O öldüğünü bilmiyor ama ben bunu biliyorum.
Rüya anlatımının askısında özne nasıl konumlanır? Özne başkasının bilmediğini bilme konumunu üstlenir; zira başkasının “öznel” konumunu başkası bilmiyordur, yani yetersiz/defolu/KAyıplı olduğunu bilmiyordur [d’être en défaut].
Onun ölmüş olduğunun beyanı tabi ki sonuçta ona erişemeyecektir. Ölmüşlük [être mort] gibi simgesel ifadeler son kertede onu devam ettirir, muhafaza eder, geçindirir. İşte simgesel konumlanmanın saçmantığı (paradoksu) budur; oluştaki olmayıştır; ölmüşlüğün ikrarı onu bir bakıma ölümsüz kılmaktan kaçınamaz. Ölü baba rüyasındaki mesele de budur.
Ama yetersiz/defolu/KAyıplı sayılan varlığın öznel konumu, bu öznel eksi-değer [moins-value] onun ölmüşlüğüne ait değildir, onun bilmezliğine aittir: “Bilmeyen o!” Özne başkası nezdinde işte böyle konumlanır, ikisi birbirini işte böyle korur: Başkası yalnızca ölmüşlüğünü bilmemekle kalmaz, ayrıca sınır hattı olarak bu ona söylenmemelidir de. Bu koruyucu davranış varlıklararası bütün iletişimlerin kaynağında az veya çok ama hep bulunur, başkasına neleri bildirip bildiremeyeceğiniz meselesi önemlidir [gündeme eşlik eden hemdem (DM)]. Analitik söylemle uğraştığınız her seferinde bu meselenin ağırlığını ve neticelerini ihtiyatla tartmalısınız.
Dün gece konuşamayanlardan söz ettik, kendilerini ifade ederken engellerle karşılaşanlardan. Orada konu tam olarak söylemin kendi direnciydi. Bu mühim boyuta değinerek ölü baba rüyasını bir diğer rüyayla ilişkilendirelim: Sürgün Günlüğü’nün son sayfasından alacağım bu diğer rüyayı Troçki geçtiğimiz savaşın başlangıcında Fransa’daki yaşantısının sonlarında görmüş olmalı.
Epey dokunaklı bir rüyadır bu. Troçki bu rüyayı gördüğü dönemde kendisinin asla bitmez tükenmez can kuvvetinin ilk azalma işaretlerini almaya başlamıştı. Rüyada yoldaşı Lenin’i görür ve Lenin onu sağlığının yerinde olmasından ve durdurulmaz karakterinden dolayı tebrik eder [1]. Troçki ise müzakerelerde hep rastlanan bir muğlaklıkla, belki de artık yoldaşı Lenin’in eskiden beri tanıdığı bildiği Troçki olmayabileceğini anlatmak ister. Ama tam da kendi dirimsel evriminin dönüm noktasında eski yoldaşıyla karşılaşan Troçki kendi halini gündeme getirmeye kıyamaz. Sonra Lenin’e çabalarının boşa düştüğü bir zamanı hatırlatmak ister ve ölüm anını kastederek ona “çok çok hasta olmuştun hani” der – adeta tek solukta asıl konu tam isabetle dile getirilseydi, kendi varoluşunun aynı dönüm noktasında gördüğü bu rüyada Troçki’yi ayakta tutan gölge kovulmuş olacaktı.
İyi de, ölü baba rüyasındaki ikili karşılaşmada eğer başkasında sergilenen bilmezliği özne ona atfetmişse, bizzat öznede de bir bilmezlik olduğunu nasıl görmeyiz? Zira öznenin bilmediği şey yalnızca rüyasının anlam ve önemi değildir (rüyanın altında yatıp da Freud’un açığa vurduğu şeyler, kendi bilinçdışı tarihi, babasına yönelttiği kadim öldürme isteği, vb.), öznenin asıl bilmediği tam da o anda katıldığı/katıştığı acının tabiatıdır. Bu acının kaynağını aradığımızda babanın son anlarını paylaşırken duyumsandığını anlamıştık. Varoluş acısıdır bu, henüz ona dair hiçbirşeye erişemediğiniz sınır hattında geçinen varoluşun bitmez tükenmez karakteridir, bütün arzular solduktan sonra, yitip gittikten sonra varoluşa eşlik eden temel acıdır.
İşte özne bu acıyı üstlenmektedir ama ona gülünç bir güdü de vermektedir, çünkü o acının tek güdüsü başkasının bilmezliğidir. Son kertede yakından bakılırsa, o acıyı o bilmezlikle açıklamak, bir histeri krizinde beliren duyguyu ona yol açtığı zannedilen bağlamla açıklamak kadar geçersizdir, asıl güdü başka bir yerdedir.
İşte özne bu acıyı üstlenerek yakın çevresinde olan bitene –babasının can çekişip yok olmasının onu tehdit edişine– kendini körleştirir. Rüyasında bu yaşantısına mesafelenmek ve ayrı tutulmak için bir kez daha anımsadığı o görüntü onu insanları ayıran ve sükun veren şeylere bağlar, varoluşun son terimiyle yüzleştikleri her seferinde insanların önüne açılan uçurum veya baş dönmesinde. Onun kendisiyle varoluşu arasına koyması gereken şey, o halde, bir arzudur.
Seminer 6’dan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
[1] ç.n. Lacan rüyayı yanlış aktarmış, Bruce Fink çevirisinde düzeltmiş: “Lenin ona belki artık güç kuvvet zafiyeti yaşıyor olabileceğini, yoldaşı olarak eskiden beri tanıdığı bildiği Troçki olmayabileceğini iletir.” Rüya anlatımını şu yazıda bulabilirsiniz: “Yaşayan Ölü Lenin. Ekim’in 90. yıldönümü” Slavoj Žižek






























Geri bildirim: Günbahar — Yapay Zeka | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: KAyıplı olmak — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bulmaca | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Platon’un sakalı (saçmantıklı savlama) | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Geçit Töreni — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Akrep (hayvancık işareti): Müzmin Devirici — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şofar: Erbaba’nın katlini müteakip Kanun koyan kurucu jest — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bir başka doyum — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: The ghost of the Mother or Nature who knows that she is dead — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Öldüğünü Bilen Anne veya Doğa Hayaleti — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER