İçindekiler
— Metropolis, Böl. 1: Mucize ile Uyuyan
— Sesler
+ Mıncık mıncık dokunup sevmek
+ Ayna
Bilinçaltı tuhaf hissiyat
Bilinçdışı rahatlama
Ne hoş kabustu öyle
Oraya dönmek isterim
Her gözümü kırptığımda
Beni çarpan bir sürpriz daha
Bambaşka bir hayat bekler
Solar bitmemiş bölümler
Yaklaştıkça – yavaşça ortaya çıkar
Ulaştım – delici günışığı çarpar
Beni kendine çeken bir ev
Çevre tanıdık, yeni değil
Oraya götüren bir patika
Havaya dadanmış soğuk
Merdivenleri çıkınca bir oda
Her gece oraya çekiliyorum
Aynada görünen bir kız
Yüzü giderek netleşiyor
Söylesene çocuk burada işim ne?
Gözlerinde – hiç anlatılmamış öyküsü sezilir
Kamuflajın ardında – canında yırtılan bir şey var
Bu gece arıyordum
Derinlerimdeki hissi
Bu gece arıyordum
Kimsenin bilmediğini
Kurtulmaya çalışarak
Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Kalbimi ikiye yırtıyor
Uyuyanın o sandığı ben değilim ki
Ayaktayım bir kez daha
Bakarak gerçek dünyaya
Metropolis etrafımı sarar
Ayna kızı parçalamış
Neden o öbür hayat
Bana her gün dadanıyor
Kırıp geçmiştim öbür yüzüne
Yolunu bulmuş olsam
Korkunç tanıdık bir şey var
Bu hissi üstümden atmak zor
O öbür dünyada yaşamış mıydım?
Bu bağı kurmaya yazgılıyım
Hala arıyorum ama bilmem niçin
Akıl kapımın kayıp anahtarını bulmak için
Bugün onu arıyorum
Üstüme yapıştı bu his
Bugün onu arıyorum
Bir tek benim bildiğimi
Kurtulmaya çalışarak
Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Kalbimi ikiye yırtıyor
Hep bildiğimi sandığım ben değilim
Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Tekinsiz, tuhaf Déjà Vu
Ama dert değil — Umarım bulurum hakikati
Şafağın gülüşü
Mayıs başında geldi
Evinden bir hediye getirdi
Gece ağlayacaktı
Ona korkuyu anlatacaktı
Ve kederi ve acıyı
Hiç sıyrılamayacağı
Ölüm birinci oyundur, ezelden
Bundan sonra özgürlük yok
İkiniz birlikte bu aklın içine kapatıldınız
Dediler ki uğraştığım her gün bir mucize olurmuş
Dediler ki ölmüş her aşkın yerine bir yenisi doğarmış
Dediler ki yalnız ve korkmuş hissettiğimde arayacak kimse olmazmış
Dediler ki eğer öbür dünyayı hayal edersen
Kendini ateşten bir gölde yüzerken bulacaksın
Bir çocukken, acı olmadan, keder olmadan yaşayabilirim sanırdım
Bir adam olarak gördüm ki hepsi peşimden yetişmiş
Uykuda olsam da çok korkuyorum
Bir bellekten sahne gibi bir yerde
Binlerce söze bedel bir resim vardır
Karşımda yüzler bakışlarını kaçırır
Öteye saklanır ve bir daha haber gelmeyecektir
Hilekarlık ikincisidir sonu gelmeyen
Şehrin acımasızlığı bize sağ kalmayı öğretir
Kalbimi gözlerinde tutsan yeter, hayatta kalacağız
Üçüncüsü geliyor
Yapraklar düşmeden önce
Kapıları kilitlemezden önce
Üçüncü ve son oyun olmak zorundadır
Bu olan ebediyen sürecektir
Metropolis seyreder ve düşünceli, gülümser
Seni evine getirmiştir
Bunun olabileceği vakit ancak
Çocuklarımızın birbiriyle kavgasının bitmiş olacağıdır
Artık biliyor Mucize ve Uyuyan, üçüncüsü aşktır
Aşk ebediyetin oyunudur
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı
“Uzun zamandır ilk defa
…herşey doğruydu dünyamda…
sonra da uyandım.”
Hatırlarım o zaman
Birlikte beş günlük çalışmalarda
Bir kez bile duymadık sirenin türküsünü
Nasıl bir hayal gücüdür
Uyuyakaldığı o şiirsel komanın
Fuzuli boş hatırası
Daha yanlış olamazdı
Yalanlardan servet yapabilirsin
Bir devi canlı tutabilirsin
Kızıllığı sürebilirsin
Herkesin yüzü gülene kadar
Boşbeleş heyecan
pek vakitsiz bir dindi
belki senin hayatın açıklayabilir
kararsız kalma nedenimi
İşte bu adamcağız
bu canavarca yaratımın kalbidir
İkimiz de kahraman olacağız dedi
ben de ayartıya kapıldım
Yalanlardan servet yapabilirsin
Bir devi canlı tutabilirsin
Kızıllığı sürebilirsin
Herkesin yüzü gülene kadar
Bana gösterebilir misin altınlarını
ve gümüşlerini?
Kahraman suyun içinde dondu
İşte yalanlardan servet yaptın
ve bir devi canlı tuttun
Kızıllığı sürdün
Kızıllığı sürdün
Pencere yanında durur
Gözleri ayda
Umar ki bu hatıra
Hemen çıksın ruhundan
Kapı ve ışıkları kapatır
Ve bedenini yatağa yatırır
İmge ve sözler orada
Derinlerdedir
Gururu fazla gelir
Battaniyeyi başına çekmeye
O da sessizce uzanıp bekler uykuyu
Tavana gözünü dikip
Zihnini tutmayı dener
Ve canlandırır yeniden
Bağlamaya çabaladığı zincirleri
Ama hisleri kayıptır
Ve sular kaplayamaz hatırasını
Ve küller karşılayamaz acısını
Tanrım bana güç ver soluk alayım bir meltemden
Ve çağırayım hayatı bir donuk metal çerçeveden
İçeride küllerle beraber
Ya da alevlerle dumana tırmanıp
Kanatlarıyla cennette
Ya da burada, yatakta uzanıp
Avucunu başıma koymuş
Şu an ve ebediyen kıvrılmış kalbime
Ve dünyanın kalbine
~ I. Kızılca gündoğuşu ~
(Sözsüz)
~ II. Masumluk ~
Hatırlarım bir zamanlar
İşlenmemiş kırılgan aklımla
Kızılca gündoğuşuna bakmıştım
Neler bulacağımı hayal ederek
Heyecanla dopdolu hayatta
Sıcak rüzgar yüzüme çarptı
Sınırları keşfetmem şarttı
Kar derinliğini aşmam lazımdı Okumaya devam et
Manşet: Cinayet, genç kız öldürüldü
Yankılar tepesindeki feci olayın
Dehşetli sonu, katil öldü
Belli ki intihar etti
Tanık korkunç bir ses duymuş
Koşup gittiğinde bir kadın ölmüş
Yerde yatıyormuş
Onun yanında ayakta duran adam
Elinde silah, sinirli, titriyormuş
Tanık ona yardım etmek istemiş
Ama o silahı kendi kendisine çevirmiş
Bedeni genç kızcağızın karşısına düşüvermiş
Boş yere bağırıp çağırdıktan sonra
Tanık koşarak yardım çağırmaya gitmiş
Kırık bir aşk öyküsünün üzücü sonu
Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz
Kadın ebediyen aşk istedi
Adamın başka bir planı vardı
Ve kötücül bir yola düştü
Kadın ayrılmak zorunda kaldı
“Aksi bir adamı sevemem” dedi
Kadın adamı affedecek bir neden bulabilirdi
Keşke adam değişmeye uğraşsaydı
Ölümcül buluşmaları önceden mi ayarlandı?
Sert bir boğuşma yaşanmış mıydı?
Bunu düşündürecek birçok işaret bulundu
Tanık yere düşmüş bir çakı buldu
Yoksa kurban bilmiyor muydu?
Araştırmaya devam ettiler
Katilin cebine konmuş bir not buldular
Bu bir intihar mektubu olabilirdi
Belki de kadının aşkını yitirmişti
“Hissediyorum. Yapacağım tek bir şey kaldı.
Seni yitirerek yaşamaktansa kendi canımı alırım.”
Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz
Bu sefer öğrendiğimiz herşey
(Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz)
Bu hayatın ötesine taşınır