Tag Archives: Immanuel Kant

İnsanın Pratik Olarak Belirlenmiş Amacına Bilgisel Yetilerinin Bilgece Uygun Oranına Dair — Immanuel Kant

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️
🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

Eğer insan doğası en yüksek iyiliğe ulaşmaya yöneltilmişse, o hâlde onun bilgisel yetilerinin ölçüsü, özellikle de bunların birbirleriyle ilişkisi, bu amaca uygun olarak kabul edilmelidir. Ne var ki, Salt Spekülatif Aklın Eleştirisi, aklın kendisine sunulan en önemli sorunları amaca uygun bir şekilde çözmede en büyük yetersizliğini kanıtlar. Gerçi akıl, kendi doğasının ihmal edilemeyecek işaretlerini ve belirlenmiş büyük hedefe yaklaşabilmek için atabileceği büyük adımları inkâr etmez; ancak yine de, yalnız başına ve hatta en geniş doğa bilgisiyle desteklense bile, bu hedefe hiçbir zaman tam olarak ulaşamaz. Öyleyse, doğa burada, amacımız doğrultusunda ihtiyaç duyduğumuz bir yetiyle bizi üvey evlât muamelesi yaparcasına kısıtlı bir şekilde donatmış gibi görünmektedir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Eviri

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz — G. W. F. Hegel

(1) Eleştirel felsefenin bir büyük olumsuz yararı oldu. Anlayıştaki kategorilerin kesinlikle sonlu kapsamda olduklarını, onların kapsamıyla sınırlanan bilişsel süreçlerin hakikate kesinlikle ulaşamayacaklarını kabul ettirdi. Ama Kant hakikatin sadece yarısını görebildi. Kategorilerin sonlu tabiatını salt öznel olmalarıyla, salt düşüncemizde geçerli olmalarıyla izah etti; kendinde-şey aşılmaz bir uçurumla bunlardan ayrılmıştı. Fakat aslında kategorilerin sonlu olması, öznel olduklarından değildir: onlar kendi tabiatları gereği sonludur, ve bu sonluluğu sergileme işi onların kendi üstlerine düşer. Ama Kant’a sorulursa düşündüklerimiz foldur [false] çünkü onları düşünen bizizdir. Bu sistemin bir kusuru da düşünceyi yalnızca tarihsel anlamda tarif etmesi, ve bilinçle ilgili faktörleri listelemekle yetinmesidir. Bu liste esas itibariyle isabetlidir [correct]: ama bu şeylerin böyle ampirikçe bağlanmasının lüzumuna [necessity] temas eden tek bir söz söylenmez. Bu gözlemler bilincin çeşitli aşamalarında yapılır ve özetleyici beyanda son bulur, ve aşina olduğumuz içeriğin hepsi bu beyanda bir görünüşten ibaret olur. Ve hakikaten sonlu düşüncelerin hepsi görünüşlerle ilgilendiğinden, en azından buraya kadarki çıkarımlar meşrudur. Ne ki bu ‘görünüş’ aşaması –görüngü dünyası– düşünceye terminus olmaz: başka ve daha yüksek bir bölge vardır. Ama Kantçı felsefe için o bölge erişilmez bir ‘başka dünya’ idi.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun 2’sini ayrı sayfada çevireceğim. O da Fichte’yle ilgili.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

aşkınsal yanılsama

Dolayısıyla, uzay ve zamanın idealliği doktrinimin bütün duyulabilir dünyayı salt yanılsama yaptığı düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, doktrinim bilişin en önemli bedenlerinden birinin —matematiğin a priori olarak açımladığı şeyin— esas nesnelerine başvuruyu güvenceye almanın ve onun salt yanılsama olarak alınmasını önlemenin tek yoludur, çünkü bu gözlem olmadığında uzay ve zaman önsezilerinin (ki deneyimden türetmesek de bunlar a priori temsillerimizin altında yatarlar) salt öz-üretim beyin hayaletleri (hiçbir nesnenin ona karşılık gelmediği, en azından yeterli ölçüde karşılık gelmediği hayaletler) olup olmadıklarını, dolayısıyla bizzat geometrinin bir salt yanılsama olup olmadığını ayırt etmek basbayağı imkansız olurdu. Öte yandan geometrinin duyulabilir dünyanın bütün nesnelerine göre tartışmasız geçerliliğini gösterebilmemiz, ancak geometrinin salt görünüş olması sayesindedir.

İkinci olarak, bu ilkelerimin duyusal temsilleri görünüşlere çevirdikleri için, deneyimin hakikatinin yerine duyusal temsilleri salt yanılsamaya dönüştürdükleri düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, ilkelerim metafiziğin aşkınsal yanılsamasından kaçınmanın tek yoludur, ki metafizik her zaman bu aldanma ile kendini sabun köpüklerini kovalamanın çocukça uğraşına kaptırmıştır. Çünkü görünüşler (ki sonuçta salt temsildirler) kendi içinde şeyler olarak alınmışlardır; ve buradan da aklın antinomisinin bütün o dikkat çekici mizansenleri çıkmıştır. Daha sonra bahsedeceğim bu antinomi tek bir gözlemle ortadan kaldırılabilir: görünüş, deneyimde kullanıldığı ölçüde hakikat doğurur, deneyimin sınırlarının ötesine geçerek aşkın olduğunda ise katıksız yanılsamadan başka hiçbir şey doğurmaz.

Immanuel Kant 1783 Gelecekte Kendini Bilim Olarak Sunabilecek Her Metafiziğe Prolegomena

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Bilim