“Erkeklik krizi var mı yok mu?” sorusuna hem olumlu yanıt verenlere hem de olumsuz yanıt verenlere Nasreddin Hoca’nın kadılık fıkrasındaki gibi “Sen de haklısın!” diyebiliriz. Hoca’nın “İlahi Hoca Efendi hiç ikisi birden haklı olur mu?” diyen karısı da haklıdır. Çünkü erkeklik krizi hem vardır hem yoktur.
‘Erkeklik krizi’ kavramının atıf yaptığı krizin gerçekliği inkar edilemez, ama bu kavram aldatıcı bir görüntüdür. ‘Erkeklik krizi’ şeklinde tezahür eden gerçek ‘sıkıntı’, genel bir yetkilenme krizidir [1]. Yetkilenme krizi, hem erkeklere hem de kadınlara aittir, tüm insanların başına gelmektedir. Krizin en büyük tezahürü belgesiz kalan göçmen nüfustur; ‘yurttaş hakları’ ile ‘insan hakları’ arasındaki uçurumdur. Yurttaş olabilenlerin başına gelen neoliberal güvencesizleşme ve prekerleşme aynı krizin bir diğer tezahürüdür [2]. Genel yetkilenme krizinin ‘erkeklik krizi’ görünümüne bürünmesinin sebebi ise mevcut toplumsal cinsiyet rejiminin yetkilenme rolünü ‘doğal olarak’ erkeklere tayin etmesidir [3].
Okumaya devam et →