Tag Archives: OTD

Nice yıllara Işık Barış!..

Teyzemin doğum günüm vesilesiyle yazdığı yazı. Bana “çok bilmiş” demeye cüret ettiği için yazdığı her şeyi reddediyorum.

nuray sirin goktas adlı kullanıcının avatarıYol Hikayeleri

image

1982 sonbaharıydı, o kadar net hatırlıyorum ki! Her şeyi unutan ben, annemlerin salonunda, etrafında yıllardır kimbilir kaç insanın yemek yediği, konuştuğu, kavga ettiği, sır paylaştığı, kutlamalar yaptığı oniki kişilik yemek masasının başında ablamın, “2,5 cm’lik bir yeğenin var” duyurusundan sonraki heyecanım, sorduğum onlarca soru ve sonra doğruca Kızılay’a gidip, Selanik caddesinde bir oyuncakçıdan, sana ilk armağını, peluş arslanı alışım dün gibi geliyor.

image

Ben de avukatlık stajı yeni bitmiş, çiçeği burnunda bir avukattım sanırım. Hıdır yoktu hayatımda henüz, Sera da bir yerlerde gülümseyerek sırasının gelmesini bekliyordu. İşim, arkadaşlarım ve ailemden oluşan yaşamımda sen gerçekten çok önemli bir değişimdin. 10 haziran 1983’de doğdun, 33 yıl önce. O zamanlar hazır bezler yoktu, o kadar eski, düşün, bezler yıkanır, tüplerin üzerinde tenekede kaynatılırdı. İki doktorun, üstelik yoğun çalışan, işlerinde çok iyi iki doktorun oğlu olarak doğmuştun.

image

Çok ayrıntı hatırlamıyorum ama çok oynardık, çok gezerdik, sürekli kitap okur, çok şarkı söylerdik birlikte: “Do bir külah…

View original post 816 kelime daha

Yorum bırakın

Filed under Şey

“Yeni yıl kokteyli nedeniyle kapalıyız”

IMG_20160104_141944

B.Ü. Kuzey Kampüs Öğrenci Kafeteryası (Yemekhane) Ocak 2016

Yorum bırakın

Filed under Şey

NEDEN?

IMG_20160407_191218
IMG_20160407_191250
>>> Psikoloji nedir? — Georges Canguilhem <<<

Yorum bırakın

Filed under Şey

Öbekleme Problemine Bayesci Bir Yaklaşım Ve Gen İfadesi Analizinde Uygulanması

Işık Barış Fidaner, PhD Tezi

Bu tezde gen ifadesi zaman serisi verisinden bilgi çıkarılması için yöntemler araştırılmıştır. Bu zaman serileri altta yatan biyolojik mekanizmalara dair dolaylı ölçümler sağlar, bu yüzden analizlerde istatistiksel modelleme tekniklerine yoğunca başvurulur. Özellikle popüler bir analiz yaklaşımı, ifade profili benzerliklerine göre genleri öbeklemektir. Fakat bilimsel veri analizi açısından öbekleme güçlü bir metodoloji gerektirir ve Bayesci nonparametri bu konuda gelecek vaat eden bir çerçeve sağlar.

Bu bağlamda, iki yeni Bayesci nonparametrik model geliştirildi: Standart sonsuz karışım modelini genişleten Sonsuz Çokyönlü Karışım (IMM); ve karışım bileşenlerinde gen ifadesi zaman serilerine uyarlanmış özgül bir yapıyı varsayım alan Parçalı Doğrusal Dizilerin Sonsuz Karışımı (IMPLS). Bayesci paradigmada gen analizi için anahtar nesne, model ve gözlemler verildiğinde, bölüntüler üzerindeki sonsal dağılımdır. Fakat, bölüntüler üzerinde bir sonsal dağılım oldukça karmaşık bir nesnedir. Burada Markov zinciri Monte Carlo çıkarımı uygulayarak gen bölüntülerinin sonsal dağılımından bir örneklem elde ediyoruz, ve geliştirdiğimiz sezgisel iki-aşamalı öbekleme yaklaşımı ile sonsal örneklemi işliyoruz. Bölüntüler üzerindeki dağılımların analizi için entropi toplaşması (EA) adını verdiğimiz alternatif, yeni bir yaklaşım da geliştirildi. EA’nın bölüntülerden ve daha genelde özellik atamalarından oluşan örneklemlerin yorumlanmasında kullanışlı olduğu gösterildi.

Öbekleme metodolojisinin değerlendirilmesinde iki farklı sahada ayrı deneyler gerçekleştirilmiştir. Birincisinde, edebi bir metnin (James Joyce’un Ulysses’i) paragrafları EA ile analiz edilerek sözcükleri arasındaki bağlamsal ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. İkinci olarak, biyoenformatik uygulamasında, sonuçta çıkan öbeklerin amaca uygunluğunu değerlendirmek için standart çoklu hipotez testi uygulanmış, bir gen ontolojisine ait terimlerle kodlanmış önceki biyolojik bilgilerle karşılaştırılmıştır. Geliştirilen metodolojinin entegre edildiği eksiksiz süreç akışı CLUSTERnGO (CnG) dört fazdan oluşur (Yapılandırma, Çıkarım, Öbekleme, Değerlendirme). CnG’nin işlem hattının tamamı bir yazılım paketi olarak geliştirilmiş ve GNU Genel Kamusal Lisansı altında yayınlanmıştır.

(ingilizce özet — özet istatistikleri — izdüşüm entropisi)

3 Yorum

Filed under Bilim

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

1) Bir kitapçıya gidip Alain Badiou’nun Küçük Panteon kitabını isteyiniz. Size kırmızı ciltli bir kitapçık verilecek. Elinizdeki kitap #KüçükPanteon Editör Versiyonu’dur:

2) Şu sayfalarda geçen ‘toplum’ sözcüklerini daksille silerek yerine ‘sosyete’ yazınız: ve ‘toplumsal’ sözcüklerinin üstüne küçük stickerlar yapıştırıp ‘sosyete’ ve ‘sosyal’ yazınız:

19, 23, 32, 102, 108, 109, 110, 134

3) Şu notu küçük bir kağıda yazıp kitabın iç yüzüne yapıştırınız:

Fransızca société ve İngilizce society sözleri Türkçede “toplum” sözcüğü ile karşılanıyor. Türkçede ayrıca “toplum”la zıtlaşan “sosyete” diye bir kavram var. İlk bakışta birbirlerinden uzak gibi gözükseler de “toplum” ile “sosyete” arasındaki zıtlık iki yönden ele alınırsa derin bir çağrışım açığa çıkar: Sosyete, toplum değildir. Yani biz onları anlamayız. Toplum, sosyete değildir. Yani biz onlara benzemeyiz. Böylece iki terim arasındaki zıtlık, biz ve onlar zamirleri arasında gelişen bir zıtlaşmaya dönüşür. Kısacası Fransızca société sözü “toplum” diye çevrilmeyi reddetmiştir ve dilimizde enformel bir kalıntı bırakmıştır. “Toplum” sözü böylece iki temel desteğe yaslanmıştır: Sosyeteyi anlamıyoruz. Sosyeteye benzemiyoruz. Bu destekler ve getirdikleri yüklerden kaçınabilmek için bu kitapta sociétéyi sosyete olarak bırakmayı tercih ettik.

Evet bu kadar. Artık kitabı güvenle okuyabilirsiniz. İyi okumalar!

Not: Bu işlemleri hayata geçirmeniz esnasında size şaşkınlıkla bakıp ne yaptığınızı anlamaya çalışıyormuş gibi tavırlar takınan Türklerle karşılaşma ihtimalinize karşı şöyle bir yanıt vermenizi tavsiye edeceğiz:

“Ne var birader, üstdil mi gördün?”

~~~ Yersiz Kitaplar ~~~

1 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap

Reich ile Einstein

Orgon enerjisi kabul görmediyse de W. Reich bugünkü akademinin işleyişinde vazgeçilemez hatta hayat kurtarıcı sayılabilecek bir ilkeyi bulmuştur. Laboratuvarda erkek ne yapacak kadın ne yapacak gibi soruların halen ulusötesi diplomatik kriz yarattığı günümüzde belki bu ilkeyi onun ismiyle anıp kredisini vermeliyiz.

Reich’ın Orgonomik İlkesi:
“İyi niyetli insanları seçerek kurulmuş bir araştırma grubu sık sık pozitif bulgulara ulaşır.”

Öte yandan, iyi niyetli gruplar çok çeşitli araştırmalar yürütebilmekle birlikte, birbirlerini anlamaları sorun olabilmektedir. Örneğin Reich Einstein’a Orgon Biriktirme Aygıtını getirip gösterdiğinde, masada duran Aygıt üzerine ölçümler yapan Einstein, “Bu bir bomba!” diye yüksek sesle beyan etmiştir, ki o günlerde kendisi Atom Bombası çalışmalarına katılmaktaydı. Reich ise bunu hayra yormuş, ve hayra yormuş olduğunu “Einstein’ın Orgon Biriktiricime bomba demesini hayra yormuştum” şeklinde birçok kereler dile getirmiş ve çoğu deftere not düşmüştür. Bu da Reich’ın Orgonomik ilkesi ile ortaya çıkan çeviri ihtiyacına işaret etmektedir.

‘İletişim’ kavramının eksikliği de Reich ve Einstein arasında yoğunca hissedilmiştir. Örneğin “Asistanınız bulgularımı gözardı etmiştir” diyerek iddiasını cesaretle savunan Reich’a Einstein en son şöyle yazmıştır: “Sayın Reich, Ben kani oldum. Söyleyecek söz bulamıyorum.” Oysa şöyle deseydi belki daha iyi anlaşılabilirdi: “Sanırım sizinle bir iletişim sorunu yaşıyoruz Wilhelm bey.”

Fakat bu gibi yanıtlarda Einstein’ın izafiyete olan zafiyetinin de payı bulunabilir. Mesela Reich’ın “Bana deli diyorlar” demesine karşılık Einstein “Anlayabiliyorum” demekle yetinmiş, Reich ise bilinen iyi niyetiyle bunu Einstein’ın yüksek anlayışının işareti saymıştır.

1 Yorum

Filed under Şey

Neoliberalizmin son yılları: Yunanistan kanaatkârlığı reddediyor — James Meadway

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

JAMES MEADWAY | Yunanistanın söylediği şey her şeyden önce kavga etmenin -ve kazanmanın- imkanlı olduğudur. Geniş dersler daha bir süre tartışılacaktır. Hepimizin öğreneceği çok şeyler vardır. Ama solun artık kalıcı ve kaçınılmaz yenilgi tutumunu kabullenmesi gerekmiyor. Avrupa’da neoliberalizmin son birkaç yılındayız. Bu sefer kazanabiliriz.

OXI
*James Meadway, Çeviri: Işık Barış Fidaner
6 Temmuz 2015

Yunanistan’da Hayır kazandı. Kanaatkarlık kesinkes reddedildi, oy verenlerin %61’i Troyka karşısında Syriza hükümetine arka çıktı.

Bu zaferin büyüklüğünü abartmamız zordur. Kazanmak imkansız gözükmüştü; nitekim bahisçi Paddy Power hafta başında Evet zaferi ihtimaline para yatırmıştı. Avrupa’nın bütün politik liderliği Syriza’nın karşısında dizilmişti, Angela Merkel’den Matteo Renzi’ye, Jean-Claude Juncker’e kadar. Washington onlara karşıydı. Yunanistandaki bütün özel televizyon kanalları, ve Syriza’nınki hariç bütün gazeteler Evet diyordu. Zenginler, Yunanistan Gucci’leri, Evet diyordu. Egemen sınıf Evet diyordu.

ECB Yunanistandaki bankaları bir hafta boyunca kapattırarak yaşanan basıncı iyice yükseltti. Sıradan Yunanistanlılar yaşanacak çok daha büyük acılar üstüne kan donduran tehditlerle korkutuldular ve terörize edildiler.

Syriza ve destekçileri bütün bunları göğüsledi ve kazandı – şıklığın da ötesinde müthiş kazandılar. Yunanistandaki bütün bölgelerde çoğunluk açık farkla Hayır oyu verdi, en muhafazakar bölgede bile. Syriza kazanabildi çünkü sahada zorlu kampanyalar yürütmüşlerdi. Kimi tahminlere göre Atina’da 1 milyon kişinin katıldığı Cuma geceki muazzam referandum yürüyüşlerinde bu kampanya doruğa ulaştı.

AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF “Troyka”sının niyeti, Syriza’yı bölmekti. Avrupa Parlamentosunun orta-solcu başkanı Martin Schulz oylamadan hemen önce Syriza’ya istifa çağrısı yaparak bunu çok açık etti. Demek ki planladıkları, Syriza hükümetinin Ocak’ta kuruluşundan beri olduğu gibi, Syriza’yı sol-kanadından koparmaya yetecek bir basınç uygulayarak (Schulz’un sözüyle) “teknokratik” ulusal birlik hükümetini biçimlendirmekti.

Bu sabah Syriza ve destekçileri, bölünmekten çok öte, her zamankinden daha birliktelerdi. Bölünen ise Troykanın kendisi olmuştur. Eski başkan Dominique Strauss-Kahn altında 2010 Avrobölge fiyaskosuyla kendini bozan IMF, kirlenen ününü cilalama niyeti ile, Dışişleri Bakanlığının ve gelişmekli ülkelerden geniş olanlarının eleştirel basınçları altında şimdi bu işten kendisini kurtarmaya muhtaçtır. (Christine Lagarde’ın makamı için seneye seçim yapılacak. Şimdi buraya bir gelişmekli ülke adayı önerilerek Avro-Atlantik tekelinin kırılması muhtemeldir.) Fon [IMF kastediliyor], ECB basıncına rağmen, hafta ortasında Syriza liderliğinin savını tamamen onaylayan bir rapor neşretti: GDP’nin %180’leri civarında dolaşan hükümet borcu iyice kayıttan düşülmeden Yunanistan’ın devam edemeyeceğine dair bir rapordu bu.

Bugün Yunanistanlıların istisna olduğunu iddia edenler olacak: kibarlar kendi tarihlerini ilan edecek, önyargılılar ise Balkan mizaçlarının onları Avrupa’nın geri kalanından farklı kıldığını iddia edecek. Yunanistan’ın Troyka’nın elinde benzersiz acılar çektiği elbette gerçektir. Oradaki kanaatkarlık İngiltere’de henüz hayal etmekte zorlanacağımız ölçülerdedir. Ekonomi %25 düşmüştür, ortalama aylıklar %30 düşmüştür. Bugünkü Syriza uzun bir gebelik sürecinin ürünüdür, kökleri Yunanistan’ın kanlı iç savaşına, diktatörlük karşıtı mücadeleye bağlanır – ve Cunta düştükten sonraki sol-kanat politik argümanlara bağlanır.

Fakat sonuçta Avrupalı bir örüntüye uyar. Dalga kanaatkarlığa karşı dönmektedir, özellikle de çevre bölgenin borçlu ülkelerinde. Avrupalı kurumlardaki yapılar kıtanın her köşesinde sorgulanmaktadır. Fransa, neoliberal Avrupa Anayasasını 2005’te referandumla reddederek bütün süreci sekteye uğrattı. Bundan on sene sonra, büyük toplumsal kriz koşulları altında, Yunanistan bu tekere daha büyük bir çomak sokmuştur.

Şimdi üç mesele var. Birinci mesele Yunanistanda Syriza hükümetinin geri kaymasını önlemektir. IMF borç duyurusu yaparak açıkça Syriza sağ-kanadına yönelik bir yol teklif etmiştir, müzakereler başarıyla tekrar açılabilirse.

Kanaatkarlığın biraz zayıflatılması için mübadele karşılığında borcun biraz rahatlatılacağı görece zayıf bir sözleşmenin ortaya çıkışını gözlemlemek mümkündür. Syriza sağ-kanadı buna şevkle yapışacaktır. Halen, müzakereleri tekrar açma basıncı, Avrogrup ve “partnerlerinin” endişeleri gereği maliye bakanı olarak Yanis Varoufakis’in kaybına yol açmıştır. Bu değişikliğin mevcut durumda kavgacı sayılması pek muhtemel değildir. Syriza’nın sol-kanadı yoluyla alttan gelen basıncı şimdi bu hükümet üzerinde sürdürmek gerekir – verilen oyun gerçekte olduğu haliyle tanınması için, yani bir taviz çağrısından ziyade kanaatkarlığın açık ve kesin bir reddi olarak tanınması için.

Zorluklar küçümsenmemelidir. Yunanistan bankaları halen kapalıdır, ECB –avro bankacılık sistemi muhafızı rolüne aykırı bir duruşla– ek destek sağlamayı reddetmektedir. Bazı işverenler para noksanlığıyla baş etmek için “scrip” denilen özel paralar neşrediyor. Yunanistan’ın zaten bir ayağı avro kapısından çıkmıştır; eğer Troykanın kanaatkarlık şantajı devam ederse, dışarıya son adımın atılmasına bütün hareketin hazır olması gerekir.

İkinci mesele bütün Avrupa üzerinedir. Şimdi bu oylama kanaatkarlığın karşısına dizilmiş bütün o kuvvetlere verilmiş muazzam bir gazdır, özellikle de “çevre bölge” dediğimiz alanda bulunanlara. İspanya’da Podemos, geçen ayki istisnai yerel seçim sonuçlarının da sırtına binerek, Aralık seçiminde açık farkla zafer kazanmak için bunu kullanabilir. Kıta çapında birlik önemlidir, ama bu Avrupa kurumlarıyla değil, onlara karşı birliktir. Alttan gelen bir birliktir, işçiler ve müttefiklerinin birliğidir, altın yıldızlarla Brüksel harcama hesaplarının yalancı birliği değildir. Birleşik Krallık için bu, AB üyeliğinin kendi referandumumuzda kesinkes reddedilmesi demektir: geçen hafta dişlerini görmemizden sonra, soldaki hiçkimse şimdi bunların desteklenecek kurumlar olduğunu makulce tartışamaz. Varoluşlarının en köküne kadar neoliberaldirler ve buna yönelen her ciddi karşı duruşu ezmeye niyetlidirler (ve ezmektedirler). “Toplumsal Avrupa”ya giden yol şimdi kapanmıştır. Başka bir Avrupa mümkündür.

Üçüncüsü, kanaatkarlık karşıtı hareketi burada Birleşik Krallıkta inşa çabalarını katlamak demektir bu. Haziran gösterisi, yeni harcama kesintileri karşısında Halk Meclisinin birleşik, ulusal kampanya olarak kendisini tesis etmekte olduğunu göstermiştir. Haftaya yapılması planlanan gösteriler var, yaz sonunda Muhafazakar Parti konferansında da protesto günleri olacak. Hükümetin momentumu şu anki haliyle kırılabilir. Halk Meclisinin yanısıra, Jeremy Corbyn’in Emek lideri olmaya dönük kampanyası da hayatidir. Britanyanın en büyük sendikası Unite’ın da şimdi destek sunmasıyla birlikte, bu kazanım fazlasıyla mümkündür. En azından makul bir oy verilmesi, Emek’te kanaatkarlık ihtiyacı üzerine Blairci argümanın belini kıracaktır. Soldaki herkes bundan kazanım sağlayacaktır.

Yunanistanın söylediği şey her şeyden önce kavga etmenin -ve kazanmanın- imkanlı olduğudur. Geniş dersler daha bir süre tartışılacaktır. Hepimizin öğreneceği çok şeyler vardır. Ama solun artık kalıcı ve kaçınılmaz yenilgi tutumunu kabullenmesi gerekmiyor. Avrupa’da neoliberalizmin son birkaç yılındayız. Bu sefer kazanabiliriz.

Kaynak: http://www.counterfire.org/articles/opinion/17897-the-last-years-of-neoliberalism-greece-rejects-austerity

*James Meadway:
Radikal ekonomist James Meadway kanaatkarlık ekonomisinin önemli bir eleştirmeni olarak bir alternatif öne sürülmesi çabalarının ön cephesindedir. James, Avrobölgede Kriz (2012) ve Bugün İçin Marx’ta (2014) eş-yazarıdır.

1 Yorum

Filed under Çeviri

Et ve Tırnak

Et ve ona sürekli batan, acıtan bir Tırnak. Tırnak, Et karşısında bir yabancılıktan, bir öteki’nden çok daha fazlası, çok daha yakını ve çok daha korkutucusu olmuş.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Savunma (?)

Burada okuduklarını garip, anormal, sağlıksız bulan, bu durumdan rahatsızlık duyan arkadaş.. “Normal” olmak gibi bir kaygım yok. Yine de sana birkaç şey söylemek isterim.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Bildiri, Şey

Vavien’den çıkan ekstrem mesajlar

– Hepimizin içinde nefsani bir canavar pusuda bekler.

– Aile kurumu bu canavarı denetlemek için lazımdır.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey