Arayadsıma ve Konyadsıma — Işık Barış Fidaner

Çok basit bir matematikle ‘yabancılaşma’yı ‘ayrılma’dan (psikanaliz) ayırt edebiliriz: A ve B birbirine karşıt iki öğe olsun.

Eğer “A B’nin yadsınmasıdır” ve “B A’nın yadsınmasıdır” diyorsanız ayrılma alanındasınız. Matematikle: A = –B, B = –A. Ayırma eylemi taraf tutmaz (A’nın ya da B’nin tarafını tutmaz). Bu duruşa arayadsıma diyelim. Arayadsımada yadsıma ancak yadsımadan gelir.

Eğer taraf tutarak (mesela A’nın tarafını tutarak) bu arayadsıma çöktürülüyor ve “A olumlu olandır” ve “B olumsuz olandır” ifadelerine çevriliyorsa (konduruluyorsa) yabancılaşma alanındasınız. Matematikle: A = 1, B = –1 [1]. Birinin (A’nın) tarafını tutmak, ister istemez ötekini (B) yabancılaştırır. Taraf tutan tarafın kimliğini özdeş kılmak için ötekini yabancılaştırmak şarttır. Bu duruşa konyadsıma diyelim. Konyadsımada yadsıma bir kondurma eyleminden gelir.

Mantıken, taraf tutup yabancılaştırma yapan birisi saf ayırma eyleminin “ötesine geçmiştir”, buna göre bizzat ayırma eylemine odaklanabilmenin yolu yabancılaşmadan “geriye doğru adım atmaktan”ten geçer.

Ama pratikte bu sıralama tersine döner: Her birey kendini ilk başta zaten “öteye geçmiş” ve taraf tutmuş (mesela “toplum”un tarafını tutmuş) halde bulacaktır ve bu yüzden saf ayırma yerine erişemeyecektir (o yer hep unutuktur, bastırılmıştır, sansürlenmiştir; yersizdir). Bireyin “geriye doğru adım atıp” ayırma yerine gelebilmesi ancak ilk yabancılaşmayı asgari düzeyde kabullendikten (acknowledge=ikrar) sonraki ikinci adımda yapılabilir. İlk yabancılaşma adımından geri çekilmek tamamen imkansız olmasa da çok zordur ve epey zihinsel çaba gerektirir.

Hem yabancılaşmada hem de ayrılmada asıl özdeşim nesnesi ayırıcıdır (satır), yani A ile B’yi ayıran perde veya örtüdür. Lacan bu ayırıcıya bar demişti. Yabancılaşmada aynı anda iki örtüleme gerçekleşir:

1) Olumsuz nesnenin (B) yabancılaştırıcı öneminin üzerine olumlu nesnenin (A) büyüleyici mevcudiyeti örtülmüştür. Ayırıcının nesneler arasına çektiği yabancılaştırıcı örtüleme budur.

2) Bizzat ayırıcının gerçek öneminin üzerine onun nesneler arasına çektiği yabancılaştırıcı örtüleme örtülmüştür. Bizzat ayırıcının örtülenmesi budur.

Buna göre konyadsıyan yabancılaşma A’ya ait gibi görünse de aslında B’ye aittir, arayadsıyan ayrılma ise doğrudan ayırıcıya aittir, bar’a aittir. O zaman konyadsıyan yabancılaşmayı A hakkında poz keserken (hayatın bariyerleriyle mücadele) B’nin keyfini çıkaran (barda içki içen) bir vatandaşın olağan sosyal hayatı gibi düşünebilirsiniz; arayadsıyan ayrılmayı ise A ve B’nin farksız olduğunu anladıktan sonra “baro”ya kaydolup avukat olan birinin hayatı gibi düşünebilirsiniz.

Şimdi gelin konuyu tatminsizlik ve hüsrana bağlayalım [2]:

Yabancılaşma tatminsizliği hüsrandan ayırt eder ve onları ilişkilendirerek “toplum”un kalbinde simgesel iğdişi teşkil eder: Tatminsizlikler açıkça sergilenir çünkü nesneye sahip olup sonra onu çöpe atmak havalıdır ve imrenilesidir, oysa asıl erişilmez arzu nesnelerine dair hüsranlar komşulardan gizli tutulmaktadır.

Ayrılmada ise tatminsizlik ile hüsran arasında özlü bir fark yoktur: Tatminsizlik geçmişte kalmış hayallerle kendini meşgul ederken hüsran geleceğe dair hayallerle kendini meşgul etmektedir. Geçmişin ve geleceğin hayalleri tek bir tahayyül alanına çöktürülürse simgesel düzenden geriye kalan olsa olsa yoksunluk veya çığrından çıkmışlık olabilir.

Arayadsıma ve konyadsıma arasında gidip gelmek her zaman çöktürmedir ama iki farklı çökme vardır.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Şöyle de olabilir: A = i, B = -i, burada i eksi birin kare köküdür. A tatminsizlik B hüsran olduğunda bu anlamlıdır. Bkz [2].

[2] Bkz “Hüsran ve Tatminsizlik, Yoksunluk ve İğdiş”, “Karmaşık Semptom Düzlemi”

6 Yorum

Filed under Şey