Çeviri kokusu — Tahsin Yücel

Türkçede en kötü kokulardan biri de “çeviri kokusu”dur: yerleşmiş kanıya göre, bir çevirinin başarılı sayılabilmesi için ilk koşul, “çeviri kokmaması”, yani gerçekte olduğu gibi değil de, olmadığı gibi görünmesi, gerçek niteliğini gizlemesidir. Bu koşulun gerekçesi de, biliyoruz, kapsamını hiçbir zaman kesinlikle belirlemediğimiz, belirleyemediğimiz bir doğallık gereksinimidir: çevrilen yapıtın özgün biçiminde doğal olup olmadığına bakılmadan, en yaygın sözcüklerden, en beylik deyimlerden, en kalıplaşmış tümcelerden oluşan, akıcı bir çeviri istenir.

Böylece kimi ünlü çevirmenlerimiz, yaptıkları bütün çevirilerde aynı kalan bir çeviri biçemi oluşturmuşlardır. Çoklarınca bir ustalık, bir üstünlük belirtisidir bu. Ama, söylemek bile fazla, her çevirisinde hep aynı biçemle karşımıza çıkan çevirmenin bu kendi kendine uyarlığı, çoğu kez özgün yapıtla çevirisi arasındaki uyarsızlığın belirtisidir…

…adına yaraşır bir çevirmenin, oldukça ağır bir çeviri kokusuna katlanmak pahasına bile olsa, kendi dilinin olanaklarını zorlaması gerekir: çevirdiği yapıta ters düşmemek, dolayısıyla çeviri ediminin temel amacından sapmamak istiyorsa, kimi alışılmış kullanımlardan uzaklaşmak zorundadır.

Bulanık bir doğallık adına bu türlü çabalara karşı çıkmak, çeviri ediminin gerçek niteliğini gözden kaçırmaktır, çünkü, ne denli eski, ne denli yaygın, ne denli vazgeçilmez bir geleneği bulunursa bulunsun, kişinin kendi dilinde bir söylem oluşturması gibi doğal bir işlem değildir çeviri: dilsel karşıtlıklar bir yana, belli bir ekinin ürünü olan bir yapıtın çeviri yoluyla bir başka ekinde yeniden üretilmesi değişik düzlemlerde birtakım zorlamaları içerir…

Tahsin Yücel, Yazının Sınırları

Bkz “Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir”, “Neolojizm: Ne ola cisim? Muhatapsız Sözleri Savaş’lar Kılıç’tan Geçirir”

1 Yorum

Filed under Şey

One response to “Çeviri kokusu — Tahsin Yücel”

  1. Geri bildirim: Teşhissiyat — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER