Tag Archives: Işık Barış Fidaner

Ağlaşma ve Öteki’nin eksikliği — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

semaÖteki’nin eksikliğinin imleyeni S(Ⱥ), Žižek’in felsefesinde merkezi bir yer tutar. Žižek S(Ⱥ)’yı o kadar önemser ki, Mutlak Geritepme kitabında Φ’yi Lacan’ın üçgen şemasından kovup S(Ⱥ)’yı onun yerine geçirmiştir [1]. S(Ⱥ) aynı zamanda Todd McGowan’ın “evrensellik” tanımının da temelidir [2].

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

sema

Sahilik (truth) ile gerçekliği (reality) aynı anda görmek zordur, ya gerçeklik sahiliğin üzerini örtmüştür, ya da sahilik gerçekliğin üzerini örtmüştür [1]. Bu yüzden bu iki kavram çoğu zaman birbirine karıştırılsa da, onları belirten iki kelime birbirinden ayrık olarak varlığını sürdürür [2].

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Fallus, Nefretin Gerçekliğidir — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

sema

Mutlak Geritepme kitabının 9’uncu bölümünde Žižek, Lacan’ın üçgen şemasında bir değişiklik yapar: Φ’nin yerine S(Ⱥ)’yı geçirir ve S(Ⱥ)’nın yerine $’yi koyar. Bu değişikliğin amacı ne olabilir? Bence bu değişikliğin amacı şemadaki Φ’nin gerçekliğini etkisiz hale getirmektir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Fetişçi Gizemi Bozmak ve Üçüncü Cinsiyet — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

sema

Hem Esas-İmleyen (S1) hem de fallus (Φ) “imleneni olmayan imleyen” olarak tanımlanır ama bu ikisi aynı şey değildir. Esas-İmleyen, fallusun yazılmasıdır. Fallusun Esas-İmleyen şeklinde yazılması, eril kimlik taslamayı (masculine imposture) oluşturur [1]: Esas-İmleyen, herkesi iğdiş eden istisnai Erbaba’yı (Urvater: İlksel Baba) temsil eder. Esas-İmleyen, Simgesel’i kuran unsur olsa da; onun yazdığı fallus, Gerçek’in İmgelenmesidir, Simgesel’in ulaşamadığı kör noktadır (üçgen şemada bu görülüyor, ayrıca bkz [2]).

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

İrade, Semptomun Gerçekliğine Tahammül Etme Gücüdür — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümü aşağıdaki şema ile açılır:

sema

Slavoj Žižek, Düşlemler Salgını kitabında bu şemayı aşağıdaki gibi açıklar:

Üçgenin üç köşesi Lacan’a göre insan evrenini yapılandıran üç temel boyutu temsil eder: Gerçek (simgeleşmeye direnen ‘sert’, travmatik gerçeklik), Simgesel (dil alanı, simgesel yapı ve iletişim alanı) ve İmgesel (dikkatimizi çeken ve özdeşim kurduğumuz imgelerin alanı). Üçgenin ortasındaki ‘J’ jouissance‘ı belirtir, yani bizi yutmakla tehdit eden travmatik/aşırı keyfiyeti belirtir, özne bu keyfiyete uygun bir mesafe koymak için umutsuzca çabalar (Poe’nun ‘Girdaba İniş’indeki kahramanın girdaba düşmekten zar zor kurtulması gibi). Üçgenin kenarlarındaki üç nesne ortadaki bu korkunç Şey’i ‘evcilleştirerek’, ‘normalleştirerek’ artık tehdit etmeyen bir şekilde algılamanın üç yolunu belirtir: S(Ⱥ) üstü çizili Öteki’nin (Autre) imleyenidir, simgesel düzenin bünyevi tutarsızlığına işaret eder, simgeleşmeye direnerek simgesel düzende ayırılara/çatlaklara ve kopuşlara sebep olan bir şey (jouissance) bulunduğuna işaret eder; a, Lacancı objet petit a, arzunun metonimik hareketini başlatan bileşen nesnedir (sapkınlıkta burun, ayak, saç); Φ ise imkansız Şey’i temsil eden afallatıcı imgedir (mesela noir evrenindeki femme fatale).

Bu şemayı yetkilenme ile bedenlenme açısından inceleyelim.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Sahilik Arayışı İmleyen İşçilerine Emanettir — Işık Barış Fidaner

İngilizce’de bilim ve felsefenin oturduğu “true-false” ekseni, faydacılık ve ahlakçılığın oturduğu “right-wrong” ekseninden ayrıdır. Türkçede ise bu eksenlerin ikisine birden “doğru-yanlış” adı verilerek bilim ve felsefe faydacılık ve ahlakçılığa tabi kılınmıştır. Türkiye’de bilim ve felsefenin tarihte hiçbir zaman evrensel bir eksene oturduğu söylenemez, çünkü Türkiye’de bu disiplinleri benimseyen insanlar ister istemez konuştukları dil gereği “yanlışa karşı doğrunun yanında” duruş sergilemekle faydacılığın ve ahlakçılığın eksenine katılırlar.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Fallus’un Ötesi — derleme

resim_2021-05-28_204613Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Fallus’un Ötesi) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Fallus’un Katedilmesi

— En Distopik Romanımız Böyle Olsun!

— Fütursuz Çağa Karşı Sütur

— Yersiz Şeyler Neden Yersiz Şeyler?

— Simgesel Ayrılma ile Gerçek Ayrılma

— Soul Ruh Değil Candır

— Virtue, Erdem, Görce

— Merak ve Bilmezlik Tutkusu

— Arzu-Arıza Kompleksi Olarak Cıvıltı (Tweet)

— Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli

— Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim

— Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim

Diğer derlemeler

超 : aşmak

Yorum bırakın

Filed under Kitap, Makale

Simgesel Ayrılma ile Gerçek Ayrılma — Işık Barış Fidaner

Bağımsızlık ve koşullanma, siyasette iki temel kavramdır. Bunlar simgesel ilişkilerle, yani tasdiklenme ile ilgilidir. Bir kişi, kurum veya ülkenin bağımsız olduğu veya koşullanmış olduğu simgesel yolla tasdiklenebilir. Aslında aralarındaki fark tasdiğin yapılış şekliyle ilgilidir: Koşullanma, başkasının tasdiğine bağlı kalmaktır; bağımsızlık ise kendi kendini tasdik ettirmektir. Bu iki kavramın simgesel ilişkisi imleyenlerce (signifier) yönetildiği için, Lacan siyasal bağımsızlığı S1 simgesiyle, siyasal koşullanmayı ise S2 simgesiyle ifade eder. S1, bağımsız iktidarı ile kendisini tasdiklettiren Esas-İmleyen’dir. S2 ise S1 tarafından koşullandırılmış ve onun tasdiğine tabi olan bilgidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Fallus’un Katedilmesi — Işık Barış Fidaner

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Mevcut toplumsal cinsiyet rejiminde geleneksel olarak erkek ile kadına tayin edilen rolleri iki kavram ile özetleyebiliriz: yetkilenme ile bedenlenme [1]. Psikanaliz, Ödipal gelişim sürecinde annenin çocuğun bedenlenmesine yardım ettiğini, babanın ise çocuğun yetkilenmesine yardım ettiğini anlatır [2]. Kadın ile erkeğe tayin edilen rolleri bu iki basit terimle birbirinden ayırt etmemiz, mevcut toplumsal cinsiyet rejimini gerekçelendirmek veya doğallaştırmak anlamına gelmez; aksine bu rejimin inkar edilen olumsal temelini açığa çıkarmak ve analiz edilmesini sağlamak anlamına gelir, zira dili oluşturan kelimeler de aynı ayırt ettikleri cinsiyet rolleri gibi olumsaldır. Kullandığımız kelimeler, aynı psikanalizin rüya yorumlarında olduğu gibi, analiz edilen toplumsal cinsiyet rejimini yorumlanacak bir semptom şekline sokmamızı sağlar.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Arzu-Arıza Kompleksi Olarak Cıvıltı (Tweet) — Işık Barış Fidaner

Lacan’a göre sadece yolunda gitmeyen şeylere “sebep” aranır (11’inci seminer). Sebep, sebepselliğin (sebep-sonuç ilişkilerinin) “doğal” akışını bozan bir şeydir. Yani sistemi bozan arızalara sebep aranır. Ama bu işin nesnel yanıdır; bunun bir de öznel yanı vardır, o da psikanalizin açığa çıkardığı gibi, iradeyi bozan arzulardır. Arzu ile arıza birlikte psikanalitik semptomu (parapraksis) oluşturur [1].

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey