Bilmeyiş bilginin ufkunda sahilik alanını açar — Işık Barış Fidaner

Seminer 3‘te Lacan imleyenin “işaretin notunu düşmek” olduğunu belirtir: Gemi kaptanı şahit olduğu olayı seyir defterine yazar. Yazılan şey imleyen olur, artık işaret değildir.

Hegel’in Ruhun Fenomenolojisi‘ndeki duyu-kesinliği tartışmasını anımsayalım: Şimdi Gece olduğunu görürüz ve “Bu hakikati deftere yazarız”; ama sonra güneş doğar ve Şimdi Gündüz olur. Yani “Şimdi” imleyeninin dolayımı ile “Gündüz” ve “Gece” işaretlerinin dolaysızca değişmesi arasında uyuşmazlık çıkar. İşte bu yüzden Hegel imleyene “genel olumsuzluk” der.

Lacan’ın örneğini Hegel’in tartışmasına bağlayarak diyebiliriz ki işaretin duyu-kesinliği ‘Ben’ ve ‘Bu’ arasında hayali bir ayna-münasebetinden oluşur. Hegel’e göre bu münasebet “dolaysızca en zengin bilgi türüymüş gibi gözükür” çünkü sınırsız gibidir ve “en hakiki bilgi odur adeta”; ama neticede imleyenle sağlanabilen belirlenime kıyasla onun “en soyut ve en zayıf hakikat olduğu anlaşılır” [1]. İmleyenin simgesel dolayımı işaretin hayali duyu-kesinliğini deftere yazan “genel olumsuzluk“tur.

Şimdi Boothby’nin “Lacan’ın Hegel’le Şeyi” makalesindeki “parmakla göstermek imleyendir” iddiasını gözden geçirebiliriz [2]. Boothby parmakla göstermede parmak imgesi ile gösterilen Şeyin gerçeğinin bileştiğini belirtmekte haklıdır. Ama sonra onun imleyen olması için gerek duyulan simgesel boyutu ihmal eder. Parmakla gösterme hâlâ ‘Ben’ ve ‘Bu’ arasındaki ayna-münasebetinin dolaysızlığına gömülü kaldığı için işaretin hayali duyu-kesinliğinde kalır. İmleyen olsaydı olumsuz simgesel dolayım kurarak “işaretin notunu düşerdi”.

Dahası, bilinç her zaman ‘Ben’ ve ‘Bu’ arasındaki ikiliğe gömülü iken bilinçdışı “dil gibi yapılandığı” için, imleyeni işaretten ayırt eden “genel olumsuzluk” aynı zamanda bilinçdışını da bilinçten ayırt eder.

Bu belirlenim muazzam sonuçlar verir: Bilmeyiş her zaman bilgiden daha sağlamdır. Muhtemelen bu yüzden insanlarda güçlü bir bilmezlik tutkusu vardır (bastırma), olan biteni bilmek için saf bir arzu duymazlar [3]. “Cehalet”in sağduyu nezdindeki aşağılayıcı çağrışımı kovulmalıdır: Öğrenilmiş-eğitilmiş bilmezlik (kaba bilmezliğin aksine) Lacan’da önemli bir erdemdir [4]. Ben bu erdeme Görce diyorum [5]. Bilmeyişin bilgiye nüfuzu kuvvetlidir çünkü bilginin ufkunda sahilik alanını açan, bilmeyişin olumsuz dolayımıdır. Pratikte bu nüfuz sahi sahiliğin anlamsız imletiminde duyulur [6].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bu tamlık taslama anlamında imgesel yabancılaşmadır: “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[2] Lacan’dan tam alıntısını da içeren “Parmakla gösterme bir işarettir”e bakınız.

[3] Jacques-Alain Miller: “Lacan şöyle dedi: ‘Bilme arzusu yoktur, bilme dürtüsü yoktur.’ Ve ekledi: ‘Hastalarda ve kendimde keşfettiğim tek şey, bilmeme dürtüsüdür.’” / Jacques Lacan, 21’inci Seminer: “Umarım hatırlıyorsunuzdur, sadece bilme arzusu [désir de savoir] diye bir şey olmadığını vurgulamakla kalmadım, ayrıca şöyle bir şeyden bahsettim … aslında bilmekten duyulan derin bir korkuyu [l’horreur de savoir] ifade ettim. İşte böyle!”. Ayrıca bkz “Merak ve Bilmezlik Tutkusu”

[4] Bkz “Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir”

[5] Bkz “Görce Yazıları”

[6] Bkz “Sahi Sahiliğin Anlamsız İmletimi”

7 Yorum

Filed under Şey