The Task of the Translator — Walter Benjamin

Edgar Allan Poe’nun Kuzgun şiirini de (Türkçe bakımından) güncellemiş olduğumuza göre, bundan bir yıl önce Yazko Çeviri’den aktardığımız (ve geçen gün NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN çeviri derlemesinde yer verdiğimiz) “Çevirmenin Görevi” metninin (Ahmet Cemal) “Die Aufgabe des Übersetzers” makalesinin (Walter Benjamin) pek iyi olmayan bir çevirisi [ki pek iyi olmayan çeviriden kastımız Türkçe metinde ardısıra dizilen cümlelerin hem kaynak metne göre hem de birbirlerine göre fol [false] kalmalarıdır, yani kaynak metnin izlediği akışa ve kendi sürdürdükleri akışa true olamayışlarıdır. Ayrıca terminolojidir. Ama terminoloji, gözönündeki çeviriye çabucak aşinalık sağlayan keskin bir gösterge olabilse de, çevirideki truth etkenliği bakımından ikincildir] olduğu gerçeğini [Şimdilik bir olgu olarak işaret edeceğimiz bu gerçeğe bağlı sebep-sonuç ilişkilerini özellikle de TKP → KP + HTKP reaksiyonunda üstlendikleri rol sayesinde Ahmet Cemal Kültür Atölyesi (A.C.K.A.) katılımcılarının eksiksizce ortaya çıkarabileceklerinden hiçbir şüphemiz yoktur] gelin kabul edelim (Yirmibirinci yüzyılımızın 2016 yılına gelmişken, Kenan Evren bile ölmüşken, hem de eceliyle ölmüşken) ve makalenin bir de İngilizce çevirisini (Harry Zohn) okuyalım (Evet ben de Almanca bilmiyorum).

IBF

~~~

İngilizcesi: Harry Zohn

In the appreciation of a work of art or an art form, consideration of the receiver never proves fruitful. Not only is any reference to a certain public or its representatives misleading, but even the concept of an “ideal” receiver is detrimental in the theoretical consideration of art, since all it posits is the existence and nature of man as such. Art, in the same way, posits man’s physical and spiritual existence, but in none of its works is it concerned with his response. No poem is intended for the reader, no picture for the beholder, no symphony for the listener.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Makale

Kuzgun — Edgar Allan Poe

Vaktiyle bir kasvetli gece, kafa yorarken zayıf ve bitkin halde,
İlginç ve tuhaf unutulmuş eski ilimlerden bir sürü cilt üstüne,
Kafam devrilirken, uykuya dalar gibi, bir tıklatma işittim birden,
Sanki biri hafifçe vurmuştu, oda kapıma vurulmuştu.
“Misafirdir” diye mırıldandım, “oda kapıma bu tıklatan –
Budur olsa olsa, dahası yok.”

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir

Hoşgelirsin — çeviri derlemesi

hosgelirsin-kapak(31 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

— Hoşgelirsin (Cem Karaca)

— Göçmen Şarkısı (Led Zeppelin)

— Ayna ayna (Blind Guardian)

— Kumadam bey (Blind Guardian)

— Astronomi Ustası (Pink Floyd)

— Ücret Kölesi (Placebo)

— Değişmez Pencere (Broadcast)

— Zaaf / Sinir (Depeche Mode)

— Aşırı yüklenme (Talking Heads)

— Ergen ruhu kokuyor (Nirvana)

— Yalanlardan servet (Dream Theater)

— Bekler uykuyu (Dream Theater)

— Mevsimler Değişimi (Dream Theater)

— Metropolis, Böl. 1: Mucize ile Uyuyan (Dream Theater)

— Tuhaf Déjà Vu (Dream Theater)

— Ketlenme ve Yüceltim (Melanie Klein)

Diğer kitaplar

5 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap

NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN — çeviri derlemesi

ne-dolaplar-pesindesin-kapak(55 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

— NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN

— Söz hazzı ve hal hazzı üzerine

— Utanç yahut Ötekinin Var Olmayışının Kanıtı Üzerine (Daniel Tutt)

— Fol bilinç (Friedrich Engels)

— Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (John Sallis)

— Çevirmenin Görevi (Walter Benjamin)

— Öğrenin, öğrenin ve öğrenin (Slavoj Žižek)

Diğer kitaplar

12 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap

Dijital Oyun Rehberi — Derleme

dor2Kalkedon Yayınları
Nisan 2009

Bu çalışma, oyunları bir endüstri olarak ele alan ilk kitaptan farklı olarak çoğunlukla dijital oyunların kültürel boyutlarına dikkat çekiyor. Geleneksel oyunlar, simülasyon, oyun tasarımı, değer zinciri, oyuncuların üretime katılması, modding ve machinima; Türkiyeli oyuncular, oyun uzmanlığı; MUDlar, gerçek yaşam simülasyonları ve kitlesel çevrimiçi oyunlar ve dijital oyun çalışmaları, kitapta işlenen temel konuları oluşturuyor. Ayrıca kitabın son bölümünde 155 terimi içeren bir dijital oyun kültürü sözlüğüne yer veriliyor.

Derleyenler:
Mutlu Binark
Günseli Bayraktutan-Sütcü
Işık Barış Fidaner

Kapak tasarımı:
Başar Uğur

İçindekiler

I. Bölüm:
Geleneksel Oyundan Sanal Uzama Oyun ve Dijital Oyun Tasarımı

  1. Gelenekselden Sanala-Mekândan Uzama Oyun Kültürü – Hasan Akbulut
  2. Makinelerin Anlattıkları – Işık Barış Fidaner
  3. Dijital Oyun Tasarımı – Burak Barmanbek
  4. Türkiye’de Yeni Bir Yaratıcı Endüstri: Oyun Stüdyoları ve Dijital Oyunlarda Değer Zincirinin Üretilmesi – Mutlu Binark
  5. Mod Yapımı: Oyunlarla Oynayanlar – Işık Barış Fidaner

II. Bölüm:
Dijital Oyun Kültüründe En Önemli Aktörler: Dijital Oyuncular

  1. Türkiye’de İnternet Kafelerde Dijital Oyuncular
    Yeni Medya Okuryazarlığı Neden Gerekli? – M.Binark, G. Bayraktutan Sütcü ve F.Buçakcı
  2. Oyun Uzmanlığı: Profesyonel Bir Kariyer – Murat Yavuz Kaplan

III. Bölüm:
Dijital Oyun Türleri

  1. Sözcüklerden Yapılmış Dünyalar: MUD’lar – Işık Barış Fidaner
  2. Yeni Bir Türün İnşası: Gerçek Yaşam Simülasyonları – Burak Doğu
  3. Devasa Çevrimiçi Oyunlarda Türklüğün Oynanması: Silkroad Online’da Sanal Cemaat İnşası ve Türk Klan Kimliği – M.Binark ve G. Bayraktutan Sütcü

IV. Bölüm:
Dijital Oyun Kültürü Çalışmaları ve Yöntem

  1. Türkiye’de Dijital Oyun Kültürü Çalışmaları ve Dijital Oyun Kültürü Nasıl Çalışılabilir? – G.Bayraktutan Sütcü
  2. Dijital Oyun Kültürü Sözlüğü – B.Barmambek , I.B. Fidaner ve Merlin’in Kazanı

Tüm kitapçılardan edinebilirsiniz

Sipariş için: kalkedonyayinlari@gmail.com

(idefix)

4 Yorum

Filed under Kitap, Oyun

Kumadam bey — Blind Guardian

Kumadam bey bana bir rüya getir
En şirini olsun gördüklerimin
Yoncalı güller gibi dudakları olsun
Sonra söyle ona yalnız geceler bitiyor

Kumadam bey çok yalnızım
Benim olacak kimsem yok
Lütfen yolla şu büyülü şuanı
Kumadam bey bana bir rüya getir

Kumadam bey bana bir rüya getir
En şirini olsun gördüklerimin
Söyle bilsin serseri değilim
Sonra söyle ona yalnız geceler bitiyor

Kumadam bey çok yalnızım
Benim olacak kimsem yok
Lütfen yolla şu büyülü şuanı
Kumadam bey bana bir rüya getir

Kumadam bey bize bir rüya getir
Parlasın gözü gel buraya der gibi
Kırık kalbi olsun Palyaçolar gibi
Saçı az dalgalı olsun Liberace gibi

Kumadam bey tutunacak birisi
Pek tatlı olurdu fazla yaşlanmadan
Yani lütfen yolla şu büyülü şuanı
Kumadam bey getir bize
Lütfen lütfen lütfen
Kumadam bey
Bize bir rüya getir

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Ayna ayna 🪞🚪 — Blind Guardian

🤖🎭 Nümerik Sahne 🤖🎭

Adanın ötesinde çok daha uzakta
Sığındık alacakaranlık kovuklara
Kaygıdan bıktıran günler boyunca
Ne yaslar tuttuk bitimsiz acılarla

Bilinmez ülkem çok daha tuzaklı
O halde bizi kurtaracak gizli kapı
Karanlık çökmeden bulunmalı

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Göçmen Şarkısı — Led Zeppelin

Aaa..! Aaa..!

Geliriz buz ve kar ülkesinden
Kaynar sular akan geceyarısı güneşinden

Tanrıların çekici
Gemilerimizi sürsün yeni ülkelere
Şarkılarla bağırarak sürüyle savaşalım
Valhalla ben geliyorum

Süpürürüz harman döver kürekler
Batı sahili olsun tek hedefimiz

Aaa..! Aaa..!

Geliriz buz ve kar ülkesinden
Kaynar sular çıkan geceyarısı güneşinden

Ne uysal tarlanız ne yeşil
Fısıldar kanlı öyküleri
Savaş akımlarını yatıştırmamızı
Biz olduk Üstşefiniz

Süpürürüz harman döver kürekler
Batı sahili olsun tek hedefimiz

Yani durup şimdi yıkıntınızı baştan inşa etmeniz iyi olacak
Zira barış ve güven egemen olabilir ağır yenilginize rağmen

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Fol bilinç — Friedrich Engels

İdeoloji, düşünür denen kişinin bilinçle gerçekleştirdiği bir süreçtir aslında, ama fol bir bilinçle. Onu sevk eden gerçek güdüler ona bilinmez kalır, yoksa bu hiç de ideolojik bir süreç olmamış olurdu. İşte o böylece fol ya da görünüşte kalan güdülerin hayalini kurar. Bu bir düşünce süreci olduğu için, düşünür bu sürecin hem biçimini hem de içeriğini arı düşünceden türetir, ya kendi arı düşüncesinden ya da öncüllerinin arı düşüncesinden. Üstüne çalıştığı salt düşünce maddesini, inceleme yapmaksızın, düşünceden üremiştir diye kabul eder, daha uzakta düşünceden bağımsız bir sürecin peşine düşmez; bu maddenin kaynağı aslında ona aşikar gözükür, çünkü her eylemin düşünce ortamı yoluyla üremiş olması gibi ona göre bu madde de nihayetinde düşünceyi temel almış gibidir. Tarihle uğraşan ideolog (tarihle burada kastedilen, doğadan ayrıca topluma da ait – politik, yargısal, felsefi, teolojik – tüm çeperlerden ibarettir), demek ki tarihle uğraşan ideologun tüm bilim çeperlerinde sahip olduğu madde, önceki nesillerin düşüncesinden bağımsız olarak kendi biçimini almış bir maddedir, birbirini izleyen bu nesillerin beyinlerinde bağımsız bir dizi gelişmeyi başından geçirmiş bir maddedir. Doğrudur, kendi çeperinden veya diğer çeperlerden gelen dış olgular bir araya gelerek bu gelişme üzerine belirleyici bir nüfuz uygulamış olabilirler, ama dile getirilmeyen önvarsayım, bizzat bu olguların da bir düşünce sürecinin meyvelerinden ibaret olduğunu söyler, yani biz gene, en zorlu olguları başarıyla sindirmiş olan bu arı düşüncenin diyarı dahilinde kalmış oluruz.

Franz Mehring’e mektuptan, 14 Temmuz 1893, Londra, marxists.org

Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

2 Yorum

Filed under Çeviri

Tuhaf Déjà Vu — Dream Theater

Bilinçaltı tuhaf hissiyat
Bilinçdışı rahatlama
Ne hoş kabustu öyle
Oraya dönmek isterim

Her gözümü kırptığımda
Beni çarpan bir sürpriz daha
Bambaşka bir hayat bekler
Solar bitmemiş bölümler

Yaklaştıkça – yavaşça ortaya çıkar
Ulaştım – delici günışığı çarpar

Beni kendine çeken bir ev
Çevre tanıdık, yeni değil
Oraya götüren bir patika
Havaya dadanmış soğuk

Merdivenleri çıkınca bir oda
Her gece oraya çekiliyorum
Aynada görünen bir kız
Yüzü giderek netleşiyor
Söylesene çocuk burada işim ne?

Gözlerinde – hiç anlatılmamış öyküsü sezilir
Kamuflajın ardında – canında yırtılan bir şey var

Bu gece arıyordum
Derinlerimdeki hissi
Bu gece arıyordum
Kimsenin bilmediğini
Kurtulmaya çalışarak

Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Kalbimi ikiye yırtıyor
Uyuyanın o sandığı ben değilim ki

Ayaktayım bir kez daha
Bakarak gerçek dünyaya
Metropolis etrafımı sarar
Ayna kızı parçalamış

Neden o öbür hayat
Bana her gün dadanıyor
Kırıp geçmiştim öbür yüzüne
Yolunu bulmuş olsam

Korkunç tanıdık bir şey var
Bu hissi üstümden atmak zor
O öbür dünyada yaşamış mıydım?
Bu bağı kurmaya yazgılıyım

Hala arıyorum ama bilmem niçin
Akıl kapımın kayıp anahtarını bulmak için

Bugün onu arıyorum
Üstüme yapıştı bu his
Bugün onu arıyorum
Bir tek benim bildiğimi
Kurtulmaya çalışarak

Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Kalbimi ikiye yırtıyor
Hep bildiğimi sandığım ben değilim

Elimde değil ki
Aklımı kaçırıyorum sanki
Tekinsiz, tuhaf Déjà Vu
Ama dert değil — Umarım bulurum hakikati

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı