Kral Yolu: Rüyalar ve Tarot — Julie Gillentine

foolRüyalar bilinçdışına giden kral yoludur. (Rüyaların Yorumu)

Böyle buyurdu Sigmund Freud. Tarot’a da üstatlığa giden Kral Yolu diyenler vardır, Çaylağın Yolculuğu boyunca onca büklüm ve burguyu katetmek sahiden yürek ister. Tesadüflerde mahirleşmek, anlamları hatmetmek ve yorumları sentezlemek ilk safhalarda insanı epey yorabilir. Tarot’ta açığa vurulan şey erginleşme yoludur, tinsel büyültünün iç ıkıntısıdır, bu arayışta hocalık ve aynalık eden başkalarıyla çatışmalardır. Direşken Tarot öğrencileri daha çok feyizlenirler. Tarot tam bir cevherdir, sırlarına sokulanlara yön, umut, esin verir. Tarot hem Evrendeki Makrokozmik doğayı hem de bizdeki Mikrokozmik doğayı açığa vurur.

Tarot desteleri genelde evrensel simgelere başvursa da her desteye sahibinin kültürel eğiliminin yanısıra sanatçının biricik ve özgün tarzı da nakşedilmiştir. Renklerin, şekillerin ve simgesel tahayyülün eşitsiz ve bileşik gelişimi yoluyla Tarot bilincinize kimi hakikatleri otomatikman duyuruverir. Her dilde olduğu gibi Tarot’un simgesel dilinde de akıcılık kazanmak için onu pekiştirmek ve işlemek gerekir.

Julie Gillentine, Tarot ve Rüya Yorumu‘ndan (2003)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Büyük Çaylak” Leonardo da Vinci, “İlksel Yalan: Proton Pseudos” Slavoj Žižek, “Düşlemin haysiyeti” Slavoj Žižek

Antik Mısır dili çözülmemiş olduğu halde Court de Gébelin Tarot isminin Mısır dilinde yol anlamına gelen “tar” ve kral anlamına gelen “ro/ros/rog” sözcüklerinden geldiğini iddia ederek Tarot kelimesini harfiyen Hayatın Kral Yolu diye tercüme etmişti. Ama sonra konuyu çalışan bilimciler Antik Mısır dilinde Court de Gébelin’in bu etimolojik izahatını destekleyen hiçbir şey bulamadılar. Bu delilsizliğe [bilimsizliğe] rağmen tarot kartlarının Mısırlı Thoth Kitabıyla alakalı olduğuna inananlar günümüzde hâlâ vardır. (Wikipedia)

Çağımızda ideolojilerin aşıldığı iddia edilse de inançlar daha da güçlenmiştir. Albert Einstein’ın “Tanrı kumar oynamaz” demesi üzerine “Tanrı’nın işine karışma” diyerek taşı gediğine oturtan Niels Bohr ideolojik inançlarda işleyen fetişçi inkârın da en iyi örneğini vermişti:

Bohr’un kapısına at nalı astığını görüp şaşıran bir misafiri batıl inançlı olmadığını ve bu nesnenin uğurlu olduğuna inanmadığını beyan edince Bohr cevabı yapıştırmış:

“Sıkıntı yok, zaten dediklerine göre at nalının uğurlu olması için ona inanmamız gerekmiyormuş.”

(Slavoj Žižek, Şakalar)

Bkz “Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış”, “Rastyönel Satırlama”, “Seyyar Çakıcı Tayfı ve Tayfası”

loversSahi sahiliğin Lacancı anlamı cinsel ilişkinin imkansızlığının durmadan kendi kendisini yazmamayı sürdürmesidir. (Sahi Sahiliğin Anlamsız İmletimi)

Durmadan atlanan bu imkansızlık aslında Ötekinin eksikliğinden –S(Ⱥ)– ibarettir (Freud’a göre annenin penissiz olmasıdır, Lacan’a göre cinsel ilişkinin imkansızlığıdır, buna semptom da denir) ama bir fetiş nesnesiyle üzeri örtülünce Ötekinin eksikliği ulvi ve ilahi bir kılığa girer. (Lacancı Özne: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur)

Yazı etkisi olarak formülleşebilen herşeyle ilgili paradoksların belirdiği o noktada oluş kendini sunar ve her zaman para-oluş ile sunar. Bu kiplemeyi kullanmayı öğrenmeliyiz: Ben para-varım, sen para-varsın, o para-var, biz para-varız, vesaire.

Cinsel ilişkinin yokluğunu neyin telafi ettiğini para-oluşla ilişkilendirerek dile getirmeliyiz. Açıktır ki ona yaklaşan herşeyde olsa olsa dilin kendi yetersizliği tezahür edecektir.

Cinsel ilişkiyi telafi eden, tam olarak sevgidir.

(Jacques Lacan, Söz varsa Tanrı hipotezi direşir)

Aşk müşterek olsa da kudretsizdir, çünkü Bir olma arzusundan ibaret olduğunun farkında değildir, bu da bizi “o-ikisi” arasındaki ilişkiyi kurgulamanın imkansızlığına yöneltir. Hangi o-ikisi arasındaki ilişkiyi? — o-iki cinsiyet. (Jacques Lacan, Aşk üzerine)

O iki aşık: O iki A şıkkı
A) Yalnız üstadın bilebildiği üst-tat: küçük a nesnesi, bedenlenme
A) Yalnız üstadın binebildiği üst-at: Esas-İmleyen, yetkilenme

Untitled

Çizen Eller, Escher, 1948

“Belli ki mürekkep yalanmış: fikir-efkar, teorik-retorik”

Ters aşıkları hangi bağlamda okursanız okuyun, ister seçim olsun, ister kişisel uyum olsun, değerler olsun, aşk olsun, başkasıyla bağ kurmak olsun; eğer bu bir kasırgaysa bana sorarsanız bu iki öğeyi yanyana koyduğunuz her seferinde bu kasırga çıkacaktır, tek olası netice budur, haha! Hiç kıpırdatılamayan bir cisim hiçbir engel tanımayan bir kuvvetle itilirse ne olur? İşte böyle olur. Katiyen alakası olmayan iki şey.

Untitled

7 Yorum

Filed under Çeviri