80’lerin sonunda, sahneye yeni bir kuramcı çıktı. Adı Judith Butler’dı ve toplumsal cinsiyet kuramını öylesine köklü şekilde dönüşüme uğratacaktı ki, 21. yüzyılda, toplumsal cinsiyet konusunda ona en azından atıf yapmaksızın makale yazmak, kendinizi neredeyse kuramsal anlaşılabilirliğin dışında bırakmak haline gelecekti.
Fransız psikanalist Jacques Lacan bir keresinde “kadın yoktur” iddiasını öne sürmüştü. Kadınlar, ya da Lacan’ın bu sebeple “On Feminine Sexuality” (Dişil Cinsellik Üzerine) seminerinde dediği gibi, ̶“̶K̶a̶d̶ı̶n̶”̶, bu acayip iddia ile ne kastedildiğini geç anladığı için affedilebilir, ama endişe etmeyin. Bu salt simgesel bir iddiadır, Lacan bizi temin eder: Bu sadece dilde hangi toplumsal cinsiyetin anlamı olabileceğini belirtir, “kadınların cinsel organıyla ilgisi yoktur”. Hımmmm.





























