Lacan’ın “Tanrı bilinçdışıdır” tezi, tam karşıtı olan Jungcu New Age “Bilinçdışı Tanrıdır” teziyle karıştırılmamalı – aralarındaki fark, özne ve yüklemin Hegelci tersyüzüne dayanan bu fark, yalan-hakikat karşıtlığıyla ilgilidir.
Buradaki karşıtlığın aynısı “Düş hayattır” ile “Hayat bir düştür” arasında da bulunur: İlk beyanda amaç Nietzscheci tarzda düşün kanlı canlı bir hayat tecrübesi olduğunu öne sürmektir, ikinci beyanın tavrı ise Calderón tarzında melankolik bir umutsuzluktur: Hayatımız değersiz bir düşten öte nedir ki, tözü olmayan soluk bir gölgeden başka nedir ki?
Lacan’ın “Tanrı bilinçdışıdır” tezi, kişinin düşlemsel birliğini teşkil eden temel yalanı açığa vurur: Varlığımızın en içindeki canevine sondaj yaparsak karşımıza çıkan şey sahici Benliğimiz değil, ilksel yalandır (under-lie: proton pseudos) – hepimiz gizlice “büyük Öteki”ye inanırız.
“Bilinçdışı Tanrıdır” teziyse, aksine, kişiliğimizin balta girmemiş derinliklerinde İlahi Hakikat’in barındığını söyler: Tanrı varlığımızın en içindeki tinsel tözdür, sahici Benliğimize dalınca onunla yüzleşeceğizdir.
Slavoj Žižek, Zira Onlar Ne Yaptıklarını Bilmiyorlar‘dan (1991)
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
ç.n. Yani “Self” yoktur “Shelf” vardır, rafa kaldırdığımız (Aufhebung) bir şeyi tekrar gidince orada bulabileceğimize inanırız.






























Geri bildirim: Uzakın Nüve — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kral Yolu: Rüyalar ve Tarot — Julie Gillentine | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sen muhteşem bir detaysın! Biberli öz-deşim oley! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İki Tip Ahmak (Budala, Bön) ve Aptal/Abdal — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER