TBMM’de hem iktidar hem muhalefet “komşu komşu hu” tekerlemesini kullanarak birbiriyle alay ettiğine göre gelin bu metni inceleyelim:
Komşu, komşu! Huuu!.. Oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi? İnci boncuk. Kime kime? Sana bana. Daha kime? Kara kediye. Kara kedi nerde? Ağaca çıktı. Ağaç nerde? Balta kesti. Balta nerde? Suya düştü. Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti kül oldu…
Tekerlemeye adını veren ilk kısma bakalım:
1) “komşu komşu” kelimeden kelimeye zıplayarak ilerleyen mecaz-ı mürsel hareketidir.
2) “hu” (O, Allah) anlamı yoğuşturan mecazdır, komşudan komşuya anlam akışının dökülerek son bulduğu benzeşim/aynalama havuzudur [1].
Bu yorumda şunları temel aldık:
1) Mecaz-ı mürsel anlam komşuluğuna dayanır, mecaz ise anlam benzerliğine dayanır (Jakobson).
2) Mecaz-ı mürsel yerdeğiştirmeyle işler, mecaz ise yoğuşmayla işler (Lacan ve Freud).
Gelmesi beklenen “oğlan” olunca ister istemez “peki kız nerde?” sorusu gündeme gelir. Oğlan heybesine doldurduğu incik boncukları “senin benim” kara kaşımız kara gözümüz için getirecek değil ya, belli ki kız için getirmiştir.
Ama tekerlemede kız adıyla sanıyla tanınmaz, oğlanın incik boncuk ticaretini motive etsin diye isteksizce katlandığımız bir kara kedi gibi betimlenir. “Bu oğlan boş duracağına veya başımıza dert olacağına bu kara kediyle uğraşsın, biz de arada bir şeyler nasipleniriz (hatta belki torun sahibi bile oluruz)” denmiş gibidir.
Kara kedi öznedir, semptomdur [2], bir yandan ağaca çıkıp doğayla bütünleşmek ister, öte yandan Matrix’teki arıza (glitch) gibi kapanmayan bir yaranın kaşınmasına benzer, öz-deşim noktası olur. Simgesel düzen sadece oğlanın namını tanısa da asıl gerçek kara kedidir, oğlan tek başına yalnızca taslama yapabilir, eğer kara kedi denklemden çıkarsa oğlanın oradan oraya getirip götürdüğü incik boncuklar da anlamını yitirir, içleri boşalır, putlaşırlar. Geriye “sen ben bizim oğlan” kalır (ben sen o, bizsiz onlar). O halde kara kedi “hu”nun yankısı gibidir, Leyla Mevlanın yankısı gibidir.
Devam eden zincirde her öğe sadece bir sonrakine bağlı gibi görünse de, öğeleri üçer üçer ele aldığımız zaman her öğenin iki sonraki öğeye de bağlı olduğu görülecek. Başlayalım:
Kara kedi ağacı baltalar.
Kara kedi iyi niyetli olup doğayla bütünleşmek istese de nasıl ki semptomuyla (ölüm dürtüsü, yineleme zorlantısı) kendini baltalıyorsa kavuştuğu ağacı da aynı şekilde baltalamaktan kaçınamayacaktır (burada oğlanı temize çıkarmış olmuyoruz çünkü kara kedi zaten onun gerçek yönelimiydi).
Ağaç baltalanınca suya düşer.
Ağaç doğayla bütünleşme hayaliydi, baltalanınca bu hayal suya düşmüş oldu (örnek: Gezi direnişi).
Baltalanmayı ve suya düşmeyi inek içmiştir.
Hayalimizin suya düşmesi ineklik etmemizle alakalıdır, inek burada iki anlama gelir:
1) Dersimizi çok iyi çalışıp sınavları kazanırsak mutlaka başarıya ulaşacağımız (bir baltaya sap olacağımız) varsayımına yaslanmış olmamız.
2) Suya düşer gibi içine düştüğümüz Büyük Veri dünyasında güç odaklarının sosyal medyada ürettiğimiz malumatları inek gibi sağması [3].
Tabi inek deyince tatlı sersem İnek Şaban çağrışımı da muhakkak akla gelir. Ağacı baltalayanların “ekmeğine sürülen yağ” İnek Şaban’ın güzel babasından gelen halis tereyağıdır (link, link).
Suya düşmeyi içen inek dağa kaçtı.
Buna çeşitli yorumlar getirebiliriz:
1) İneğe bakılsaydı bağ olacaktı, bakılmayınca dağ oldu, yani ıskartaya çıkarıldı.
2) Gençler entelektüel çabalarını Barış/Çözüm Sürecine odakladıkça Türk halkının gözünden ve gönlünden uzaklaştılar.
İneğin kaçtığı dağ yandı bitti kül oldu.
Burada artık iklim krizi ve pandemi konusuna geliriz. Sosyal medyada Hiperego inşa eden çağımız insanı gerçek entelektüellere ve bilimcilere inek muamelesi yaptıkça ve her birisi kendi çapında “küçük dağları ben yarattım” havasına girdikçe (influencer, menfez oldukça [4]) Greta Thunberg’in dediği gibi evimizin yanmakta olduğunu unutup gereksiz savaşlar çıkarmaya başlarız.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Evrendeki sıfırtının yankısı: xwe”, “Lethe Nehri ve Mnemosyne Havuzu: Hakikatimsilik → Hakikatim Silik”
[2] Bkz “Tikelsiz Tekil: Tekir”
[3] Bkz “Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak”
[4] Bkz “Unutuk (lathouse)” Jacques Lacan






























Geri bildirim: Başlandırıyorum — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İklim Çöküşü — derleme | YERSİZ ŞEYLER