Monthly Archives: Ocak 2017

Bilirmiş gibi yapmak

Bilirmiş gibi yapma alıştırması:

1) Sevdiğiniz şeyleri hayal edin. Sevdiğiniz şeyleri hayal etmeniz kaçınılmazdır. (http://en.wikipedia.org/wiki/Natural_selection)

2) Uyumsuzları atmak lazım. Her şeyi kıyaslayıp uyumsuzları atın, çabuk! (http://en.wikipedia.org/wiki/Multiple_comparisons)

3) Odaklanıp tekrar edin: Seçim mümkündür, seçim mümkündür… (http://en.wikipedia.org/wiki/Axiom_of_choice)

4) Seçim mümkündür, biz özgürüz, ve son karar size ait. Seçiniz! (http://en.wikipedia.org/wiki/Multi_party_system)

5) Evet yani özgürüzdür ve seçim de sizindir ama işler karmaşıktır işte bilirsiniz. (http://en.wikipedia.org/wiki/Multipartite_entanglement)

IBF

(İngilizcesi)

***

Bulmaca

6 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Bohr’un davet etmesi üzerine Schrödinger Eylül 1926’da dalga mekanikleri hakkında ders vermek üzere Kopenhag’ı ziyaret etti. Ardından kuantum kuramının temelleriyle ilgili günler boyunca süren uzun tartışmalar yapıldı: Schrödinger, dalga mekaniğine dair yeni basit fikirlerinin ikna edici bir resmini verebiliyordu, Bohr ise kuantum sıçramaları olmadığında Planck Yasasının bile anlaşılmaz halde kalacağını ona izah etti. En sonunda Schrödinger:
— “Bu lanet olası kuantum sıçrama işine yapışıp kalacaksak, o halde kuantum kuramıyla herhangi bir alâkam olmuş olmasından pişmanlık duyuyorum,” diye çaresizlikle bağırdı, Bohr şöyle yanıtladı:
— “Ama geri kalanımız senin yaptıklarına müteşekkirdir, çünkü kuantum kuramının netleştirilmesine çok büyük katkılarda bulundun.”

(Heisenberg, 1955, Niels Bohr’un 70’inci doğum günü için hazırlanan kitap)

***

Schrödinger’in kuantum sıçramasına dair reductio ad absurdum’u: Bir kedi vidyosu

***

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

schrodinger-bohr

***

İngilizcesi

8 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Tam Gaz’daki Müthiş İlişki — Cara Ellison

ft1

Cara Ellison — 20 Şubat 2016 — rockpapershotgun.com

Bu hafta oyunlarda bir erkekle bir kadının yakınlaştığı ama romantik bağ kurmadıkları ve sersemce “kadının başı dertte” vaziyetine girmedikleri bir ilişki bulmaya uğraştım. Kültürümüzün her yanında yankı bulan acayip bir tezgâha göre (heterocinsel) erkekler ve kadınlar arkadaş olamazlar, Billy Crystal’in When Harry Met Sally‘deki meşhur sözünde dediği gibi: “Elbette farkındasın ki biz asla arkadaş olamayız. … Erkekler ve kadınlar arkadaş olamazlar, çünkü seks kısmı hep araya girer.” “Benim bazı erkek arkadaşlarım var…” “Hepsi seninle seks yapmak ister. Hiçbir erkek çekici bulduğu bir kadınla arkadaş olamaz. Hep onunla seks yapmak ister.”

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Oyun, Şey

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir — G. W. F. Hegel

Felsefe ile dolaysız bilginin [ç.n. Jacobi’nin] temin ettikleri arasındaki fark daha çok dolaysız bilginin felsefe karşısında takındığı dışarıcı [exclusive] tutumu merkez alır.

Oysa Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’ düsturu, Çağdaş Felsefe’nin bütün ilgisini yasladığı söylenebilecek bu düstur, yazarı onu ilk bildirdiğinde, kendine delalet eden dolaysız bir hakikatti. Bu düsturu syllogism diye adlandıranlar herhalde ‘Ergo’ kelimesinin syllogism‘lerde geçmesinden daha fazlasını biliyorlardır. Ara terimi nerede arayacağız? Bu adı meşrulaştırmak için eğer Descartes’ın fikirler bileşimine ‘dolaysız’ syllogism diyeceksek, bu lüzumsuz syllogism çeşidi, düşüncede ayrık kalan terimlerin dolayımsız kalan sentezine verilmiş bir ad olmakla kalacaktır. O halde dolaysız bilginin öne sürdüğü düstur, oluşun fikirlerimizle sentezi, syllogism olma hakkı bakımından Descartes’ın aksiyomundan ne eksik ne de fazladır. Bizzat Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’un syllogism olmadığını açıkça bildirdiği kısmı, Hotho’nun ‘Kartezyen Felsefe Üzerine Tez’inden (1826’da yayınlandı) alıyorum. Kısımlar: Respons. ad II Object.: De Methodo IV: Ep. I. 118. Birinci kısımdan konuyla daha ilgili sözleri alıntılıyorum. Descartes şöyle diyor: ‘Düşünen oluşlar olmamız “prima quaedam notio quae ex nullo syllogismo concluditur” ‘ (Hiçbir syllogismden çıkarılmamış öncül bir kavramdır); ve devam ediyor: ‘neque cum quis dicit; Ego cogito, ergo sum sive existo, existentiam ex cogitatione per syllogismum deducit.’ (Birisi düşünüyorum o halde varım ya da varolurum dediğinde de varoluşu düşünceden bir syllogism yoluyla çıkarmış olmaz.) Descartes syllogismin neyi gereksindiğini biliyordu, o yüzden şunu ekledi: düsturun syllogism çıkarımlarına uyması için ana önermeyi ona eklemeliyiz: ‘Illud omne quod cogitat, est sive existit.’ (Düşünen her şey vardır ya da varolur.) Elbette o bu ana önermenin kendisinin ilk düsturdan çıkarılması gerektiğini belirtir.

Descartes’ın dili, düşünen ‘Ben’in aynı zamanda olması gerektiğine dair düsturu, bu bağlantının bilincin basit algısında örtük halde verilmiş olduğunu söylemesi, – bu bağlantının mutlak başlangıç olması, ilke olması, her şeyden daha kesin ve belli olması, öyle ki hiçbir kuşkuculuğun bunu kabul etmeyecek kadar monstroz olamayacağı: – bütün bu dil o kadar canlı ve belirgindir ki Jacobi ve diğerlerinin bu dolaysız bağlantı hakkında çağdaş beyanları olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 127

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun da devamını başka bir sayfada çevireceğim.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi — G. W. F. Hegel

(2) Nihayetinde Kantçı sistem düşüncenin spontane öz-belirlenimi ilkesini ancak formel anlamda oturtmuştu. Düşüncenin bu öz-belirleniminde tarz ve ölçüye dair ayrıntılara Kant hiç girmedi. Bu noksanlığı ilk fark eden Fichte oldu; kategorileri çıkarma ihtiyacına dikkat çeken Fichte, sahiden böyle bir şeyi sağlamaya uğraştı. Fichte ile felsefî gelişimin başlangıç noktası ‘Ben’ olur: ve eylem neticelerinin kategoriler halinde gözükmesi beklenir. Ama aslında Fichte’de ‘Ben’ özgür ve spontane bir enerji halinde sunulmaz; ilk uyarımını dıştan gelen bir şok ya da impulstan alması beklenir. Bu şok karşısında ‘Ben’, varsayıma göre, reaksiyon verecektir, ve ilk kez kendi bilincine varması ancak bu reaksiyon yoluyla olacaktır. O esnada, impulsun tabiatı, kapsamımızı aşan bir yabancılık halinde kalır: ve ‘Ben’, hep başka bir şeyle karşılaşarak, bir koşul altına sokulur. Fichte, neticede, Kant’ın yaptığı çıkarımın ötesine hiç geçmemiştir: “Yalnızca sonluluk bilinebilir. Sonsuzluk düşünce kapsamını aşar.” Kant’ın kendi-başına-şey dediğine, Fichte dıştan gelen impuls der – ‘Ben’den başka bir şey soyutlamasıdır bu, genel anlamda olumsuz ya da Ben-değil diye adlandırmak haricinde tarif edilemez, tanımlanamaz. Böylece ‘Ben’in özü Ben-değil ile ilişkili sayılır, ‘Ben’in öz-belirlenim eylemi ilk başta Ben-değil yoluyla uyandırılmıştır. Ve bu tarza göre ‘Ben’ olsa olsa hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi olur, asla gerçek bir özgürlük kazanmaz, çünkü impuls kesildiği zaman onun eylemi olan ‘Ben’ de ortadan kalkacaktır. ‘Ben’in bu eylemiyle üretilen içerik ile tecrübenin sıradan içeriği arasında da öyle pek bir fark yoktur, bu içeriğin salt görünüş olduğunu belirten ek bir not haricinde.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Önceki sayfada bunun 1’inin çevirisi var.

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Şey

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz — G. W. F. Hegel

(1) Eleştirel felsefenin bir büyük olumsuz yararı oldu. Anlayıştaki kategorilerin kesinlikle sonlu kapsamda olduklarını, onların kapsamıyla sınırlanan bilişsel süreçlerin hakikate kesinlikle ulaşamayacaklarını kabul ettirdi. Ama Kant hakikatin sadece yarısını görebildi. Kategorilerin sonlu tabiatını salt öznel olmalarıyla, salt düşüncemizde geçerli olmalarıyla izah etti; kendinde-şey aşılmaz bir uçurumla bunlardan ayrılmıştı. Fakat aslında kategorilerin sonlu olması, öznel olduklarından değildir: onlar kendi tabiatları gereği sonludur, ve bu sonluluğu sergileme işi onların kendi üstlerine düşer. Ama Kant’a sorulursa düşündüklerimiz foldur [false] çünkü onları düşünen bizizdir. Bu sistemin bir kusuru da düşünceyi yalnızca tarihsel anlamda tarif etmesi, ve bilinçle ilgili faktörleri listelemekle yetinmesidir. Bu liste esas itibariyle isabetlidir [correct]: ama bu şeylerin böyle ampirikçe bağlanmasının lüzumuna [necessity] temas eden tek bir söz söylenmez. Bu gözlemler bilincin çeşitli aşamalarında yapılır ve özetleyici beyanda son bulur, ve aşina olduğumuz içeriğin hepsi bu beyanda bir görünüşten ibaret olur. Ve hakikaten sonlu düşüncelerin hepsi görünüşlerle ilgilendiğinden, en azından buraya kadarki çıkarımlar meşrudur. Ne ki bu ‘görünüş’ aşaması –görüngü dünyası– düşünceye terminus olmaz: başka ve daha yüksek bir bölge vardır. Ama Kantçı felsefe için o bölge erişilmez bir ‘başka dünya’ idi.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun 2’sini ayrı sayfada çevireceğim. O da Fichte’yle ilgili.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları

Işık Barış Fidaner

Yürümek temelde bir şahsın ileriye doğru gitmesini sağlayan bir beden hareketleri dizisidir. Yürüyüş çevrimi belli fazlardan oluşan periyodik bir yapıdadır; bu fazların her birisi kendi alt-fazı olan hareketlerin bileşimidir. Bu yapı ile hareketin her fazında uzuvların aldıkları izafî açı ve konumları sınırlandıran genel bir kısıtlama getirilir. Ne ki, yürüyen şahıs çevresiyle sürekli etkileşim içindedir ve yürüyüşünü buna uygun olarak ayarlar. Yürüyüşe çevreden gelen tesirler çeşitli girdi ve çıktı kanalları yoluyla gerçekleşen bir haberleşme gibi ele alınabilir.

2009’da Boğaziçi Üniversitesi’nde Can Yücesoy’un Biyomekanik dersi için İngilizce yazılmış rapor ve sunum.

İngilizce özet bilim sayfamda.

~~~

Ayrıca bkz.

Ayar yürüyüşü

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Ayaklarımla düşünürüm — Jacques Lacan

Elizabeth Roudinesco anlatmış:

Lacan Boston’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Roman Jakobson’la yine görüştü ve matematikçi, dilbilimci ve filozoflardan oluşan dinleyicilere bir konuşma yaptı, aralarında Willard Quine ve Noam Chomsky vardı… Lacan Chomsky’nin düşüncelere ilişkin sorusuna verdiği yanıtla herkesi şoke etti:

— Beynimizle düşündüğümüzü zannederiz; ben şahsen ayaklarımla düşünürüm. Katı şeylere gerçekten temas etmemin tek yolu budur. Gerçi ara sıra alnımla düşündüğüm de olur, bir şeye tosladığımda. Ama beyinde düşüncelerin esamesinin okunmadığını bilmeye yetecek kadar elektroensefalogram görmüşümdür.

Bunu duyan Chomsky bu hocanın deli olduğunu düşündü.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

bilgelik vs. bilgidik

Bkz “Sütur-Südur ve Yürümenin Evreleri”, “Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak”

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Evanston Uluslararası Yeniden Başlatma Eylemine Katılıyor — Kelley Elwood

Kelley Elwood — 11 Ocak 2017 — evanstonroundtable.com

Siyasî iklim değişirken eylemciliğe esin vermeyi amaçlayan tek günlük ortak eyleme dünya çapında evsahipliği yapacak 75 yerden birisi de Evanston olacak.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kağıt Kesiğinin Tedavisi

Üç Bölüm: (1) Kağıt Kesiğini Temizlemek (2) Kağıt Kesiğini Sarmak (3) Kağıt Kesiğini Ev Çözümleriyle İyileştirmek (wikihow.com).

Kağıt icat olulalı beri kağıt kesiklerinin küçük ama acılı etkisiyle uğraşmışızdır. Kesik çoğu zaman parmak ucunda olduğundan diğer sıyrıklardan daha acılı gelir. Ama bir şeyler yaparsanız kesik olduğunu bile kısa sürede unutursunuz.

Bölüm 1: Kağıt Kesiğini Temizlemek

kk1

1) Kesiği serin, temiz suyla durulayıp kir ve tozdan arındırın. [1] Serin su kesiğin acısını almaya yardım edebilir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri