Monthly Archives: Ocak 2017

Nerede? — Jean Piaget

(…) ve zihinde yerlenmiş olur, zira bu sonuca ulaşan (üçüncü aşama) çocuklar önce adın kafada ya da seste olduğunu söylerler. Demek ki “hiçbir yerde” o adın artık nesnede yerlenmediğini belirtmiş olur. Bu yine ilkel bir cevaptır ve buna ancak birinci aşamayı bir ölçüde sürdüren çocuklarda rastlanabilir.

ROC (6½, bir kız) bu ikinci aşamanın tipik bir örneğidir: “Şimdi söyle bana, güneşin adı nerede?”—Gökyüzünde.—Güneş gökyüzünde. Ama adı nerede?—Gökyüzünde. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

To prepare the revolution

The spark that starts the revolution. The forms of relations whereby the revolution can propagate. The people, the communities that can carry the revolution. The power and want to take and implement such an enormous decision, the manner, the attitude, the personality that it takes. To be able to bring such a personality to maturity, the blows undergone, the impasses fallen into, the turnings back, the givings up. The decisiveness. The ability and want to be decisive, to know and to assert this possibility. Not to be buried in fear, to recognize fear on sight, to be able to overcome fear.

To recognize each and every false hope and to abolish them, but not to take refuge in despair. The courage to confront the void that shall emerge in the peeling off of all of those false hopes. To hang on not to the world but to one’s spirit, to hang on to the spirit of one’s own and to the common “holy spirit”. To abandon the seeking for guarantees. To be liberated from the subordinating needs like confirmation, authorization, sanctification. The present world conditions subordinate us to the hegemony of this or that will in the short term, but our power to change ourselves, our power to change totally as a community, is also a power that abolishes this subordination and makes us independent in the long term. In fact, I don’t know whether terms like power or ability are appropriate. Can we see one’s will as an energy? In that case, what is a state, an attitude, a manner, a personality? When are the experiences permanent and when are they temporary? When is this permanence positive and when is it negative? It might not be proper to use Physics metaphors, so we may move to other scientific domains to borrow terminology, like probability.

The Turkish version was written by Işık Barış Fidaner on April 12th 2011.

The English version is a translation by Light Peace Treeman for #WritersResist on January 11th 2017

1 Yorum

Filed under Çeviri

En az o kadar küresel bir dalga — Albert Einstein

Şimdi hareketli sistemde ölçülen her ışık ışınının, eğer durağan sistemde de varsaydığımız gibi c hızıyla yayılıyorsa, bunun böyle olduğunu kanıtlamamız gerekiyor; çünkü ışık hızının sabitliği ilkesinin izafiyet ilkesiyle uyumlu olduğunun kanıtını daha henüz çıkarmış değiliz.

Koordinatların merkez [origin] noktalarının iki sistemde ortak olduğu t = τ = 0 anında, merkez noktadan küresel bir dalga neşredilsin, ve K sisteminde c hızıyla yayılsın. Eğer (x, y, z) bu dalganın henüz ulaştığı bir noktaysa, o zaman

x2+y2+z2=c2t2.

Dönüşüm denklemlerimiz sayesinde bu denklemi dönüştüren basit bir hesaplamayla şunu elde ederiz:

ξ2+η2+ζ2=c2τ2.

Söz konusu dalga o halde hareketli sistemde de en az o kadar küresel ve yayılma hızı c olan bir dalgadır. Bu da iki aslî ilkemizin birbiriyle uyumlu olduğunu gösterir. [*]

Hareketli Bedenlerin Elektrodinamiğine Dair, 30 Haziran 1905

[*] Lorentz dönüşüm denklemlerinin doğrudan doğruya x2+y2+z2=c2t2 ilişkisinin neticesinde ikinci ξ2+η2+ζ2=c2τ2 ilişkisinin gelmesi koşuluna göre çıkarılması daha basit olabilecektir.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz:

Einstein’ın Özel İzafiyetindeki Işık Küresi Paradoksu, Harry Hamlin Ricker

4 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

İlişki tersine çevrilmiştir — G. W. F. Hegel

Rasyonel dinbilimin ikinci sorunu Tanrı’nın varolduğunu kanıtlamaktı. Şimdi bu meselenin esasıyla ilgili belirtilmelidir ki, gösterim, [demonstration] anlayışın işe koştuğu anlamıyla, bir hakikatin diğerine dayanması anlamına gelir. Böyle kanıtlarda elimizde bir önkabul – sağlam bir şey vardır ve başka bir şey onu takip eder; varsayımsal bir noktadan yola çıkarak bir hakikatin neye dayandığını sergileriz. O halde bu gösterim şeklini Tanrı’nın varolmasına uygulamakla kastedilen şey, olsa olsa, Tanrı’nın oluşunun daha başka şartlara dayandığıdır, oluşuna zemin teşkil eden daha başka şartlara dayandığıdır. Bunun bir hataya yol açacağı hemen anlaşılır: çünkü Tanrı her şeyin tek zemini olmalıdır, demek ki kendinden başka hiçbir şeye dayanmamalıdır. Ve bu tehlikenin algılanması çağdaş zamanlarda kimilerini “Tanrı’nın varolduğu kanıtlanamaz; doğrudan sezgilerle anlaşılması gerekir” demeye itmiştir. Ne ki, gösterim, aklın verdiği anlamıyla, hatta doğru sağduyuların bile verdiği anlamıyla, anlayışın ona verdiği anlamdan çok daha farklıdır. Aklın yaptığı gösterim kuşkusuz Tanrı olmayan bir şeyden başlar. Ama ilerlediği zaman, başladığı noktayı izahsız bir olgu halinde öylece bırakmaz. Aksine, o noktanın türetilmiş ve oldurulmuş olduğu sergilenir, ve böylece birincil olan şeyin, doğrudan kendini sürdüren şeyin Tanrı olduğu görülür, türetilmenin şekli onda sarılmış ve soğurulmuş olur. “Tabiata bakın, Tabiat sizi Tanrı’ya götürecektir; mutlak son sebebi bulacaksınız” diyenler, Tanrı’nın türetilmiş bir şey olduğunu söylemezler: Bir başka şeyden gelip Tanrı’ya biz kendimiz yöneliriz derler; ve böylece Tanrı’nın, netice gibi gelse de, ilk adımın mutlak zemini olduğunu söylerler. İki şeyin ilişkisi tersine çevrilmiştir; netice gibi gelen şeyin öncül olduğu gösterilerek, başlangıçtaki öncül, bir netice haline indirgenmiş olur. Dahası, akıl, yaptığı gösterimlerde her zaman bu yolu izler.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 74

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

~~~ Gösterim ~~~

Anlayış: Bir hakikatin diğerine dayanması: p(X|ϴ)

Akıl: Başlangıçtaki öncülün bir netice haline indirgenmesi: p(ϴ|X)

5 Yorum

Filed under Çeviri

Kategoriler — G. W. F. Hegel

Kategorilerin kendi başlarına alındıklarında boş oldukları iddiasını haklı bulmak, her halükârda sahip oldukları özel damga ve önem ile taşıdıkları içerik görüldüğünde, pek zordur. Elbette kategorilerde taşınan içerik duyularla algılanamaz, ne zamanda ne de mekândadır: ama bu ona kusurdan çok kıymet verir. Böyle içeriklerin izlenimler halinde sıradan düşünüşümüze yaptıkları etki gözlenebilir. Bir kitap ya da konuşmada mesela bol bol içerik olduğunun, içerikle dolu olduğunun söylenmesi, oradan çıkabilen düşünce ve genel sonuçların çokluğuyla orantılıdır: fakat buna karşılık, herhangi bir kitabın, mesela bir romanın, çok fazla tekil hadise, durum, olay, vb. içeriyor diye dolu dolu olduğunu asla söylememeliyiz. Demek ki halkımız bile bir eserin maddeye gebe olmasının duyu olgularından fazlasıyla sağlandığının farkındadır. O halde bu ek gereksinim düşünceler değil de nedir, ilk başta da kategoriler değil de nedir? Gerçi eklemek gerekir ki kategorilerin kendi başlarına boş oldukları iddiası tamamen haksız değildir, şayet bununla kastedilen, onların ve katıldıkları mantıksal Fikir’in felsefenin tamamını oluşturmadığı ise: bunların mutlaka ilerleyerek gerçek konular olan Tabiat ve Akıl’a ulaşacakları ise. Yeter ki bu ilerleme yanlış anlaşılmasın. Mantıksal Fikir yabancı kalmış olduğu bir içeriği elde ediyor değildir: kendi yerli eylemi onu Tabiat ve Akıl halinde geliştirir ve özelleştirir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 91

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

5 Yorum

Filed under Çeviri

İki tür ışık — Abdu’l-Bahá

sun_stars_space_light-1024x629

Güneş, Güneş Sistemi.

Abdu’l-Bahá — 5 Kasım 1912 — reference.bahai.org

Bugün hava kasvetli ve sıkıcı! Doğu’da hep gün ışığı vardır, yıldızlar hiç örtülmez ve çok az bulut vardır. Işık her zaman Doğu’dan yükselir ve ışınlarını Batı’ya gönderir.

İki tür ışık vardır. Güneşin gözüken ışığı vardır, onun yardımıyla etrafımızdaki dünyadaki hoşlukları ayırt ederiz – o olmasaydı hiçbir şeyi göremezdik.

Yine de, bu ışığın işlevi bize cisimleri gözüktürmek olsa da, o bize onları görme ya da taşıyabilecekleri çeşitli güzellikleri anlama gücünü veremez, çünkü bu ışıkta zekâ yoktur, bilinç yoktur. Bize bilgi ve anlayış veren ışık, zekânın ışığıdır, bu ışık olmasa fizikî gözler hiçbir işe yaramazdı.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Boston Raporu

boston-raporu-kapakNisan-Aralık 2016 Boston postdoc çalışması boyunca edindiğim izlenimleri derlediğim bu rapor, akademik işleyişi ele alan bilimsel bir deneyin sonuçlarını bildirir.

GÜNCELLEME:
Gizlilik kararı sona ermiştir.

(sonrası: B yüzü)

(55 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

Yayın ve Gizlilik Notu

i. Sunuş

ii. Sunuşa Devam

iii. Feragat

iv. Gözlük ve Şemsiye

1. Beşinci Ayda Gelen Absürt İmpuls

2. “Size Göre Delil Olabilir, Bana Göre Lüzumsuzdur”

3. On Ekim Anması, Kutlama, Genel Af

4. Yangın Alarmı: Tehlikeli İletişim Atmosferi Altında Bilgilenme Sorunsalı

5. Niyet Edilen Yazıyı Çıkarma Yönetmeliği

6. Tüm Tarihi Kaynaştırma ve Telkin Mefhumu

7. Görsel Bilgilendirmeyici Bildirim Hizmeti

8. Dizüstü Makinemin Ölümü ve Beliren Diğer Alametler

9. “Onaylandığı Takdirde Şema Değişmiş Olacaktır”

10. İklim Değişiminin Sorumlusu

11. Faktör Mevcut Değilmiş

12. Mutfaktaki Kavanozların Vesikalı Meşguliyetleri

13. Olan Olay, Olmayan Olay, Hangi Olay?

14. Simülasyon İşi Monstrasyon İşine Dönüşür

Diğer kitaplar

21 Yorum

Filed under Bilim, Deneyim, Kitap

Sözler Eylemde: Yazarlar Direnişte Chicago — May Huang

tmp_10735-69c7068551da5262ea7d0bafb4be3a7d-1825942743

Yazarlar Direnişte Chicago’nun ilk kamusal okuması West Loop’taki Open Books’ta 15 Ocak Pazar öğleyin düzenlenecek. Fotoğraf: Stephanie Lulay

May Huang — 10 Ocak 2017 — chicagomaroon.com

Edebî işlerin –hayal kırıklığı, kutlamalar ve değişim getiren– siyasete karşılık vermesi şaşırtıcı değil. Geçtiğimiz Kasım ayında The Atlantic “Neden Trump Seçildikten Sonra Şiirler Virüs Gibi Yayıldı” diye bir yazı yayınladı. Aynı vakitlerde, VIDA: Edebî Sanatlarda Kadınlar’ın eş-kurucusu şair Erin Belieu bir dizi e-posta gönderdi ve Facebook’a bir durum mesajı yazdı – bu mesaj zamanla Yazarlar Direnişte’ye evrilecekti.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Yazarlar Direnişte: Başlatma öncesi protestolara yüzlerce kişi katılacak — John McMurtrie

tmp_8327-920x1240-1825942743.jpg

15 Ocak’ta Yazarlar Direnişte eylemlerine katılacak kimi yazarlar, sol üstten itibaren, Alexander Chee, Michael Cunningham, Rita Dove, Jeffrey Eugenides, Masha Gessen, Mary Karr, Colum McCann, Rick Moody, Beth Nguyen, Robert Pinsky, Francine Prose, Andrew Solomon, Art Spiegelman, Cheryl Strayed ve Jacqueline Woodson.

John McMurtrie — 5 Ocak 2017 — sfchronicle.com

20 Ocak’ta Donald Trump’ın işe başlamasını geniş kitlelerin protesto etmesi bekleniyor ama başka birçokları o kadar uzun beklemeyecek.

15 Ocak’ta – Martin Luther King Jr.’ın doğum gününde – yüzlerce yazar ve sanatçı ülke çapında ve yurtdışında 50’den fazla eylemde kendi sözleriyle demokrasiyi “yeniden başlatmak” için bir araya gelecekler.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Charlie Chaplin Nasıl Çuvalladı

tmp_455-chaplin-contest-1825942743

10 Ağustos 1920, The Straits Times [Zor Zamanlar], Singapur:

Anglo-Sakson kulübünde bir akşam yemeği veren evsahibi Bay Desborough’un anlattığı hikaye uzun ömürlü oldu. Bayan Desborough’a anlatan Mary Pickford hanımdan geliyor, “Charlie Chaplin bir gün Birleşik Eyaletler’deki bir panayırdaymış, ve oradaki en çekici programlardan birisi Charlie Chaplin’in yürüyüşünü en iyi kim taklit edecek diye bir müsabakaymış. Gerçek Charlie Chaplin kazanma şansı olabileceğini düşünerek programa katılmış, sevilen bıyığı ve botları eksikmiş. Feci halde çuvallamış ve yirminci olmuş.”

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri