Bilindik sözü ele alalım:
Kendini bir şey zannediyorsun.
Bu sözün yanlış okunuşu şöyledir:
“Bir şey olabilmek” anlamındaki en asgari kavrama bile layık olamıyorsun.
Bu okuma insanı çıkmaz sokaklara gark eder çünkü pederane üstbene özgü kontr-Ödipal veya Boğaçhanvari örtük saldırgan dürtünün dışavurumudur [1]:
Senden (ben olmasam!) hiçbirşey olmaz(dı), ne köy ne kasaba…
Aynı sözün doğru okunuşu şöyledir:
Kendini bir şey (X) zannetmekle bir şey (Y) oluşunu telafi ediyorsun.
Bu yapıya Zanla Telafi diyelim:
— Y herhangi bir yetersizlik veya eksiklik nedeniyle çaresizce çırpınma halidir.
— X de o hali yatıştıran teknolojik/mitolojik dolgudur, protezdir, avuntudur.
Sigmund Freud insanlık/medeniyet dünyasının Zanla Telafi yapısına riayet ettiğini anlattı ve gösterdi [2]:
İnsan bir tür protezli Tanrı olmuştur. Yardımcı organlarını üzerine taktığı zaman sahiden muhteşemdir; ama bu organların kökü onda değildir ve zaman zaman bunlar ona epey sıkıntı verir. (Uygarlığın Huzursuzluğu)
Dünyanın kendisine bakarsanız X suni, Y tabii gibidir. Oysa dünyanın dilegelişinde X/Y örtüşüyordur: Söz insanın yoksunluğunu hem duyurur hem de doyurur [3]. Yapaylığın doğallıkla örtüştüğü simgesel düzende X/Y etle tırnak gibi birleşir. Slavoj Žižek’in andığı Marx kardeşler şakasındaki gibi:
— Aa siz Emmanuel Ravelli’ye nasıl da benziyorsunuz!
— İyi de ben zaten Emmanuel Ravelli’yim!
— O halde Emmanuel Ravelli’ye benzemenize şaşmamalı!
İnsanın “bir şey olması” “kendini bir şey zannetmesine” engel değildir. X/Y kompleksinde Hayal/Gerçek üst üste biner ve Simgeleşir. İnsan denen konuşan/simgeleyen varlık açısından:
1) Gerçek kadar Hayal de doğaldır/tabiidir.
2) Hayal kadar Gerçek de yapaydır/sunidir.
Yani kısacası Zanla Telafi yapısı Tanrı katından indirilen insanlık paketine dahildir:
Senin sanmışsın! Sen insanmışsın! (“bilgi” meyvesi)
Şimdi asıl meseleye gelelim: Zanla Telafiyi eleştirmek nedir? Zanla Telafinin Zanla Telafisidir. Eleştiri Zanla Telafinin yavrulamasıdır.
Oku baban gibi eşek olma.
Bu esprinin açılımı şöyledir:
— Babanın Zanla Telafi durumu… (Oku, baban gibi eşek olma)
— Oğulun Zannıyla Telafi edilir! (Oku baban gibi, eşek olma)
Her Simgede Hayal/Gerçek üst üste bindiği için “Yanlış Simgeyi” reddedip “Doğru Simgeyi” öne sürmek (babaya karşı oğul veya oğula karşı baba: Ödipal veya Boğaçhanvari dürtüye kapılmak) Gerçeği Hayalden ayırt etmenize yaramaz, aksine onların semptomatik düğümlenişini daha da girift ve çözülmez hale getirir.
Yani bir şeyleri eleştirdiğiniz zaman oradaki Zanla Telafi yapısını düzeltmiş olmazsınız, aksine o bağlamı dolgulayan kuruntuları daha da sıvayıp sağa sola bulaştırmış olursunuz. Üstben enfeksiyonunu yaymış olursunuz: O da inkarcı psiko-hadsizlik zırhına bürünmüş iğdiş kompleksidir: Kastrasyonu telafi eden kastırmasyondur [4].
İnsan olduğumuz için Zanla Telafi yapısından kaçışımız yok ama Zanla Telafiyi Zanla Telafi etmekten kaçınmamız mümkün. Bunun yolu da eleştirmek yerine çözümleme/analiz yapmaktır.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Babasını öldüren Yunanlı kahraman Ödip’in aksine Dede Korkut kahramanı Boğaçhan babasının öldürdüğü oğuldur. Sigmund Freud daha çocukken (yani “büyümekle” vakit kaybetmeden) babasına bu dürtüyü itiraf ettirmişti: “Bu çocuktan psikolmaz! Bak baba psikoldum!” Sigmund Freud. Slavoj Žižek de kendi babasına aynı dürtüyü itiraf ettirmişti:
Babalık kimliğinde hep [Fritzvari sapkınlığa meyleden] bir yan vardır (père-version). Babam hayattayken bir keresinde ismimi değiştirme konusunu açtım. Babam öfkelenip bağırmaya başladı “Olmaz öyle şey! Sana ismini vermekle herşeyi benim verdiğimi bilmez misin? Aslında herşeyi bana borçlu olduğunu bilmez misin?” Bana tamamen sahip olduğu fikri… Pek saygın ve normal bir babada bile bu boyutun pörtleyivermesi beni sarsmıştı. (Slavoj Žižek, Unbehagen and the subject: An interview)
Sonra aynısını Hollywood’da da tespit etti: “Jurassic Park: Dinozorlar pederane üstbenin patlamasıdır” Slavoj Žižek
[2] Bkz “Antichrist ve Hiperego: Bacağın Mıhlandığı Torna”
[3] Bu sayede/yüzden insanlık Freud’u kendi açığa vurduğu semptomun günah keçisi yapabilmiştir, daha önce (ve sonradan da) Sokrat, Platon, Dekart ve Hegel’e (ve Lacan ve Žižek’e) de yapmaktan çekinmediği gibi. Aracılar kendini kurtarabilse dahi hakikati bildiren sonuncu elçiye zeval olur.
[4] Bkz “Kastırmasyon (eril savgı, masculine protest, männlicher Protest)”
(Behiç Ak, Ben Yapmadım Öğretmenim, 1990)































Geri bildirim: Seda — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ben ismial mıyım yoksa mürekkep yalanmı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Üç Maymun 🙈🙉🙊, Üç İnsan 😎🤭😱 — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz Sinema | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hayırsız Oğul Gaia Kuyusunda Ne Arıyor? Histeriye Obsesyonel Freakshow Bakışı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Festival Baskınında Kontr-Ödipal Dürtü — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Counter-Oedipal Drive in the Festival Raid — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis