Tag Archives: “Sana Tahammül Ediyorum”

Dolu konuşma — Jacques Lacan

Dolu konuşma, bir kişiyi başka bir kişinin tanımasında kurulduğu haliyle hakikati hedefleyen, hakikati biçimleyen konuşmadır. Dolu konuşma, icra eden konuşmadır. Öznelerden birisi sonradan kendini, önceki olduğundan başka halde bulur. İşte bu yüzden analitik deneyimde bu boyuttan kaçınılamaz.

Analitik deneyimi yanılsamaya dayalı, telkine dayalı bir oyun, bir tuzak, bir dolap gibi düşünemeyiz. Onun meselesi dolu konuşmadır. Bu nokta belirtildikten itibaren, zaten fark etmiş olabileceğiniz gibi, bir sürü şey tasnif olur ve netleşir, fakat bir sürü paradoks ve çelişki belirir. Bu tasavvurun değeri tam olarak bu paradoksları ve çelişkileri açığa çıkarmasıdır, ki bu onları mat ya da müphem kılmaz. Aksine çoğu zaman ahenkli ve kavranabilir gözüken şeylerdir matlığı barındıran. Ve öbür yandan antinominin içinde, ayırının/çatlağın içinde, zorluğun içindeyken berraklaşma fırsatları ile karşılaşırız. İşte bu, yöntemimizin üstüne temellendiği bakış açısıdır, ve umuyorum ki ilerleyişimizdir.

Jacques Lacan 1953-1954 Seminer Kitap 1: Freud’un Teknik Makaleleri

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

6 Yorum

Filed under Çeviri

Britanya Sahilinin Boyu Ne Kadar? — Benoit Mandelbrot

İstatistiksel Kendine-benzerlik ve Fraksiyonlu Boyut

Özet. Jeografik eğriler kendi detaylarına öyle katlanmıştırlar ki uzunlukları sıklıkla sonsuzdur, ya da tanımlanamazdır. Fakat birçoğunun istatistiği “kendine-benzerdir,” yani her bir kısım, bütünün ölçeği-indirgenmiş bir imgesi gibi değerlendirilebilir. Bu durumda karmaşıklık derecesi D diye bir nicelikle tarif edilebilir, bu nicelik, “boyut”ta olabilecek birçok özelliğe sahiptir, gerçi fraksiyonludur; yani sıradan, düzeltilebilir eğrilerle ilişkilendirilen 1 değerini aşar.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Cinsel fark üzerine — Slavoj Žižek

… Bu tersyüz noktası Evrensel’i kuran istisnadır. [*]

Hegel’in her cinsin tek bir türü olduğu savı, öbür türün cinsin kendisi olduğu savı, aynı paradoksal tersyüz noktasına yöneliktir. Örneğin ‘Zengin insanlar parası olan fakir insanlardır’ dediğimizde, bu tanım ters çevrilemez – ‘Fakir insanlar parası olmayan zengin insanlardır’ diyemeyiz. ‘Fakir insanlar’ ve ‘zengin insanlar’ diye iki türüne ayrılan nötr bir ‘insanlar’ cinsine sahip değiliz: Cins ‘fakir insanlar’dır, bu cinsin türü olan ‘zengin insanlar’ı elde etmek için bu cinse türsel farkı [differencia specifica] (para) eklemek zorundayız. Psikanalizin cinsel fark tasavvuru da bununla homolog gibidir: ‘Kadın iğdiş edilmiş adamdır’. Burada yine bu önerme ‘Adam falluslu kadındır’ diye tersine çevrilemez. Fakat bundan adamın erkek olarak ontolojik önceliği olduğu sonucunu çıkarmak yanlış olurdu. Hegelcilikteki paradoks, türsel farkın ‘kesilmesi’nin cinsin kendisinde teşkil edici oluşudur. Başka bir deyişle iğdiş edilme, adam cinsini tanımlar; iğdişle işaretlenmemiş ‘nötr’ evrensel İnsan, olsa olsa iğdişin inkarını belirtir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Irmağın kenarında — Anonim

Bırakacam sırtımdaki ağır yükü
Irmağın kenarında
Irmağın kenarında
Irmağın kenarında
Bırakacam sırtımdaki ağır yükü
Irmağın kenarında
Uğraşmayacam artık savaşla

Nakarat:
Ben uğraşmayacam artık savaşla
Ben uğraşmayacam artık savaşla
Artık savaşla
Ben uğraşmayacam artık savaşla
Ben uğraşmayacam artık savaşla
Artık savaşla

Terk edecem kılıçla kalkanımı
Irmağın kenarında
Irmağın kenarında
Irmağın kenarında
Terk edecem kılıçla kalkanımı
Irmağın kenarında
Uğraşmayacam artık savaşla

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İnanılmaz — Guido Menzio

İnanılmaz…

Philly Syracuse uçağı piste çıkmış, kalkışa hazır. Yanımda oturan (kadın) yolcu (kadın), hostesi çağırıyor, ona bir not veriyor. Hostes geri gelip ona “Uçak kalksın mı, rahat mısınız, hasta mısınız?” diye soruyor. Daha çok bekliyoruz. Kapıya geri dönüyoruz. Yolcu uçaktan çıkıyor. Daha çok bekliyoruz. Pilot bana geliyor ve uçaktan çıkmamı istiyor. Orada beni FBI görünümlü siyah giyimli adamlar karşılıyor. Bana komşumu soruyorlar. “Tuhaf bir şey fark etmedim” diyorum. “O senin bir terörist olduğunu düşünmüş çünkü bir tomar kağıda tuhaf şeyler yazıyormuşsun” diyorlar. Gülüyorum. Onları uçağa geri getiriyorum. Matematiğimi gösterdim.

Biraz komik. Biraz endişe verici. Hanımefendi sadece bana baktı, yazdığım gizemli formüllere baktı, ve benim hayırsız işler peşinde olduğum sonucuna ulaştı. Bu nedenle bütün bir uçuş 1.5 saat geciktirildi.

Trump’ın Amerikası gelmiş bile. Henüz iktidarda değil gerçi. Ben şahsen kavga vereceğim.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Çekmeli Dönmeli Kapılar — Radiohead

Ambar kapıları vardır
Ve döner kapılar vardır

Büyük gemilerin dümeninde kapılar
Ve döner kapılar vardır

Kendi kendine açılan kapılar vardır
Raylı kapılar vardır
Ve gizli kapılar vardır

Kilitlenen kapılar vardır
Kilitlenmeyenler vardır

Kapılar vardır geçirir içeri
ve dışarı
Ama hiç açılmaz
Ve tuzak kapıları vardır
Onlardan geri dönemezsiniz

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Çantanın dışarması meselesi

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Çanta, sosyosomatik bir nesne olarak, içindeki herşeyi içerdiği kadar dışındaki herşeyi de “içerir” – ya da “dışarır” diyelim.

Çantadaki bu ~dışarma~ işlevini Hegelci yadsımanın “açıklayıcı örneği” sayarsak (ki hiçbir feminist zavallı çantamızı “açükleyici”lik ya da mizojiniyle suçlayamayacaktır) tekil isimleri böyle çantalara benzetebiliriz: Marx, Freud, Lacan, Žižek gibi.

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Otoyol — Jacques Lacan

Yol, işte ele almaya değecek bir imleyen – yol, çeşitli ulaşım araçlarınızla seyahat ettiğiniz otoyol, Mantes’tan Rouen’e giden yol mesela. Paris demeyeceğim, o özel bir vaka.

Mantes ve Rouen arasında bir otoyol bulunması, tek başına, araştırmacının tefekkürüne kendini sunan bir olgudur.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Yazılarımı neden yazdım — Jacques Lacan

Yazılarımı [Écrits] insanlar onları anlasın diye yazmadım, insanlar onları okusun diye yazdım. Bu ikisi hiç aynı şey değil. İnsanlar hiçbir şey anlamıyor, doğrudur elbette, bir süreliğine, ama yazılar onlara bir şey yapıyor. Bu yüzden de – dışarıdan dikizleyip hayal edilenin aksine – insanlar onları okuyor, buna inanmaya eğilimliyim. İnsanların Yazılarımı satın alıp hiç açmadıkları hayal ediliyor. Foldur bu [false]. Hatta insanlar yazılar üstüne çalışarak kendilerini tüketiyor. Tabii ki Yazılarıma başlayan birinin yapabileceği en iyi şey onları anlamaya çalışmaktır. Ve onları anlayamadığı için, çalışmayı sürdürür. Bile bile onları insanların anlayamayacağı bir hale sokmadım – mevcut şartların neticesi böyle oldu. Konuştum, çok tutarlı ve kavranabilir dersler verdim, ama onları her yıl tek bir makaleye çevirince konuşma konularının toplamına kıyasla inanılmaz yoğuşmuş yazılar çıktı, ve onları Japon çiçekleri gibi suya koymak gerekir açımlanmaları için. Bu kıyaslamadan ne çıkarılacaksa odur.

Jacques Lacan EN: 2013 Dinin Galibiyeti’nden bir alıntı

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Japon Žižekleri

3 Yorum

Filed under Çeviri

Cennete Giden Merdiven — Led Zeppelin

Parlayan herşeyi altın addeden bir hanımefendi
Satın alacakmış cennete giden bir merdiveni
Vardığı takdirde bilir ki dükkanlar kapanmışsa dahi
Bir sözle edinebilecektir orada aradığı şeyleri
Neyi? Satın alacağı cennete giden merdiveni

Duvarda bir ibare görse de emin olamadı
Bilirsiniz çoğalabilir kelimelerin anlamları
Dereye bakan ağaçta şakıyan bir kuş vardı
Öyle aklına esen her fikre tutunamazdı

Ya şimdi ne olacak dersin?
Ne olacağını merak edersin

Günbatımına karşı bir hissiyat gelir
Ruhum olay mahallini terk edecektir
Düşsel ağaçlıktan dumanlı halkalar yükselir
Durup bakanlar da uzaktan seslenir

Ya şimdi ne olacak dersin?
Ne olacak? Gerçekten merak edersin

Fısıltılara göre ezgiyi mırıldanınca
Kavalcı ulaştırır bizleri aklın yoluna
Yepyeni bir gün doğar uzun dayananlara
Onların kahkahası yankılanır ormanlarda

Endişelenme yan çalılıkta telaş var diye
Bahar temizliği yapılıyordur Mayıs Ecesine
Bu iklim vallahi sokmuş seni fena bir ikileme
Ama daha vaktiniz olacak makas değiştirmeye
Ya şimdi ne olacak dersin?

Başın uğulduyor ve geçmeyecek, bilgin olsun
Kavalcı seni peşine çağırıyor anlıyor musun?
Sayın hanımefendi herhalde yeller estiğini duydun
Ya bu rüzgarlı fısıltıya ayak basmayı biliyor musun?

Yokuş aşağı kıvrılıp giderlerken
Gölgeleri canlarıyla boy ölçüşürken
Ünlü hanımefendi oradan geçerken
Gösterişiyle pırıl pırıl parlarken
Adeta herşeyi altına çevirirken
Hemsedasını dikkatle dinlersen
Ezgisini duyacaksın erkenden
Hepsi birden ve biri de hepten
Kaya olur ve kaymaz sahiden

Satın alacakmış cennete giden merdiveni

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı