Rüya işinde mantık ve mantıkdışı — John Sallis

Rüya işi [dream-work] bir çeviri meselesidir, bir çeviri işidir. Sadece çeviridir. Başka bir şey değil. Fazlası değil. Rüya işinde rüya işi yoluyla bir çeviriden başka hiçbir şey üretilmez.

En azından Freud’un rüya işine dair söylediği şey budur, bu işin sadece çeviriden oluştuğudur, bu işin olsa olsa bir çeviri ürettiğidir. Psişe, bizzat rüya işi içinde –işleyeceği şeyin bünyesinde değil– sadece bir çevirmen işlevi gösterir, –bilinçli zeminin altında– çeviri işini icra eder.

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

SYRIZA Gençliği’nin SYRIZA’yı Terk Açıklaması

Bu açıklamanın tam metninin çevirisi için görüşmeler sürüyor demiştik. Yoldaşımız Kostas Sechidis çeviriye başladı. İlk paragraftan itibaren çevrildikçe İngilizce ve Türkçe olarak yayınlanacak.

Paragraf 1

The new ‘period’ in which SYRIZA has entered, is for us, not a tactic movement or partial retreat in relation to the goals and promises, but a strategic defeat or, better yet, a bankruptcy. The voting and active support of the 3rd memorandum and its change to a strategic point, the unconditional remain in the government, and the complete alienation and depreciation of the party, are the main reasons for this bankruptcy, and for the fact that we cannot see ourselves being part of SYRIZA, neither to defend the continuation of a left strategy keeping as a vehicle the mutating SYRIZA. The notice of the election, with the blessings of lenders, before SYRIZA’s congress that it had been decided by the Central Committee of SYRIZA, closes any discussion on evacuation of SYRIZA from memorandum way in which it enters more and more day by day. In this context, the agenda of SYRIZA for the elections, ie choosing the best manager for the memorandum reality and seeking progressive in the Memorandum region, leave us completely unconcerned from our left perspective.

SYRIZA’nın girmiş olduğu yeni ‘dönem’, bize göre, amaç ve vaatlerle bağlantılı taktik bir manevra veya kısmi bir geri çekilme değil, stratejik bir yenilgidir, hatta bir iflastır. Oylaması yapılarak etkince desteklenen 3. memorandumun stratejik bir noktaya çevrilmesi, ne olursa olsun hükümette kalınması, partinin tamamen yabancılaşması ve değersizleşmesi, bu iflasın ve kendimizi SYRIZA’nın parçası sayamamamızın (dönüşen SYRIZA’yı sol stratejinin sürdürülmesini savunmanın vasıtası olarak elde tutmak için bile olsa) ana nedenleridir. Borç verenlerin de lütfuyla, SYRIZA Merkez Komitenin kararlaştırmış olduğu SYRIZA kongresinden önce gelen seçim duyurusu, SYRIZA’nın her gün daha beter kapıldığı memorandum yolundan çıkartılmasına dönük bütün tartışmaları kapatmaktadır. Bu bağlamda, SYRIZA’nın seçim gündemi, yani memorandum gerçekliği altında en iyi yöneticiyi seçerek kaydedilecek ilerlemeleri Memorandum sahasında araması, sol perspektifimiz açısından bizi tamamen alakasız bırakmaktadır.

Ek not: Yazının açıklamadan haftalar sonra da olsa İngilizce’ye çevrilmiş olduğunu fark ettik. https://www.jacobinmag.com/2015/09/tsipras-greece-snap-elections-syriza-youth/ 19 Eylül 2015’te yayınlanan bu çevirinin linki 19 Eylül 2015 – 25 Eylül 2015 zaman zarfında içerilen toplamda 15 (onbeş) adet tweete konu edilmiş. SYRIZA Gençliği’nin açıklamanın İngilizcedeki bu versiyonunu benimseyip benimsemediğini bilemiyoruz zira bu 15 tweeti atanlar arasında SYRIZA Gençliği’ni görmek mümkün değil. Yine de o günden bugüne değin en azından Twitter üzerinde herhangi bir itiraza konu olmamış oluşuna bakılarak Yunanca bildirinin İngilizcedeki bu versiyonunun açıklamayı yapanlarca benimsenmiş olduğu sonucu çıkarılabilir. Dolayısıyla bu İngilizce versiyonun esas alınması uygun olacaktır.

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Bildiri

Hoşgelirsin — Cem Karaca

Gel Türk Alman birası içtin mi
O zaman sen de hoşgelirsin
Bardağı tokuşturup Allah gönderilsin
Sen de biraz entegre edilesin

Sarmısak kokuyormuş at gitsin
Lahana turşusuyla domuz pastırması yiyin
Çocuk yerine Dackel köpeği yetiştiren kimse
O çoktan entegre olmuştur bilesin

Şalvar pek rahatsız edicidir
Bacağını kafanı ört ama sadelik lütfen
Politikayla da hiç ilgilenmezsen
İşte bak nihayet entegre olmuşsun

Tabii ki severiz sizi çöpçü olarak
Ücretse konu dikilin kenarda
Yok işten göndermeyse geliniz ön tarafa
İşte bak şimdi aşırı entegre olmuşsun

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Metropolis, Bölüm 1: Mucize ile Uyuyan – Dream Theater

Şafağın gülüşü
Mayıs başında geldi
Evinden bir hediye getirdi
Gece ağlayacaktı
Ona korkuyu anlatacaktı
Ve kederi ve acıyı
Hiç sıyrılamayacağı

Ölüm birinci oyundur, ezelden
Bundan sonra özgürlük yok
İkiniz birlikte bu aklın içine kapatıldınız

Dediler ki uğraştığım her gün bir mucize olurmuş
Dediler ki ölmüş her aşkın yerine bir yenisi doğarmış
Dediler ki yalnız ve korkmuş hissettiğimde arayacak kimse olmazmış
Dediler ki eğer öbür dünyayı hayal edersen
Kendini ateşten bir gölde yüzerken bulacaksın

Bir çocukken, acı olmadan, keder olmadan yaşayabilirim sanırdım
Bir adam olarak gördüm ki hepsi peşimden yetişmiş
Uykuda olsam da çok korkuyorum

Bir bellekten sahne gibi bir yerde
Binlerce söze bedel bir resim vardır
Karşımda yüzler bakışlarını kaçırır
Öteye saklanır ve bir daha haber gelmeyecektir

Hilekarlık ikincisidir sonu gelmeyen
Şehrin acımasızlığı bize sağ kalmayı öğretir
Kalbimi gözlerinde tutsan yeter, hayatta kalacağız
Üçüncüsü geliyor

Yapraklar düşmeden önce
Kapıları kilitlemezden önce
Üçüncü ve son oyun olmak zorundadır
Bu olan ebediyen sürecektir
Metropolis seyreder ve düşünceli, gülümser
Seni evine getirmiştir

Bunun olabileceği vakit ancak
Çocuklarımızın birbiriyle kavgasının bitmiş olacağıdır
Artık biliyor Mucize ve Uyuyan, üçüncüsü aşktır
Aşk ebediyetin oyunudur

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN

image

Deli Kadın sayı 8 sayfa 38

Leylek kafede Leylek çayına takas edilen kopya yerine alınan kopya

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Butch Lesbians in Turkey — Slavoj Žižek

Süheyb Öğüt’s comment “The Butch Lesbians and the HDPKK” is worth mentioning because it ridiculously misuses psychoanalysis not only in order to sustain traditional patriarchal ideology but also for Turkish daily politics – here is it:

“According to psychoanalysis every relationship is sexual. But this doesn’t mean that every relation in everyday life smells of sexuality. On the contrary, this means that in every relationship – whatever it is, political, social or economic – agents occupy a sexual position which is either the position of a man or that of a woman. Indeed, even if the type of relationship is not a conventional one but the one unusual for the majority of population, this rule is valid. It is exactly for this reason that even in ‘queer’ relations – like in heterosexual relations – there is a male (master, dominant) role and a female (servant, submissive) role which is enacted. Otherwise the relationship is an impossible one.

For example, the lesbians: Fundamentally there are two types of lesbians: butch (male role) and femme (female role). When we observe the butch lesbians, it seems impossible to distinguish them from males. Their body language (seating, walking, gestures, mimics, cloths, even their tatoos) is macho. They look very brave and good. They are much more aggressive and ‘if punch, knock down’ type of people than an average man. If you engage in a fight with a butch you should probably immediately run away. This macho ‘image’ is also enacted in their relationship with their partners: they are very dominant and they ask partners to behave towards them in a very submissive way. So when you observe this type of relationship, you notice the same phallic enjoyment as that of a man enjoying the submissiveness of his partner.

But in reality the situation is exactly the opposite one. Butch doesn’t occupy a position of phallic manhood, for sure. The macho-male mask – witnessing her symbolic castration – that she wears in everyday life doesn’t serve her to derive from it any sort of phallic enjoyment. It is rather the enjoyment of the Big Other which defines her macho manhood. This is because a butch lesbian is desperately obliged to use some artificial tool as the substitution for the real-natural organ that she lacks, and also because she waives her own pleasure in order to really possess her partner like a man would do. This kind of pleasure found in waiving her own bodily pleasure, a pleasure found in merely serving painfully the Other’s pleasure, corresponds to female enjoyment. Behind their macho appearances butches are therefore nothing but the usual obedient ‘good girls’. However, this situation of which they are unconsciously aware doesn’t disturb them much as long as they look macho from the view of the Other, as long as they can keep on hiding their ‘good girl’ in their inside.

Never mind, these HDP+PKK’s look like butches who act like a macho, challenging the State and the majority of people by way of using dildo-like external weapons. There is a ‘good girl’ woman behind this mask. There is a pathetic servant behind those who work for the Big Other’s enjoyment (of secularism, of Israel, of Kemalism. What, then, makes them endure the pain of masking their castrated submissive femme, of leaving behind their original ‘good girl’ femininity? Here is the answer, the same as the butch lesbian’s answer: they endure the pain in order to be able to be seen and approved as a disobedient (leftist) and roughneck (secular) master by the Big Other. That’s it.” (metin)

This brief comment, a theoretical and political nightmare, enacts a blatant misuse of Lacanian psychoanalysis: it offers sexual difference in the traditional sense (master and servant, active and passive…) as a framework which defines the specific agencies “for manhood and for womanhood,” and then universalizes it as a model for all human relations, “political, social or economic“; even when a sexual relation is not the standard one, as is the case with lesbians, there has to be the dominant masculine position and the submissive feminine position (butch and femme). This framework is supposed to function as a kind of formal a priori, a condition of possibility, of any relationship – “otherwise the relationship is an impossible one”… but Lacan’s point is precisely this one, namely that sexual relationship IS an impossible one, il n’y a pas de rapport sexuel. Every other (not directly sexual) interhuman relation can be sexualized precisely because “there is no sexual relationship: sexuality affects other domains not because of its overpowering strength but because of its weakness. For Lacan, “there is no sexual relationship” means (among other things) precisely that no symbolic opposition (like active-passive, master/servant, etc.) can adequately determine sexual difference.

Things then take an even worse turn: a lesbian relationship is explained in the terms of the opposition between “natural-real” sexual organ (penis) and artificial external dildo: butch lesbians lack real penis, so they have to rely on the are artificial dildo in order to impress some figure of the big Other (their Ego Ideal) with their masculinity. One should also note the political dimension of Öğüt’s text: written in order to support the official policy of the Turkish government (which denounces Kurdish opposition as terrorists), it is meant to slander one of the greatest moments of Kurdish struggle in Syria, the women-fighters who proved to be very efficient against ISIS. The idea is that these women-fighters are like butch lesbians: they fake their masculinity by way of displaying their dildos (masculine guns) in order to impress the figure of their Zionist-secular (i.e., anti-Turkish) big Other… there is a slight problem here. For Lacan, phallus (which defines masculinity) is not the penis but a signifier, the signifier of castration, which means precisely an external supplement, “structured like a dildo” (to paraphrase Lacan’s famous formula “the unconscious is structured like a language”). So the situation described by Öğüt as a lesbian diversion is for Lacan a normal one: what defines the masculinity of a man is not his possession of penis but the way he relates to some external phallic signifier on which his authority relies, and he does this in order to be noted by a figure of big Other which confers on him his authority.

Consequently, would Öğüt be ready to say that Erdoğan is also a butch, a weak guy who displays his dildo secret police in order to impress the big Other (Turkey, Islam)? If this is disrespectful, then he should have the decency not to make similar humiliating remarks about Kurds fighting the Islamic State.

Not: Süheyb Öğüt’ün psikanaliz istismarı hakkındaki bu metni Slavoj Žižek hazırlayıp “Cumhuriyet” adını taşıyan ulusal süreli yayına gönderdi. “Cumhuriyet” adını taşıyan ulusal süreli yayın ise Encore Yayımlarının yayımlayacağı “Antigone” adını taşıyan kitabına reklam malzemesi yaparak bu yazıyı yedi (“malzemeyi yazıya yedirmek”). Yenik yazının özellikle sonunda Slavoj Žižek’in Süheyb Öğüt’e “saygısız herif edepli olsana!” dedirtildiği kısımlar Türkçe çeviriye dair ciddi kuşku uyandırdı. Yazının başlığındaki “Žižek Öğüt’e dersini verdi!” vurgusu da bu kuşkuya ciddi katkılarda bulundu. Konuyla ilgili e-postama yanıt veren Slavoj Žižek İngilizce metni bana göndererek “tam metnin bir sitede yayınlanacağını” söyledi (ki yazıda “have decency” demiş, “saygılı edepli ol” falan dememiş; ayrıca bkz sendika.org).

Tam metni yayınlayacak herhangi başka bir site ufukta gözükmediğine göre “mevzubahis site neden bu site olmasın” diyerek İngilizce metni yayınlıyorum. Bu vesileyle Fizik dünyasının ~Yerçekimi Dalgaları~ keşfini kutluyor ve emeği geçen bilim emekçilerini selamlıyorum. Yapılan keşfin asıl kıymeti kavranacaksa dikkatlerini gözlemlenen olayın kendisinden (iki karadeliğin çarpışmasıyla yayılan dalgalar) bu olayı gözlemleyebilmiş örgütlü bilim-medya kompleksine doğru kaydırmaları gerekiyor. Enformasyon, tanımlanan bir şey değildir, tanımlama işleminin kendisidir. Bilimsel bakış açısının bu kaymayı gerçekleştirerek kendi kendisini hesaba katabilmesi için (Hiçten Az‘da kurulan olumsallık-gereklilik diyalektiği gibi) bir izafiyet-mutlaklık diyalektiğine ihtiyacı var.

2 Yorum

Filed under Şey

Yalanlardan servet — Dream Theater

“Uzun zamandır ilk defa
…herşey doğruydu dünyamda…
sonra da uyandım.”

Hatırlarım o zaman
Birlikte beş günlük çalışmalarda
Bir kez bile duymadık sirenin türküsünü
Nasıl bir hayal gücüdür
Uyuyakaldığı o şiirsel komanın
Fuzuli boş hatırası
Daha yanlış olamazdı

Yalanlardan servet yapabilirsin
Bir devi canlı tutabilirsin
Kızıllığı sürebilirsin
Herkesin yüzü gülene kadar
Boşbeleş heyecan
pek vakitsiz bir dindi
belki senin hayatın açıklayabilir
kararsız kalma nedenimi
İşte bu adamcağız
bu canavarca yaratımın kalbidir
İkimiz de kahraman olacağız dedi
ben de ayartıya kapıldım

Yalanlardan servet yapabilirsin
Bir devi canlı tutabilirsin
Kızıllığı sürebilirsin
Herkesin yüzü gülene kadar

Bana gösterebilir misin altınlarını
ve gümüşlerini?
Kahraman suyun içinde dondu

İşte yalanlardan servet yaptın
ve bir devi canlı tuttun
Kızıllığı sürdün
Kızıllığı sürdün

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Öğrenin, öğrenin ve öğrenin — Slavoj Žižek

ogren

Lenin’e dair ünlü bir Sovyet fıkrası vardır. Sosyalizm altında Lenin, gençlere tavsiye olarak, “Neler yapmamız gerekir?” diye soranlara “Öğrenin, öğrenin ve öğrenin!” yanıtını verirmiş. Bu söz de her zaman anımsatılır ve bütün okul duvarlarında yazarmış.

Fıkra şöyle: Marx, Engels ve Lenin’e “Karınız mı olmasını istersiniz, metresiniz mi olmasını istersiniz?” diye sorulur. Bekleneceği üzere Marx, ki özel meselelerde kendisi gayet muhafazakardır, “Karım!” der. Engels daha bön vivant olduğundan metresi olmasını ister. Lenin ise oradaki herkesi şaşırtarak “İkisini birden isterim!” der. Neden?

Yoksa o kanaatkâr devrimci imajın arkasında bir keyifçi dekadanlık örüntüsü mü saklıdır? Hayır – açıklar:
— Böylece karıma metresime gideceğimi söyleyip metresime de karımın yanında olmam gerektiğini söyleyip…
— Eee sonra ne yaparsın?
— Tek başıma kalabileceğim bir yere gidip öğrenir, öğrenir ve öğrenirim!

İşte Lenin 1914 felaketinin ardından aynen böyle yapmamış mıdır? İsviçre’de yalnız kalabileceği bir yere çekilmiş, orada Hegel’in mantığını [Science of Logic] okuyarak “öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmiştir.” Ve bugün karşı karşıya kaldığımız medyatik şiddet imgelerinin bombardımanı altında yapmamız gereken şey de budur. Bu şiddete neyin sebep olduğunu “öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz” gerekir.

Slavoj Žižek

(İngilizcesi)

6 Yorum

Filed under Çeviri

Utanç yahut Ötekinin Var Olmayışının Kanıtı Üzerine — Daniel Tutt

Son zamanlarda sosyal medyada “Utan!” buyruğuna giderek daha fazla maruz kalır olduk. Bu buyruk ona zemin oluşturan, çeşitli gerekçelerle destekleyip yaygınlaştıran ve şiddetini arttıran somut olaylardan (son örneği “Vahşet Bodrumu”) bağımsız olarak, kendi imleyici işlevi bakımından ne anlama gelir?

Bunu anlayabilmek için ~Viyanalı Psikanalistler~ facebook grubuna bir soru sorduk: “Utanç acaba genel olarak (bilinçli veya bilinçdışı) bir aktarımdan kaçınma hali olarak tanımlanabilir mi? Ben karşısına Biz’i koyan paradoksal bir Ben karşıtı savunma mekanizması sayılabilir mi?”

Chris Oliver Schulz, fikirlerimizi doğrulayacağını düşündüğü bu Daniel Tutt gönderisini [post] bize iletti, biz de Türkçeye çevirdik. Adam John Ost’un da katıldığı tartışma şöyle ilerledi: “Bütün sosyal etkileşimlerde aktarım vardır ve aktarımlardan kaçınılamaz,” “ama burada imgesel bağlamı olan politik bir çerçeve sözkonusu olduğundan,” “buna aktarımdan kaçınma değilse bile karşı-aktarım denilebilir. Aktarım hiç olmadığında şeyler işlenmeden kalırlar, yani Şey [das Ding] olarak kalırlar. Karşı-aktarım olduğundaysa inşa edilen belirli simgelerde kendi ifadelerini bulabilirler.”

~Çevirmenler~

Daniel Tutt — 7 Mart 2013 — danieltutt.com

Analizde analistin sorabileceği en sinir bozucu sorulardan birisi şu: “Evet, siz böyle diyorsunuz biliyorum, ama gerçekten böyle mi, yoksa bu dediğiniz daha çok bir istek/dilek gibi mi?” Veya, biliyorum ki onu aştığınızı düşünüyorsunuz, veya onun size hissettirdiğini özdeştirmiş olduğunuzu düşünüyorsunuz, ama gerçekten onu ardınızda bırakmak, onun ötesine geçmek istiyor musunuz? Analistin söylediklerinin çevirisi şudur: kendi belirtinizle [symptom] karşılaşıp onu tanımış olabilirsiniz, ama şimdi esas zor iş geliyor: bu belirtiyi derinlemesine çalışmanız, akla gelebilecek tüm açılardan onu ele almanız ve ona yönelik bütünüyle yeni bir ilişki içine girmeniz.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

RIP Rosie Roach

There has been a dead cockroach in the anthropology building’s stairwell for at least two weeks. Some enterprising person has now made her a little shrine. (Turkish)

3rd December

roach1.jpg

A professor at Texas A&M University posted these photos to Facebook. “There has been a dead cockroach in the Anthropology building’s stairwell for at least two weeks.. Some enterprising person has now made her a little shrine.”

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey