Gelgelelim burada bizi asıl ilgilendiren Sisifos’tur. Onun tekrar tekrar aşağı yuvarlanan kayayı sürekli tepeye taşıması, Milner’a göre, Zenon’un paradokslarının üçüncüsünün edebi modeli işlevini görmüştür: Verili bir X mesafesini hiçbir zaman kat edemeyiz, çünkü bunu yapmak için önce bu mesafenin yarısını kat etmemiz, onu kat etmek için de çeyreğini kat etmemiz gerekir ve bu sonsuza kadar gider. Bir hedef, bir kere ulaşıldıktan soma, her zaman yeni baştan geri kaçar. Bu paradoksta, psikanalizdeki dürtü kavramının doğasını, daha doğrusu Lacan’ın dürtünün amacı ile hedefi (aim and goal) arasında yaptığı ayrımı görmüyor muyuz? Hedef nihai varış yeridir, oysa amaç yapmak istediğimiz şey, yani yolun kendisidir. Lacan’ın söylemek istediği, dürtünün gerçek maksadının hedefi (tam olarak tatmin edilmek) değil, amacı olduğudur: Dürtünün nihai amacı dürtü olarak kendini yeniden üretmek, dairesel yoluna dönmek, hedefe gidip gelen yolunu sürdürmektir. Asıl keyif kaynağı bu kapalı dairenin tekrara dayalı hareketidir.
Birine bir görev yüklediğinizde, amaç geri getirdiği şey değil, izlemesi gereken güzergâhtır. Amaç izlenen yoldur… Eğer dürtü, biyolojik bir işlev bütünselleştirmesi açısından bakıldığında, yeniden üretilme hedefinin gerçekleşmesi olacak şeyi elde edemeden tatmin edilebiliyorsa, bunun nedeni bileşen bir dürtü olması ve amacının sadece devreye bu şekilde geri dönmek olmasıdır. (Jacques Lacan, Seminer 11)
Sisifos’un paradoksu da burada yatar: Hedefine bir kere ulaşınca, eyleminin asıl amacının yolun kendisi olduğunu, bir inip bir çıkmak olduğunu kavrar.
Yamuk Bakmak, çev. Tuncay Birkan, s. 18
Hata düzelten politik doğrucu da aynı paradoksa takılıp düşer: Bir eleştirmen hedefin doğru olması gereğine odaklandığı için bu başlığı görünce “Sysiphus değil Sisyphus diye yazılır!” diye typo düzeltmeye kalkabilir. Oysa bir analizci amacın ne bakımdan sahi olduğuna odaklanır ve parapraksisle iletilen mesajı yorumlayabilir: Sissy-phus yerine Sys-iphus yazmak hem anlamlı hem de isabetlidir, zira kayayı yukarı taşımak bireyin kendi erkekliğini ispatlaması değildir, mevcut sistemin gereğini yapmasıdır.






























Geri bildirim: Uzakın Nüve — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Örgüt çağırıyor! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dürtüler nezdinde pozitif bilim ve psikanaliz bilimi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İnkar ile İkrar: Var oluş ile Varoluş — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz İdeoloji | YERSİZ ŞEYLER