Türkçede en kötü kokulardan biri de “çeviri kokusu”dur: yerleşmiş kanıya göre, bir çevirinin başarılı sayılabilmesi için ilk koşul, “çeviri kokmaması”, yani gerçekte olduğu gibi değil de, olmadığı gibi görünmesi, gerçek niteliğini gizlemesidir. Bu koşulun gerekçesi de, biliyoruz, kapsamını hiçbir zaman kesinlikle belirlemediğimiz, belirleyemediğimiz bir doğallık gereksinimidir: çevrilen yapıtın özgün biçiminde doğal olup olmadığına bakılmadan, en yaygın sözcüklerden, en beylik deyimlerden, en kalıplaşmış tümcelerden oluşan, akıcı bir çeviri istenir.
Okumaya devam et




























