Yetmişli yılların başında sinemamıza damgasını vuran bir Yeşilçam akımı vardı. Bu dönem filmlerinde erkekler ya esas oğlandır ve “iyi” şablonuna uyar, ya da örneğin kaçakçı patron ve fedaileridir ve “kötü” şablonuna uymaktadır. Kadınlar derseniz, ancak bir erkeğin yanında var olabilen, kimliksiz ve kişiliksiz yaratıklar olarak anlatılırlar. Yetmişli yılların sonlarına doğru, Yılmaz Güney’le birlikte, sinemamızda Yeşilçam-dışı gerçekçi bir akım doğdu. İzleyicinin de artan desteğiyle bu gerçekçi akımın yıldan yıla etkinliğini arttırdığını gözledik. Seksenli yılların bütün savlı filmleri, bu akımın gelişmiş bir uzantısı olarak görülebilir. Gerçekçi nitelikler, çok satışlı filmleri de etkiledi. Bu durum aslında hem neden, hem de sonuçtu. Gişe kaygısının ağır bastığı güldürü filmlerine olsun, türkücü filmlerine olsun, “sosyal içeriğin” katıştırıldığını gözledik. Belki bu gelişmede, Yeşilçamın geleneksel seyircisinin televizyondaki Dallas dizisinden başını kaldıramaz olmasının da payı vardır. Sonuç olarak gerçek Yeşilçam melodramları sinema salonlarından TV dizilerine ve “TV’de Türk Sineması” saatlerine aktarılmış oldu.
Tag Archives: OTD
Bir Çöküşün Filmi — Bilim ve Sanat
Malcolm Lowry, ömrü boyunca tek romanla ün kazanmış bir İngiliz yazar. John Huston da, Volkanın Altında (Under the Vulcano) adıyla bu romanı sinemaya aktarmış. Amerikalı yaşlı ve usta yönetmen, bu uyarlama işinin hakkını vermiş doğrusu.
Suskunluk mu, Türkü mü? — Bilim ve Sanat
Her önemli toplumsal süreç, öteki kurumları olduğu gibi sinemayı da etkiler. Örneğin Sovyet sineması içinde İkinci Dünya Savaşı teması çok büyük bir yer tutar, bunun gibi 1929’daki büyük ekonomik krizin ABD sinemasına önemli etkileri olmuştur.
Güneye Giden Yollar — Bilim ve Sanat
Bir toplumsal olay çok sayıda insanı etkiler, ama bu etkiler herkeste başka başka sonuçlara yol açar. Bunun nedeni insanların birbirinden farklı ruhsal yapılarıdır. İşte Joseph Losey, gerek toplumun farklı kesimlerinden olan insanların içinde bulundukları ortamı, gerekse aynı toplumsal kesimden insanlarda ortaya çıkan sonuçları büyük bir başarıyla sinema diline aktarabilen bir yönetmen.
“Çağdaş Zamanlar”: Çağdaş Şarlo — Bilim ve Sanat
Charles Chaplin dendiğinde aklınıza yalnızca savruklamalı kısa güldürü filmleri geliyorsa eğer, sinema dilinin bu büyük ustasıyla henüz tanışmış sayılmazsınız. Çünkü sinema tarihinde Chaplin’in uzun filmleri, kısa filmlerinden çok daha fazla yer tutuyor. Bunların arasında da Çağdaş Zamanlar (Modern Times) (*) özel bir önem taşıyor.
Belinda’nın Büyüsü — Bilim ve Sanat
“Korkma evladım, sahici değil bunlar, hepsi masal…” Bu tip sözler, erken çocukluk döneminden kalma anılar olarak hepimizin belleğindedir. Gerçekten yaşamın ilk yıllarında düş ile gerçeğin farkı algılanamaz; düşünülen, söylenen her şey yapılmış, olmuş gibi etki yapar. Bu durum büyüsel düşünce denen erken çocukluk dönemindeki düşünce biçiminin bir öğesidir. Büyüsel düşüncenin izleri yetişkinlikte de gözlenebilir. Örneğin, oyuncunun gerçekte ölmediğini bile bile perdedeki ölüme ağlamak, bunun küçük bir örneğidir.






























