Tag Archives: Işık Barış Fidaner

Sanal Ağanın Yüksek Mertebesi: Reziller Ağası ve Dadı Toplum — Işık Barış Fidaner

Sanal Ağa insanların gerçekleri inkar etme güdüsüne yaslanarak kendine iktidar alanı açan kişidir [1]. Temel işlevi çevresinde inkar edilen rezillikleri kendi ego inşasıyla örtmesidir. Sıradan bir Sanal Ağa kendi zümresindekiler için bir savunma mekanizması ve dengeleme unsuru olmanın ötesine geçmez. İnsanların “ayıp örtme” güdülerinin tek bir figür etrafında bir araya getirilmesidir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Öncül Başka’nın sahiliğinden Öncü Başkan’ın doğruluğuna — Işık Barış Fidaner

Kamusal gerçeklik iki zeminin art arda kurulması yoluyla şekillenir.

Bunlardan birincisi sahilik zeminidir. Bu zemin şöyle der [1]: Başkasının hayalinin bağlamadığı hiçkimse yoktur. Buna göre insanlar eğer toplumsal bağlar kurmayı tasarlıyorlarsa birbirlerini hiçe sayarak hareket edemezler. Bu düşünce insanlara pozitif anlamda nasıl hareket etmeleri gerektiğini telkin etmez ama daha öncül ve negatif bir anlamda bağlayıcıdır. Sahilik zeminini oluşturan Öncül Başka, şu emirde cisimleşir: “Hiçkimse kuralsız davranamaz!” Sahilik zemininde “herkes” diye bir şey yoktur, orada ancak “hiçkimse”den söz edilebilir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Dünya Talebi — derleme

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Dünya Talebi) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Dünya Talebi ve Dünyadan Talep

— Bilemeyebilgi, Bilmeyememe, Belirti, Bilirti

— Makbul, Makul, Sanal

— Hayal simgenin dolgusudur

— Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi

— Ağlaşma ve Ağalaşma

— Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram

Diğer derlemeler

求 : rica, istirham, yalvarma

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Dünya Talebi ve Dünyadan Talep — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Fidaner: Dünya Talebi ve Dünyadan Talep)

İnsanın dünya ile ilişkisi talep yoluyla kurulur. Her talebin özgül ihtiyaçlarla belirlenen bir konusu vardır. Ayrıca her talep mutlaka sevgi talebini yani muhatap alınma talebini de içerir. Talebin tikel yanı dile getirdiği ihtiyaçtır, evrensel yanı ise içerdiği sevgi talebidir. Lacan’a göre arzu, talepten ihtiyacı çıkarınca geride kalandır [1]:

Arzu = Talep – İhtiyaç

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Demembrance — compilation

AdsızThe texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (Demembrance).

Işık Barış Fidaner

Contents

— Occidental Demembrance

— From the Saussurean sign to the four discourses

— Ontoanalysis: Inception’s spinning top is the lack in the Other

— Frustration and Dissatisfaction, Privation and Castration

— Internegation and Positnegation

— Castrated: Cast & Rated

— An account is being blocked

Other compilations

碎: fragmented

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi — Işık Barış Fidaner

Sanal ağa ile hayali baba birbirinden kesin çizgilerle ayırt edilmelidir.

Hayali baba insan zihninin korkutucu veya merhametli bir figür, silüet ya da gölge olarak algıladığı bir izdüşümdür [1]. İnsanın dualar ettiği, bazen fedalar sunduğu, bazen de pazarlık etmeye çalıştığı Tanrı figürü, hayali babanın bir örneğidir. Saray aşkında aşık şövalyenin zihnine yansıyan Hanımefendi figürü de bir başka hayali baba örneğidir.

Sanal ağa ise insanların zihninde yer bulan hayali baba izdüşümlerine ayak basıp onların tepesine çıkarak o insanlar üzerinde yetki kullanma stratejisi uygulayan gerçek bir kişidir [2]. Tanrı’nın sözcüsü kılığında gezinen ve insanları buna inandıran bir din adamı tipik bir sanal ağa örneğidir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Sanal Ağa — özel sayı

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Sanal Ağa) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

(öncesi: Yuva vs. Semptom)

İçindekiler

— En Distopik Romanımız Böyle Olsun!

— Ağbinin Gözü Üstünde (George Orwell)

— Hayali baba üzerine (Jacques Lacan)

— Dünya Kurtarıcılığı Taslayan Sanal Ağalara İtibar Etmeyelim

— Grup Adına İnsan Bloklamak Sanal Ağa Davranışıdır

— Bir hesap bloklanıyor

— Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram

— Ağlaşma ve Ağalaşma

— Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi

— Sanal Ağanın Yüksek Mertebesi: Reziller Ağası ve Dadı Toplum

— “Sanal ağanın intihal hakkı” nedir?

— Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak

— Özeleştiri Özelleştirir: Ego, Süperego, Hiperego: Sanal Ağaların İtişmesi ve Gerçek Ağaların Çekişmesi

Diğer derlemeler

霸 : tiran

25 Yorum

Filed under Kitap

Hayal simgenin dolgusudur — Işık Barış Fidaner

Eğer günümüzde dijital dünyanın (veya dünyasızlığın) anlam üretiminin merkezine oturması sonucunda kapitalizm sahiden neofeodal ilişkilerle katmerlendiyse, bu yeni tarzın hayatımızda tuttuğu yeri tespit etmek pek de zor olmasa gerek. Geçen yüzyılın sonlarında neoliberalizm eliyle bütün kamusal bağların adım adım yozlaştırılıp para gibi bozdurularak özelleştirilmiş değerlere çevrilmesini ve belli ellerde toplanmasını (tam da bu sürecin merkezinde yer alan medya aracılığıyla) seyre daldığımız bir dünyada “kaliteyi uzaklarda aramayalım.” [1]

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Makbul, Makul, Sanal — Işık Barış Fidaner

Makul ve makbul kelimeleri birbirine benzer gibi gözükse de aslında birbirinden çok farklıdır: Makul “akla uygun” demektir, makbul ise “kabul gören” demektir.

Makbul deyince sevilen, popüler, halkın beğenisini kazanmış değerler anlaşılabilir. Ama aynı kavram, aslında temelsiz olduğu halde iktidara sırtını yaslayarak varlığını sürdüren sanal değerleri de ifade edebilir. Bu iki anlam arasındaki geçişkenlik, halkın değer ve beğenilerinin iktidarın nüfuz ve yönlendirmesi ile manipüle edilmeye müsait olduğuna işaret eder. Dolayısıyla bir değerin sevilmesi ve popüler olması, onun sahiden değerli olduğuna dair yeterli bir delil teşkil etmez. Makbul olmak son tahlilde itibari hatta sanal bir statüdür. “Devlet sanatçılığı” ile ilgili sorun tam olarak budur.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Bilemeyebilgi, Bilmeyememe, Belirti, Bilirti — Işık Barış Fidaner

Bir şeyleri bilebilmek, bir şeyleri bilememeye bağlıdır. Bilmenin sınırlarını çizerek onu tamamlandıran şey, bilememektir. Bilginin kendisi ne kadar isabetli olursa olsun, o bilgi ile bilinen şeyin tam olarak ne olduğu bilinemez, ancak yaklaşık olarak tanımlanabilir. Bu yüzden bilgi alanları pratikte ilgi alanları şeklinde örgütlenir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey