Parmakla gösterme bir işarettir — Işık Barış Fidaner

parmak

Richard Boothby “Lacan’ın Hegel’le Şeyi” makalesinde imleyenin oluşumunda hayali ve gerçek bileşenlerin oynadığı rolü güzelce tarif eder ama imleyeni özlendiren simgesel bileşeni ihmal eder, verdiği örnekte de bu ihmal apaçıktır: Parmakla gösterme parmak imgesiyle gösterilen Şey’i bileştirerek bir imleyen oluşturur, der. Bu imge-gerçek bileşimi sahiden oluşsa bile bir imleyen olamaz [1].

Parmakla gösterme bir Şey’i gözlemciye temsil ettiğine göre olsa olsa işarettir, imleyen olamaz. İmleyeni özlendiren simgesel bileşen, imleyenin özneyi bir başka imleyene temsil etmesini gerektirir. “Uzamsal vs. bileşimsel”e atıfla “işaret vs. imleyen”i güzelce ayırabiliriz [2]. Parmakla göstermenin işaret ederek becerdiği iş, Şey’in uzamsal konumlanışıdır; imleyen olsaydı başka imleyenlere atıf yapardı ve onlarla çeşitli bileşimlere katılırdı. Parmakla gösterme olsa olsa işaret diliyle konuşulan bir bağlamda imleyen olabilir. Boothby Filozof Freud kitabında da bu farkı ihmal eder: Dilin Şeyleri sınırlama işlevini anlatırken ‘konumlama’ ve ‘konumsal ifade’ gibi uzamsal mefhumlara fazla güvenir ve zaman zaman ‘işaret’ ve ‘imleyen’ terimlerini birbirinin yerine geçirir.

Lacan’ın örneğini anımsayalım:

Denizdeyim, küçük bir geminin kaptanıyım. Geceleyin hareket eden bir şeyler görüyorum, bu da bana orada bir işaret olabileceğini düşündürüyor. Nasıl karşılamalıyım? Eğer henüz bir insan değilsem, dedikleri gibi türlü türlü sergilemelerle karşılarım – modellenmiş, motor ve duygusal. Psikologların tarifine uyarım, bir şeyi anlarım, aslında size yapmamayı öğrenmeniz gerektiğini söylediğim herşeyi yaparım. Öte yandan ben bir insansam, seyir defterime yazarım – Şu şu zamanda, şu şu enlem boylamda, şunu ve bunu fark ettik.

Aslî olan budur. Sorumluluğumu saklarım. İmleyeni ayırt eden şey buradadır. İşaretin notunu düşerim. Alımın tanınması, anlam verici değil imletici olduğu ölçüde, iletişimde elzemdir. Eğer bu ayrıma net bir ifade vermezseniz, anlama geri düşmeye devam edersiniz; anlam, imleyenin esas işlevini yürüten kaynağını maskeler. (Seminer 3)

“İşaretin notunu düşerek” işaretlerin uzamsal alanını imleyenlerin bileşimsel alanına tercüme ederiz. Tercümenin ardından bu not farklı dillere çevrilebilir, bu da onun imletici statüsünü ispatlar (anlam verici değildir).

Aynı fark harita üzerinde de ayırt edilebilir. Bir ülkenin haritası olsa olsa bir işarettir, çünkü harita ülkenin uzamına tekabül eder. Ama haritada şehirleri adlandıran sözcükler imleyenlerdir, onlar kendi öznelerini/konularını diğer imleyenlere bileşimsel yoldan temsil ederler [3].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] İşte bu yüzden Türkiyeli Lacancıların “imleyen”i “gösteren” diye tercüme etme pratiğine karşıyım: “Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli”

[2] Bkz “Uzamsal ile Bileşimsel” ayrıca bkz “Fallus’un saçmantığı”

[3] “Bileşimsel uzay” veya “bileşimler uzayı” gibi oksimoron terimlerden bilerek kaçınıyorum (Lacan: Topolojik Anlamda kitabında Jacques-Alain Miller böyle bir terim kullanmış). “Bileşimsel uzamdışı” demek daha isabetli olur.

9 Yorum

Filed under Şey