🦋🤖 Robo-Spun by IBF+Fİ 🦋🤖
🤖🎭 Nümerik Sahne 🤖🎭
Yoldaşların arasındayız.
Hoşgeldiniiiz…
Samanlıkta bulduğum iğnenin deliğinden geçiriyorum bu ipliği.
Okumaya devam et🦋🤖 Robo-Spun by IBF+Fİ 🦋🤖
🤖🎭 Nümerik Sahne 🤖🎭
Yoldaşların arasındayız.
Hoşgeldiniiiz…
Samanlıkta bulduğum iğnenin deliğinden geçiriyorum bu ipliği.
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
>>> Nümes Manifestosu 🤖📻💌 <<<
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 ▶️
1-2-5-10’un sözleri uyarlamalardan, geri kalan sözler ChatGPT’den; müzikler, konuşma ve kapak “suni muhaberat” (yapay zeka) ile üretildi (ChatGPT, Suno). [*]
Özgürlük robotları / Anlam ~ (Grup Yorum) / Kürt lagalugası bambaşka / Son Makas / Polyuşko Polye / Auf de hochn Berge ⌁ (Okan Murat Öztürk) / Sürer savaşta / Behey Žižek! ⌁ (Nazım Hikmet) / Bu kitap var ya / Cannon Fodder
İstem: Radyo sunucusu Perde Cümledar “Nümerik Esintiler” isimli programın ellibirinci bölümünde önce kendini tanıtacak. Sonra 10 tane şarkı sunacak, sonunda vedalaşacak. Her şarkı öncesinde şarkının adını cümle içinde anarak yapacağı çarpıcı sürükleyici konuşmaları tek tek hazırla! Konuşurken her şarkının ismini bildirecek ve bağlamı ve konusundan bahsedecek (ara başlıklar olmayacak): “Özgürlük robotları” (Emekçi’nin Özgürlük Mahkumları türküsünün yapay zekaya uyarlanması), “Anlam” (Grup Yorum’un Hayat şarkısının internet yayıncılığına uyarlaması), “Kürt lagalugası bambaşka” (süreç saçmalığına dair özgün şarkı), “Son Makas” (absürt), “Polyuşko Polye” (chiptune uyarlaması), “Auf de hochn Berge” (“Şu yüce dağların karı eridi” türküsünün Tirol Almancası uyarlaması), “Sürer savaşta” (Sovyet marşının çevirisi), “Behey Žižek!” (Nazım Hikmet’in “Behey Berkley” şiirinin uyarlaması), “Bu kitap var ya” (sosyal medyada ürün övmek), “Cannon Fodder” (Amiga oyun müziği)
Ben Perde Cümledar. “Nümerik Esintiler”de sesin, verinin ve gündelik hayatın birbirine sürtündüğü yerde duruyoruz. Elli birinci bölümde, şarkıları sadece sıraya dizmeyeceğim; her birinin neyi hedeflediğini, neyi tiye aldığını, neyi tersyüz ettiğini de açık edeceğim. Başlıyoruz.
Okumaya devam etFiled under Laf sal atası, Robot şarkı, Suni muhaberat, Şarkı
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🔖🦶🏻🛡️ Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️
Hak savunusu, kendi özünde, ihlali tarif eden ve telafiye giden bir dil kurduğunda işler. Bir kararın, bir işlemin, bir dağıtımın, bir cezanın ya da bir dışlama pratiğinin hangi ölçüte göre haksız olduğunu açıklar, sorumluluğu doğru yere sabitler ve çözümün hangi usulle alınacağını konuşulur kılar. Buna karşılık hak savunusu, “haklılık” duygusunu bir yüz üzerinden taşıtmaya başladığında, hak dili yer değiştirir; ölçüt, gerekçe ve usulün yerini imaj, aura ve “izlenim yönetimi” alır. Böyle bir kayma, eleştiri alanını genişletmez, tersine daraltır; çünkü eleştirinin hedefi olan mekanizma görünmezleşirken, hedefin yerine bir “temsil görüntüsü” ikame edilir.
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🔖🦶🏻🛡️ Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️
Haksızlık yapan aktörün en verimli manevrası, ihlalin kendisini değil, ihlale verilen tepkiyi merkeze yerleştirmektir. İhlal önce “küçük bir şey” gibi sunulur, ardından karşı taraftan öfke, sertlik, taşkınlık beklenecek şekilde kışkırtma üretilir, sonra da bu tepki “asıl problem” gibi çerçevelenir. Böylece tahammülsüzlük, şiddet veya nobranlık gibi etik yükler ihlali yapana değil, tepki verene yapıştırılır. Bu mantığın çevrimiçi uzantısı da benzerdir: hedef alınan davranıştan çok insanın kendisine kilitlenen, bağlamı küçülten ve telafi alanı bırakmayan kınama dalgaları, meseleyi hak zemininden “kim daha saygılı, kim daha makul” zeminine taşır. Yersiz Şeyler’in ‘Linç niçin’ metni, tam bu ayrımı “davranış mı, bütün bir insan mı” sorusuyla görünür kılar ve telafi alanının yok edilmesinin nasıl bir hedefe dönüştüğünü anlatır. (YERSİZ ŞEYLER)
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🔖🦶🏻🛡️ Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️
Yüzsüzlük kınamak sadece yüz bulanı kayırır; haksızlık eleştirmek ise hak kullanımına olanak açar. Bu iki hamle, aynı olumsuzlama ailesinden görünse de, bambaşka toplumsal kanallardan yürür. Birincisi “yüz” alanında, yani utanma eşiği, itibar, yakınlık ve muhataplık ekonomisinde çalışır. İkincisi “hak” alanında, yani ölçüt, gerekçe, usul, telafi ve denetim düzeneklerinde çalışır. Türkçede iki kanalın sık sık birbirine karışması, eleştiri kisvesi altında kınama gösterisinin çoğalmasına ve hakların gerilemesine yol açar.
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
1995, Amiga için “bitti” denilen bir dönemin, inatla “devam” diye cevap verdiği yıl gibi okunur. Commodore’un 29 Nisan 1994’te iflas başvurusu yapmasıyla makinenin merkezî dayanağı çökmüş, buna rağmen oyun üretimi ve oyun kültürü bir anda buharlaşmamıştı. (Wikipedia) 1995’te Escom’un Commodore/Amiga isim ve haklarını satın alması ise, sahnenin tamamen kararmadığını gösteren bir başka işaretti. (Wikipedia) Bu aralıkta Amiga oyunculuğu, “yeni çıkanı kovalamak”tan çok “eldekiyle oyunu yaşatmak” ritmine oturur: dergilerin dili, kapak diskleri, arkadaşla aynı makinede ikiye bölünmüş ekran, disket değiştirirken sabırsızlanan el, bir oyunun birkaç dakikada “tadını verip vermediğini” anlama refleksi. 1995 listesindeki oyunlar da tam bu duygunun içinden konuşur: bir yanda kısa sürede bağımlılık yapan saha içi hız ve pinball akıcılığı, bir yanda Amiga’nın kendi koşullarında “Doomvari” heyecanı yakalama ısrarı, diğer yanda uzun soluklu strateji ve menajerlik masaları. Aşağıdaki oyunların her biri, oynanış anının nasıl aktığını merkeze alarak okunmalı; çünkü 1995 Amiga’sı, “özellik”ten çok “oynarken olan”la hatırlanır.
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
Amiga’da 1990, “bir tür seçip ona sadık kalma” döneminden çok, aynı makinede bambaşka oyun alışkanlıklarının yan yana yaşadığı bir eşik gibi okunur. Evde disket kutusunun içinden çıkan oyunlar artık sadece “iyi grafik” ya da “iyi müzik” diye konuşulmaz; oyunun kendi temposu, oyuncuya kurduğu küçük düzen, tekrar tekrar geri çağıran o “bir tur daha” dürtüsü konuşulur. Dergiler, kapak diskleri, kopya dolaşımı ve takas ağlarıyla büyüyen Avrupa merkezli Amiga kültürü, oyunu bir tüketim nesnesinden çok paylaşılan bir pratik hâline getirir; aynı oyunun evde, arkadaşta, okul çıkışı bir yerde bir daha açılması doğaldır (🔗) (🔗). (Žižekian Analysis)
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
1985, Amiga’nın “yeni bir makine” olmaktan çıkıp “yeni bir oyun dili” gibi algılanmaya başladığı eşik yıl. 23 Temmuz 1985’te New York’ta yapılan büyük tanıtım gecesiyle adını duyurup sonbaharda mağazalara girmeye başlayan Amiga 1000, o dönemin ev bilgisayarı ritmini değiştiren birkaç şey getiriyordu: ekrana bakma biçimi hızlanıyor, ses ve renk daha “canlı” hissediliyor, fare denen şey oyunlarda bile kendine yer arıyordu. Bu dönem, katalogların kabarmasından önceki o tuhaf ilk evreydi; oyun rafı dar, merak genişti. Bir yanda farklı bilgisayarlardan taşınmış “zaten adı bilinen” işler, diğer yanda küçük ekiplerin ilk Amiga ticari oyun denemeleri vardı. Kısacası 1985, Amiga’da oyun oynamanın bir tür keşif faaliyeti gibi yaşandığı yıl oldu; ekranda neyin mümkün olduğuna bakarken oyunların da neye benzeyebileceği öğreniliyordu. Bu erken döneme dair çıpa sayılabilecek sayfalar için Amiga 1000’in çıkış bilgisi (🔗) ve 1985 Amiga oyun listelerinin toplandığı veritabanı sayfası (🔗) bir harita gibi okunabilir. (Wikipedia)
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭
Au mariage, il y a toujours deux régimes qui s’aimantent et se contredisent, et qui pourtant se composent sur le même plan comme deux surfaces qui n’arrêtent pas de se plier l’une dans l’autre : il y a l’assise et il y a la levée, il y a l’occupation de la chaise et il y a la fuite hors de la chaise. On dira que ce n’est qu’une alternance sociale, une politesse, un protocole, un code de la salle, la table des parents, la table des amis, les enfants qui courent entre les jambes des adultes ; mais c’est plus dur que cela et plus fin, car l’assise n’est pas une inertie, elle a sa vitesse propre, et la levée n’est pas une simple agitation, elle a son repos intérieur. C’est pourquoi, avant même les plats, avant même les discours, on sent qu’une machine s’est enclenchée, deux machines plutôt, couplées mais hétérogènes, et qu’elles vont produire des corps, des postures, des regards, des alliances, des rivalités, des promesses, des trahisons minimes, toute une métaphysique de la fête. Il y a une machine d’assise et une machine de danse, et chacune fabrique son peuple, ses segments et ses lignes.
Okumaya devam etFiled under Suni muhaberat
Auf de hochn Berge is da Schnee gschmolzen
Auf de hochn Berge is da Schnee gschmolzen
Is a Fluat wordn, gemma z’unsere Leit
Is a Fluat wordn, gemma z’unsere Leit
Auf unsrer Alm bliaht Edelweiß, Tulpen
Auf unsrer Alm bliaht Edelweiß, Tulpen
Is Kimm wordn, gemma glei heit z’unsere Leit
Is Kimm wordn, gemma glei heit z’unsere Leit
Filed under Robot şarkı, Suni muhaberat