Monthly Archives: Haziran 2020

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı — Dany Nobus

11’inci seminerde Lacan psikanalizdeki aktarımı sujet suppose savoir işlevinin yerleştirilmesine dayandırdı, yani ‘bildiği varsayılan özne’ye, belki daha iyi bir ifadeyle, ‘varsayılan bilme öznesi’ne dayandırdı. Lacan şöyle dedi: ‘Ne zaman ki bu işlev özneye göre bir bireyde bedenlenir … o zaman aktarım kurulur’. Buna göre, kendi bilmezliğinden yola çıkan nevrotik hastanın analiste gelmesi, onu varsayılan bilme öznesi olarak sorgulamak içindir, bu da aktarımın başladığına işaret eder. Psikotik hastaların ise analiste –ya da başka herhangi birine– varsayılan bilme öznesi işlevi yüklemek için hiçbir nedeni yoktur, çünkü onlar zaten bilinecek tüm bilgiye sahiptirler (bu bilgi onları ele geçirmiştir). Nevrotikler kendilerinde eksik olan bilgiye hakim olan birini bulmak ve ondaki bilgiyi sınamak için herşeyi göze alırken, psikotikler zaten bildikleri şeylerden başka keşfedilecek hiçbirşey olmadığında inat ederler. Bir analisti muhatap aldıkları zaman, onun bilme öznesi olduğunu varsaymazlar, daha ziyade onların deneyimlerini anlayıp geçerleyecek birisi olduğunu varsayarlar. Kısacası, ‘zulmün tanığı’ olacak birini bulmaya çalışırlar.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

Özgür insanlar delilerdir — Jacques Lacan

Özgür insanlar, sahiden özgür insanlar, delilerdir. Onlarda küçük a nesnesi talebi yoktur, o kendi nesnesini elinde tutar, o onun duyduğu seslerdir mesela. […] Deli, a nesnesiyle Öteki’nin mahalline tutunmaz, a nesnesini kendi kullanımında tutar. Deli sahiden özgür bir varlıktır. Deli, bu anlamda, bu gerçekdışılıktır, bu absürt şeydir, absürt… dahası absürt olan herşey gibi muhteşemdir. Filozofların tanrısına “causa sui” denirdi, yani kendi kendisinin sebebi; diyebiliriz ki deli kendi sebebini cebinde taşıyordur ve bu yüzden o delidir.

Jacques Lacan 1967 “Sainte-Anne psikiyatristleri için kısa konuşma”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. “Hatırlamak & Unutmak” Russell Grigg

2 Yorum

Filed under Çeviri

Bastırma ve defterden silme — Jacques Lacan

Özne deneyimlemiş olduğu bir şeyin kendi simgesel dünyasına erişimini reddedebilir, bu şey iğdiş tehdidinden başka bir şey değildir. Öznenin bu olayı izleyen gelişiminin tamamı bu şey hakkında hiçbirşey bilmek istemediğini gösterir, Freud buna “bastırılmış” (Verdrängt, repressed) adını verir.

Bastırma etkisi altına giren şey geri döner, zira bastırma ve bastırılanın geri dönüşü aynı madalyonun iki yüzüdür. Bastırılan şey her zaman oradadır, semptomlar ve bir dizi başka fenomen yoluyla kusursuzca ifade edilir. Buna karşılık, defterden silme (Verwerfung, foreclosure) etkisi altına giren şeyin yazgısı bambaşkadır…

Defterden silinerek simgesel düzenden dışlanan [dışarılan] şey, gerçek’te yeniden belirir.

Jacques Lacan 1955-56 Psikozlar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

12 Yorum

Filed under Çeviri

Bu o değil — çeviri derlemesi

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Bu o değil) okunabilir.

İçindekiler

— Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil (Dany Nobus)

— İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası (Slavoj Žižek)

— Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade) (Jennifer Friedlander)

— Cinsiyet farkının mantığı üzerine (Slavoj Žižek)

— Magdalen Berns, Kadınlar Arasında Bir Kahraman (Madeleine Kearns)

— Biyolojik Cinsiyet Var mı Diyen Twitter Kullanıcısı Adama Açık Mektup (Jonah Mix)

— Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur (Slavoj Žižek)

— Freud’un “penis haseti”ne feminist yaklaşım (Mari Ruti)

— Fuhuşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” (Ingeborg Kraus)

— Judith Butler üzerine: Bunun fallusla ne ilgisi var? (Caroline Criado-Perez)

— Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi (Joan Copjec)

— Dünya yok (Battlestar Galactica)

— Kadın tamamsızdır (Jacques Lacan)

— Kadın olmak hiçbirşey olmaktır (Alenka Zupančič)

Diğer kitaplar

不: değil

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Kitap

Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil — Dany Nobus

Öteki’ni entegre ettikleri ölçüde, bireyin partnerleri de (ebeveynleri, akranları, sevgilileri, meslektaşları) arzu ve keyfiyet dinamiklerine göre işlev göstereceklerdir. O yüzden nevrotikler yalnızca kendilerinin neler arzuladıkları üzerine düşlemler kurmakla kalmazlar, aynı zamanda hem başka insanların –Öteki sıfatıyla– neler arzuladıkları üzerine, hem de kendilerini nasıl başkaları için arzulanır ve sevilir nesneler haline getirecekleri üzerine düşlemler kurarlar. 1950’lerin sonunda objet a‘yı kavramlaştırması öncesindeki Lacan’a göre annesini tatmin etmek isteyen bir çocuk, onun kaybettiğini düşündüğü imgesel fallus (ϕ) ile özdeşim kuracaktır; bunun gibi, çocuğunu yeni bir keyfiyet kaynağı olarak kullanan bir anne, ona imgesel fallus olarak yaklaşacaktır. Sonradan savunduğu görüşe göre ise, insanlar ancak Öteki’nin arzu nesneleri (objet a‘ları) ile, düşlem kurarak ve Öteki’ni tatmin etmeye çalışarak, ilişki kurabilirler. Objet a‘lar insanların özdeşim kurduğu nesneler değildir, onların başkalarıyla ilişki içine girerek hem kendilerini hem de partnerlerini tatmin etmeye kalkışmalarını sağlayan mübadele nesneleridir. Ama objet a‘lar kayıp keyfiyetin yerini dolduramadığı için bu tatmin olma isteklerinin hiçbiri gerçekleşmeyecektir. Lacan’a göre her nevrotik aşk-sevgi ilişkisinin bilinçdışı hakikatini şu formül verir: “Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil”. Çünkü sevenin sunduğu nesne sevilenin kayıp keyfiyetini geri getirmeyi beceremez.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Bkz “Mektubaşka: Teklifimi benden esirgemeni rica ediyorum” Jacques Lacan, “Merkezi Boşluk Etrafında Arzunun Kesişimsel Alanı”, “Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil”, “Patolojik Narkissos Çağımızın Toplumsal Mecburi Öznellik Tipidir” Slavoj Žižek, “Tam da ‘bu o değil’ midir mülhem?”

4 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsel fark ve özyineleme — Işık Barış Fidaner

(Cinsel Fark ve Özyineleme: Lacan’dan Algoritmalara Bir Yolculuk)

Lacan’ın cinsiyetlenme formüllerini Žižekçiler iyi bilir. Žižek sık sık evrenselliğe zemin olan istisnaya ve bunun işlemediği tamamsız (non-All) mantığa atıf yapar. Ama bence yine de bu formüller epey muammalı kalır. Gelin bu muammayı bilgisayar bilimi yoluyla çözelim.

Bir imleyen özneyi bir başka imleyen için temsil eder. Aslında, eşsiz bir imleyen (Esas-İmleyen ya da S1) imleyenlerin geri kalanı (S2) için özneyi temsil eder. S1‘in yaptığı bu temsil, bir netice noktasıdır, kendisini önceleyen imleyenler zincirini geriye dönük olarak belirler.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Mantıksal gerektirmenin cinsiyeti — Işık Barış Fidaner

(Mantıksal Gerektirmenin Cinsiyeti: İmleyenlerden Öznelere)

Lacan’ın cinsiyetlenme formüllerinde eril taraf ile dişil tarafın ikisinde de ikişer (çelişkili) önerme bulunur; bu önermeler iki taraf arasında sahilik-değeri bakımından eşdeğerdir [1]: Eril “x’lerin tamamı f(x)’tir” dişil “f(x) olmayan hiçbir x yoktur” ile eşdeğerdir; eril “f(x) olmayan bir x vardır” dişil “x’lerin tamamı f(x) değildir” ile eşdeğerdir. Žižek’e göre bu, cinsiyetler arasındaki kayıtsızlığı gösterir:

“cinsel ilişki yoktur” sol (eril) ve sağ (dişil) taraf arasında hiçbir doğrudan ilişki olmadığı anlamına gelir, karşıtlık veya çelişki ilişkisi bile yoktur; iki taraf, yan yana konduğunda, eşdeğerdir, yani sadece kayıtsız bir ilişkisizlik içinde bir arada bulunurlar. (Hiçten Az)

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi — Joan Copjec

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Benim derdim bu: Cinsiyeti kuramlaştırırken bir tür “saf aklın ötanazisi”ne düştüğümüze dair büyüyen bir his [1]. Bu son tabiri Kant’tan aldım; aklın antinomilerine (aklın kendi kendisiyle olan iç çatışmalarına) verilebilecek iki mümkün yanıttan birine Kant bu adı vermişti. Akıl, Kant’a göre, kozmolojik fikirlere kendisini uygulamak istediğinde, yani tecrübemizin nesneleri olamayacak şeylere kendisini uygulamak istediğinde, ister istemez çelişkiye düşer. Bu çelişkilerin çözülmez görünmesi karşısında, akıl ya kendi dogmatik varsayımlarına daha sıkıca tutunur, ya da çaresiz bir şüpheciliğe gark olur, ki Kant tutkulu horgörüsünü bu ikinci seçeneğe ayırmıştır. Bana göre cinsiyet üzerine düşünme girişimi de aklı kendi kendisiyle çatışmaya düşürür, ve ben bu çatışma sonucunda karşılaştığımız alternatiflere karşıyım, özellikle de ikincisine, çünkü şu anda dikkatimizi üzerinde toplayan alternatif –en azından eleştirel çevrelerde– budur.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Soyut Fallus Fetişinin Ötesi — Işık Barış Fidaner

Verhaeghe, Normal Olmak ve Diğer Bozukluklar Üzerine kitabında Ödipal gelişim hikayesini “birinci Öteki” (O1) ve “ikinci Öteki” (O2) rolleri üzerinden anlatır, geleneksel olarak bu iki rolü sırasıyla anne ve baba oynar. Verhaeghe’nin hikayesinde O1 çocuğun bedenlenmesine yardım eder, O2 çocuğun yetkilenmesine yardım eder. Şimdi gelin bu gelişim hikayesini kronolojik sıra içinde inceleyelim.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Postmodern Yabancılaşma Modeli Lacan’ın Kapitalist Söylemini Yeniden Keşfeder & Şifresini Çözer — Işık Barış Fidaner

2012’de kapitalist süreci temsil etmek için bir model geliştirdim. Anadilim olan Türkçe’de ifade edilmişti. Alternatif Bilişim Derneği’nin 2013’te İstanbul’da gerçekleştirdiği 1’inci Yeni Medya Kongresi’nde bu modeli sunmuştum. Adı “Postmodern Yabancılaşma Modeli”dir. Bu linkten okuyabilirsiniz.

Yıllar sonra bu modelin Lacan’ın dört söylemi ile yapısal benzerliklerini fark ettim ve bu iki terminoloji arasındaki eşleşmeyi Žižekçi Analiz blogunda yayınlanan yazılarımdan birinde ifade ettim: “Simgesel Düzen Nelerden Oluşur?” Aslında terimleri çevirdiğinizde postmodern yabancılaşma modelinin Lacan’ın kapitalist söylem dediği şeyin yeniden keşfi olduğu anlaşılıyor.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey