Cansev cinsdışıdır — Jacques Lacan

Edilgen şeye ‘madde’ diyen, onu canlandıran faile de ‘biçim’ diyen [Aristocu] kaba tezatlıktan yine de muğlak bir şeylerin günümüze kalması ilginçtir: Burada fail a ile canlandırır… neyi? Hiç! Başkasını kendi canı yapar…

Kadın, keyfiyeti kökten Başka olduğu ölçüde, antik spekülasyonlardan –ki erkeğin iyiliğinin ifadesinden ibaret oldukları besbellidir– yola çıkarak söylenebilecek herşeyden daha yakındır Tanrıya…

Can sahibi olmanın düşünceyi neden rezil edebileceğini anlamak zordur. Şayet can sahibiysek, can diyebileceğimiz tek şey, bir varlığın –adlı adınca: konuşan varlığın– dünyasında katlanılmaz olana dayanmasını sağlayan şeydir, işte bu katlanılmaz olana göre can yabancıdır, yani düşlemseldir. Canın burada –bu dünyada– olduğu düşüncesi ancak onunla yüzleşme sabrından ve cesaretinden çıkarsanabilir…

Ben canseverim, sen canseversin, o cansever…

Can canı cansevdiği sürece cinsellik işe karışmaz. Cinsellik orada geçmez…

Asıl karşılık, canın dünyaya dayanma cesareti ve sabrı üzerine söylediklerim, Aristo’yu İyilik arayışında şu noktaya vardırmıştır:

Dünyadaki her varlığın en büyük varlığa yönelmesinin tek mümkünatı onun kendi iyiliğini o Üstün Varlıkta ışıldayan iyilikle karıştırmasıdır.

Aristo’nun ‘philia’ terimiyle duyurduğu şey, yani iki varlığın sevgi bağının mümkünat temsili, Üstün Varlıkla olan gerilimin tezahürüyle tersine dönebilir:

Üstün Varlıkla aralarındaki katlanılmaz ilişkiye dayanma cesaretlerine bakarak dostlar dost olurlar, birbirlerini tanırlar ve seçerler.

Bu etiğin cinsdışı olduğu besbellidir…

Can varolabilsin diye kadın daha en baştan ondan farklılaşmıştır…

Seminer 20

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

tenezzülcü hocanın tahammülcü talebeleri

1 Yorum

Filed under Çeviri

One response to “Cansev cinsdışıdır — Jacques Lacan”

  1. Geri bildirim: Mektubaşka — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER