Utançtan ölmek: Saf işaretin ayıplığı — Jacques Lacan

Belirtmek gerekir ki utançtan ölenlere nadiren rastlanır.

Yine de o yegane işarettir –bir süredir imleyenin işarete dönüşmesinden söz ediyorum– şeceresinden emin olabildiğimiz yegane işarettir, zira bir imleyenden türemiştir. Sonuçta her işaret, saf işaret olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir [ç.n. boş laf veya put olduğu kuşkusu], yani müstehçen/ayıpçıl [obscène] olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir. Vincennes buna iyi bir örnektir, sizi biraz güldüreyim [üniversiteyi kastediyor, vinscène: vain scene: kibirli sahne].

Utançtan ölmek, peki. Bu noktada imleyenin bozunacağı kesindir –imleyenin düşüşü mutlaka bu bozunumu üretir, bu düşüş imleyenin ölüme doğru olmasıdır, özne açısından– başka kimin açısından olacaktı ki? Ölüme doğru olmak, bir imleyenin özneyi öbür imleyene temsil ettiği kartvizittir – artık bu formülü ezberliyorsunuzdur umarım.

Kartvizit asla doğru istikamete ulaşmaz, çünkü ölüme hitap edecekse o kart yırtılmalıdır. “Yazık!” [une honte] derler, bunun bir utanlıkbilim [hon-tology, ç.n. belki biraz hauntology] üretmesi gerekir, kelimenin düzgün yazımı [ç.n. yazgı, imla] sonunda bulunmuş olacaktır.

Öte yandan utançtan ölmek öylesi bir ölme hissidir ki yalnızca o hak eder – neyi? – onu hak edeni.

Uzun süredir bu konuda suskunduk. Konuyu açınca bu kapağı kaldırmış oluruz; ki dürüst olanların tutunduğu onura –utanırlık ve yoldaşlığa– dair dürüstçe söylenebilecek şeyler orada bitmez, çünkü dürüst olanlar için utançtan ölmek imkansızdır. Bu da gerçek demektir, bunu benden duymuştunuz.

“Ölmeyi hak etmiyor!” (ölmesine değmez) diyerek herşeyi boşunalığa indirgeriz. Bu şekilde ve bu amaçla söylenmesi ölmenin hak edilebileceğini yutmuş olur.

Tabi burada asıl mesele imkansızın yutulması değildir, imkansızın elçisi olmaktır. Ölümün hak edilecek bir şey olduğunu söylemektir – en azından utançtan ölme zamanı geldiğinde öyle ölünmeyeceğini, hak edileceğini söylemektir.

Şu anda başa gelmişse, peki o zaman, ancak bu şekilde hak edilebilirdi. Şansınız varmış. Yok eğer başa gelmemişse, önceki sürprize göre kara bahtlı olursunuz, o zaman bir kova dolusu utançla hayatta kalırsınız, zira ölmeyi hak etmemişsinizdir.

Bu konudan bu şekilde söz etmeme değiyor mu? – zira bu konuyu açtığımız anda yukarıda bahsettiğim yirmi sahne [vingt-scènes, üniversiteyi kastediyor] derhal aynı konuyu baştan alıp soytarılığa çevirmek isteyecektir.

Seminer 17’den

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Otoanaliz imkansızdır ama ontoanaliz mümkündür!
hontoanaliz: “une honte!” “yazık!”
ontoerotizm, hontoerotizm
ontizm, hontizm, hauntism
ontistik, hontistik, hauntistic
Outie stick!

Bkz “Inception ve Ontoanaliz: Başlandırı’daki topaç Ötekinin eksikliğidir”

5 Yorum

Filed under Çeviri