Bilinçdışının bileşimsel dünyadışını geçirgen kılmak — Işık Barış Fidaner

Freud psikanalizin görevini bir formülle sadeleştirir: “Görevimiz bilinci bilinçdışına eriştirmektir, bunun yolu da dirençlerle baş etmektir.” Bu formülün mühim noktası şudur: Analiz bilinçdışındaki matlığı alt etmez, yalnızca bilinçdışını bilinç açısından geçirgen kılar. Ama bilincin bilinçdışına erişmesini analizanın farkına varamadığı bir başka dünyaya açılan bir kapı veya geçit gibi düşünmeyin. Herhangi bir dünyanın uzamı, en sürreel hayal dünyasının bile uzamı, ancak bilinçte belirebilir; bilinçdışı ise esasında bütün uzamların ötesinde bileşimsel bir yeraltı-dünyası veya dünyadışıdır [2]. Psikanalizde bilinç danışma odası uzamını temel alsa da bilinçdışının bileşimsel dünyadışına uzanmaktadır; dünyadışını geçirgenleştiren bu uzanışın simgesel mecrası da dildir.

İşte aynı dönüşümü tarif eden bir diğer formül: Bilindiği-bilinmeyenleri bilinmediği-bilinenlere çevirmek [3]. Bu formülün mühim noktası şudur: Bilinçdışı geçirgenleştikçe daha da matlaşır. Bu sürece histerikleşme de denir: Bilindiği-bilinmeyen kırılgan ve pozitif bir bilgidir, fol bir hakikattir, obsesif ‘gerçeklik’ düşlemidir; oysa gerçek negatiflikle, sahi follukla, histerik semptomla sahiden karşılaştığınız zaman bilinmediği-bilinene uzanırsınız [4]. Daha eril bir duruştan daha dişil bir duruşa geçersiniz. Bilindiği-bilinmeyen düşlemler sahası kişinin simgesel yetkilenmelerini içerir, bunların hepsi kimlik taslamadır (‘boşbeleş/bullshit’) ve önde gideni de ego’dur [5]. Bilinmediği-bilinen semptomlar sahası ise özneyi bağlayan bedenlenişleri içerir, bunların hepsinin modeli annenin memesi, sedası veya nazarıdır.

Alakalı bir diğer formül de şöyledir: Bilmezlik nefretini nefret-bilmezliğe çevirmek. Bilindiği-bilinmeyen eril düşlemler ancak kırılgan pozitif bilgi aracılığıyla simgesel yetkilenmeler yoluyla işleyebildiğinden, ister istemez bilmezlik/cehalet nefreti üretirler. Bilge adam cahil gafilden nefret ettiğinden ‘kızıl hapı’ içer ve insanlara kendi (fol) hakikatini durmadan ‘açükler’ (mansplain, ‘cehalet’ kelimesi bu yüzden sağduyu nezdinde aşağılayıcıdır) [6]. Histerikleşme sürecinde bu gibi kırılgan eril düşlemler çözünür ve onların yerine bilinmediği-bilinen dişil semptomlar belirir. Semptomlar tezahür ettiğinde eril bilmezlik nefreti de çözünür ve insan kendi bilmezliğiyle barışmaya başlar. Böylece nefret arkaplana çekilir ve dişil nefret-bilmezliğe varırız.

Psikanalitik dönüşüm sevgi üretir; çünkü (‘gerçeklik’ denen) bilmezlik nefreti sevgiyi soğurur, (‘sahilik’ denen) nefret-bilmezlik ise sevgi yayar [7].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] “Freud’s Psycho-Analytic Procedure” (1904)

[2] Bkz “Uzamsal ile Bileşimsel” ve “Fallus’un Saçmantığı”, “Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile” Slavoj Žižek

[3] Rumsfeldci kategorileri anımsayın: Bilindiği bilinenler, bilinmediği bilinenler, bilinmediği bilinmeyenler; ve Žižek’in bu listeye eklediği: bilindiği bilinmeyenler.

[4] Bkz “Sahi Sahiliğin Anlamsız İmletimi”

[5] Bkz “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”, “Boşbeleş işler dil gibi yapılanmıştır”, “Ne-densiz hediye: Nerede çokluk, orada… imleyen!”

[6] Bkz “Social Media Turns Cursors Into Cursers”

[7] Bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”, “Sevgiyi tözlendiren nefret-bilmezliktir”

Bu metne ilham veren 5’inci Freud Atölyesini düzenleyen Cadell Last’a (ve diğer katılımcılara) teşekkürler.

6 Yorum

Filed under Şey