Renk nedir?

image

Politikanın değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’ın görüşünce, tek bir soru vardır: renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir? — Alain Badiou, Küçük Panteon

PS: Yırtılmış kenarı kalmış sayfa Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyageri kutlayan Türk milletine aitti. Yemekhanede de bir tane var(dı). Onda da kutlayan millet kısmı yırtılmış Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyager duruyor(du).

~~~

image

2 Yorum

Filed under Şey

İmlendiren

image

Ayrıca bkz. İmleten ve İmleyen ve İmlenen.

3 Yorum

Filed under Şey

Ketlenme ve Yüceltim — Melanie Klein

Melanie_Klein_yuceltim

Başarısız yüceltme ile ketlenme arasındaki farklar ve ilişki üzerine birkaç kelime daha eklemek istiyorum. Normal olarak nitelendirdiğim ve bastırma başarılı olduğunda ortaya çıkan bazı ketlenmelerden bahsetmiştim; analiz vasıtasıyla çözüldüklerinde, bunların kısmen çok güçlü yüceltmeler üzerine inşa edildikleri ortaya çıkmıştı. Bu yüceltmelerin biçim almış oldukları doğruydu, fakat tamamen ya da kısmen ketlenmişlerdi. Bunlar belirti oluşumu, nevrotik mizaç ve yüceltme arasında salınan başarısız yüceltmelerin niteliğine sahip değillerdi. Ketlenme oldukları ancak analiz sayesinde fark edildi; bunlar kendilerini olumsuz bir biçimde gösteriyorlardı, bir yetenek ya da eğilimin yokluğu veya bazen sadece azalması şeklinde. Ketlenmeler (daha önce de göstermeye çalıştığım gibi) kaygı olarak boşalım sağlayan aşırı libidonun yüceltmelerin üzerine aktarılmasıyla şekillenir. Dolayısıyla yüceltme, ketlenme şeklindeki bastırma ile azalır ya da yok olur, fakat belirti oluşumu engellenir, çünkü kaygı, histerik belirti oluşumundan aşina olduğumuz duruma benzer bir şekilde boşalır. Buna bağlı olarak, normal kişinin sağlık durumunu başarılı bastırmayla desteklenen ketlenmeler yoluyla elde ettiğini varsayabiliriz. Eğer bu ketlenmelere yatırılan kaygı miktarı yüceltme miktarını geçerse, sonuç nevrotik ketlenmedir, çünkü libidoyla bastırma arasındaki şiddetli rekabet artık benlik eğilimleri alanında gerçekleşmektedir, dolayısıyla nevrozlarda kaygıyı bağlamak için uygulananlara benzer süreçler harekete geçer. Başarısız yüceltmede düşlemler yüceltmeye giden yolda bastırmayla karşılaşıp böylelikle saplanırken, bir yüceltmenin ketlenebilmesi için gerçekten yüceltme olarak var olması gerektiğini söyleyebiliriz. Burada tekrar, bir yandan belirtiler öte yandan başarılı yüceltme arasındaki daha önce de değinilen tamamlayıcı diziyi postula olarak koyabiliriz. Ancak diğer yandan, yüceltmenin başarılı olduğu ve dolayısıyla benlikte kaygı olarak boşalmaya hazır az miktarda libidonun bastırılmış olarak kaldığı oranda, ketlenme ihtiyacı azalacaktır. Yüceltme ne kadar başarılı olursa, bastırmaya o kadar az maruz kalacağından emin olabiliriz. Şimdi burada tekrar tamamlayıcı bir diziyi postula olarak koyabiliriz.

Melanie Klein: Sevgi, Suçluluk ve Onarım, “Erken Analiz” (1923), TR: Bella Habip, s. 72

Her faşizmin arkasında bir başarılamamış devrim vardır. (Walter Benjamin)

1 Yorum

Filed under Çeviri

İmleten

image

Ayrıca bkz. İmleyen ve imlenen.

4 Yorum

Filed under Şey

10 Ekim Ankara açıklaması – SYRIZA

SYRIZA; sendika, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin katılımıyla Ankara’da düzenlenen Barış Mitingi’nde yaşanan çifte bombalı saldırının yıkıcılığını vurgular.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerinin ön buluşma noktasında gerçekleşen saldırıda en az 30 kişi yaşamını yitirmiştir.

Bu saldırı tesadüf eseri değildir. Derin devlet, asker ve polis eksenli olan, solun Kürt yanlısı, barış yanlısı olan kesimine yönelik daha önce onlarca saldırı olmuştur.

ERDOĞAN REJİMİ,TÜRKİYE VE BÖLGEDEKİ DEMOKRASİ, BARIŞ KARŞITI SALDIRILARIN SORUMLUSUDUR VE HESAP VERMESİ GEREKENDİR.

SYRIZA, bugünkü saldırıyı dolaysız bir şekilde kınar ve haksız bir şekilde yaşamını yitiren mücadelecilerin ailelerine başsağlığı diler.

Korku rejimine verilecek tek cevap; bölgemizde demokrasi ve barış yolundaki mücadelenin güçlendirilmesidir.

Bu akşam saat 18.00’de Syntagma’da düzenlenecek protesto gösterisine davet ediyoruz.

SYRIZA

syriza

Türkçesi: @SYRIZATurkiye

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Hiç — Depeche Mode

Duran hedef
Durur bekler
Beklentisi
Hiç
Hiç

Hayat
Sürprizlerle dolu
Tanıttığı
Hiç
Hiç

Ne yapmaya çalışıyorum
Ne demeye çalışıyorum
Sana anlatmaya çalıştığım şeyleri
Bilmiyor değildin
Bu sabah uyandığın zaman

Duran hedef
Durur dua eder
Tanrının dediği
Hiç
Hiç

Her zaman
İhtimalleri bilerek
Beklemeyi öğreneceğin
Hiç
Hiç

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Barış — Depeche Mode

Barış bana gelecek
Barış bana gelecek

Burukluğu bırakıyorum
Ardımda bu sefer
Zihnimi temizliyorum
Hiçbir yeri olmayan
Pişmanlıkları
Unutmayı hatırlayacağım

Bak işte bana
Yürüyen cisimlenmiş sevgiyim
Şu frekanslara bak
Titreştiğim
Dünyayı ışıtacağım

Barış bana gelecek
Barış bana gelecek

Kızgınlığı geçmişte bırakıyorum
Düşürdüğü bütün
Gölgelerle
Bir radar var kalbimde
Ona güvenmeliydim
Daha en baştan

Bak işte bana
Yaşayan kutsallık edimiyim
Elimdeki bütün olumluluğu
Vererek
Dünyayı ışıtacağım

Barış bana gelecek
İşte bekle gör
Barış bana gelecek
İşte bekle gör
Barış bana gelecek
İşte bekle gör
Barış bana gelecek
Bu kaçınılmaz bir şey

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Biyo-ahlak üzerine — Alenka Zupančič

Alenka Zupančič — 25 Şubat 2012 — philosophy.atmhs.com

alenka

Çağdaş ideolojik iklimde başımıza gelen bütün korkunç şeyleri nihayetinde olumlu bir şey —diyelim ki gelecek hayatımızda meyvesini verecek kıymetli bir tecrübe— saymamız mecburi olmuştur. Olumsuzluk, noksanlık, tatminsizlik, mutsuzluk, giderek daha çok ahlaki kusurlar —daha kötüsü, bizzat oluş halimiz veya yalın hayatımızda bir yozlaşma— olarak algılanıyor. Biyo-ahlak diyebileceğimiz şeyde (aynı zamanda his ve duygulara bağlı ahlakta) görkemli bir yükseliş var. Teşvik ettiği aksiyom şudur: kötü hisseden bir kişi kötü bir kişidir. Dolaysız hisler/duyumsamalarla, çağdaş ideolojik mutluluk retoriğine özgül rengini veren ahlaki değer arasındaki kısa devredir bu. Sesini yükseltmeye cüret edenlere karşı bu çok verimlidir. Olgu itibariyle mutlu olmadığını ve hayatındaki bütün hayal kırıklıklarını geleceğe yatırılacak olumlu tecrübelere dönüştürmeyi beceremediğini —veya daha kötüsü böyle bir derdi olmadığını— söylemeye cüret edenlere karşı, bu çok verimlidir.

Kendi başarısızlık ve talihsizliklerimizden her zaman sorumlu olduğumuzu söyleyen klasik girişimci formülünden önemli bir farkı var. Klasik formül yine ne olduğumuzla başarımızın simgesel değeri arasında belli bir aralığı imletir. En azından ilkede şunu imletir: başka türlü yapabilirdik ama yapmadık (ve bu yüzden mutluluk noksanlığımızdan sorumluyuz). Yukarıda bahsedilen biyo-ahlak, klasik sorumluluk mefhumunun yerine hasarlı veya yoz bir oluş mefhumu koyuyor: mutsuz ve başarısız olanlar bir şekilde zaten kendi yalın hayatları düzeyinde yozdurlar, ve bütün hatalı eylem veya eylemsizlikleri kendi kaçınılmaz zorunlulukları gereğidir. Başka deyişle buradaki mesele, başarı ve verimliliğin geç kapitalist sosyetemizin üstün değeri olmasından ibaret değildir (bu sosyetenin eleştirmenlerinden sıklıkla duyduğumuz gibi) — bunda hiçbir belirli yenilik yok; başarının (farklı tanımlarıyla) sosyal teşviki fi tarihinden beri varolmuştur. Mesele daha ziyade şu: başarı neredeyse biyolojik bir mefhuma dönüyor ve böylelikle özgün bir başarı ırkçılığının temeli oluyor. En yoksul ve en sefil olanlar artık sosyoekonomik bir sınıf olarak algılanmıyor, onun yerine neredeyse kendi başına bir –ırk– olarak, özel bir hayat biçimi olarak algılanıyor… Basit bir örneği alırsak: bir “başarılı sanatçı” TV gösterisine ziyaretçi olarak çağırıldığında, pratikte asla çalışmasına odaklanılmaz, onun yerine, ne tarzda yaşadığına, gündelik alışkanlıklarına, nelerden keyif aldığına vesaire odaklanılır. Teşhir etme merakından ibaret değildir bu; bize iki öğeyi sistemlice sunan bir yordamdır: bir yanda “Başarı”, öbür yanda bu başarıya tekabül eden hayat — tabii ki bu ikisi arasında güçlü ve dolaysız bir eşdeğerlik imletilir. Nesnel fazlalık/artakalan, maddi çalışmanın kendisi, daha en baştan elimine edilmiştir. Başka deyişle, hayat tarzlarımız, alışkanlıklarımız, hislerimiz, az çok kendimize özgü keyiflerimiz — bütün bunlar merakımızı tatmin etmek için incelemeye alınmış ‘özel meseleler’den ibaret değildir artık. Her türlü sosyoekonomik ve ideolojik farklılığın adım adım ‘insan farklılıklarına,’ oluşumuzun tam nüvesindeki farklılıklara dönüştürülmesine yol açan mühim kültürel katalizörlerden birisi olurlar, böylece yeni bir ırkçılığa zemin oluşturmaları mümkün olur.

1 Yorum

Filed under Çeviri

30 Eylül

Uluslararası Çeviri Günü, çevirmenlerin azizi olarak kabul edilen İncil çevirmeni Aziz Jerome adına her yıl 30 Eylül’de düzenlenen kutlamadır. Kutlama ilk başladığı 1953 yılından bu yana FIT (İng. kısaltma, Uluslararası Çeviri Federasyonu) tarafından düzenlenir. 1991 yılında FIT farklı ülkelerdeki uzman çevirmenleri (Hristiyan olması gerekli değil) desteklemek için uluslararası bir dayanışma günü fikriyle ortaya çıktı. Bu, giderek küreselleşme sürecinde olan bir dünyada uzman çevirmenleri onurlandırmanın bir yoludur.

jerome1

jerome2

jerome3

jerome4

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kapitalist Günlük Yaşamın Eleştirisi Olarak Sitüasyonist Enternasyonel

“Zafer, karmaşaya aşık olmadan onu yaratabilenlerin olacaktır.”
Guy Debord

Sitüasyonist Enternasyonel, 20. Yüzyılın ortalarında kurulmuş ve 1968 Fransa öğrenci ayaklanmalarında adını tüm dünyaya duyurmuş, gündelik hayatta estetik ve politik bir devrimi amaçlayan, 1956-1972 yılları arasında faaliyet göstermiş, kıta avrupası orjinli enternasyonel muhalif bir örgüttür. Sitüasyonizmin beslendiği ideolojiler politikada anti-otoriteryen Marksizm ve anarşist sosyal demokrasi; sanatta ise Dada, Sürrealizm, CoBrA, Lettrism ve Enternasyonel İmajinist Bauhaus olmuştur. Grubun amacı kabaca “oyunlar” vasıtasıyla günlük yaşamdaki tahakkümü ve yabancılaşmayı kırarak bireylerin yaratıcı potansiyellerini tamamiyle ortaya koydukları “kurulmuş durumlar” yaratmaktır. Sitüasyonistler 20. Yüzyılda kapitalizmin toplumsal ve günlük yaşama müdahalesi üzerine yaptıkları analizlerle Marksizm’i çağdışılığından kurtarmış ve radikal sola yeni bir rota çizmişlerdir.  “Dérive”, “Psikocoğrafya”, “Détournement” ve “Gösteri Toplumu” gibi önemli analiz ve eylem biçimlerini devrimci terminolojiye kazandırmışlardır.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri