Tag Archives: OTD

Boston Raporu

boston-raporu-kapakNisan-Aralık 2016 Boston postdoc çalışması boyunca edindiğim izlenimleri derlediğim bu rapor, akademik işleyişi ele alan bilimsel bir deneyin sonuçlarını bildirir.

GÜNCELLEME:
Gizlilik kararı sona ermiştir.

(sonrası: B yüzü)

(55 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

Yayın ve Gizlilik Notu

i. Sunuş

ii. Sunuşa Devam

iii. Feragat

iv. Gözlük ve Şemsiye

1. Beşinci Ayda Gelen Absürt İmpuls

2. “Size Göre Delil Olabilir, Bana Göre Lüzumsuzdur”

3. On Ekim Anması, Kutlama, Genel Af

4. Yangın Alarmı: Tehlikeli İletişim Atmosferi Altında Bilgilenme Sorunsalı

5. Niyet Edilen Yazıyı Çıkarma Yönetmeliği

6. Tüm Tarihi Kaynaştırma ve Telkin Mefhumu

7. Görsel Bilgilendirmeyici Bildirim Hizmeti

8. Dizüstü Makinemin Ölümü ve Beliren Diğer Alametler

9. “Onaylandığı Takdirde Şema Değişmiş Olacaktır”

10. İklim Değişiminin Sorumlusu

11. Faktör Mevcut Değilmiş

12. Mutfaktaki Kavanozların Vesikalı Meşguliyetleri

13. Olan Olay, Olmayan Olay, Hangi Olay?

14. Simülasyon İşi Monstrasyon İşine Dönüşür

Diğer kitaplar

21 Yorum

Filed under Bilim, Deneyim, Kitap

Kanıtlanmış bir olguyu ikrar edemeyişin, bir yetkiliye müracaat ederek birisini (bu olayda beni) “ne yazık ki” gözardı etmeye çevrilmesi

(English)

Uppsala Üniversitesi için hazırladığım iş başvurusunu göndereceğim bu akşam Türkçeye çevirdiğim bu yazıya bu Çarşamba 11 Ocak 2017’de yayınlanacak Boston Raporu Yayın ve Gizlilik Notu‘nda da atıf yapılacaktır.

Barış

4+ yıl önce “Oynanış siyasettir” (Oyun Tasarımının Diyalektiği‘nin ilk bölümü) özetini İsveç Uppsala’da gerçekleştirilecek 4’üncü ICTs and Society buluşmasına göndermiştim.

Duyurulan “deadline“dan önce e-postayla özeti gönderdim. alternatifbilisim.org’un e-posta sunucu kayıtlarına göre bu e-posta teknik anlamda başarıyla gönderilmişti.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Barış sen neden böylesin?

Babam açıklıyor, dinleyelim:

Barış bebekliğinde diş çıkarma, emekleme, yürüme gibi aşamaları beklenen sürelerde tamamladı, yani bedensel gelişimi kitaplara uygundu. Ancak konuşması, daha doğrusu tek tek sözcükleri söylemesi beklediğimizden daha geç oldu. Buna karşılık, doğrudan düzgün cümleler kurmaya başladı. Yarım yarım ya da bozuk söylediği sözcük de pek yoktu, fakat bizi en çok şaşırtan, kurduğu uzun ve düzgün cümleler oluyordu. Yaşı iki buçuk – üç kadarken üç fiilli, bol tümleçli, içinde yardımcı fiiller de geçen cümlelerle derdini anlatıyordu. Konuşurken, özellikle uzun cümleler kurarken ciddi ciddi düşündüğü bakışlarından belli oluyordu. Kurduğu cümlelerin düzgün olmasına önem verdiği de, yalnızca bakış ve mimiklerinden değil, bedeninin duruşundan da anlaşılıyordu. Bazen bir cümleye başlar, birkaç sözcük sonra ya da ifadenin yarısında duraklar, eliyle sivrisinek kovalar gibi bir işaret yapar ve cümleyi baştan alırdı. Bu konuşma tarzı eve ya da bizimle, yani anababasıyla olan diyaloglarına mahsus değildi. Bunu şuradan biliyoruz: Anıttepe’de gittiği yuvanın öğretmenine bu konuşma tarzını anlattığımızda, öğretmen bize Barış’ın yuvada da gerek arkadaşlarıyla, gerekse onunla konuşurken aynı şekilde davrandığını söylemişti.

Barış’ın sözcük dağarcığı yaşına göre çok genişti. Barış iki yaş civarındayken Yazım Kılavuzu’nu taramış ve anlamını bilerek kullandığı sözcükleri işaretlemiştim. Saydığımda, yüz elli sözcüğü işaretlemiş olduğumu gördüm.

Caner Fidaner

2 Yorum

Filed under Şey

The inability to acknowledge a proven fact, as translated into an appeal to an authority to “unfortunately” disregard some person (me, in this case)

Turkcesi henuz yok

ibf adlı kullanıcının avatarıGame Dasein

4+ years ago, I had submitted the abstract “Gameplay is politics” (the first chapter of Dialectics of Game Design) to the 4th ICTs and Society meeting that was to take place in Uppsala, Sweden.

I did an e-mail submission before the announced “deadline“. According to the e-mail server logs of alternatifbilisim.org, the submission was technically successful.

However, for some unknown reason, my submission had not landed into the organizer’s (Marisol Sandoval) inbox (“junk”? “spam”? classification?)

As a result, she was unable to acknowledge my submission, eventhough I was able to prove by the server logs that it indeed took place.

This inability to acknowledge a proven fact led the organizer Marisol Sandoval to appeal to the authority of the “main organizer” Christian Fuchs.

She encrypted her appeal to him in the notion of a “slot” that was “unfortunately already filled.”

I had written the e-mail below to inform the organizing…

View original post 70 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under Şey

10 Ekim vesilesiyle Zatss Genel Af

I hereby declare the first General Amnesty of Zatss and unblock all blocked members. [*] I guess and hope that this unblocking won’t cause any annoyance or additional burden for members or admins. Let’s acknowledge and affirm that each of these blocks was due to this or that relative circumstance and none of them had any absolute significance. This gesture is also an affirmation of the universal significance of our group.

Here’s my message for today. I first wrote it as a post-doc to my colleagues in my university department:

~~~ Commemoration and celebration ~~~

This year’s Columbus Day coincides with the anniversary of an awful attack to a peace demonstration in Ankara that killed 100+ peaceful and rational people like me. Barış means Peace and it’s a relatively common name.

The attack was committed days before the repeated general elections last year and the current government has forbidden its commemoration in Ankara, the Turkish capital, also my birthplace.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi

(İngilizcesi)

Ne yapacağımı size söyleyeyim: Çabucak bu gönderiyi yazıp sonra süpermarkete gideceğim. Anlatacaklarım, Boston Lacan Çalışma Grubu’nun (BSLG) bugünkü “Lacan, Seminer kitabı 8: Aktarım, ders 12″ konulu toplantısına giderken yolda beliren düşüncelerdir. Toplantıda bu düşünceleri dile getirmem için hiçbir sebep yoktu, zira büyük Ötekimiz yoktuysa da tartışacak başka konularımız vardı. İyi ki de vardı.

20160910_163336

Sizi telefonumla tanıştırayım, gerçi o bir telefon sayılmaz çünkü onda SIM kart yoktur (daha doğrusu mikro-SIM kart yoktur, çünkü öbür telefonumda ikamet eden bir başka SIM kart vardır, nitekim o gerçek bir telefondur) ama şimdiki mesele bu değil. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Paskalya Adasının Esrarı — macera tüneli kitabı

paskalya-adasinin-esrari-kapakDosya tarihlerine bakılırsa 1996’da yazılmış. İzmir’de bir belediyenin düzenlediği öykü yarışmasına gönderilmiş ve Türk yetkililerce tarihte emsali görülmüş bir janra ait olması nedeniyle ödül verilmeye layık bulunmamıştı.

(57 sayfa — PDF — LaTeX — Twine)

DİKKAT!

Bu kitap genel macera kitabı anlayışının dışında yazıldı. Kitabı okurken karşınıza sık sık seçenekler çıkacak; siz de yaptığınız seçimlere göre kendi maceranızı oluşturacaksınız. Yani maceranın kahramanı bir başkası değil, SİZSİNİZ!..

Bu kitabın tam on tane ‘son’u var, macera farklı farklı şekillerde bitebiliyor. Her seferinde başka seçenekleri deneyerek macerayı çeşitli şekillerde yaşayabilirsiniz.

Zaten, gerçek yaşamda da kişiler yaptıkları seçimlerle yollarını belirliyorlar. Kitabın hayal sınırları içinde de olsa gerçek bir macera yaşamak umarım size ilginç gelir.

Haydi, şimdi birinci sayfadan kitabı okumaya başlayın. Daha sonra hangi sayfalara gideceğinizi siz belirleyeceksiniz…

Diğer kitaplar

anahtar

4 Yorum

Filed under Kitap, Kurgu, Oyun

Redundancy üzerine bir not

25. kitapta Barış ve Bilgisayar yazılarını derlemeye karar verdim. Ama önce işte bu notu yazıp iliştireceğim. Anlatacağım olayın travmatik bir özelliği olduğunu zannediyorum ama öyle korkunç ya da dayanılmaz bir şey olması anlamında değil.

İmleyenden yoksun kalması anlamında. Lacan’a ve Lacancılara “Kadın yok. Zaten büyük öteki de yok. O da yok, bu da yok…” dedirten anlamda. Yani “Bu niye böyleymiş ki?” diye gelip soracak hiçbir iradenin meydanda bulunamaması anlamında. Diyelim ki acınası arşiv pratiklerinden dolayı fırça yiyen fMRI araştırmacılarının beslediği böcekler gibi bir anlamda.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Barış’ın başka biri olması

Annemin notlarından bir alıntı.

“Other”ı karşılayan “Öteki” ile “Başkası” arasındaki farkı gösteren bir örnek olsun.

Başkası’nda Öteki’nde olmayan bir izafiyet var.

IBF

8.2.87. / 11.45 Muayenehane

…

Dış dünyaya merakını gözlemliyorum. Son zamanlardaki esprin çaylarda Çernobil sonrası radyasyon çıkınca cetvelle radyasyon ölçmeye kalkışman oldu.

Geçende babayla bir diyaloğunuz olmuş: Dinlediğim kadarıyla aktarıyorum

“Ben bu çikolatalı keki severim”

“Başkaları da sever”

“Ben başkalarıyım. Birisi bana sen babana benziyorsun diyince Hayır diyorum ben başka biriyim”

Ne güzel seni böyle kimlik sahibi “BAŞKA BİRİ” olarak görmek!

2 Yorum

Filed under Şey

Sinyalin gürültü olması ve yasakları uygulatmak

Evimin karşısında bir çocuk parkı var. Bremen sokağındaki Bremen parkındaki çocuk parkı. Ev aynı zamanda havaalanına ve subway istasyonuna yakın. Parktan gelen çocuk cıvıltısına [twitter] zaman zaman geçen uçak ve trenlerin uğultuları [humming] eşlik ediyor.

Lakin bunların hepsini delip geçen bir ses var ki o da dondurmacı arabalarının sesi: Mavi ya da beyaz renkli çeşitli dondurma arabalarından her gün birinden birisi parkın önüne park ediyor ve sinyalini açıyor. Şöyle:

Arabadan çıkan sese özellikle “müzik” değil “sinyal” diyorum. Neden böyle dediğim vidyoda belli oluyor.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey