kaynak: Teknolojik Yabancılaşma ve Hack Kültürü
sistem: cepstral, goldwave, audacity, freesound.org
-barış
Okumaya devam etkaynak: Teknolojik Yabancılaşma ve Hack Kültürü
sistem: cepstral, goldwave, audacity, freesound.org
-barış
Okumaya devam etFiled under Şey
17 Nisan 2013, Kaynak: Newstatesman
Anıtsal yapıtı İkinci Dünya Savaşı’nın son sayfalarında Winston Churchill askeri karar bilmecesini irdeler: uzmanlar (ekonomik ve askeri analistler, psikologlar, meteorologlar) çözümlemelerini sunduktan sonra, birisinin bu karmaşlık çokluğu basit bir “Evet” veya “Hayır”a dönüştürmenin basit ve zor eylemini üstlenmesi gerekir. Saldırıyoruz, beklemeyi sürdürüyoruz… Asla tamamen sebeplere dayanmayan bu jest, Efendi’nin jestidir. Durumu bütün karmaşıklığı ile sunmak uzmanlara, bunu bir karar noktasına indirgemek Efendi’ye düşer.
Leon Troçki, 25 Haziran 1935 gecesi, rahmetli Lenin’le ilgili gördüğü rüyayı günlüğüne yazmıştı:
“Etrafa bakılırsa, bir gemide, üçüncü sınıf bir güvertedeydik. Lenin bir ranzada uzanmış, ben de yanında ya ayaktayım ya oturuyorum, bilmem hangisi. Hastalığımla ilgili endişeli sorular soruyor bana. ‘Sinirlerin iyice yıpranmış, dinlenmen lazım…’ Cevaben, her zamanki doğal Schwungkraft’ım (momentum) sayesinde çabucak toparlanırım diyorum, ama bu sefer sıkıntının kaynağı daha derin bazı süreçlermiş… ‘o zaman sen cidden (bu sözcüğü vurguladı) doktorlara danışmalısın (bir sürü isim)…’ Cevaben, çoktan bir sürü doktora danıştığımı söyleyip ona Berlin seyahatimi anlatmaya başlıyorum; ama Lenin’e bakarken ölmüş olduğunu hatırladım. Konuşmayı sürdürebilmek için hemen bu fikri uzaklaştırmaya çalıştım. 1926’da Berlin’e yaptığım sağlık amaçlı seyahati ona anlattıktan sonra ‘Bu sen öldükten sonraydı’ demek istedim; ama bir an düşündüm ve ‘Sen hasta olduktan sonraydı…’ dedim.”
Lenin’in ölmüş olduğunu bilmemesi ne demektir? Troçki’nin rüyasını okumanın iki karşıt yolu var. İlk okumaya göre, yaşayan ölü Lenin figürünün korkunç saçmalığı, tek başına gerçekleştirdiği muazzam toplumsal deneyinin Stalinci felaketle, terör ve duyulmamış kitlesel ıstırapla sonuçlandığının farkında olmamasını işaret eder. Ölmüş olduğunu bilmeyen Lenin, görkemli ütopyacı projelerimizden vazgeçerek içinde bulunduğumuz kısıtlamaları kabul etmeyi inatla reddediyoruz demektir: Lenin herkes gibi ölümlüydü ve hatalar yapmıştı, yani artık onun ölmesine izin vermeli, siyasal imgelemimizi saran müstehçen hayaletini rahat bırakmalıyız ve sorunlarımıza ideoloji dışı pragmatik bir yolla yaklaşmalıyız.
(Pınar Selek 2001 Maskeler Süvariler Gacılar, sayfa 111)
Modern kentler, rekabetin aile içinde bile insanları birbirinden kopardığı yalnızlıklar alanıdır. Sürekli bir parçalanma, sürekli bir yabancılaşma, tedirginlik, güvensizlik ve yabancılarla birlikte yaşamaya mahkumiyet, yani ihtiyaç ve tehdidin ortak varlığı, modern kentin zorunluluğudur. Eski çağlarda “yaratık” olarak tanımlanmış olan yabancılarla birlikte yaşamak durumunda olanlar, “toplumsal olarak uzak ama fiziki olarak yakın”, sürekli bir yabancılaşmayı ve tahriki yaşarlar.
Filed under Şey
Genç ikizler tümüyle ahlaksız —yalan söylüyorlar, şantaj yapıyorlar, öldürüyorlar— yine de hakiki etik saflığın en yalın halini yansıtıyorlar
12 Ağustos 2013 — Slavoj Žižek — The Guardian
Bu kitap yoluyla gerçekte nasıl bir insan olmak istediğimi buldum: Büyük Defter, Ágota Kristóf’un üçlemesinin ilk kitabı, onu izleyen diğer ikisi Kanıt ve Üçüncü Yalan. Ágota Kristóf hakkında konuşulduğunu ilk duyduğumda, Agatha Christie’yi doğu Avrupalı aksanıyla telaffuz ediyorlar sanmıştım; ama Ágota’nın Agatha olmadığını, hatta Ágota’nın dehşetinin Agatha’nınkinden çok daha korkunç olduğunu çok geçmeden keşfettim.
AMS’nin (Amerikan Matematik Topluluğu) NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ile bütün bağlarını koparması için bu Mektubu Editör’e yazmaktayım:
Edward Snowden’in kamuoyuna sağladığı ve halen sağlamakta olduğu açıklamalar, NSA’in muazzam gizli casusluk programları hakkında belirgin ve güvenilir bilgiler, komplo teorisi kuranların hayal edebileceği bütün çılgınlıkların ötesindedir.
Filed under Çeviri, Bildiri, Bilim, Programlama
Çalınmış mektup için diğer nesneler gibi bir yerde var veya yok olmalıdır diyemeyiz, daha ziyade onlardan farklı olarak, nereye giderse gitsin orada var ve yok olacaktır diyebiliriz.
…
Okumaya devam et
(Johns Hopkins’te öğretim üyesi olan Matthew Green’in 5 Eylül 2013’de yayınladığı bu blog yazısını kaldırması istenmişti)
Yılın en büyük kripto haberine naçizane katkımı anlatayım müsaadenizle.
Birkaç hafta önce ProPublica‘dan muhabir beni aradı ve şifreleme [encryption] (1) hakkında genel sorular sordu. Bunun tuhaf bir görüşme olacağını hemen anladım, çünkü bu bey NSA’in şifrelemeyi [encryption] yenebilecek muazzam yetenekleri olduğuna ikna olmuşa benziyordu. Ve ‘hey ahbap ne dersin NSA’in şifrelemeyi [encryption] yenebilecek muazzam yetenekleri var mı ha?’ tarzında değildi bu. Hayır, yenilgiyi çoktan kabullenmişti. Sadece detayların pazarlığını yapıyorduk.
Filed under Çeviri, Bildiri, Bilim, Programlama