🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫
Proletaryadan prekaryaya geçiş yürürlükten kalkan bir toplumsal yasanın yerine bir başkasının geçişi ile açıklanamaz çünkü prekerleşme toplumsal yasaların dayandığı mantığın bozunma sürecidir. Prekerleşmeyle aşınan ve kaybedilen öğe herkestir. Ama kaybedilen belli bir herkes değil, herkes olma işlevidir, matematikte “∀” ile simgelenen tümel niceleyicidir [1].
Proletarya “herkes” olabiliyordu çünkü patronun tekliği altında ve ona karşı birleşen bir çokluktu. Bu çelişkinin iki tarafı da erildir: Patronun tekliği de erildir, ona karşı birleşen işçilerin çokluğu da erildir. Bu diyalektik kendini yineleyerek sendika, parti, meclis, hükümet gibi farklı alanlara yayılabilir.
Örgütlenme “herkes yasaya tabidir” diyen kurallı çokluğa dayanır ama bunun öbür yüzünde mutlaka “muaf biri var” diyen kuraldışı teklik bulunur. Bu muaf kişi dost da olabilir, düşman da olabilir, geçişken de olabilir. O bazen herkesi örgütleyip kendine bağlayan kişidir, bazen herkesi yabancılaştırıp karşısına alan kişidir, bazense herkesi şaşkınlığa uğratıp harekete geçiren kişidir. Her halükarda “herkesi örgütleme” imkanı bu istisnai muafiyet konumunun muhafaza edilmesine bağlıdır.
Prekerleştirici strateji ise (1) tekil istisnai muafiyet konumunu etkisiz hale getirir ve (2) ona nispetle “herkes”in oluşmasını imkansız kılar. Teklik çokluğun kaldıracıdır, teklik düştüğü zaman çokluk desteksiz kalır, serbest kalır, başıboş kalır. Dikkat: Bu tekil nokta çok farklı işlevler üstlenebilir, ister sevgiyi ister nefreti ister şaşkınlığı odaklasın, orası “herkes”i kuran nispet noktasıdır. Arşimet’in ünlü sözünü hatırlayalım: “Bana bir kaldıraç verin, dünyayı yerinden oynatayım!”
“Herkes”in tutunduğu kaldıraç düştüğü zaman “herkes” ortadan kalkar. Bu bir cinsiyet geçişidir:
1) Örgütlenme erildir çünkü toplumun kaldıracı fallustur [2].
2) Kaldıraçsız kalmak iğdiş edilmektir.
3) Prekarya dişildir çünkü iğdiş edilmiş proletaryadır.
Bu noktada feminizmin özellikle neoliberalizme eklemlenen versiyonlarının toplumu dağıtıcı bir etki yaptığını belirtmeden geçemeyiz. Öte yandan eril toplumsal örgütlenmenin kimlik taslayıcı niteliği de inkar edilemez.
Toplumu dağıtmak için kaldıraçları fiilen yok etmek gerekmez, insanları kaldıraçlara kayıtsız kılmak yeterlidir. Dişil mantık “herkes yasaya tabidir” demez, onun yerine “kimse yasadan muaf değil” der. Ama bir yasa ancak onun dışına adım atarak tanımlanabilir. Eğer kimse tabi olduğu yasanın dışına çıkamıyorsa o yasanın ne olduğu bilinemez, anlaşılamaz, çözülemez, bir muamma olarak ortada kalır; böyle bir yasa dişildir, tamamsızdır, orada “herkes” tanımsızdır.
Neoliberalizmin (veya güncel haliyle neofeodalizmin) en büyük marifeti, bu dişil tamamsızlık muamması ile uğraşmayı (“cinsel özgürleşme” talebinden itibaren) “keyifli bir yaşam tarzı” olarak bütün dünyaya benimsetmiş olmasıdır. Ama artık geri dönüş yolları kapandığı için tamamsızlığı örgütlemenin yolunu bulmak gerekiyor. Eril kaldıraçların işlemediği postmodern dünyada dişil bir kaldıraç kurmanın yolunu bulmak şart.
Eril kaldıraç imkansızlığı inkar eder ve gerçekliği mümkün kılmaya heves edip cahil cesaretiyle öne atılır. Dişil tamamsızlık ise imkansızlığın sahiliğini hisseder ve eril kaldıracın kimlik tasladığını fark eder. Eğer imkansızlığın sahiliğini inkar etmeden gerçeklik mümkün kılınabilirse dişil bir kaldıraç kurulabilmiş olacaktır. Ama belki de böyle bir ihtimal yoktur zira “fallik anne” hayali kurmak inkarcılığın sözlük tanımıdır.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”
[2] “Gizlice dayanışan kaba maddecileri ve müphemcileri şok edecek ama: ‘İğdiş’ imleyeni olan fallus, fallik öğe, diyalektik maddeciliğin temel kategorisidir.” (Slavoj Žižek, Bedensiz Organlar) Bkz “Evrende Kızıllaşma ve Morlaşma: Marksizm ve Feminizm: Fallokristalden Başkası Değildir”
Ayrıca bkz
… Ve Herkese Adalet (Metallica)
herkesçiğim: samıymıy avlayışlılık






























Geri bildirim: Nah-ı Pir — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Phallus is the Fulcrum of Society, Precarization Castrates the Fulcrum and Abolishes Everyone — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Yukarıdaki Göklere Bakmayın, Aşağıdaki Semptoma Bakın — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Medyada İçeriğin İçerilmesi: Alaycı Şaşırma ve İronik Şaşırma — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Gelin Artık Şu Erillik Yasağını Kaldıralım — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sen muhteşem bir detaysın! Biberli öz-deşim oley! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Örgüt çağırıyor! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Aşilliğin onda dokuzu topuklamaktır | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tümel → Jenerik → Standart → Evrensel — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Patriyaj: Pederane Triyaj — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Herkes ama herkes tabidir ancak ve ancak kimse muaf değilse — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER