marcuse ihtiyaçların yönetimini ve geri kazanılmış zamanı, Žižek arzunun fantazmatik sahnesini, Deleuze erişimin, ölçümün ve sürenin modülasyonunu açar.
IPA/FLŽM bu malzemeyi tek bir işlem çevriminde yeniden düzenler: algılama, dilegetirme, senaryo, edim, bedenlenme, Bağlaşma, sicil, muhataplık, karşı-edim, yeniden algılama ve dénouement. Bu çevrimde insan hükmü merkezi önemini korur; insan bedeni örgütsel sürekliliğin tek sabit taşıyıcısı rolünden çıkar. Makine biçim üretir, sentetik persona bedenlenme taşır, arşiv geçmişi biriktirir, bağlantı komşuluk kurar, provenance sorumluluk zincirini görünür hale getirir, insan hükmü yetkiyi ve sonucu işler.
Cast örgütün insan malzemesini seçip sabitleyen mekanizmadır. Post-sinematik edim fonksiyonları kişisel castten ayırır. Edim sicili kurumsal hafızayı kişilik hükmünden işlem tarihine taşır. Eleştiri=Özeleştiri gerçekleşmiş edimi sonraki algının girdisine çevirir. Détournement hazır biçimi başka işleve geçirir. Dénouement bu yeni işlevin kendi ritüeline dönüşme anında kesiyi getirir.
Böylece örgütün yaşadığını gösteren ölçü de değişir. Ortaya çıkan çalışmalar, sonuç üreten edimler, açık kaynak zincirleri, taşınabilen roller, işlenebilen krizler, geri kazanılmış zaman ve zamanında tamamlanan düğümler örgütsel hayatın somut belirtileri haline gelir. Lacan’ın “Le succès de l’École se mesurera à la sortie de travaux” [École’ün başarısı ortaya çıkan çalışmalarla ölçülecektir] cümlesi bu ölçüyü yarım yüzyıl önceden olağanüstü sadelikle ifade eder. (🔗)
IPA/FLŽM’nin boş örgütü bu ölçüyü sentetik ve post-sinematik koşullara taşır. Açık kolektif yer, kurumsal ad, teknik merkez, sentetik bedenlenme, Bağlaşma, provenance, edim sicili, karşı-edim ve dénouement aynı yapının parçalarıdır. Örgütün maddesi kişiden edime doğru kaydıkça süreklilik de daha farklı bir nitelik kazanır: kişi değişebilir, bedenlenme değişebilir, montaj değişebilir, kayıt kalır; kayıt yeni algıya girer, yeni edim çıkar; edim sonuç üretir, sonuç karşı-edim doğurur; düğüm tamamlandığında zaman yeniden hayata döner.
Boş örgütün asıl maddesi tam burada belirir: insanı kuruma yapıştıran cast yerine, insanın hükmünü taşıyan ve insanın zamanını geri veren edim.






























Geri bildirim: IPA/FLŽM 🌀⚔️💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER