Tanıl Bora “günün sonunda” tabirinin yaygınlaşması üzerine bir yazı yazdı [1]. Aynı konuyu dört kavramlı bir diyalektik üzerinden ele alalım:
1) Günün sonu: evening = evening out
2) Güne ara vermek: uneven, odd
3) Gecenin sonu: morning = mourning
4) Geceye ara vermek: unmourned, remorse
“Günün sonu”, akşam, evening = evening out, günlük hesabı denkleştirip zihin rahatlığıyla dışarıya çıkıp boş vakit geçirebilmek anlamındaysa eğer, kapitalizmi tanımlayan gerçeklik bu değildir, aksine sermayenin çalıştırdığı insanlara gösterdiği hayaldir bu, eşeğin önünde sallanan havuçtur.
Herkes (hem esnaf hem işçiler hem işsizler hem öğrenciler) “günün sonunda” hesabı kapatıp kafasının rahat etmesini hayal eder ama kapitalist sermayenin büyümek için başvurduğu taktikler (özellikle borçlandırma ve güvencesizleşme) bunun gerçekleşmesine müsaade etmez. Kapitalizm insanların sadece “güne ara vermesine” müsaade eder: İnsanlar işleri yetiştiremez, bugünkü eksiklik yarına sarkar, bugünün işi yarına kalır, insanlar bir türlü düze çıkamaz, engebeli (uneven) ve tuhaf (odd) bir arazide ilerlemeye çabalarlar; yetiştirememek aynı zamanda yetişkin sayılamamaktır (infantilization), “gerçek hayat”ın hem giderek içinin boşalması (“katı olan herşeyin buharlaşması”) hem de durmadan ertelenmesidir. Bu da bizi gecenin oynadığı kritik role getiriyor.
Bugünkü eksikliğin yarına sarkması, geceleyin rahat bir uyku çekememek demektir. Gün bitirilemeyince geceyi de bitirmek zorlaşır: Üst üste yaşanan kayıplar insanları melankolik bir kabusa (tıbbi adıyla: depresyona) sürükler. Kişi günün sonuna ulaşabilseydi, gecenin de sonuna ulaşabilirdi, ama güne ancak ara verilebildiği sürece geceye de ancak ara verilebilir, sabahleyin alarm sesiyle uyanmak budur: Alarm sesi sizi ikiye böler, bir yanınız iş ve görev bilinciyle uyanmıştır ama öbür yanınız uyumaya devam etmektedir. Ertesi gece devam etmek üzere melankolik kabuslara geçici bir mola verilmiştir.
Oysa gece bitirilebilseydi, dünkü kayıpların yası tutulabilseydi, melankoli ve depresyon aşılabilseydi, tam anlamıyla Sabah yani Seher olabilecekti: morning = mourning olacaktı ve tam anlamıyla Güneş doğabilecekti. Gereken yas tutulamayınca kayıplar ortada kalır (unmourned), tabiri caizse öznenin kanı yerde kalır, özneden kopardığı katma değer sermayenin yanına kâr kalır, hesabı sorulamamış olur, bu da öznenin pişmanlığıdır (remorse). Yas tutmak katartik etki bakımından intikam almaya benzer: Yas tutmak belki de felekten intikam almaktır [2].
Bu iki kategoriyi adlandıralım: Gününü ve gecesini bitirebilenlere Rahatlar diyelim, gününe ve gecesine ancak ara verebilenlere ise Rahatsızlar diyelim. Bu karşıtlaşma büyük bir tehlike yaratır: Kapitalist sistemin bütün simgesel borçları Rahatsızların üzerine yıktığı düşüncesiyle Rahatlar onları sömüren “egemen sınıf” gibi algılanabilir ve Rahatsızlar birleşip Rahatlardan intikam almaya kalkışabilirler.
Fakat rahatsızlık somut olarak analiz edilmediği sürece hakkıyla intikam alınması mümkün olmaz. Salt soyut bir zıtlaşma üzerinden “Benim Rahatsız olmam pahasına sen Rahatsın!” (veya “Benim kimliğim senin kimliğinden daha çok eziliyor!”) düşüncesi ile düzenlenen bir intikam eylemi ister istemez orantısız ve adaletsiz olacaktır. Niyetlediği hedefe ulaşması mümkün olmayan, kargaşa ve şiddet sarmalına yol açarak pişmanlıkları çoğaltıp derinleştiren bu tip eylemlere “intikam” (revenge) yerine “ters tepme” (backlash) adını vermek daha isabetli olacaktır [3].
Rahatsızlar kendi üzerlerine binen borcu ayrımsızca başkalarına (rahat olanlara) yansıttığı sürece Rahatsızlık virüs gibi yayılacaktır. Rahatsızlığın asıl çözümü Rahatsızların birleşip Rahatları alt etmesi değildir. Aksine çözüm yolu felekten intikam almalarıdır, yani rahatsızlığın somut içeriğinin analiz edilmesidir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Günün Sonunda” Tanıl Bora
[2] Bkz “Filozof ve Sefeci, Feleğin Silsillesi: Yerindelik → Yerin Delik”
[3] Bkz “Just Revenge Against The Superego”
— Aşabildin mi o üretim tarzını?
— Hangi üretim tarzını?






























Geri bildirim: Yerçek — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: René Girard: Simetrik Kırma ve Simetriyi Kırma — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Masallarda iyi-zafiyetle beliren sevinç (eucatastrophe) — J. R. R. Tolkien | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: René Girard: Symmetric Breaking and Symmetry-Breaking — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Zhuangzi düşünde kelebekken kimseye hitap etmez — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Geçit Töreni — Magazine | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Habbe kubbenin huzmesini hazneye getirir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Herr Dawn yiter ~ Bill Withers | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Gaz Odasında Nöbet Değişimi — Roger Hallam | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Of Course You’re Comfortable! Accusatory Delusion Is a Punctuation Blockage – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Rahatsın Tabi! İthamcı Kuruntu Noktalama Blokajıdır | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER