Mücadele Umuttur veya Çırpınmak Avuntudur — Işık Barış Fidaner

AdsızBaşlıktaki iki sloganın çelişkisi iki tavrı ayrıştırır [1]:

1) Bir mücadele eğer çırpınma olabileceğini inkar ediyorsa, aslında çırpınmadan ibaret olduğunu ispatlamış olur. Bu eril tavırdır, şöyle der: Haklıyız, doğru bir mücadele veriyoruz, o halde herkes bize hak vermeli ve kazanmalıyız.

2) Bir mücadele eğer çırpınma olabileceğini kabulleniyorsa, çırpınma olmayabileceğine delalet etmiş olur. Bu dişil tavırdır, şöyle der: Sahiden mücadele veriyorsak bu işin hakkını vermeliyiz, ancak bu yolla hakkımızı alabiliriz.

Bu iki tavır aynı politik yapı içinde su ve zeytinyağı gibi iki katman oluşturur. Mücadelenin çırpınma olması ihtimalini kabullenen dişil sahilik ağırlaştığı için su gibi dibe çöker, politik yapının daha altında ve daha içlerinde kendine yer bulabilir. Mücadelenin çırpınma olması ihtimalini inkar eden eril doğruluk ise hafifleyerek zeytinyağı gibi üste çıkar, politik yapının daha üstünde ve daha çeperinde kendine yer bulabilir [2].

Eril doğruluk çırpındığını inkar ettikçe tam anlamıyla bir çırpınış timsaline dönüşür; yani boşuna olur, taslama olur. Ama bunun ancak belli belirsiz farkına varabilir çünkü sahilik ufkunu hayallerini yansıttığı bir perdeyle örtmüştür. Mücadelesinin umudu ve çırpınışının avuntusu, perdeye yansıyan hayaller ve perdenin ürettiği simgedir.

Eril doğruluk umudunu hayallere bağlar ve simgede avuntu bulur, oysa gerçekte hayalleri avuntudan ibarettir ve asıl umudu simgededir. Bu ters algı nedeniyle eril doğruluk simgeyi dolgulayan hayallerini atmaya kıyamaz ve dişil sahiliğin gelip o hayalleri simgeden boşaltmasına gerek duyar.

Eril doğruluktan dişil sahiliğe geçildiğinde boşunalıktan boşluğa geçilmiştir. Eril taslamanın kendisi boşunadır: Mücadelesini çırpınıştan ayrı tutmak için sürekli çırpınır ve umudunu avuntudan ayrı tutmakla kendisini avutur. Ama eril taslamanın ürettiği simge boştur: Mücadeleyi çırpınıştan, umudu avuntudan ayırmaz.

Dişil sahilik simgeyi dolgulayan hayalleri boşaltan hamleyi yaparak hem mücadelenin çırpınış olabileceğini kabullenir hem de mücadelenin çırpınış olmayabileceğine delalet eder. Dişil tavır eril tavırdan daha sahi ve daha ağırdır, çünkü onun boşunalığı inkar etme lüksü yoktur.

Hak vermek ile hakkını vermek arasındaki fark buradadır. Hak vermek perdeye yansıyan hayallere hak vermektir. Hakkını vermekse boş perdenin kendisine hakkını vermektir. Hayaller boşaltıldığı zaman perde simgesel bağlam içinde konumlanır ve sahilik ufkuna dönüşür.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Doğru Haklı Olandır, Sahi Hakkını Verendir”, “İspat erildir, delil dişildir”

[2] Eşbaşkanlık sistemi bu diyalektiği kurumlaştırma denemesidir. Bkz “Öncül Başka’nın sahiliğinden Öncü Başkan’ın doğruluğuna”

İmge kaynağı.

deriz hop!

7 Yorum

Filed under Şey