Arzuyu öyle kesin tanımlayalım ki siz de konuyu anlayabilesiniz. Konuştuğum biri seminerlerimde size çizip çizip açıkladığım şemayı devinen Calder yapıtlarına benzetti, isabetli bir benzetme (bkz Şekil 1). Arzu derken kastedilen şeyi dile getirmeyi deneyelim. Bu diyalektikte arzuyu tanımlayan özellik, devinen yapıtta talebin ötesinde bulunmaktır. Peki talebin ötesine neden ihtiyaç duyulur? Okumaya devam et
Tag Archives: Teşhissiyat
Buffy’nin müzikal bölümü
Buffy’nin müzikal bölümü (6×7) bu linkten izlenebilir. Hikayeyi bilmiyorsanız jenerik öncesindeki recap kısmını anlamak için aşağıdaki açıklamaları okuyabilirsiniz. Şarkılardan birini Türkçeye de çevirdim: “Neyin şarkısını söyleyelim?” Okumaya devam et
Teşhissiyat — çeviri derlemesi
Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Teşhissiyat) okunabilir.
İçindekiler
— Umman Hissinin İmkansız Teşhissiyatı (Sigmund Freud)
— Klinik deneyim of! ~ (Rage Against The Machine)
— Salivation/Salvation: Herkese ihtiyacına göre ve herkesten yeteneğine göre! (Jacques Lacan)
— İhtiyaç, Talep, Arzu (Jacques Lacan)
— Aktarım ve Telkin (Jacques Lacan)
— Obsesyonelin marifet gösterisi (Jacques Lacan)
— Neyin şarkısını söyleyelim? (Buffy Müzikal)
— Hemseda Žižekizm ~ (Fikret Kızılok)
— Alman İdeolojisi: farelerin kemirgen eleştirisi ve gururlu felsefenin böbürgen yozgusu (Otto Rühle)
— Lenin (Langston Hughes)
— Lenin’e şarkılar (Langston Hughes)
— Zenci (Langston Hughes)
— Çeviri kokusu (Tahsin Yücel)
— Yemişler diri diri (Xiu Xiu)
诊 : teşhis
Klinik deneyim of! ~ Rage Against The Machine
Klinik deneyim of!
Dosyaları yürütenlerden bazıları beyinleri yakanlardan
Dosyaları yürütenlerden bazıları beyinleri yakanlardan
Dosyaları yürütenlerden bazıları beyinleri yakanlardan
Klinik deneyim of!
Klinik deneyim of!
İşte bak sana söyleneni yapıyorsun
İşte bak sana söyleneni yapıyorsun
İşte bak sana söyleneni yapıyorsun
Haklı çıkar elemler, tanısı varsa kişilik bozuktur
Haklı çıkarılır elemler tanıyla, kişilikler bozuktur
Haklı çıkar elemler, tanısı varsa kişilik bozuktur
Haklı çıkarılır elemler tanıyla, kişilikler bozuktur
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı
Neyin şarkısını söyleyelim? — Buffy Müzikal
Buffy:
Yaşam oyununda
Hepimiz roller almışız
Müzikler çalınınca
Kalplerimizi açmışız Okumaya devam et
Salivation/Salvation: Herkese ihtiyacına göre ve herkesten yeteneğine göre! — Jacques Lacan
Varsayalım ki insanlık tek bir gerçekliğe ait olsun, hani şu ünlü yabani ve rastgele gerçekliğe ait olsun, ondan başka hiçbir gerçeklik olmasın.
İmletici bir şeylerle o gerçekliği dile getirmek makul olacaktır. Zihninizi odaklamak için varsayalım ki –kimi ekollerde dedikleri gibi– imleyen, bir şeylerin koşullanmasıdır; reflekslerin değilse de reflekslere indirgenebilen bir şeylerin koşullanmasıdır. Dil sanki hayvanlara çan çalınca salya akıtmayı öğretmek için laboratuvarda yaratılan suni şartlardan bambaşka bir düzene ait değilmiş gibi düşünelim şimdilik. Okumaya devam et
Obsesyonelin marifet gösterisi — Jacques Lacan
Bugünkü konumuz, Fransız psikanalist Jacques Lacan’ın obsesyonel bireylerle ilgili teorilerine kısa bir giriş yapmayı hedefliyor. Lacan, insan psikolojisini karmaşık bir sistem üzerinden ele alan, özellikle bilinçdışı, arzular ve ilişkilerdeki dinamikleri çözümlemeye çalışan önemli bir düşünürdür. Bu bağlamda “obsesyon” kavramı da oldukça önemli bir yer tutar.
Obsesyonel kişilik, bireyin belli düşünceler, eylemler ya da ritüeller etrafında takılıp kalmasıyla kendini gösterir. Ancak Lacan, bu durumu sadece bireysel bir sıkıntı olarak değil, toplumla, özellikle de “Öteki” ile kurulan ilişki çerçevesinde anlamlandırır. Öteki, bir nevi bireyin kendi dışında var olan ve sürekli onay beklediği, anlam aradığı sembolik bir figürdür.
Obsesyonel bireylerin yaptığı her şey aslında bu “Öteki”nin onayını kazanmak üzerine kuruludur. Bu dinamik içinde Lacan, obsesyonel bireyin eylemlerini bir “marifet gösterisi” olarak nitelendirir. Burada amaç sadece bir beceriyi sergilemek değil, derinlerde yatan bir kaygıyı yönetmek, bu kaygıya hâkim olmaktır. Ancak bu gösteri, her zaman beklenen karşılığı bulamayabilir. Zira, Lacan’a göre, Öteki de kendi meseleleriyle meşguldür ve obsesyonelin beklediği takdiri göstermekte her zaman başarılı olamaz.
Şimdi Jacques Lacan’ın beşinci seminerinden konuyla ilgili kısmı okuyacağım:
Size obsesyonellerin marifet gösterilerinden bahsettim. Nedir bu gösteri?
Bu iş için en az üç kişi gerekir: Tek başınıza marifet gösteremezsiniz, en az iki kişi olmalı ki bir performans başarılmış olsun, bir depar atılmış olsun. Ayrıca bir de kayıtçı veya şahit bulunmalıdır.
Okumaya devam etAktarım ve Telkin — Jacques Lacan
İhtiyaç yaklaşımına bağlı kalmayan bu iki hat, talebin iki ufkunu verir.
Alt hattaki talep dilegelmiş taleptir; şu veya bu ihtiyacın doyurulması talebidir ve dildeki şu veya bu darboğazdan geçerek ifade bulmak zorundadır.
Ama talep sadece dilegelmekle kalmaz, eğer varolacaksa muhatap –Başkası– aracılığıyla imleyenler düzlemine geçmelidir: Koşulsuz sevgi talebi buradan gelir ve muhatabın simgelenmesine bağlı kalır, yani yokluk arkaplanında varlık göstermesine, namevcut halde mevcut olmasına, üst hattaki ufukta belirmesine bağlı kalır. Herhangi bir nesneye aşık olunacaksa –sevilen nesnenin Eros’una ihtiyaç duyulacaksa– önce talep konumu kurumlaşıp sevgi talebi ufkunu yaratmalıdır. Okumaya devam et
Çeviri kokusu — Tahsin Yücel
Türkçede en kötü kokulardan biri de “çeviri kokusu”dur: yerleşmiş kanıya göre, bir çevirinin başarılı sayılabilmesi için ilk koşul, “çeviri kokmaması”, yani gerçekte olduğu gibi değil de, olmadığı gibi görünmesi, gerçek niteliğini gizlemesidir. Bu koşulun gerekçesi de, biliyoruz, kapsamını hiçbir zaman kesinlikle belirlemediğimiz, belirleyemediğimiz bir doğallık gereksinimidir: çevrilen yapıtın özgün biçiminde doğal olup olmadığına bakılmadan, en yaygın sözcüklerden, en beylik deyimlerden, en kalıplaşmış tümcelerden oluşan, akıcı bir çeviri istenir.
Okumaya devam et






























