Koray Kırmızısakal’ın Tuncay Birkan’ın “Evin Reddi” kavramını “statik olana karşı girişilen mücadele” olarak ele aldığı yazısı okur nazarında statik olana karşı dinamik olanı savunan hem politik anlamda ilerici hem de akademik anlamda güncel ve bilgilendirici bir bağlam sunduğu intibası uyandırmaktadır [1]. Oysa yazıyı harekete geçiren asıl güdü okuru idealleştirilmiş bir imleyene –yazarın deyimiyle ‘Yuva’ya– teslim etmektir, bu yolla öznenin dinamik ve rahatsız edici arzusu safdışı edilecek ve özne sabit bir memnunluğa kavuşturulacaktır, böylece özne (daha yazının başlığında ilan edildiği gibi) “sürgünden ebediyete” ulaştırılacak, yani öldürülecektir. Okumaya devam et
Category Archives: Şey
Miselyum — Sigmund Freud
En geniş biçimde yorumlanmış düşte bile sıklıkla karanlık kalması gereken bir parça vardır: bunun nedeni yorum çalışması sırasında bu noktada çözülemeyen ve düşün içeriğine ilişkin bilgimize hiçbir şey eklemeyen bir karışıklığın bulunduğunu ayırt etmemizdir. Bu düşün göbeğidir, alttaki bilinmeyene ulaştığı noktadır. Yorumun bizi yönlendirdiği düş düşüncelerinin, eşyanın doğası gereği belirli bir sonu yoktur; onlar düşünce dünyamızın karışık şebekesi içinde her yöne dallanmak zorundadırlar. Bu karışık ağın özellikle yakın olduğu bir yerlerde düş-isteği bir mantarın miselyumlarından büyümesi gibi gelişir.
Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu II, çev. Emre Kapkın, Payel, s. 248
Ayrıca bkz.
Miselyum, Jacques Lacan

































