Dolayısıyla, uzay ve zamanın idealliği doktrinimin bütün duyulabilir dünyayı salt yanılsama yaptığı düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, doktrinim bilişin en önemli bedenlerinden birinin —matematiğin a priori olarak açımladığı şeyin— esas nesnelerine başvuruyu güvenceye almanın ve onun salt yanılsama olarak alınmasını önlemenin tek yoludur, çünkü bu gözlem olmadığında uzay ve zaman önsezilerinin (ki deneyimden türetmesek de bunlar a priori temsillerimizin altında yatarlar) salt öz-üretim beyin hayaletleri (hiçbir nesnenin ona karşılık gelmediği, en azından yeterli ölçüde karşılık gelmediği hayaletler) olup olmadıklarını, dolayısıyla bizzat geometrinin bir salt yanılsama olup olmadığını ayırt etmek basbayağı imkansız olurdu. Öte yandan geometrinin duyulabilir dünyanın bütün nesnelerine göre tartışmasız geçerliliğini gösterebilmemiz, ancak geometrinin salt görünüş olması sayesindedir.
İkinci olarak, bu ilkelerimin duyusal temsilleri görünüşlere çevirdikleri için, deneyimin hakikatinin yerine duyusal temsilleri salt yanılsamaya dönüştürdükleri düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, ilkelerim metafiziğin aşkınsal yanılsamasından kaçınmanın tek yoludur, ki metafizik her zaman bu aldanma ile kendini sabun köpüklerini kovalamanın çocukça uğraşına kaptırmıştır. Çünkü görünüşler (ki sonuçta salt temsildirler) kendi içinde şeyler olarak alınmışlardır; ve buradan da aklın antinomisinin bütün o dikkat çekici mizansenleri çıkmıştır. Daha sonra bahsedeceğim bu antinomi tek bir gözlemle ortadan kaldırılabilir: görünüş, deneyimde kullanıldığı ölçüde hakikat doğurur, deneyimin sınırlarının ötesine geçerek aşkın olduğunda ise katıksız yanılsamadan başka hiçbir şey doğurmaz.
Immanuel Kant 1783 Gelecekte Kendini Bilim Olarak Sunabilecek Her Metafiziğe Prolegomena
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Okumaya devam et →
Filed under Çeviri, Bilim
Tagged as Immanuel Kant