Merak, bilme arzusu demektir. Peki merak ne içindir? Merak hep bir yarar mı gözetir, yani edineceği bilgiden faydalanmayı mı öngörür, yoksa saf bir merak, “merak için merak” (mesela “bilimsel merak”) diye bir şey var mıdır? Freud’a göre merak saf halde ortaya çıkmaz, “hayati bir lüzum” merakı tahrik etmiştir:
[Doğan kardeşinin ebeveynlerin bakım ve ilgisini ondan uzaklaştıracağına dair] his ve endişelerin tahriki ile, çocuk artık hayatın ilk büyük sorunu ile meşgul olur ve kendine şu soruyu sorar: “Bebekler nereden gelir?” – kuşkusuz bu sorunun ilk hali şöyledir: “Bu tikel, işgalci bebek nereden geldi?” Mit ve efsanelerin sayısız bilmecelerinde bu ilk bilmecenin yankılarını duyar gibi oluruz. Sorunun kendisi, her araştırma gibi, hayati bir lüzumun ürünüdür, adeta düşünüşe bu gibi korkulan olayların yinelenmesini önleme görevi verilmiş gibidir. Gelin biz yine de çocuğun düşünüşünün kısa süre sonra bu tahrikten bağımsızlaştığını ve o andan itibaren kendi kendisini sürdüren bir araştırma dürtüsü olarak işlemeye devam ettiğini varsayalım. (Sigmund Freud, 1908, Çocukların Cinsel Kuramları Üzerine)


The texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (





























