Jurassic Park: Dinozorlar pederane üstbenin patlamasıdır — Slavoj Žižek

Hitchcock haricinde beklenmedik yerlerde de küçük a nesnesine rastlarsınız, mesela Jurassic Park‘ta. Eleştirmenlerin çoğu özel efektlerden başka bir numarası olmayan teknoloji bombardımanı saydıkları Jurassic Park‘ta karakterlerarası ilişkilerin düz ve çiğ kaldığını iddia etti. Valla mı? Kötülük algılayan nazarın ta kendisinde bir kötülük olmasın? Tekno-rüküş yaftasıyla dışlanmak belki de Jurassic Park filminin vasıflarından ziyade onu eleştiren nazarın kendi pörtlemesidir?

Hemen dikkatinizi çekmesi gereken ilk özellik filmdeki olağandışı stabilliktir: Çok geçmeden filmdeki olaylar dinozorların tekrar tekrar saldırdığı tek bir yere ‘sıkışıp kalır’. Eğer Jurassic Park sahiden de özel efekt bombardımanıysa o halde onu paradoksal/saçmantıklı bir tek odalı bombardıman saymalıyız.

Bana sorarsanız Jurassic Park babalık travmasına dair bir oda dramıdır, erken Antonioni veya Bergman tarzında. Filmdeki Hiçkokulu nesneye odaklanınca bu boyut derhal gözünüze batacaktır: İlk sahnede Sam Neill’in ukalalık eden oğlana verdiği sözlü karşılığı güçlendirmek için kullandığı küçük dinozor kemiği/pençesi. Hiçkokulu nesne rolündeki bu kemik/pençe (Crichton’un romanında yoktur, Spielberg eklemiştir) Neill’in ebeveyn travmasını yani pederane işlevi üstlenmeyi reddedişini yoğuşturur.

Eh tabi akabinde saldıran dinozorlar da aynı Hiçkokulu nesneden pederane üstbeni patlatmak adına diriltilen canavarlar değilse nedir? Yani babanın yıkıcı hışmıyla kendi evlatlarını hedef alması değilse nedir? (Hitchcock’un Kuşlar filminde validevi süperegoyu cisimleştiren kuşlar gibi)

İşte bu nedenle filmin diğer anahtar sahnesi kötülerle (etçil dinozorlarla) savaştıktan sonra Neill’in iki çocukla birlikte dev ağaca sığınışıdır. O dalların arasında kendini güvende hisseden Neill çocuklarla barışır, ebeveynliği kabullenir, simgesel babalık rolünü üstlenir; dönüşüm sinyali de üçü uykuya daldığı anda o küçük kemik/pençenin (kötücül nesnenin) adamın cebinden yere düşüp gözden kayboluşudur.

Eh tabi ertesi sabah onları saran mucizevi huzurlu saadetler bizi şaşırtmaz: Artık ağaca yanaşan dinozorlar iyi ve otçul türdendir çünkü pederane hışım geride kalmıştır. Öznelerarası simgesel ekononomi bakımından film o sahnede biter, devamında yaşanan olaylar ise beş benzemezin katışımıdır, çeşitli janrlardan yamalanmış bir bohçadır, tutarlı bir libidinal tesir bırakmaz.

Bu temayı Spielberg’in diğer filmlerine bağlamak da hiç zor değil, zira onun çoğu filmi –Güneş İmparatorluğu‘ndan Schindler’in Listesi‘ne kadar– babalık travması etrafında döner. Mesela ET’yi düşünün: ET nedir ki? Babasız ailenin kendini yeniden bütünlemesini sağlayan bir ‘kaybolan aracı’ değilse… (ailenin babası Meksika’ya kaçınca ET ortaya çıkar; filmin sonundaki ‘iyi’ bilimci de belli ki müstakbel baba rolünü üstlenmiştir, anneyi şimdiden koluna takmıştır…)

Keyfin Metastazları’ndan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Hiçkoku” Sandro Penna, “Validevi Yutucu Kuş” Slavoj Žižek, “Paps of Jura, Jurassic Paps, Dinozor Memeli Babişko: Genel ve Yerel Azamiye”, “Ejderhane: Dil Sesle Eşleşen Örgütlü Düşüncedir” Ferdinand de Saussure

4 Yorum

Filed under Çeviri