Lamel/Akıtman: doğarken kaybedilen bulunamaz anatomik tümleyen — Jacques Lacan

Magdeburg_hemispheres_small

Aristofanes’e kendi mahallesinde (Şölen, Platon) meydan okumak için gelin onun iki sırtlı yaratıklarını (la bête à deux dos) anımsayalım: İki yarım parça Magdeburg yarımküreleri gibi sıkıca kaynaşmıştır; Zeus’un kıskançlığı yüzünden ameliyatla sonradan ayrılacak bu yarımlar, insanın aşık olduğu zaman bulunamaz tümleyenin açlığını çeken bir varlığa dönüşmesini temsil eder.

İlksel İnsan’ın küreliği kadar bölünmesi de düşünülünce akla gelenin yumurta olması, belki de Platon’dan beri bastırılmıştır, zira doğa bilimlerinin tasdiklediği biçimler hiyerarşisinde üstünlük yüzyıllarca küreye bağışlanmıştır.

Yumurtayı kabuğa gerek duymayan ve yavrulayan bir rahim gibi düşünün ve zar patladığında hep yumurtanın bir yerinin zarar gördüğünü hatırlayın, zira döllenmiş yumurtanın zarı yırtılınca dünyaya gelen canlı ne kadar yavruysa, yırtılan zarın kendisi de o kadar yavrudur. Dolayısıyla bağ kesilince yenidoğanın yitirdiği şey analistlerin zannettiği gibi annesi değildir, kendi anatomik tümleyenidir. Ebeler buna meşime (plasenta) derler.

Şimdi hayal edin: Zar her patladığında bir hayalet (mikrokozmik dünya-içi-dünyada yedek rol oynamaya hiç razı gelmeyen sonsuz kadim bir canlı) aynı geçitten çıkıp havalanmaktadır.

İnsan yumurta kırarak yapılır ama Akıtman (fetir-adam) da aynı şekilde yapılır [1].

İkincisinin amip gibi ilerleyen geniş bir akıtma/fetir olduğunu varsayalım, o kadar dümdüzdür ki kapıların altından geçebilir, saf can içgüdüsünün rehberliği onu her yere ulaştırır, bölünerek ürediği için de ölümsüzdür. Onu mühürlemek için uyuduğunuz zaman sessizce yüzünüzden dökülmesi size hiç iyi hissettirmeyecektir.

Sindirim sürecinin bu noktada başlamasına izin verecek olursak Akıtman’ın uzun süre geçinecek gıdası olduğunu fark ederiz (epey farklılaşmış bazı organizmalarda sindirim yolu bulunmadığını hatırlayın).

Böylesine korkutucu bir varlıkla eninde sonunda kavga çıkacağını ve fütursuz bir kavga olacağını söylemek bile gereksiz. Zira duyu sistemi olmadığına göre Akıtman’ın rehber aldığı şeyin saf gerçek olduğu anlaşılır; o halde o biz insanlara karşı avantajlıdır, zira biz gerçeği gerçekliğe çevirebilmek için kafamızda bir insancık bulundurmaya mecburuz.

Nitekim onun bize saldırdığı yolları engellemek hiç kolay olmadığı gibi tahmin etmek de imkansız olacaktır çünkü o hiçbir engel tanımayacaktır. Onu eğitmek ne kadar imkansızsa tuzağa düşürmek de bir o kadar imkansız olacaktır.

Akıtman’ı yok etme konusuna gelirsek, en iyisi onun çoğalmasına hiç izin vermemektir, zira onu parçalara ayırmak üremesine yardım edecektir, ondan kalan en ufak kırıntılar bile canlı kaldıkları takdirde –ateşe verseniz bile– yıkıcı güçlerinin tamamını muhafaza edecektir. Henüz sınanmamış öldürücü bir şua (ışın) ile onu öldürmek dışında tek çözüm onu hapsetmek olacaktır, mesela Magdeburg yarımkürelerine onu yedirmek olacaktır; sanki bir tesadüf gibi, bu işi görebilecek tek aracın o olduğunu anlarız.

Ama Akıtman’ın hepsinin kendiliğinden kürenin içine sızıp girmesi gerekecektir. En cüretli kişi bile dışa sızmış bir damlayı geri itmek üzere elini sürmeden önce haklı olarak korkacak ve iki defa düşünecektir, zira o parmaklarına bulaşırsa kimbilir nereye taşınıp yerleşecektir?

İsmini saymazsak (daha düzgün bir ad vererek “lamel” diyeceğim ona, “akıtma” sözü aslında lamelin metastazından ibarettir) bu hayali ve bu efsaneyi “libido” dediğim şeyi örneklemeye ve yerlendirmeye uygun buluyorum.

Bu hayal “libido”nun ne olduğunu gösterir –o bir organdır, alışkanlıkları onun kuvvet alanından ziyade organ olmasına çok daha uygundur. Diyelim ki o yüzey olarak bu kuvvet alanını örgütlemektedir. Freud’un dürtünün montaj yapısında olduğunu düşündüğünü fark ederek ve bu düşünceyle ilişkilendirerek bu kavram sınanabilir.

Jacques Lacan (1960) “Bilinçdışının Konumu”

[1] ç.n. İnsan = l’Homme; Akıtman = l’Hommelette: kişileştirilmiş omlet/akıtma/fetir/bazlama, ham yapılan adam, anası şaapılan Hamlet: ham yaparlar if you let them.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Lamel/Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur” Jacques Lacan

5 Yorum

Filed under Çeviri

5 responses to “Lamel/Akıtman: doğarken kaybedilen bulunamaz anatomik tümleyen — Jacques Lacan”

  1. Geri bildirim: Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Hemseda — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Doğadışı Ana: Ama — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Ekhona — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  5. Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER