Uzay-zamanın varoluşu uzamsalın aksinin zamansal olduğunu düşündürür. Öyle değildir.
Uzamsalın asıl aksi bileşimseldir [1]. Bileşimsele uzamsaldaki eksiklik yoluyla uzanırsınız [2]. Arzu açısından uzamsaldaki eksiklik hâlâ doldurulup (Eros’a göre genital) tamamlanmayı bekleyen bir tatminsizliğin boşluğudur; dürtü açısındansa ortada eksiklikten ziyade delik vardır, agape‘yi tatmin eden bir ayırı/gedik vardır (gap) [3]. Arzudaki eksiklik uzaya bir açılım sunar ve yokluğunda uzayın kapanacağını ima eder, dürtüdeki ayırı/gedik ise arzulu açılımı saçmantıklı bir kapanım ve yoğulluğa çevirir (absense, absential) [4].
Peki zaman nereden gelir? Zaman, bileşimler uzamsal açılımı doldurdukça üreyen sentezdir. Anlatıda işte böyle olur. Anlatı, arzu temelinde öğeleri ardısıra bileştirerek zamansalı sentezler. Eril anlatı bir fallik imleyenin gerçek önceliğini sahneleyen bir gerçeklik halinde öğeleri bileştirir [5]; erkek ancak böyle yetkilenebilir [6]. Dişil anlatıda öğeler bir sahicilik sahasına saçılır ve onların asıl bileşim mümkünatı bir sonradanlığa bırakılır [7]; kadın ancak böyle bedenleyebilir [8].
Bedenlenen şey her zaman hayal ile gerçek arasında bir çatışmadır. ‘Fallus’ sözcüğü bütün nefretlerin kaynağındaki bu çelişkiyi adlandırır [9]. İnsanlara hüsran yaşatan her zaman hayalin gerçek olmamasıdır, onları yatıştıransa her zaman hayal edilenin bir gerçekliği ‘olmuş’, ‘olmakta’ veya ‘olacak’ diyen bir yanılsamanın gücüdür.
Toplumsal cinsiyet rejimi Fallus’un çelişkisini bedenleme rolünü kadına tayin eder. Erkeğe tayin ettiği rol ise fallik imleyeni sürekli yeniden icat etmektir. Fallik imleyen, Fallus’u dile geçirerek hayali gerçekleştirmesi gereken özel bir simgedir. Söylemek gereksizdir ki bunu asla beceremez. Ama yine de erkekler tekrar tekrar kendilerini ‘ispatlamaktan’ asla vazgeçmezler, yani bir fallik imleyenin gerçekçiliği yoluyla simgesel anlamda yetkilenmekten hiç vazgeçmezler, kadınlar da o fallik imleyenin bocalamasının asıl ‘delili’ olmaktan asla vazgeçmezler, yani Fallus’un ebedi çelişkisini bedenlemekten hiç vazgeçmezler [10].
Fallik imleyen her zaman Fallus’un çelişkisini inkar etmelidir çünkü erkek ancak gerçek bedenlenişi bilmezden geldiği ölçüde hayali bedenlenişi sevebilir. Fallus’un saçmantığı (paradoksu) budur: Kadın erkeğin sevgisini ancak erkeğin bilmezliğini hak edecek bir nefreti bedenleyebildiği ölçüde kendine çekebilir. İki cinsiyetin arzuları dilin kalbindeki bu saçmantıkla birbirine dolaşır.
Fallus arzusuyla açılan uzam, bir dizi hüsran yaşadıktan sonra, eninde sonunda ‘düşlemi katetmeye’ yani Fallus’un saçmantığını açığa vurmaya itilir. Acayip bir kapanımdır bu, çünkü gerçek bileşimlerin açığa vurulması uzamsal boşluğu doldurmak yerine hayali uzamı iyice yerlere düşürür. Arzuların katedilmesi sizi artık niyetten ibaret olmayan gerçek bir iradeye vardırır [11]. Gerçek yetkilenme budur [12].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Uzamsal ile Bileşimsel”
[2] Bkz “Möbius Şeridi bir Adadır”
[3] “Jacques-Alain Miller’i takip edip eksiklik ile deliği ayırt etmeliyiz: eksiklik uzamsaldır, bir uzaydaki boşluğu adlandırır, delik ise daha radikaldir, bu uzamsal düzenin çöktüğü noktayı adlandırır (fizikteki ‘karadelik’ gibi). Arzu ile dürtü arasındaki fark budur: arzu teşkil edici bir eksikliği zemin alır, dürtü ise bir deliğin etrafında dolaşır, oluş düzenindeki ayırı/gedik etrafında dolaşır.” (Slavoj Žižek, Paralaks) Hem topluluk sevgisi hem açıklık anlamındaki “agape” kelime oyunum Jamieson Webster’ın Psikanalizin Hayatı ve Ölümü kitabında anlattığı rüyadan gelir.
[4] Absense imla hatası değil. Bkz “Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile” Slavoj Žižek
[5] Bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”
[6] Yetkilenmeyi erkeklere tayin eden toplumsal cinsiyet rejimini savunmuyorum elbette. Kadınlar da yetkilenebilirler. Bkz “Fallus’un Katedilmesi”
[7] İmletimdeki bu gecikme kadınları erkeklerin arzusunu harekete geçiren muamma ve gizeme çevirir. Ama aynı zamanda erkekler nezdinde kadınları feda, ölüm ve entropiyle de ilişkilendirir. Bkz “Hep Sonradan: Entropi ve Feda”, “Dark’ta Yetkilenme Krizi”, “İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır”, “Entropi: Deleuze’ün Semptomu, Lacan’ın Anahtarı”
[8] Peki kadın neyi bedenler? Son kertede cinsiyet üzerine çatışmayı bedenler. Tabi erkekler de bu çatışmayı bedenleyebilir ama çatışmalı bir tarzda. Bkz “Cinsiyet Üzerine Çatışma”
[9] Bkz “The Contradiction About Contradiction”
[10] Bkz “İspat erildir, delil dişildir”
[11] Bkz “Onarım Arzusu ile Bozunum Arzusu”
[12] Bkz “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”
Fallusa inanma, fallussuz kalma.
Efesli Priapus































Geri bildirim: The Paradox of the Phallus — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Sevgiyi tözlendiren nefret-bilmezliktir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bilinçdışının bileşimsel yok-dünyasını geçirgen kılmak — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yıldızlararası Babanın-Adı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Düşlemsel Gerçekliğin Anlatımı ile Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: ‘Erkeklik Krizi’ Genel Yetkilenme Krizinin Tezahürüdür — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cinsel ‘İlişki’nin Ötesi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Parmakla gösterme bir işarettir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saçmantık — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ekhona — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mesele sen değilsin bencillik etme (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: IBF ile robo-söyleşi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER