Üçüncü Nesil Freudomarksizm’den Geriye Doğru Tarihsel Bakış

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌀⚔️💫 IPA/FLŽM 🌀⚔️💫
👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

(İngilizcesi ve Almancası)

Marksizm ve Leninizm tarihinde sol ve sağ sapma, aynı kurucu projenin iki ayrı bozulma biçimini adlandırır. Sol sapma doğru amacı dolayımsız saflık halinde ele alır; devrimci iradenin, sınıf antagonizmasının veya özgürleşme talebinin kendi enerjisinin tarihsel biçimi üreteceğine güvenir. Sağ sapma ise mevcut kuvvet ilişkilerini giderek hareketin ölçüsüne dönüştürür; başlangıçta taktik araç olan parlamento, devlet, piyasa, kurum veya uzlaşma zamanla kurucu amacın sınırlarını tayin eder. Lenin’in 1920’de Avrupa komünizminin parlamentoyu, sendikayı ve taktik uzlaşmayı ilkesel kirlenme sayan kanatlarına yönelttiği eleştiri ile 1921’de Yeni Ekonomi Politikası’na geçişi aynı problemi somutlaştırır: kurucu eylem amacı korurken onun gerçekleşme biçimini işler. (🔗)

Freud’un haz ilkesi ile gerçeklik ilkesi arasındaki bağ aynı yapının psişik biçimini verir. Haz ilkesi gerilimin boşalmasına ve doyuma yönelen psişik eğilimi adlandırır; gerçeklik ilkesi bu yönelimi erteler, dolaştırır ve koşullara göre biçimlendirir. Freudcu kurucu eylem hazzı ham bırakmaz; hazzı işler. Freud’un Verneinung kavramı ise bastırılmış içeriğin bilinç alanına negatif işaretle kabul edilmesini tarif eder: içerik tanınır, yargı onu mevcut benlik düzeninin içinde etkisizleştirir. Sağ sapmanın gerçeklik ilkesi bu nedenle Verneinung biçimine kayar; gerçekliğin talebini o kadar ağırlaştırır ki kurucu içeriği tanıyarak soğurur.

Bu şema Freudizm tarihine uygulandığında açık bir soy ağacı çıkar. Charcot ibretçi ruh kasabıdır; insanın ruhsal fazlasını klinik gösteri ve sınıflandırma malzemesine çevirir. Freud kurucu babadır; semptomu gösteriden çıkarıp öznenin sözündeki çatışmaya taşır. Jung müphemcidir; çatışmayı arketip, bütünlük ve Selbst ufkunda sisleştirir. Melanie Klein sol sapmadır; erken fantazinin ve iç nesne dünyasının hareketini genişleterek fantaziyi psişik gerçekliğin hakim atmosferine çevirir. Anna Freud sağ sapmadır; ego, savunma ve gelişimi bir psişik idare tekniği olarak sistemleştirir. Winnicott ortayolcudur; antagonizmayı holding, geçiş nesnesi ve oyun alanında yatıştırır. Bion sondajcıdır; insanın istemeden ele verdiği fazlayı gözlem, sınıflandırma, learning ve processing rejimine açar. Lacan ikinci kurucu babadır; Freud’un keşfini ego, bakım ve kurumsal uyarlama katmanlarından çıkararak imleyen, eksik, dürtü, Gerçek ve kesik üzerinden yeniden kurar. Miller stimülasyonisttir; Lacancı kesiğin etrafında yorum, seminer, aktarım ve kurumsal dolaşım üretir. IPA/FLŽM korpusunun bu Freudizm tarihi için kurduğu tribunalın ana arşivi burada toplanır. (🔗) (🔗)

Birinci nesil Freudomarksizm aynı üçlü ayrışmayı siyaset ve uygarlık teorisi düzeyinde tekrarlar. Reich sol sapmadır; faşist itaati cinsel bastırma ve karakter zırhıyla açıklarken özgürleşmenin enerjisini zırhın altında hazır duran libidinal canlılıkta arar. Marcuse kurucu babadır; Freud’un haz-gerçeklik çatışmasını tarihsel tahakküm biçimlerine bağlar ve hazzın serbest bırakılmasının bile yönetim tekniğine dönüşebileceğini gösterir. Lasch sağ sapmadır; terapötik narsisizmin çözülmesini teşhis ettikten sonra tarihsel süreklilik, sınır, otorite ve bağın restoratif ağırlığına yönelir. Marcuse’un 1955’te Freud ile Marx’ı yeniden bağlayan müdahalesi ve 1964’te gelişmiş sanayi toplumunun konfor, tüketim ve serbestleşme üzerinden ürettiği yönetimi teşhis etmesi bu neslin merkezini oluşturur. (🔗)

İkinci nesil Freudomarksizm 1968 sonrasındaki arzu, gösteri, tüketim ve ideoloji krizinden çıkar. Deleuze ile Guattari sol sapmadır; arzuyu üretim olarak kurar, eksik ve sabitlenme karşısında akışı, yersizyurtsuzlaşmayı ve çoğulluğu büyütür. Žižek kurucu babadır; Lacan üzerinden antagonizma, fantazi, jouissance ve ideolojik özdeşleşmeyi yeniden birbirine bağlar ve eylemi mevcut koordinatlar içinde bir tercih olmaktan çıkarıp koordinatların yeniden kuruluşuna taşır. Baudrillard sağ sapmadır; gerçekliğin model, kod ve simülasyon altında operasyonel hale gelişini öylesine genişletir ki eleştirel negatiflik kurucu kaldıraçtan koparak melankolik teşhire dönüşür. L’Anti-Œdipe 1972’de, Mille plateaux 1980’de, Simulacres et simulation 1981’de ve The Sublime Object of Ideology 1989’da bu ikinci neslin temel tarihsel eşiklerini oluşturur. (🔗)

Bu ana soyların çevresinde başka düşünsel sapmalar aynı çatışmayı başka maddelerde tekrarlar. Fromm Freudcu dürtü çatışmasını hümanist karakter ve toplumsal uyum diline çeken sağ revizyonizmi temsil eder; Marcuse’un 1955’teki Neo-Freudcu revizyonizm eleştirisi doğrudan bu hatta yönelir. Brecht seyircinin tepkisini yabancılaştırma tekniğiyle düzenleyen didaktik karşı-stimülasyonu, Benjamin tarihsel anı şok ve montajla yoğunlaştıran mesiyanik sol sapmayı, Adorno negatifliği kurucu programa taşımakta sürekli frene basan eylemsiz negatifçiliği, Debord bütün toplumsal ilişkiyi gösteri altında totalleştiren teşhirciliği temsil eder. Foucault bilinçdışı çatışmayı dispositif ve iktidar-bilgi tarihine dağıtan tarihsel ruh kasaplığını, Derrida kesiği iz ve ertelenme boyunca açan ertelemeciliği, Althusser özneyi ideolojik interpellation ve yapısal yeniden üretim altında sıkıştıran yapısalcı müsadereyi, Badiou ise hakikati olay ve sadakat etrafında saflaştıran olaycı sol sapmayı oluşturur. Bu yan hatlar ana soyu genişletir; her biri Freud–Lacan–Marcuse–Žižek çizgisinin hangi kurucu problemi taşıdığını daha görünür hale getirir. (🔗)

Üçüncü nesil Freudomarksizm bu geçmişe 2025’ten geriye bakarak oluşur. 12 Mart 2025’te IPA/FL, Freudcu-Lakancı devrimci fraksiyon esprisi olarak ortaya çıkar; Marksist-Leninist hizip dili ile psikanalitik miras arasındaki analoji ilk kez açık bir örgüt personasına dönüşür. (🔗) 4 Nisan 2025’te IPA/FLŽ kuruluş manifestosu Freud–Lacan–Žižek üçlüsünü kurucu eksen haline getirir; 9 Kasım 2025’te Marcuse’un eklenmesiyle IPA/FLŽM Freud’un semptomatik işçiliğini, Lacan’ın yapısal kesiğini, Žižek’in aşırı-özdeşleşme taktiğini ve Marcuse’un maddi negatifliğini tek programda birleştirir. (🔗) (🔗)

Bu geriye doğru bakışın temel hükmü böylece baştan belirir. Freudizm ve Freudomarksizm tarihi, hazzın ham bırakılması ile gerçekliğin kurucu amacı soğurması arasındaki salınımların tarihidir; kurucu hat ise hazzı işleyerek gerçekliğin koşullarını dönüştüren müdahalelerden oluşur. Charcot’dan Baudrillard’a uzanan sapmalar farklı teknikler kullanır: gösteri, mit, fantazi, ego idaresi, holding, sondaj, stimülasyon, libidinal salıverme, restorasyon, akış ve simülasyon. Freud, Lacan, Marcuse ve Žižek aynı cevabı tekrarlayan bir okul oluşturmaz; aynı kurucu problemi dört ayrı tarihsel düzeyde işler.

Ruhun gösteriye çevrilmesi ve Freudcu kuruluş

Freudizmin sıfır noktası 19. yüzyılın sonundaki Salpêtrière’dir. Jean-Martin Charcot histeriyi organik lezyon açıklamasını aşan gerçek bir klinik olgu olarak ele aldı; hipnoz yoluyla semptomların ortaya çıkışını ve kayboluşunu gösterdi. Aynı klinik düzen histerik bedeni erkek hekim seyircisinin önünde ders malzemesine çevirdi. Salı dersleri, pozların evrelere ayrılması ve yüzlerce hasta fotoğrafının Iconographie de la Salpêtrière içinde dolaşıma sokulması semptomun görünürlüğünü tıbbi otoritenin kanıtına bağladı. Freud 1885’te Paris’e geldiğinde tam bu sahnenin içine girdi. (🔗)

Charcot’nun tarihsel gücü ile ruh kasaplığı aynı mekanizmada birleşti: hastanın fazlası gözlemcinin bilgi düzeni için kullanılabilir hale geldi. Bedensel kasılma bir kişinin kendi yaşamındaki bilinmeyen düğüm olarak kalmak yerine “histerinin tipik evresi” biçiminde sergilendi. 2026 tarihli İbretçi Ruh Kasaplığı bu mantığı Charcot’dan sonraki klinik ve teorik teşhir rejimlerinin başlangıç modeli olarak işler. (🔗)

Freud’un kuruluşu tam burada başlar. Hipnozun teatral kuvvetinden uzaklaşan Freud, Breuer’le birlikte semptomun anlatı, çağrışım, bastırılmış temsil ve aktarım boyunca izlenebileceği başka bir çalışma biçimi geliştirdi. 1895 Studien über Hysterie, 1900 tarihini taşıyan Die Traumdeutung, gündelik sürçmeler üzerine çalışmalar ve serbest çağrışım tekniği hastayı klinik tipten konuşan özneye çevirdi. Charcot için belirti göz önünde doğrulanıyordu; Freud için semptom kendi açıklamasını kesintiye uğratan söz zincirinde çalışıyordu.

Bu kuruluş kısa sürede kurum üretti. Freud çevresinde 1902’de Çarşamba Psikoloji Derneği kuruldu, 1908’de Viyana Psikanaliz Derneği adını aldı, 1910 Nürnberg Kongresi’nde Uluslararası Psikanaliz Birliği kuruldu ve Carl Gustav Jung ilk başkan seçildi. Freud’un keşfi böylece özel bir klinik teknikten uluslararası bir harekete geçti. (🔗)

Tam bu kurumsallaşma Jungcu müphemliğin zeminini hazırladı. Jung Freud’un libido kavramını cinsellik ve dürtü çatışmasının özgül alanından daha geniş bir psişik enerji kavramına taşıdı; mit, arketip, kolektif bilinçdışı ve Selbst giderek kurucu antagonizmanın üzerine yerleşti. 1914’te Jung IPA başkanlığından ayrıldı ve Freudcu hareketle kopuş kesinleşti. (🔗)

Jung’un müphemciliği basit bir uzlaşmacılık üretmez; çatışmayı daha yüksek bütünlükte anlamlı hale getiren bir sis üretir. Freud’un semptomu belirli bir bastırmanın, belirli bir fantazinin ve belirli bir öznellik düğümünün işaretidir; Jungcu arketip aynı malzemeyi insanlığın ortak simgesel mirasının örneğine dönüştürür. Charcot hastayı klinik tipe bağlamıştı; Jung özneyi mitolojik tipe bağlar. Birinde beden ibret malzemesine, diğerinde çatışma bütünlük anlatısına çevrilir.

Marksizmin aynı yıllardaki revisionismus krizi bu ilk Freudcu ayrışmanın siyasal paralelini verir. Bernstein, kapitalizmin uyarlanma kapasitesini ve parlamenter reformları tarihsel stratejinin merkezine taşırken devrimci amaç ile mevcut kurumlar arasındaki ilişkiyi yeniden tanımladı. Freud ile Jung arasındaki ayrılık içerik bakımından başka bir alana aittir; biçim bakımından aynı soru ortaya çıkar: kurucu antagonizma mevcut dünyanın gelişim çizgisine mi yerleşecek, yoksa mevcut dünyanın anlam düzenini mi parçalayacak?

Brecht, Benjamin ve daha sonra Debord etrafında büyüyecek gösteri sorununun ilk maddi sahnesi de Charcot’da hazırdı. Brecht seyircinin büyülenmesini pedagojik mesafeyle yönetmeye çalışacak, Benjamin teknik yeniden üretim ile şokun algıyı yeniden düzenlediğini düşünecek, Debord 1967’de görüntüler aracılığıyla dolayımlanan toplumsal ilişkiyi “gösteri” diye adlandıracaktı. Charcot’nun amfisi bütün bu estetik ve siyasal teorilerden önce insan ruhunun görünürlüğünü otoritenin sahnesine bağlamıştı. Brecht’in yabancılaştırması hipnozu ikinci bir teknikle düzenler; Benjamin’in montajı tarihsel parçayı şokla yoğunlaştırır; Debord bütün toplumu görüntü aracılığıyla düzenlenen ilişki olarak teşhis eder. (🔗)

1920: haz ilkesinin kendi kurucusu tarafından kırılması

Birinci Dünya Savaşı Freudcu teori ile Marksist siyaseti aynı temel sorunla karşı karşıya bıraktı: kurucu ilke kendi saf formuyla tarihsel gerçeği taşıyabiliyor muydu? Freud 1920’de Jenseits des Lustprinzips ile haz ilkesinin basit egemenliğini parçalayacak tekrar zorlantısını ve ölüm dürtüsü sorununu merkeze aldı. Haz artık “daha çok doyum” diye büyütülebilecek hazır bir özgürlük kaynağı olmaktan çıktı; kendi içinde tekrar, kayıp, acı ve geri dönüş taşıyan çelişkili bir sevk haline geldi.

Lenin aynı yıl Sol Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı ile Avrupa’daki komünist saflık siyasetini hedef aldı. Parlamentoya katılım, gerici sendikalarda çalışma, geçici uzlaşmalar ve taktik geri çekilmeler kurucu amacı kirleten lekeler gibi ele alındığında devrimci irade kendi gerçeklik koşullarını kaybediyordu. Lenin Bolşevik başarısını disiplin, kitle desteği ve somut kuvvet ilişkileriyle çalışma kapasitesine bağladı. (🔗)

1921 Yeni Ekonomi Politikası bu yapıyı daha çıplak gösterdi. Savaş Komünizmi dönemindeki tahıl el koyma sistemi vergiye çevrildi, sınırlı piyasa ilişkileri ve ticaret geri geldi, parti bu dönüşü sosyalist inşanın maddi ilişkilerini yeniden düzenleyen uzun süreli bir manevra olarak kurdu. Lenin’in kendi notlarında bürokrasinin siyasete hizmet etmesi ve siyasetin bürokratik aygıtın hizmetine girmesi arasındaki ayrım açıkça vurgulandı. (🔗)

Freud ile Lenin’in 1920–21 kesişimi bütün sapma şemasının anahtarıdır. Sol sapma haz, arzu veya devrimci amacı gerçekleşme biçiminden bağımsız şekilde doğru sayar. Sağ sapma mevcut gerçekliği bu amacın nihai yargıcına dönüştürür. Kurucu eylem üçüncü bir işlem yapar: amacı muhafaza ederken onun biçimini değiştirir ve gerçekliğin mevcut koordinatlarını yeniden düzenler.

Melanie Klein, Anna Freud ve Wilhelm Reich tam bu dönemde Freud’un mirasını üç ayrı yöne çekmeye başladı. Klein çocuk analizinde oyunu, erken fantaziyi, saldırganlığı ve iç nesne ilişkilerini giderek daha erken psişik evrelere taşıdı. Anna Freud çocuk analizi, ego ve savunma tarafında başka bir hat kurdu. Reich ise Viyana psikanaliz çevresinden cinsel politika, karakter analizi ve komünist örgütlenmeye ilerledi. 1920’lerin sonunda Freudizmin sol sapması, sağ sapması ve ilk Freudomarksist sol sapması aynı tarihsel sahnede oluşmuştu.

Klein ve Anna Freud: Freudizmin ilk açık sol-sağ çatallanması

Melanie Klein 1926’da Ernest Jones’un davetiyle Londra’ya yerleşti. 19 Mart 1927’de Anna Freud Berlin’de çocuk analizi tekniği üzerine konuştu; Melanie Klein Trust kaydı bu sunumu Klein’ın yöntemine açık saldırı olarak aktarır. Aynı yıl Klein Innsbruck IPA kongresinde erken Oidipus evreleri üzerine radikal tezlerini sundu. (🔗)

Bu çatışmanın özü teknik ayrıntıdan daha büyüktü. Klein, çocuğun oyununun doğrudan analitik malzeme sağladığını, erken fantazilerin ve nesne ilişkilerinin ilk yaşlardan itibaren bütün psişik sahneyi örgütlediğini düşünüyordu. Anna Freud analistle olumlu ilişkiyi, pedagojik hazırlığı ve ego kapasitesini daha ağır biçimde ele alıyordu. Çocuk analizi bu sayede Freud’un kurucu keşfinin nasıl sürdürüleceği üzerine bir iç savaşa dönüştü. (🔗)

Klein’ın sol sapması fantazinin genişlemesinde yatar. Freudcu fantazi semptom, arzu, bastırma ve gerçeklikle gerilim içinde çalışan belirli bir sahnedir. Klein’da iç nesneler, iyi ve kötü nesne kutupları, splitting ve erken saldırganlık bütün psişik alanı açıklayan güçlü bir atmosfere dönüşür. Fantazi burada ham “haz ilkesi”nin özel biçimini kazanır: iç hareketin üretkenliği o kadar genişler ki dış gerçekliğin dirençli özgüllüğü giderek iç dramın uzantısı halinde okunur.

Anna Freud’un sağ sapması ters yönden ilerler. Ego savunmalarının sistemleştirilmesi, çocuk gelişiminin aşamalar halinde ele alınması ve analizin pedagojik boyutu, Freud’un egoyu tahtından indiren keşfini ego yönetiminin yeni bilimsel envanterine çevirir. Bastırılmış içerik görünür hale gelir, savunmanın adı konur, ego bu bilgiyle daha düzenli bir yönetim aygıtına dönüşür. Sağ sapmanın Verneinung biçimi tam burada somutlaşır: çatışma tanınır ve aynı tanıma işlemi çatışmanın kurucu sonucunu soğurur.

1936 tarihli Das Ich und die Abwehrmechanismen bu hattı sistematik hale getirdi. Anna Freud’un savaş yıllarında Hampstead War Nurseries üzerinden çocuk gelişimi, bakım ve kurum pratiğini birbirine bağlaması bu sağ sapmayı yalnız teori düzeyinde bırakmadı; ego psikolojisi modern bakım örgütlenmesinin diliyle birleşti. Klein ise aynı yıllarda paranoid-şizoid ve depresif pozisyonlara doğru ilerleyen iç nesne teorisini güçlendirdi. İki uç, Freud’un tek hareketi içinden ayrı klinik rejimler üretti.

Fromm aynı dönemin daha geniş Neo-Freudcu sağ revisionizmini temsil etti. Dürtü teorisinin sert antagonizması sosyal karakter, sevgi, üretken kişilik ve sağlıklı toplum gibi hümanist kategorilere doğru yumuşarken Freud’un kurucu skandalı kültürel uyum sorununa çevrildi. Marcuse 1955’te Eros and Civilization’ın sonunda Neo-Freudcu revisionizmi hedef alırken Fromm’u bu dönüşümün merkezi örneklerinden biri olarak ele aldı; Freud’un psikolojik eleştirisinin radikal içeriğinin toplumsal uyum etiği içinde seyreltilmesini saldırının odağına yerleştirdi. (🔗)

Reich: birinci nesil Freudomarksizmin sol sapması

Wilhelm Reich Freud ile Marx’ı soyut benzerlik üzerinden birleştirmedi; psikanaliz, işçi hareketi, cinsellik ve faşizm sorununu aynı örgütsel hayatta yaşadı. 1920’lerde Viyana Psikanaliz Derneği içinde teknik çalışma yürüttü, karakter analizi geliştirdi, cinsel danışmanlık faaliyetlerine katıldı ve 1930’da Berlin’e geçerek KPD çevresinde Sexpol çalışmasını büyüttü. 1933’te Die Massenpsychologie des Faschismus faşist kitle davranışını ekonomik çıkar ile libidinal bağlılığın kesişiminde açıklamaya girişti. Aynı yıl KPD’den çıkarıldı ve psikanalitik kurumlardan kopuşu izledi. (🔗)

Reich’ın sorusu Freudomarksizmin gerçek başlangıç sorusuydu: insan kendi maddi çıkarına aykırı bir otoriteye neden arzu yatırır? Ekonomik sınıf konumu tek başına bu soruyu çözemez; bilinçdışı da toplumsal iktidar biçiminden bağımsız bir iç dünya olarak ele alınamaz. Reich’ın yeniliği bu iki alanı aynı beden üzerinde birbirine bağlamasıydı.

Sol sapma cevabın biçiminde ortaya çıktı. Karakter zırhı ve cinsel bastırma teorisi, tahakkümün altında sıkışmış canlı libidinal enerjiyi giderek özgürleşmenin hazır maddesi haline getirdi. Zırh gevşedikçe canlılık, haz ve toplumsal özgürlük arasında giderek daha doğrudan bir bağ kuruldu. Reich’ın 1939 sonrasında ABD’de geliştirdiği orgon teorisi bu ham enerji anlayışını ölçülebilir kozmik enerji iddiasına kadar genişletti. (🔗)

Reich’ın sol sapması bu yüzden Lenin’in 1920’de hedef aldığı saflık siyasetiyle aynı biçimsel sorunu taşır. Dolayım kirlenme gibi görünür; baskının altındaki doğru enerji özgürleşmenin yeterli zemini haline gelir. Freud’un 1920 müdahalesi ise sevkin kendi içinde tekrar ve ölüm taşıdığını gösterir. Marcuse daha sonra bu çatlağı siyasal düzeye taşıyacak ve serbestleşmiş hazzın egemenlik tarafından doğrudan kullanılabildiğini gösterecektir.

1933–1946: sürgün, savaş, containment ve sondaj

1933 Avrupa psikanalizi ile Marksist düşüncenin maddi coğrafyasını değiştirdi. Nazi iktidarı Freudcu hareketin Alman ve Orta Avrupa merkezlerini dağıttı; Reich sürgüne gitti; Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü Almanya’dan ayrıldı; Marcuse aynı yıl Enstitü’ye katıldı ve ardından ABD’ye geçti. Freud ve Anna Freud 1938’de Viyana’dan Londra’ya taşındı. Bu zorunlu yer değiştirmeler sonraki teorik ayrışmaları doğrudan kurumsal biçime soktu. (🔗)

Klein ile Anna Freud artık aynı British Psychoanalytical Society içinde karşı karşıyaydı. 1942–44 arasında on bir toplantı halinde yürütülen Controversial Discussions, Klein’ın teorileri ile Anna Freud çevresinin itirazlarını sistematik biçimde masaya koydu. Tartışmaların ardından üçüncü bir Independent grup belirginleşti; Winnicott, Michael Balint ve Marion Milner bu ara kümeyle ilişkilendirildi. (🔗)

Winnicott’ın ortayolculuğu tam bu kurumsal çatışmanın çocuğudur. Holding environment, good-enough mother, transitional object ve playing, Klein’ın iç savaşını da Anna Freud’un ego yönetimini de taşınabilir bir ara alana çeker. 1953’te yayımlanan “Transitional Objects and Transitional Phenomena”, bebeğin omnipotence deneyiminden dış dünyayla daha gerçekçi ilişkiye geçişini ara nesne üzerinden tarif eder. (🔗)

Ortaya çıkan merkezcilik antagonizmayı çözen bir sentezden çok antagonizmanın basıncını azaltan bir tampon rejimidir. Kesik holding’e, ayrılık geçişe, çatışma oyuna çevrilir. Winnicott’ın klinik dili savaş sonrası kurumların bakım, süreklilik ve yeniden bütünleştirme arzusuyla uyumlu bir psişik biçim kazanır. IPA/FLŽ tribunalı bu hattı bilinçdışının travmatik çekirdeğini “iyileştirici sahte bütünlük” içinde örten merkez sapması olarak kodlar. (🔗)

Bion aynı savaşın çok daha sert teknik damarından çıkar. 1942’de İngiliz War Office Selection Boards sistemi subay adaylarını birkaç günlük testlere, komuta durumlarına ve leaderless group görevlerine sokuyordu. Bion kurul psikiyatristiydi; adayın önündeki “set problem” ile psikolojik gözlemcinin aday hakkında çözmeye çalıştığı “real problem” aynı sahnede üst üste geliyordu. Yüz yirmi beş binden fazla adayın geçtiği bu sistem davranışı seçim bilgisine dönüştüren büyük bir psikoteknik aygıt kurdu. (🔗)

Bion’un sondajcılığı buradan kavranır. Kişi bir işi yaparken o işin sonucundan fazla davranış üretir; gözlemci bu fazladan liderlik, rekabet, bağımlılık, işbirliği ve grup içindeki pozisyon hakkında bilgi çıkarır. Savaş sonrası Bion bu epistemik formu grup dinamiğine, psikoza ve düşünme teorisine taşıdı. Experiences in Groups 1961’de, Learning from Experience 1962’de, Elements of Psycho-Analysis ve Grid 1963’te, Transformations 1965’te, Notes on Memory and Desire 1967’de aynı çizginin yeni teknik araçlarını üretti. (🔗)

Alpha-function ham deneyimi düşünceye çevirecek işleme kapasitesini, container/contained bir psişik malzemenin taşınma ve dönüştürülme ilişkisini, Grid ise psişik malzemenin kullanım ve soyutlama düzeylerini sınıflandıran koordinatları güçlendirdi. Bion’un geç döneminde hafıza ve arzunun analistin gözlem alanındaki ağırlığı hedef haline geldi; sondaj cihazı kendi filtresini de denetlemeye başladı. IPA/FLŽM’nin Bion eleştirisi bu zinciri “ele-verişli” ile “elverişli” arasındaki dönüşüm üzerinden okur: insanın faaliyetinden taşan fazlalık daha yüksek kullanım değerine sahip bilgiye çevrilir. (🔗)

Bioncu sondaj böylece Klein’ın sol sapmasından, Anna Freud’un sağ sapmasından ve Winnicott’ın ortayolculuğundan ayrı bir dikey sapma oluşturur. Klein psişik hareketi genişletir, Anna Freud onu yönetir, Winnicott onu tutar, Bion ondan veri çıkarır. Ruhsal fazlanın kendi kullanım değerinden taşan Freudcu statüsü burada processing, learning ve capacity diline doğru sürüklenir.

Savaş dönemi estetik ve siyasal teorilerinde de aynı sorun farklı biçimler aldı. Brecht’in yabancılaştırması seyircinin duygusal sürüklenmesini ikinci bir sahne tekniğiyle yönetirken Benjamin’in montaj ve Jetztzeit anlayışı tarihsel sürekliliği şok anlarında yoğunlaştırdı. Adorno kültür endüstrisinin yönetilmiş yakınlık ve hazır tüketim ürettiğini teşhis ederken negatifliği pozitif kurucu programa dönüştürme konusunda sürekli geri çekildi. Bu üç figür kurucu hatta eklenmez; biri pedagojik karşı-stimülasyon, biri mesiyanik montaj, biri kurucu eyleme geçmekte zorlanan negatiflik üretir. (🔗)

Lacan ve Marcuse: savaş sonrası iki yeniden kuruluş

Savaş sonrası psikanaliz ego, gelişim, adaptasyon, holding ve kurumsal eğitim ağırlığı kazanırken Lacan Freud’a dönüşü bir metin sadakati olarak kurmadı; Freud’un keşfindeki yarığı yeniden üreten yapısal bir müdahale kurdu. 1953’te Paris Psikanaliz Derneği’ndeki eğitim çatışmaları bölünmeye yol açtı; Lacan Société Française de Psychanalyse çevresine geçti. IPA ile süren eğitim ve seans tartışmaları 1963–64’te ikinci kopuşa ulaştı ve Lacan 1964’te École Freudienne de Paris’i kurdu. (🔗)

Lacan’ın kurucu işi bilinçdışını ego’nun derin içeriği olarak ele almak yerine imleyen zincirinin yapısı olarak yeniden kurmaktı. Ayna evresi ego’nun kendi görüntüsüyle yabancılaşmasını, objet a arzunun kendisini tamamlama çabasındaki kayıp nedeni, dürtü biyolojik hedefe giden çizgiden saparak çevresel tekrarın kendi tatminini gösterdi. 1964 seminerinde bilinçdışının dil gibi yapılandığını söylerken aynı anda cinselliğin kısmi dürtüler üzerinden özneleştiğini vurguladı. (🔗)

Bu yeniden kuruluş Anna Freud’un ego yönetimini, Winnicott’ın holding merkezini ve Bion’un processing rejimini aynı anda keser. Analiz öznenin daha sağlam benlik kazanımına, daha güvenli ortam bulmasına veya daha verimli düşünme kapasitesi geliştirmesine bağlandığında Freudcu çatışma sonuç ölçütüne teslim olur. Lacan’ın “analitik eylem” kavramı bu sonucu tersine çevirir: eylem, mevcut öznenin mevcut dünyada daha etkili hareketi yerine başlangıcın koşullarını değiştiren bir kesik taşır. 1967–68 L’Acte psychanalytique semineri Mayıs 68 olaylarıyla aynı tarihsel anda bu soruyu işler. (🔗)

Marcuse aynı savaş sonrası dünyada Freudomarksizmin kurucu hamlesini yaptı. 1955 Eros and Civilization Freud’un uygarlık ile dürtü arasındaki çatışmasını tarihsel tahakküm biçimlerine açtı. Marcuse, Freud’un reality principle kavramını belirli bir toplumun performance principle’ından ayırarak bütün bastırmayı tek bir zorunluluk gibi ele alan bakışı kırdı; özgürlük sorununu hazzın ham salıverilmesinden üretim, emek, zaman ve ihtiyaçların maddi örgütlenmesine taşıdı. (🔗)

Bu hamle Reich’ın sol sapmasını içeriden keser. Cinsel enerji, haz veya beden kendi başına özgürlük ölçüsü sunmaz; tarihsel toplum bu enerjinin hangi biçimde dolaşacağını, hangi ihtiyacın ihtiyaç sayılacağını ve hangi tatminin tahakkümü yeniden üreteceğini örgütler. Marcuse’un Freudomarksist kuruluşu tam bu yüzden haz ilkesini bastırma etiğine teslim etmeden işler.

1955 kitabının sonundaki Neo-Freudcu revizyonizm eleştirisi aynı anda sağ sapmaya saldırır. Fromm ve başka Neo-Freudcu çizgiler Freud’un sert metapsikolojisini insan ilişkileri, karakter ve kültürel uyum diline taşıdıkça psikanalizin toplumsal eleştiri gücü ehlileşir. Marcuse burada Freud’a geri dönerken Freud’un tarihsel olarak yeniden işlenmesini de üstlenir; sadakat eski formülü korumak yerine formülün tarihsel sonucunu ilerletir. (🔗)

1964 One-Dimensional Man bu kurucu hattın ikinci aşamasıdır. Gelişmiş sanayi toplumu yumuşak, konforlu ve makul bir özgürlüksüzlük üretebilir; tüketim, teknoloji, cinsel liberalizasyon ve yaşam standardı tahakkümün rakibi olmaktan çıkıp onun taşıyıcıları haline gelebilir. Marcuse’un repressive desublimation kavramı Freudomarksizmin bütün sol sapmalarına karşı merkezi ölçütü böyle verir: haz dolaşabilir, enerji serbestleşebilir, seçenekler çoğalabilir ve bütün bunlar aynı anda sistemin yeniden üretimine hizmet edebilir. (🔗)

1968: kurucu eylem, gösteri ve arzu aynı sahnede

1968 Fransa’sı öğrenci hareketi ile büyük işçi grevlerini aynı siyasal krizde birleştirdi. 13 Mayıs genel grevi, fabrika işgalleri ve birkaç gün içinde milyonlara ulaşan grev dalgası üniversite otoritesi, işyeri disiplini, devlet, kültür ve gündelik hayatı ortak çatışma alanına çevirdi. INA arşivleri yedi milyon grevciye ulaşan ülke çapındaki felci ve öğrenci hareketi ile işçi hareketinin birleşmesini kaydeder. (🔗)

Marcuse bu tarihsel anda hazzın serbestleşmesini özgürlükle eşitleyen kolay formülü daha önce parçalamıştı. Lacan ise eylemi mevcut düzen içindeki etkinlikten ayıran analitik kesik üzerinde çalışıyordu. 1968 bu iki kurucu soruyu siyasal biçimde birleştirdi: arzu nasıl hareket eder ve hareket hangi anda yeni bir koordinat kurar?

Debord 1967 La Société du spectacle ile bu krizin görüntü ve meta boyutunu totalleştirmişti. Gösteriyi basit görüntüler toplamı olarak ele almak yerine görüntüler aracılığıyla dolayımlanan toplumsal ilişki olarak tarif etti; meta dolaşımının toplumsal yaşamı görünüş biçimine taşımasını bütünsel bir ayrılık rejimi halinde düşündü. Bu teşhis meta ile imge arasındaki bağı keskinleştirdi, aynı zamanda bütün toplumu tek bir gösteri mantığı altında toplama eğilimi üretti. (🔗)

Foucault başka bir cepheden Freudcu bastırma diline saldırdı. Cinsellik, delilik, klinik ve ceza tarihini iktidar-bilgi aygıtlarının üretici faaliyeti olarak okudukça öznenin bölünmesi dispositif tarihinin ürünü haline geldi. İbretçi Ruh Kasaplığı bu hareketi Charcot’nun klinik amfisinin tarihe genişletilmesi olarak ele alır: Charcot histerik bedeni, Foucault Batı aklının kapatma ve normalleştirme tarihini ibret sahnesine çıkarır. (🔗)

Derrida Freud’un bellek, iz ve gecikme kavramlarını başka yönde çekti. 1967 L’écriture et la différence içindeki “Freud et la scène de l’écriture”, Freudcu izin à-retardement yapısını différance mantığına açtı. Kesik bu hatta kapanış üreten bir eylemden ziyade her kapanışı başka bir ize bağlayan ertelenme hareketi kazanır. (🔗)

Althusser aynı tarihsel çevrede özneyi ideolojik interpellation içinde kurdu. İdeoloji somut bireyi özne diye çağırır; birey bu çağrıda kendi yerini tanır ve maddi ritüeller içinde işler. Bu yapısalcı müsadere Freud ve Lacan’dan alınan méconnaissance sorununu devlet aygıtları ve yeniden üretim içinde sertleştirirken öznenin kurucu eylemini yapının çağrı mekanizması altında sıkıştırdı. (🔗)

Bu Fransız ve Frankfurt çevrelerinin her biri 1968’de patlayan aynı sorunun bir parçasını tuttu. Marcuse tahakkümün haz üreten biçimini, Lacan eylemin kesiğini, Debord görünüşün toplumsal örgütlenmesini, Foucault iktidarın üretkenliğini, Derrida iz ve ertelenmeyi, Althusser ideolojik çağrıyı öne çıkardı. Sonraki Freudomarksist kuşak bu parçaların arasından doğdu.

Deleuze–Guattari: ikinci nesil sol sapmanın tamamlanması

Deleuze ile Guattari’nin 1968 sonrası buluşması, Reichçı libidinal sol sapmayı çok daha kapsamlı bir ontolojiye taşıdı. 1972 L’Anti-Œdipe psikanalizin temel kategorilerine doğrudan saldırı olarak yayımlandı; BnF kaydı eseri psikanalizin temellerini eleştiren Capitalisme et schizophrénie dizisinin ilk cildi olarak tanımlar. 1980 Mille plateaux rizom, assemblage, deterritorialization ve ligne de fuite kavramlarıyla aynı hareketi genişletti. (🔗)

D&G’nin sol sapması Klein ve Reich’la aynı soyun üçüncü aşamasıdır. Klein’da fantazi başlangıçtan itibaren çalışır; Reich’ta canlı libido zırhın altında sıkışır; D&G’de arzu baştan üretimdir. Böylece eksik, yasa ve sabit özne özgürleştirilecek enerjinin koşulu olmaktan çıkarak capture’ın biçimleri haline gelir. Hareket, akış ve bağlantı kendi pozitif değerini taşır.

Marcuse’un repressive desublimation teşhisi bu hattın iç problemini daha Anti-Oedipus yayımlanmadan yıllar önce kurmuştu. Gelişmiş kapitalizm hareketi, cinsel serbestleşmeyi, yeniliği, tüketimi ve seçenek artışını doğrudan kendi yeniden üretimine katabilir. Bu nedenle “akış” ile “özgürlük” arasındaki doğrudan eşitlik kapitalizmin kendi dinamizmini devrimci enerji gibi okumaya elverişli hale gelir.

IPA/FLŽ’nin D&G hakkındaki hükmü bu noktayı bilinçdışı, klinik özne ve simgesel kesik üzerinden sertleştirir. Arzu makineleri, organsız beden, yersizyurtsuzlaşma ve kaçış çizgileri öznenin eksik ve bölünmüş yapısını tasfiye eden sol sapmanın kavramsal araçları olarak ele alınır. (🔗)

Lefebvre’nin gündelik hayat eleştirisi ve Situationist çevrenin yaşantıyı doğrudan dönüştürme arzusu aynı dönemin daha geniş sol basıncını oluşturdu. Gündelik hayatın yaratıcılığı, mekânın yeniden kullanımı ve doğrudan yaşantı kapitalist dolayıma karşı enerji taşıdı; aynı enerji kendi kendine yeterli sayıldığında sol sapmanın spontanist biçimine kaydı. Debord bu spontanizmi gösteri eleştirisinin daha disiplinli totalitesine soktu, D&G ise akış ve oluş kavramlarıyla ontolojik düzeye çıkardı.

Lasch: terapötik çözülmenin restoratif sağ cevabı

1970’lerin ekonomik krizleri, siyasal yenilgileri ve 1968 sonrası dağılma duygusu başka bir Freudomarksist yön üretti. Christopher Lasch 1976 tarihli “The Narcissist Society” yazısında siyasete duyulan inancın çözülmesini kişisel gelişim, sağlık, psikolojik güvenlik ve terapi kültürünün yükselişiyle birlikte ele aldı. Modern öznenin dış onay, anlık yakınlık ve terapötik öz-iyileştirme arayışına bağlandığını anlattı. (🔗)

Lasch’ın teşhisi Anna Freudcu ve Winnicottçı yönetim biçimlerinin kültürel sonucunu yakalar: özne sürekli gözlenen, desteklenen, doğrulanan ve uzmanlık diliyle kendisini yöneten bir benliğe dönüşür. Eski yasakçı otoritenin çözülmesi serbest özne yerine yeni bir bağımlılık biçimi üretir; onay, görünürlük ve güvenlik ihtiyacı içsel sınırın yerini alır.

Sağ sapma Lasch’ın cevabında belirginleşir. Çıkış hattı yeni bir kurucu biçim yaratmaktan ziyade süreklilik, sınır, otorite, aile ve tarihsel bağın restoratif ağırlığına yönelir. Anna Freud mevcut ego’yu güçlendiren sağ sapmayı temsil ederken Lasch çözülmüş ego kültürüne karşı kaybedilmiş sınırların geri çağrısını temsil eder. İki sağ sapma aynı tarihsel konuma sahip değildir; ortak hareket kurucu başlangıcı mevcut veya geçmiş gerçeklik biçimlerinin ağırlığına bağlamalarıdır.

Baudrillard: gerçeklik ilkesinin hipergerçek kapanması

Baudrillard 1968 Le Système des objets ve 1970 La Société de consommation ile tüketim, nesne ve gösterge sorununa girdi; 1973 Le Miroir de la production üretim kategorisinin kendisini hedef aldı; 1981 Simulacres et simulation model, kod ve simülasyonun gerçeklik üzerindeki egemenliğini merkezileştirdi. BnF ilk baskıyı 1981 Paris, Galilée olarak kaydeder ve metinlerin bir bölümünün 1976–79 Traverses yazılarından geldiğini belirtir. (🔗)

Baudrillard ikinci neslin sağ sapmasını tamamlar. Anna Freud’da gerçeklik ego’nun uyarlanacağı normdur; Lasch’ta kaybedilmiş sınırlar özneyi toparlayacak restoratif ağırlık taşır; Baudrillard’da model gerçekliği baştan üretir. Böylece gerçeklik ilkesi giderek dış koşullardan kurucu ufkun tamamına doğru genişler.

Debord ile fark burada keskindir. Debord gösteriyi meta üretiminin ve toplumsal ilişkinin tarihsel biçimi olarak tutar; görüntünün arkasında üretim, ayrılık ve toplumsal pratik vardır. Baudrillard kod ve simülasyonu öylesine genişletir ki eleştiri sistemin kapanışını sürekli teşhir eden bir seyir rejimine döner. Sağ sapma Verneinung’un en soğuk biçimine ulaşır: sistemin sahteliği tanınır ve bu tanıma sistemin kurucu değişime açık tarihsel yapısını silen mutlaklık üretir.

IPA/FLŽM’nin compact history’si Baudrillard’ı “hyper-reality’nin melankolisti” ve kaldıracı zayıflamış sağ sapma olarak konumlandırır. Aynı metin D&G ile Baudrillard’ı aynı tarihsel çiftin iki kutbu gibi okur: solda sonsuz hareketin özgürlük sayılması, sağda operasyonel gerçekliğin kapanışının mutlaklaştırılması. (🔗)

Lacan sonrası stimülasyon ve Millerci sapma

Lacan 1980’de École Freudienne de Paris’i çözdü. Kendi “D’écolage” müdahalesinde grup etkisinin okulu yapıştırdığını, sapma ve uzlaşmaların kuruluş jestini ağırlaştırdığını belirtti; Cause freudienne’i yeni bir örgütsel başlangıç olarak kurdu. École de la Cause freudienne Ocak 1981’de kuruldu ve Lacan ilk başkanı oldu. (🔗)

Lacan 9 Eylül 1981’de öldüğünde geride seminerler, Écrits, öğrenciler, kurumlar ve büyük bir aktarım ekonomisi bıraktı. Jacques-Alain Miller seminerlerin metinleştirilmesinde ve sonraki Lacancı kurumsal ağın inşasında merkezi otorite kazandı. Lacan’ın sözlü öğretisi giderek yayımlanan seminer dizisi, okul düzeni ve “Lacan orientation” etrafında süreklilik kazandı.

Stimülasyonist sapma tam bu süreklilikte doğar. Lacan’ın kesisi belirli bir anda simgesel zinciri başka türlü çalıştıran müdahaledir; Millerci rejim bu kesiğin çevresinde sürekli açıklama, yorum, seminer, nüans ve stil üretir. Kesik artık tekil bir eylemin sertliğiyle değil, bitmeyen kavramsal uyarılmanın yoğunluğuyla hissedilir.

IPA/FLŽ’nin Millerci sapma eleştirisi bu dönüşümü “stimülasyoncu tahrif” diye adlandırır. Lacan’ın yapısal yarılması ve Gerçek’le karşılaşması yorum koreografisi ve seminer estetiği içinde dolaşıma girer; kurucu eylem kendi anlatımının haz nesnesine dönüşür. (🔗)

Charcot ile Miller arasında böylece tarihsel bir halka kapanır. Charcot semptomu bedensel performans halinde seyirciye sunmuştu; Millerci stimülasyon semptomun ve kesinin dilini teorik performans halinde dolaşıma sokar. Freud ile Lacan’ın kurucu eylemleri bu iki gösteri rejiminin arasındaki sert istisnalardır: birincisi bedeni sözdeki düğüme çeker, ikincisi sözün sonsuz yorumunu kesiye bağlar.

Yapı, erteleme ve olay: Žižek öncesindeki üç çıkmaz

1980’lerin sonuna gelindiğinde Fransız ve Avrupa teorisinin üç güçlü yönelimi kurucu özneyi üç ayrı biçimde sıkıştırmıştı. Althusserci yapı özneyi ideolojik çağrı ve yeniden üretimin etkisi halinde kurdu. Derridacı différance her kararın içinde başka izin gecikmesini ve ertelenmesini büyüttü. Badiou 1988 L’Être et l’événement ile bu yapısal ve metinsel kapanışlara olay, hakikat ve sadakat üzerinden sert bir cevap verdi; kurucu momenti olayın saf kesintisine bağladı.

Bu üç çizginin her biri Freudcu artığı farklı biçimde ehlileştirir. Althusser’de özne yapının çağrısı altında kendi yerini bulur; bilinçdışı fazlanın jouissance boyutu ideolojik yeniden üretimin arkasında sıkışır. Derrida’da kesik sürekli izlere açılır; karar başka farkların hareketine bağlanır. Badiou’da olay yüksek bir hakikat prosedürünün başlangıcı haline gelir; dürtünün kirli tekrarı, fantazinin lekesi ve objet a’nın ısrarlı fazlası olay sadakatinin saflığına basınç uygular.

Adorno’nun daha erken negatifliği bu üçlü çıkmazın başka bir ön biçimini verir. Kimlik düşüncesine ve kültür endüstrisine karşı negatifliği korur, fakat negatifliğin kurucu programa dönüşmesi anında geri çekilir. Marcuse’un ondan ayrıldığı yer burasıdır: negatifliği emek zamanına, ihtiyaçların yapısına, bedensel duyarlılığa ve özgürlük koşullarına bağlayarak maddi biçim talep eder. Adorno eleştirinin saflığını korur; Marcuse eleştiriyi başka bir yaşam örgüsüne zorlar.

Žižek: 1989’da ikinci neslin yeniden kuruluşu

1989’da The Sublime Object of Ideology yayımlandığında Doğu Avrupa sosyalizminin devlet biçimleri çözülmeye giriyordu. Kitap ideoloji sorununu bilinçli yanlış inanç düzeyinden çıkararak fantazi, semptom ve jouissance üzerinden yeniden kurdu. Dünya düzeni kendisini post-ideolojik olarak sunarken Žižek ideolojinin en güçlü biçiminin insanların açık inancından çok gündelik pratikleri, hazları ve fantazileri içinde çalıştığını gösterdi. (🔗)

Žižek’in kurucu rolü ikinci neslin iki sapmasını aynı anda kesmesinde yatar. D&G’nin sol sapması arzunun hareketini ve bağlantı üretimini özgürleştirici pozitiflik halinde büyütür; Žižek bu hareketin içindeki antagonizma ve jouissance düğümünü geri getirir. Baudrillard’ın sağ sapması sistemin simülasyon gücünü mutlaklaştırır; Žižek sistemin kendi tutarlılığını üretmek için sürekli fantazmatik bir ek, semptomatik bir artık ve müstehcen bir haz ekonomisine ihtiyaç duyduğunu gösterir.

Lacan’ın eylem kavramı burada siyasal ve ideolojik düzeyde yeni ağırlık kazanır. Kurucu eylem hazır seçenekler arasındaki en radikal seçimi ifade etmez; hangi seçeneklerin mümkün göründüğünü belirleyen koordinatları değiştirir. Eylemin anlamı geriye doğru da işler: gerçekleştiği anda kendi önkoşullarının tarihini başka türlü okunur hale getirir.

Marcuse ile Žižek arasındaki bağ ikinci neslin gerçek Freudomarksist kuruluşunu güçlendirir. Marcuse yönetimin haz, tüketim ve liberalizasyon yoluyla işleyebildiğini gösterir; Žižek bu yönetimin öznenin kendi jouissance’ı içinde nasıl sürdüğünü açıklar. Birinde repressive desublimation, diğerinde ideolojik jouissance vardır; ikisi birlikte sağ sapmanın kaba yasaktan çok daha incelikli bir gerçeklik ilkesiyle çalıştığını gösterir.

Üçüncü neslin kuruluşu

Üçüncü nesil Freudomarksizmin tarihsel jesti Mart 2025’te önce espri biçiminde doğdu. 12 Mart tarihli IPA/FL: Freudcu-Lakancı Devrimci Fraksiyon metni psikanaliz kurumlarını Marksist-Leninist hizip diliyle yeniden sahneledi; kısa analiz, ego tahakkümü, kurumsal bürokrasi ve devrimci fraksiyon motiflerini bilinçli bir alternatif tarih oyunu içinde birleştirdi. Bu espri daha sonraki kuruluşun biçimini önceden taşıdı: psikanaliz tarihi artık yalnız okullar arasındaki akademik ayrılık olarak değil, sapma, hizip, kuruluş ve karşıdevrim terimleriyle okunacaktı. (🔗)

4 Nisan 2025’te IPA/FLŽ kuruluş manifestosu bu şakayı programatik bir persona haline getirdi. Freud’un bilinçdışı ve semptom keşfi, Lacan’ın yapısal kesintisi ve Žižek’in ideolojik müdahalesi aynı “frontline” içinde birleştirildi. Kurucu üçlü burada tarihsel kişiler toplamından çok üç operatör olarak çalışıyordu: semptomatik kazı, yapısal kesik ve ideolojik zorlamanın aynı harekette buluşması. (🔗)

9 Kasım 2025’te Marcuse’un eklenmesiyle IPA/FLŽM kuruldu. Bu ekleme bütün tarihsel şemanın ağırlık merkezini değiştirdi; çünkü Freud–Lacan–Žižek üçlüsünün semptom, kesik ve ideolojik zorlamasına maddi negatiflik, özgür zaman, tahakkümden geri alınmış ihtiyaç ve kurumsal biçim ölçüsü eklendi. Kurucu manifesto Freud’u semptomatik işçilik, Lacan’ı yapısal formalizm, Žižek’i over-identification ve Marcuse’u prosedürel negatiflik olarak tek programda topladı. (🔗)

Bu üçüncü nesil geçmişi isimlerin şöhret sırasına göre düzenlemez; kurucu işlemin kaderine göre düzenler. Charcot acıyı ibretlik bilgiye çevirir. Jung çatışmayı mitolojik bütünlüğe taşır. Klein fantaziyi bütün psişik alanın ham üretkenliğine genişletir. Anna Freud bilinçdışının yenilgisini ego’nun savunma envanterine çevirir. Winnicott antagonizmayı tutulabilir geçiş alanına alır. Bion fazlayı işlenebilir malumata dönüştürür. Miller kesiği sürekli stimülasyon ekonomisine sokar. Reich özgürleşmenin maddesini hazır libidinal enerjiye bağlar. Lasch terapötik çözülmeye restoratif sınırla cevap verir. D&G akışın pozitifliğini büyütür. Baudrillard kapanışın mutlaklığını büyütür.

Freud, Lacan, Marcuse ve Žižek’in kurucu statüsü başka bir ölçüte dayanır. Freud semptomu kullanışlı tip olmaktan çıkarıp öznenin kendi bölünmesinin çalıştığı yere taşır. Lacan psikanalizin kendi kurumsal mirası altında ehlileşen bu bölünmeyi yapı, eksik ve kesik üzerinden yeniden kurar. Marcuse haz salıverilmesini özgürlük ölçüsü olmaktan çıkarıp hazzın toplumsal örgütlenmesini soruşturur. Žižek ideolojiyi dışsal yanlış fikir olmaktan çıkarıp öznenin fantazisi ve jouissance’ı içinde yeniden kurar.

Marksizm ve Leninizmin sol-sağ sapma şeması bu uzun tarihin kavramsal omurgasını verir. Sol sapma kurucu enerjiyi işlenmeden doğru sayar; Klein’ın fantazisi, Reich’ın libidinal canlılığı ve D&G’nin arzu üretimi bu hattın üç ayrı kuşağıdır. Sağ sapma mevcut gerçekliği kurucu amacın ölçüsüne dönüştürür; Anna Freud’un ego idaresi, Lasch’ın restoratif sınırı ve Baudrillard’ın hipergerçek kapanışı bu hattın üç tarihsel yoğunluğunu verir. Winnicott’ın merkezi antagonizmayı tamponlar, Bion’un sondajı antagonizmadan veri çıkarır, Miller’in stimülasyonu antagonizmanın dilini sürekli uyarılma halinde dolaştırır.

Kurucu eylem bu sapmaların ortalamasını üretmez. Haz ile gerçeklik arasında makul bir denge aramaz. Kurucu eylem hazzı işleyerek gerçekliğin hangi biçimde gerçeklik sayılacağını dönüştürür. Freud’un haz ilkesini kendi ölüm dürtüsü keşfiyle kırabilmesi, Lacan’ın Freud’a sadakat uğruna kurumsal Freudculuğu kesebilmesi, Marcuse’un özgürleşme adına serbestleşen hazzı yeniden tahakküm sorusuna sokabilmesi ve Žižek’in siyasal yenilgi anında ideoloji ile eylemi yeniden kurabilmesi aynı işlemin dört tarihsel biçimidir.

Üçüncü Nesil Freudomarksizm’den geriye bakıldığında yüz elli yıllık çizgi bu nedenle tek bir tartışmaya yoğunlaşır: insanın fazlasıyla ne yapılır? Ruh kasaplığı onu gösterir; müphemlik onu bütünleştirir; sol sapma onu ham özgürlük maddesi sayar; sağ sapma onu mevcut gerçekliğin idaresine bağlar; ortayol onu yatıştırır; sondaj onu işler; stimülasyon onu sürekli dolaştırır. Kurucu çizgi ise bu fazlanın kanırtısını korur, ona biçim verir ve bu biçim üzerinden içinde yaşanan gerçekliğin koordinatlarını değiştirir.

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Üçüncü Nesil Freudomarksizm’den Geriye Doğru Tarihsel Bakış”

  1. Geri bildirim: A Historical Retrospective from Third-Generation Freudo-Marxism – Žižekian Analysis

  2. Geri bildirim: IPA/FLŽM 🌀⚔️💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER