Tag Archives: Saçmantık

Saçmantık — derleme

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Saçmantık) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Parmakla gösterme bir işarettir

— Bilmeyiş bilginin ufkunda sahilik alanını açar

— Bilinçdışının bileşimsel dünyadışını geçirgen kılmak

— Žižek cehennem bölgelerini nasıl oynattı

— Sevgiyi tözlendiren nefret-bilmezliktir

— Cinsel ‘İlişki’nin Ötesi

— Fallus’un Saçmantığı

Diğer derlemeler

诞 : doğum, böbürlenme, saçma

Yorum bırakın

Filed under Şey

Žižek cehennem bölgelerini nasıl oynattı — Işık Barış Fidaner

Žižek-Olayının entelektüel işlemi şu üç mecazda özetlenir:

zizekmeta
Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Bilmeyiş bilginin ufkunda sahilik alanını açar — Işık Barış Fidaner

Seminer 3‘te Lacan imleyenin “işaretin notunu düşmek” olduğunu belirtir: Gemi kaptanı şahit olduğu olayı seyir defterine yazar. Yazılan şey imleyen olur, artık işaret değildir.

Hegel’in Ruhun Fenomenolojisi‘ndeki duyu-kesinliği tartışmasını anımsayalım: Şimdi Gece olduğunu görürüz ve “Bu hakikati deftere yazarız”; ama sonra güneş doğar ve Şimdi Gündüz olur. Yani “Şimdi” imleyeninin dolayımı ile “Gündüz” ve “Gece” işaretlerinin dolaysızca değişmesi arasında uyuşmazlık çıkar. İşte bu yüzden Hegel imleyene “genel olumsuzluk” der.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Parmakla gösterme bir işarettir — Işık Barış Fidaner

parmak

Richard Boothby “Lacan’ın Hegel’le Şeyi” makalesinde imleyenin oluşumunda hayali ve gerçek bileşenlerin oynadığı rolü güzelce tarif eder ama imleyeni özlendiren simgesel bileşeni ihmal eder, verdiği örnekte de bu ihmal apaçıktır: Parmakla gösterme parmak imgesiyle gösterilen Şey’i bileştirerek bir imleyen oluşturur, der. Bu imge-gerçek bileşimi sahiden oluşsa bile bir imleyen olamaz [1].

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Cinsel ‘İlişki’nin Ötesi — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın üçgen şemasındaki (Encore sayfa 90) üç öğe S(Ⱥ), objet a ve Fallus’tur [1]. Bu üçlünün merkez öğesi Fallus’tur çünkü simgesel düzenin kör noktasına oturmuştur, İmgesel ile Gerçek’in arasında durur [2]:

sema

Sağ üstteki Fallus öznenin hep hüsran yaşadığı çelişki noktasıdır çünkü öznenin hayalleri orada ya gerçekleşir ya gerçekleşmez [3]. Bu hüsran kaçınılmazdır çünkü hayal edilen Şeyin gerçekleşmesi çoğu zaman gerçekleşmemesinden daha beterdir. İşte bu yüzden Fallus nefretin de merkezi olur [4]. Kadınlar bundan kötü etkilenir çünkü mevcut toplumsal cinsiyet rejimi kadınları erkeklerin hayallerine hapsolarak bu Fallus çelişkisini bedenlemeye yöneltir [5]. Deleuze’ün bir zamanlar dediği gibi “Başkasının hayaline hapsolduysan işin bitmiştir.”

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Fallus’un Saçmantığı — Işık Barış Fidaner

Uzay-zamanın varoluşu uzamsalın aksinin zamansal olduğunu düşündürür. Öyle değildir.

Uzamsalın asıl aksi bileşimseldir [1]. Bileşimsele uzamsaldaki eksiklik yoluyla uzanırsınız [2]. Arzu açısından uzamsaldaki eksiklik hâlâ doldurulup (Eros’a göre genital) tamamlanmayı bekleyen bir tatminsizliğin boşluğudur; dürtü açısındansa ortada eksiklikten ziyade delik vardır, agape‘yi tatmin eden bir ayırı/gedik vardır (gap) [3]. Arzudaki eksiklik uzaya bir açılım sunar ve yokluğunda uzayın kapanacağını ima eder, dürtüdeki ayırı/gedik ise arzulu açılımı saçmantıklı bir kapanım ve yoğulluğa çevirir (absense, absential) [4].

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Sevgiyi tözlendiren nefret-bilmezliktir — Işık Barış Fidaner

Bana göre Žižek’in en afallatan tezi şudur:

Erkeğin heteroseksüel aşkı aslında homoseksüeldir, kadının kadın kılığına girmiş bir erkek olduğu düşlemi ile ayakta tutulur. (Kendini Tutamayan Boşluk)

Bu tez harfiyen okunursa erkeğin kadına heteroseksüel aşkı diye bir şey olamaz, çünkü erkek kadının penisli olduğunu düşlüyor olmalıdır. Žižek’in Lacancı öncüllerini izlediğim için iki cinsiyetin cinsel münasebeti becermesinin bünyevi imkansızlığını kabul ederim ama bu durum onların sahiden aşık olmaları mümkünatını çürütmez. O halde erkek kadını neden kadın olarak sevemesin ki? Neden illa onda olmayan bir penisi düşlemesi gereksin ki?

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Bilinçdışının bileşimsel dünyadışını geçirgen kılmak — Işık Barış Fidaner

Freud psikanalizin görevini bir formülle sadeleştirir: “Görevimiz bilinci bilinçdışına eriştirmektir, bunun yolu da dirençlerle baş etmektir.” Bu formülün mühim noktası şudur: Analiz bilinçdışındaki matlığı alt etmez, yalnızca bilinçdışını bilinç açısından geçirgen kılar. Ama bilincin bilinçdışına erişmesini analizanın farkına varamadığı bir başka dünyaya açılan bir kapı veya geçit gibi düşünmeyin. Herhangi bir dünyanın uzamı, en sürreel hayal dünyasının bile uzamı, ancak bilinçte belirebilir; bilinçdışı ise esasında bütün uzamların ötesinde bileşimsel bir yeraltı-dünyası veya dünyadışıdır [2]. Psikanalizde bilinç danışma odası uzamını temel alsa da bilinçdışının bileşimsel dünyadışına uzanmaktadır; dünyadışını geçirgenleştiren bu uzanışın simgesel mecrası da dildir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey