Uyumsuz ‘ne’ — Jacques Lacan

[Fransızcada] tek başına ‘ne’ neredeyse hiçbir zaman saf ve basit bir yadsıma belirtmez, bu bakımdan Almanca ‘nicht’ ve İngilice ‘not’tan farklıdır. Kendi başına ‘ne’ yalnız bırakıldığı zaman Pichon’un uyumsuzluk dediği şeyi ifade eder. Bu uyumsuzluk tam olarak söyleyiş süreci (énonciation) ile söyleniş sürecinin (énoncé) arasında durur.

Pichon’un üzerinde durduğu örnek iyiydi, onu ele alayım. Hiçbirşey anlamayan insanların –yani anlamayı isteyen insanların– ‘fazlalık ne’ (expletive ne) dediği kullanımdır bu. Bu ‘fazlalık ne’ bakımından bana biraz rezilce görünen bir Le Monde makalesinden geçen sefer size bahsetmiştim.

Fransızcanın kullanımında elzem olan bu ‘ne’ye şu gibi cümlelerde rastlanır: Je crains qu’il ne vienne. Herkes bilir ki bu şu anlama gelir: Je crains qu’il vienne (Gelmesinden korkuyorum); şu anlama gelmez: Je crains qu’il ne vienne pas (Gelmeyeceğinden korkuyorum); ama Fransızcada bunu böyle söylersiniz. Yani dilin bu kullanımında Fransızca ‘ne’yi sanki dolaşırken yakalar, söyleyiş sürecinden söyleniş sürecine doğru alçalırken kapıverir.

Söyleyiş düzeyinde yadsıma, tam olarak imleyene ifade kazandırmakla ilgilidir, iş başında olduğu (en acte, eylediği) söylenen saf ve basit imleyenin ifadesiyle ilgilidir. Şuradaki yadsımadır: Je ne dis pas que … – mesela: Je ne dis pas que je suis ta femme (Karınım demiyorum). Söyleniş düzeyinde bu şu yadsımaya dönüşür: Je ne suis pas ta femme (Karın değilim).

Elbette burada dilin kökenini keşfetmeyi amaçlamıyoruz, gerçi psikanaliz pratiği buna benzer bir şey içerir. Freud’un yadsıma ifadesi her halükarda yadsımanın söyleyişten söylenişe doğru alçalmasını içerir. Neden buna şaşıralım ki? En nihayetinde sözde her yadsıma belli bir paradoks/saçmantık içerir: bir şeyi kondururken aynı zamanda onun yokluğunu da kondurmaktadır – en azından belli örnekler için.

Uyumsuzlukların tanıtıldığı düzey, söyleyiş ile söyleniş arasında bir yerde durur. Korkumun belli bir yanı onun geliyor olmasını öncelediği için, gelmeyeceğini umduğum için, derdimi başka türlü nasıl anlatayım ki: Je crains qu’il ne vienne? Geçerken bu söz uyumsuz ne’yi yakalayıverir ve yadsıma alanında onu dışlayıcı ne’den ayırt eder.

Jacques Lacan, Seminer 6’dan (Bruce Fink çevirisi s. 82)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Fransızcada (yadsıyan) ‘ne pas’ ile (uyumsuz) ‘ne’ arasındaki fark, (nesnesini bilen) korku ile (nesnesini bilmeyen) kaygı arasındaki farka benzer. İngilizcede (vurgulayıcı) ‘but’ kullanımının Fransızcadaki (uyumsuz) ‘ne’ye benzediğine Bruce Fink Lacancı Özne‘de dikkat çekmiştir. Türkçedeki (vurgulayıcı) ‘ama’ kullanımı da bunlara benzer. Örnek: Ama iyi ama kötü, bir şekilde yaşayıp gidiyoruz.  Olumsuz yüklemleri ‘ki’ ile vurgulamak uyumsuz ‘ne’ gibidir. Örnek: Olmaz ki!

Wiktionary’de (uyumsuz) ‘ne’ ve (vurgulayıcı) ‘but’:

ne

but

3 Yorum

Filed under Çeviri