Sevgilinti: Leyla ile Mecnun — Işık Barış Fidaner

14 Şubat 2022 Sevgililer Günü vesilesiyle

Yaygın kabul gören bir istatistik ilkesi şöyle der:

Correlation is not causation.
İlinti sebep-sonuç değildir.

Bu ilke cinsel aşka uygulandığı zaman şu önermeler belirir:

Sevgili sebep aşk sonuç değildir.
Aşk/sevgi bir ilintidir.

O halde sevgiliye “Sebebimsin!” diye yaslanıp ondan “sebeplenmek” meşru değildir. Ama sevgilinin aşk etkisiyle ilintisi de inkar edilemez. Bu farkındalığa bir ad verelim: Sevgilinti.

Son dönemlerde bağlılık ilişkilerinin dağılması ve takılma kültürünün yaygınlaşmasını düşünelim. İlk bakışta bağlılıktan takılmaya geçişin sebepten ilintiye geçiş olduğu düşünülebilir. Fakat biraz dikkatle incelenirse bu geçişin henüz sevgilinti mantığına ulaşamadığı fark edilir:

1) Bağlı ilişkide:
— Sevgili sebep ile sebeplenmenin düğümlenmesini sağlayan noktadır.
— Sevgilinin şahsı ön plana çıkar ve sebeplilik arka plana atılır.
2) Takılma kültüründe ise:
— Sebep sebeplenmeden koparılmıştır.
— Sebep soyutlaştıkça etkisi daha da şiddetlenmiştir.
— Sebep güçlendikçe “sevgili”nin şahsı gönül eğleyen (sebeplenilen) bir meta statüsüne indirgenmiştir.

Sıradışı bir örnekle bu geçişi açıklayalım: Klasik hikayede Mecnun (güya) Leyla’ya aşkından delirmiş ve kendini dağlara vurmuştur. Ama sonra Leyla gelip bizzat karşısına çıktığı zaman Mecnun onu tanımaz. Kadının hayalini kadının kendisine tercih eder.

Neden? Çünkü Mecnun’un hayalini süsleyen varlık Fallik Kadındır, Leyla falan değildir [1]. Mecnun’u hayal kırıklığından korumak için bu varlığın “sebep” olması zaruridir, hatta mümkünse herşeyin sebebi o olmalıdır, buna göre o Leyla değil olsa olsa Mevla olabilir. Böylece Mecnun’un Leyla’ya sahiden aşık olmadığı anlaşılır.

Sözde “sebebi” Leyla’yı boşveren Mecnun’un dağda gezerken rastgeldiği ceylanları ve güvercinleri avcılardan kurtarmakla “sebeplenerek” vakit geçirmesi, derin bir bağlılık ilişkisinden ziyade takılma kültürüne daha yakın bir davranış tarzı değil mi? Bütün bunlar dikkate alındığı zaman, sözde “büyük aşkı” Mecnun’dan bile bu muameleyi gören Leyla’nın ağır bir depresyona kapılıp hayatını kaybetmesi pek şaşırtıcı gelmez.

Sevgilinti ise takılma kültürünü aşar ama bağlı ilişkiye geri dönmez, çünkü o ne sebeplenmedir ne de sebeptir. Hatta sevgilinti belki ilişki bile değildir, çünkü “cinsel ilişki yoktur” ve “aşk insanların afyonudur” [2]. Yine de onun bir bağıntı veya bağlaşma olduğunu varsaymakta bir sakınca yoktur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Fallik Kadın Dini: Penis Olmazsa Çocuk Olmazsa Başarı Olmazsa Kimlik Verelim”

[2] Bkz “Fallus’un Katedilmesi”, “Aşk insanların afyonudur” ~ Karl Marx

“Cins cins münasebet vardır ama cinsi münasebet yoktur / Il n’y a pas de rapport sexuel”

arayan mevlasını da bulur leylasını da.

12 Yorum

Filed under Şey