Frege kavramın kavrayışının boşluğuna varır, hiçbir nesneyi içermeyen kavrama varır. O kavram hiçlik kavramı değildir –bir kavramdır sonuçta–, olmazlık kavramıdır (inexistence). Hiçlik sandığı şeyi düşünerek yapar bunu, sayısı 0’a eşit olan kavramı “x x’ten farklıdır” yani “x ≠ x” yani “x kendinden farklıdır” diye tanımlayabileceğini zanneder.
Bu gösterim elbette çok sorunludur çünkü… ne yapıyoruz ki burada? Eğer simgesel benim dediğim gibi tamamen sözlerden oluşuyorsa, üst-dil diye bir şey sahiden yoksa, o zaman kendinden farksız olduğundan emin olunan bir nesne dilin neresinde adlandırılacak ki?
Her halükarda Frege bu hipotez temelinde, “sıfıra eşit” kavramının –başta verdiği öncül sayı formülüne göre– tam anlamıyla hiçlikten ibaret olan 0’dan farklı bir sayı ettiğini söyler. Yani sıfıra eşit olan kavrama uygun olan sayı, 0 sayısına uygun olan sayıdan farklıdır.
O andan itibaren 0 sayısına uygun olan kavram artık 0’a özdeş olduğu halde 0’a özdeş olmayışına dayanır. Dümdüz 0’a özdeş olan kavram onun ardılı sayılır ve 1’e eşittir. Bunların hepsi eş-sayılılık (equinumerosity) denen şeyden yola çıkarak kurulur. Besbelli ki olmazlık gereği hiçbir nesneyi içermeyen kavramın eş-sayılılığı her zaman kendine eşittir. 0 ile 0 arasında fark yoktur. Bu farksızlık adımıyla Frege 1’in temelini atmak istedi.
Her halükarda bu fetih bizim için kıymetlidir çünkü o bize bildirir ki 1 özünde –ne dediğimi iyi dinleyin– olmazlığın imleyenidir.
Peki bunun 1’in temelini atabileceğinden emin miyiz?
Seminer 19
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Mektubaşka — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER