Category Archives: Şey

Virtue, Erdem, Görce — Işık Barış Fidaner

İngilizce Virtue kelimesi Türkçede geleneksel olarak Erdem kelimesiyle karşılanır. Virtue ile Virtual arasındaki yakınlığı vurgulamak için ben bunları Görce ve Görcül kelimeleriyle karşılıyorum [1]. Bu yazının konusu Görce’nin Erdem’den farkıdır.

Erdemli olmanın özgül unsuru (unary trait) bilgili olmaktır. Erdemli insan bizden üstün bir varlıktır, çünkü o bizim bilmediğimiz başka çok önemli bir şeyleri biliyordur. Erdemlilik, “bildiği varsayılan özne” figürü ile iç içe geçmiştir. Er-dem’e “demlenmiş er” veya “bilen ağabey” de diyebiliriz [2]. Erdemli kişinin bilgisine kanıt olarak sunduğu tecrübeler, büyük fedaların sergilenmesi ve yarıştırılmasıdır. Ona göre büyük feda büyük tecrübe demektir, o da büyük bilgi demektir. Erdemli kişi hayatta büyük acılar çekerek “pişmiş” ve üstün görülmeye hak kazanmıştır. Onun tecrübeli bilgisine dayanan haklı gururu karşısında “mütevazı olmamız” yani kendimizi küçültmemiz beklenir, yani o bizim “büyüğümüzdür”. Erdemsiz olmanın özgül unsuru ise cehalettir. Erdemsizliğin başat örneği, hayat konusunda, iyilik ve kötülük konusunda, doğruluk ve yanlışlık konusunda cahil kalmış olmaktır. Türkçede ignorance’a cehalet denmesi, virtue’ya erdem denmesi ile aynı geleneğe aittir. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyen ayet, Erdem ile bilginin mutlak ilişkisini vurgular. Bu Erdemin modern adı ise uzmanlıktır, teknik bilgidir.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey

Yersiz Şeyler Neden Yersiz Şeyler? — Işık Barış Fidaner

12 yıl önce 2008’in Eylül ayında açtığım Yersiz Şeyler blogunda ilk yayınladığım şey, Karl Marx’tan bir “détournement” idi. Ünlü “Din halkın afyonudur” sözünü içeren alıntıyı “fütursuzca uyarlamış” ve “Aşk insanların afyonudur” şekline sokmuştum [1]. Uyguladığım bu işleme “yersizleştirme” de denebilir. Bu blogun herşeyi tasnif edip yerli yerine oturtmaya dayanan bir mecra olmayacağını biliyordum ve koyduğum adla bunu kesinleştirmiştim. Şimdi geriye dönük olarak o gün koyduğum Yersiz Şeyler adının anlam ve önemini tespit edebiliriz.

Türkçede “yersiz” kelimesi sık sık dışlama amacıyla kullanılır. Bu bir kontrol dürtüsüdür: Bir şey yersizse, yerli yerinde değilse, tehdit sayılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır. Hatta bir şeyin “yerli yersiz” yapılması, yani yersiz duruma düşmenin sadece ihtimali bile tehdit sayılır. Bloguma “Yersiz Şeyler” adını vermemin nedenlerinden birisi, blogu okumaya gelenlerin kontrol takıntılarını terk etmiş veya kapının dışındaki askıya asmış kişiler olmasıdır. Yerli yerinde nesneler arayanlar, herşeyi yerli yerine oturtmak isteyenler, başka herhangi bir kaynaktan faydalanmakta özgürdürler [2].

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Tek-yüzlü Bozuk Para Özgül Unsurdur — Işık Barış Fidaner

Tek-yüzlü bozuk para, çeşitliliğin zıttı gibi görünür. Çeşitlilik çok sayıda çeşitli olasılığı gerektirir. Çeşitliliğin zıttı, tek bir olasılıktır, buna da tek-yüzlü bozuk para denir.

Mesela “monoton ve sıkıcı” sayılan biri “tek-yüzlü bozuk para” denerek aşağılanabilir (İngilizcede bu deyim var). Başka bir örnek: Çeşitlilik taraftarı birisi, tek bir davaya bağlı olan birisini “tek-yüzlü bozuk para” diye yaftalayabilir, hatta ona “fazla ideolojik” diyebilir. Aslında ideolojinin en saf hali, kendini ideolojilerin üstünde tutmaktır (post-ideolojik saymaktır) ve “çeşitlilik” bu anlamda gayet ideolojik işlev gösteren bir mefhumdur.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Dünkü kuzu bugün kurt olmuşsa diyalektik işliyor demektir — Işık Barış Fidaner

db3d16c5091bf7aad26451f5669b2f31-1024x460-1

İnsan olmayan hayvanlar, içgüdü dediğimiz bilgilerle donatılmıştır, indirgeyici bir mecaza başvurursak, adeta “doğa” onları programlamış gibidir; böylece onlar doğduktan hemen sonra kalkıp yürümeye başlayabilirler. İnsanın diğer hayvanlardan ayırt edici farkı ise bilmesinden çok bilmezliğidir (ignorance [1]). Bilmezlik bilginin ufkunda sahiliğin (truth [2]) alanını açar ve insan bilmezliği sayesinde öğrenir. İnsan olmayan hayvanların da bir miktar öğrenme kapasiteleri vardır ama hiçbirinde insan gibi tamamen dönüşme yeteneği yoktur.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Muhataplık ve Dört Söylem — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Lacan: Muhataplık ve Dört Söylem)

Birinin bize söylediği bir şeyi iyi duyamadığımızda “Ne?” diyerek tekrarlanmasını istersek kabalık etmiş oluruz, nezaket icabı “Efendim?” diyerek tekrarlanmasını istememiz gerekir. Türkçeye özgü bu detay, muhataplığın yetkilenme ile ilişkisini gösteriyor. “Muhatap” kavramının Türkçede özel bir yeri olması da bununla ilgilidir.

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

Tovariş, Comrade, Yoldaş — Işık Barış Fidaner

Nazım Hikmet “Kosmosun Kardeşliği Adına” şiirinde şöyle der:

Kosmosda bizden başka düşünen var mı
var
…
hangi dilde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla
Tovariş diyecek
söze bu sözle başlayacak biliyorum
Tovariş diyecek
…
selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,
…
ve kosmosun kardeşliği adına

Tovariş kelimesi Sovyetler Birliği’nde yoldaş anlamında kullanıldığı için eskiden Marksist çevrelerde iyi bilinirdi. Ama bu kelimenin Türkçeden geldiğini herkes bilmez.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs — Işık Barış Fidaner

Marx ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu‘nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri birleşin! Kazanacağınız bir dünya var!” (“Workers of the world unite! You have a world to win!”) Avustralyalı düşünür McKenzie Wark (2015) bu bilindik sloganı bozundurarak farklı bir slogan elde eder: “Dünyanın işleyişleri bozunun! Dünyalandıracağınız bir kazanım var!” (“Workings of the world untie! You have a win to world!”). Kazanımları dünyalandırabilmek için dünyadaki işleyişlerin öznel-nesnel yapısına ifade verebilmemiz gerekir. Bu yazıdaki savım şöyle: Öznellik-nesnellik iki sürece dayanır: yetkilenme ile bedenlenme. Yetkilenmenin zemini iradedir. Bedenlenmenin zemini sistemdir (Fidaner, 2020, 8 Temmuz).
Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Hep Sonradan: Entropi ve Feda — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Robot şarkı)

tdworld_20573_lightbulb_getty

Bir ampul düşünün. Ampule verdiğiniz elektrik enerjisinin bir kısmı aydınlanma için kullanılır. Bu kısım, enerjinin “işe yarar” bölümüdür. Verilen enerjinin başka bir kısmı ise ısı halinde ampulün çevresine yayılarak kaybedilir. Bu ikinci kısım, enerjinin “işe yaramaz” bölümüdür. Her ampulde ve her sistemde bu ikinci kısmın ister istemez kaybedilmesi, “entropi” kelimesi ile belirtilir.

Okumaya devam et →

27 Yorum

Filed under Şey

İğdiş ve Jouissance Diyalektiği — Işık Barış Fidaner

İnsan varoluşunu imleyenler düzenine münhasır bir atıf yoluyla anlayamayız, hele jouissance’a münhasır bir atıf yoluyla hiç anlayamayız. Varoluşumuzu yaşayışımız, daha ziyade, bu iki kutup arasında özsel bir gerilim şeklinde olur. Tam da bu nedenle, yeni nesnelere özel anlamlar yüklemeye devam ederiz, eksiksiz olarak tamamlanmış bir varoluşu hayal ederiz; öte yandan, bu arzu nesnelerinin sınırlı oluşuyla tekrar tekrar yüzyüze geliriz, bu kutuplar –varoluşumuzun eşit ölçüde ilksel belirleyicileri– arasında gerilmiş olmaktan başka türlüsünü umut etmemizin boşuna oluşuyla yüzyüze geliriz. İnsanlar bu anlamda “arada-varlık”tırlar, varoluşları iki tezat terim –jouissance ile iğdiş– arasındaki diyalektik ilişki içinde yürütülür. İnsanın varlığı arzudur. (Philippe Van Haute, Uyumlanmaya Karşı [Against Adaptation])

Žižekçi bir kuramcı olarak, İstanbul’da düzenlenen ilk Yeni Medya Çalışmaları Kongresi’nde (2013) “Postmodern Yabancılaşma Modeli”ni (PYM) yayınlamıştım [1]. Türkçe olarak Lüzum ile Keyfiyet’in diyalektiğini tarif ediyordu. PYM’yi İngilizce’ye tam anlamıyla 2018’de çevirdim. Şemada görebileceğiniz gibi, PYM, Yetkilenme ile Bedenlenme’yi sırasıyla Lüzum ile Keyfiyet’e dayanan iki koşut süreç olarak tarif eder.

gelistirici-yasam2

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Bilmezlik (ignorance))

Lacan’da Bilmezlik Tutkusu Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Lacan üç tutkudan bahseder: sevgi, nefret ve bilmezlik tutkuları [1]. Bu üçüncü tutku Türkçe literatürde “cehalet tutkusu” adıyla yer etmiştir. Muhtemelen dramatik etkisi nedeniyle tercih edilen bu adlandırma fol [2] ve yanlıştır.

Lacan’a göre cehalet “kaba bilmezlik”tir (crass ignorance, l’ignorance cràsse) ve “öğrenilmiş-eğitilmiş bilmezlik”ten (learned-trained ignorance, docte ignorance) ayırt edilmelidir. Lacan cehaletin ayırt edici özelliğini şöyle tanımlar: Kaynaklarına yönelik eleştirilerin dişleri, cehaletin (kaba bilmezliğin) yüzeyini bile çizmemiştir (Écrits, sf. 409). Öğrenilmiş bilmezlik ise cehaletten çok farklıdır ve psikanaliz için büyük önem taşır: “Analiz kendi ölçüsünü yalnızca öğrenilmiş bilmezliğin yollarında bulur.” (Écrits, sf. 300)

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey