Category Archives: Şey

T-1 röportajı

T-1 çeviri blogu benimle röportaj yaptı. Okumak için tıklayınız.

Yersiz Şeyler blogunda başarılı içerikler paylaşan Işık Barış Fidaner ile Yersiz Şeyler, çeviri, dijital kültür ve daha fazlası hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtabilir misiniz? Kimdir Işık Barış Fidaner?

Bilgisayar bilimi alanında doktora yapmış ve Žižekçi düşünce temelinde teoriler geliştiren bir çevirmenim. Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

Aziz, Dahi, Deli — Işık Barış Fidaner

Renata Salecl Bilmezlik Tutkusu (2020) kitabında taslama sendromundan (imposter syndrome) söz ederken Helene Deutsch’un konuyla ilgili makalesinden yararlanır. Deutsch her normal bireyin olmak istediği şekli yansıtan ideal bir ego inşa ederek az ya da çok taslama (imposture) yaptığını belirtirken bu yaygın duruma çok ilginç bir istisna koyar:

Normal bir bireyin karmaşık gelişiminde belli düzensizlikler olur ve ancak nadiren başarılı bir ahenk sağlanabilir. Belki de ego ideali ile benlik arasında özdeşlik sağlayanlar sadece azizler, dahiler ve psikotiklerdir. (Taslayıcı: Bir Psikopat Tipine Dair Ego Psikolojisine Katkı)

Deutsch’a göre azizler, dahiler ve psikotiklerde yansıtılan idealden uzak kalma durumu yoktur, o yüzden onlar taslama yapmazlar. Şimdi gelin bu üçlü istisnayı bir semptom gibi yorumlayalım.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Teori sahi sahiliğin entropisini sahneler — Işık Barış Fidaner

İnsan yetkilenen hayvandır. Dünyanın gerçekliği imleyenlerle yetkilenir; simgesel bir düzendir. İnsanın özgür iradesi gerçekliklerin yetkilenmesinin zemini olarak tespit edilir. Örnek: Marx’ın özgür iradesi “sınıf mücadelesi” imleyenini yetkilendiren zemin olarak tarihte varlığını sürdürür; bu siyasi iradeye Marksizm denir.

Gerçeklikler havada asılı duran soyutlamalardan ibaret değildir: Onların yetkilenmesine belli somut maddi sahilik bedenlenmeleri rehberlik eder. İnsan sistemi böyle sahilik bedenlenmelerinin zemini olarak kurulur. Örnek: Kapitalist sistem insan arzusunu ve emeğini sahiden yakalayan meta fetişizmi ve değer fazlası (artık-değer) bedenlenmelerinin zemini olarak tarihte varlığını sürdürür.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Hayat, Felsefe, Psikanaliz — Işık Barış Fidaner

Düşünmenin amacı yetkilenmedir, onun da modeli muhatap olmaktır [1]. Yetki, insanın niyet ve irade zemininde doğruluk adına yöneldiği herhangi bir amacı belirtir. Yetkilenme krizi ise düşüncenin yaşadığı tüm sorunlardan oluşur. Yetkilenme krizi, amacından sap(tırıl)an düşüncelerin konusunu, niyet ve iradeyi bozan arzuların yönelimini ve doğruluğu aşan sahilik alanını teşkil eder.

Gündelik hayat yetki ile beden arasında köprü kurar. Tekil bir muhatap olan insan bir beden sahibidir. Çoğul bir muhatap olan bir gruba ise ancak soyut bir beden atfedilebilir. Muhatabın bedeni ‘Öteki’ kavramı yoluyla soyut ve düşlemsel bir varlığa dönüşür. ‘Öteki’ etrafında eril ve dişil iki kuvvet arasında hem cinsel hem de siyasi bir gerilim oluşur: Eril kuvvet düşlemlere yaslanarak yetkiyi bedenden ayırıp bağımsız olduğunu ispatlamaya çabalarken dişil kuvvet semptomlar göstererek yetkinin bedene olan bağımlılığına delil olmaya çabalar. Böylece yetkilenme krizi içten gerilimli bir yetki-beden kompleksi şeklini alır [2].

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Ben De: Kadınlar Erkekler İçin Feda Olmayı Reddediyor — Işık Barış Fidaner

Batıda geçtiğimiz yıllarda başlayan Ben De (Me Too) hareketinin Türkiye’ye yansıdığı bu günlerde, Slavoj Žižek’in bu hareket hakkında yazdıklarını hatırlayalım: “Çığır açan bir değişimden azı değildir bu, büyük bir uyanıştır, eşitlik tarihinde yeni bir dönemdir. Binlerce yıl boyunca cinsiyetler arası ilişkiler düzenlenmiş ve ayarlanmıştı; bunların hepsi şimdi sorgulanmakta ve boşa düşmektedir.” (Güpegündüz Hırsız Gibi) Ben De hareketi ile sorgulanan binlerce yıllık düzenleme, yetkilenme rolünü erkeğe, bedenlenme rolünü kadına tayin eden standart toplumsal cinsiyet rejimidir [1].

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Sahi-Fol ile Doğru-Yanlış = Arzu ile İrade

sahifol

Sahi (True) ile Fol (False) bir nesnenin temelde bilinçdışı işleyen arzuyu hak etmesi ya da hak etmemesiyle ilgilidir. Sahi nesne arzuya karşılık verecektir, Fol nesne arzuyu boşa düşürecektir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Pink Floyd: Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

vlcsnap-2020-12-03-19h50m12s152

Pink Floyd’un Duvar filminin (amiyane tabirle) “şifresini çözmek” için esas dikkat edilmesi gereken mesaj Duvar imgesinin gerçek statüsünü bildiren final bölümünde verilir: Üstben’i temsil eden mahkeme filmin kahramanı Pink’i suçlu bulur ve ceza olarak Duvar’ın yıkılması yoluyla Pink’in akranlarına ifşa edilmesine hükmeder [1]. Demek ki Duvar kesinlikle gereklidir! Film boyunca Duvar’ın ezici varlığından şikayet ediliyor gibidir ama en sonunda açıkça itiraf edilir: Herşeye rağmen en büyük felaket Duvar’ın varlığı değil, Duvar’ın kaybedilmesi ihtimalidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama) — Işık Barış Fidaner

İmgesel yabancılaşma tamlık taslamadır, simgesel yabancılaşma ise tamamlık taslamadır. Bunlar birbirinden farklı olsa da birbiriyle ilişkili iki fetiş biçimini belirtir. Psikanalitik Ödipal gelişim öyküsüne uygun olarak önce imgesel yabancılaşmayı daha sonra simgesel yabancılaşmayı tarif edelim [1].

Tamlık taslayan birisi yetkiyi bedenin üzerine giyinerek yetki-beden kompleksi kılığına bürünür ve kendisini eksiksiz bir doluluk şeklinde sunar. Taslanan tamlık, kelimeleri kifayetsiz bırakan duyguların yoğunluğunda ifade bulur. Walter Benjamin’in “siyasetin estetikleşmesi” olarak tanımladığı Faşizm bu yolu izler. Sosyal medyada imgeler aracılığıyla taslanan tamlık, aynı estetikleşmenin bir başka örneğidir. Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin ile söyleşi — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

BABAM…USTAM…(Röportaj Ankara, Mayıs 1989, Yunus Nadi Yarışması mansiyon)

Babamla 1989 Mayıs ayında, Yunus Nadi Yarışması için yaptığımız söyleşiyi iki bölümde yayınladım. Şimdi sıra, mansiyon alan söyleşiye geldi. Tabii ki neredeyse aynı. Söyleşi nasıl verildiyse, ismiyle cismiyle, aynen yayınlanıyor. Fotoğraflarımız, kentler arasında yayıldığı için, söyleşide bulabildiklerim yer alabildi. Söyleşiyi ve gerekenleri Alaçatı’dan gönderen arkadaşlarımıza ayrıca teşekkür ediyoruz. Evet, Hıdır da ben de hafif farklar içeriyoruz sanki o günden bu güne :)).  Ne diyelim, yıllar… 

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

‘Erkeklik Krizi’ Genel Yetkilenme Krizinin Tezahürüdür — Işık Barış Fidaner

“Erkeklik krizi var mı yok mu?” sorusuna hem olumlu yanıt verenlere hem de olumsuz yanıt verenlere Nasreddin Hoca’nın kadılık fıkrasındaki gibi “Sen de haklısın!” diyebiliriz. Hoca’nın “İlahi Hoca Efendi hiç ikisi birden haklı olur mu?” diyen karısı da haklıdır. Çünkü erkeklik krizi hem vardır hem yoktur.

‘Erkeklik krizi’ kavramının atıf yaptığı krizin gerçekliği inkar edilemez, ama bu kavram aldatıcı bir görüntüdür. ‘Erkeklik krizi’ şeklinde tezahür eden gerçek ‘sıkıntı’, genel bir yetkilenme krizidir [1]. Yetkilenme krizi, hem erkeklere hem de kadınlara aittir, tüm insanların başına gelmektedir. Krizin en büyük tezahürü belgesiz kalan göçmen nüfustur; ‘yurttaş hakları’ ile ‘insan hakları’ arasındaki uçurumdur. Yurttaş olabilenlerin başına gelen neoliberal güvencesizleşme ve prekerleşme aynı krizin bir diğer tezahürüdür [2]. Genel yetkilenme krizinin ‘erkeklik krizi’ görünümüne bürünmesinin sebebi ise mevcut toplumsal cinsiyet rejiminin yetkilenme rolünü ‘doğal olarak’ erkeklere tayin etmesidir [3].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey